Mutaffifîn Sûresi

36 âyet · 17 tefsir eserinde okunabilir.

Tefsir eserleri

Âyetler ve mealler

1

وَيْلٌۭ لِّلْمُطَفِّفِينَ

Diyanet Vakfı
Eksik ölçüp noksan yapan hilekarlara yazıklar olsun!
Elmalılı H. Yazır
Eksik ölçüp tartanların vay haline!
Ali Bulaç
Eksik ölçüp tartanların vay haline,
Diyanet İşleri
İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
Tefsirleri karşılaştır

2

ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكْتَالُوا۟ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسْتَوْفُونَ

Diyanet Vakfı
Onlar insanlardan alırken ölçüp tarttıklarında tam,
Elmalılı H. Yazır
Onlar insanlardan kendilerine bir şey aldıkları zaman tam ölçerler.
Ali Bulaç
Ki onlar, insanlardan ölçerek aldıklarında noksansız alırlar.
Diyanet İşleri
İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
Tefsirleri karşılaştır

3

وَإِذَا كَالُوهُمْ أَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ

Diyanet Vakfı
Onlara vermek için ölçüp tarttıklarında ise eksik ölçer ve tartarlar.
Elmalılı H. Yazır
Kendileri başkalarına bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman eksik ölçer ve tartarlar.
Ali Bulaç
Kendileri onlara ölçtüklerinde veya tarttıklarında eksiltirler.
Diyanet İşleri
İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
Tefsirleri karşılaştır

4

أَلَا يَظُنُّ أُو۟لَٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبْعُوثُونَ

Diyanet Vakfı
Onlar düşünmezler mi ki, tekrar diriltilecekler!
Elmalılı H. Yazır
Onlar tekrar diriltileceklerini zannetmiyorlar mı?
Ali Bulaç
Yoksa onlar, diriltileceklerini sanmıyor mu?
Diyanet İşleri
Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı?
Tefsirleri karşılaştır

5

لِيَوْمٍ عَظِيمٍۢ

Diyanet Vakfı
Büyük bir günde
Elmalılı H. Yazır
Büyük bir gün için.
Ali Bulaç
Büyük bir günde.
Diyanet İşleri
Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı?
Tefsirleri karşılaştır

6

يَوْمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

Diyanet Vakfı
Öyle bir gün ki, insanlar o günde alemlerin Rabbinin huzurunda divan duracaklardır.
Elmalılı H. Yazır
Öyle bir gün ki, insanlar o gün Rabblerinin huzurunda divan duracaklar.
Ali Bulaç
İnsanların, alemlerin Rabbi için kalkacağı günde.
Diyanet İşleri
O gün insanlar Alemlerin Rabbinin huzurunda dururlar.
Tefsirleri karşılaştır

7

كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْفُجَّارِ لَفِى سِجِّينٍۢ

Diyanet Vakfı
Doğrusu günahkarların yazısı, muhakkak Siccin'de olmaktır.
Elmalılı H. Yazır
Hayır hayır, kötülerin yazısı muhakkak Siccin'dedir.
Ali Bulaç
Hayır; facir olanların kitabı şüphesiz "Siccîn" dedir.
Diyanet İşleri
Sakının; Allah'ın buyruğundan dışarı çıkanlar, muhakkak "Siccin" adlı defterde yazılıdır.
Tefsirleri karşılaştır

8

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سِجِّينٌۭ

Diyanet Vakfı
Siccin nedir, bilir misin?
Elmalılı H. Yazır
Bildin mi sen, Siccin nedir?
Ali Bulaç
"Siccîn"in ne olduğunu sana öğreten nedir?
Diyanet İşleri
Siccin'in ne olduğunu sen nerden bilirsin?
Tefsirleri karşılaştır

9

كِتَٰبٌۭ مَّرْقُومٌۭ

Diyanet Vakfı
(O günahkarların yazısı) Amellerin sayılıp yazıldığı bir kitaptır.
Elmalılı H. Yazır
Yazılmış bir kitaptır o.
Ali Bulaç
Yazılı bir kitaptır.
Diyanet İşleri
O, yazılmış bir kitaptır.
Tefsirleri karşılaştır

10

وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Diyanet Vakfı
O gün vay haline yalancıların!
Elmalılı H. Yazır
Vay haline yalanlayanların o gün!
Ali Bulaç
O gün, yalanlayanların vay haline.
Diyanet İşleri
Yalanlayanların o gün vay haline!
Tefsirleri karşılaştır

11

ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ

Diyanet Vakfı
Ki onlar, ceza gününü yalan sayarlar.
Elmalılı H. Yazır
Onlar ceza gününü yalanlayanlardır.
Ali Bulaç
Ki onlar, din gününü yalanlıyorlar.
Diyanet İşleri
Onlar, kıyamet gününü yalanlamış olanlardır.
Tefsirleri karşılaştır

12

وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ

Diyanet Vakfı
Onu ancak hükümleri çiğneyen ve günaha dalan kimseler yalanlar.
Elmalılı H. Yazır
Onu ancak sınırı aşan ve günaha düşkün olanlar yalanlar.
Ali Bulaç
Oysa onu, 'sınır tanımaz, saldırgan', günahkar olandan başkası yalanlamaz.
Diyanet İşleri
Oysa onu mütecaviz günahkardan başka kimse yalanlamaz.
Tefsirleri karşılaştır

13

إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

Diyanet Vakfı
Böyle birine ayetlerimiz okununca "Eskilerin masalları" derdi.
Elmalılı H. Yazır
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman, "eskilerin masalları" der.
Ali Bulaç
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman: "Geçmişlerin masallarıdır" dedi.
Diyanet İşleri
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman "Öncekilerin masalları" der.
Tefsirleri karşılaştır

14

كَلَّا ۖ بَلْ ۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

Diyanet Vakfı
Hayır! Bilakis onların işlemekte oldukları (kötülükler) kalplerini kirletmiştir.
Elmalılı H. Yazır
Hayır hayır, öyle değil. Aksine onların kazandığı günahlar kalplerinin üzerine pas olmuştur.
Ali Bulaç
Asla, hayır; onların kazandıkları, kalpleri üzerinde pas tutmuştur.
Diyanet İşleri
Hayır, hayır; onların kazandıkları kalblerini paslandırıp körletmiştir.
Tefsirleri karşılaştır

15

كَلَّآ إِنَّهُمْ عَن رَّبِّهِمْ يَوْمَئِذٍۢ لَّمَحْجُوبُونَ

Diyanet Vakfı
Hayır! Onlar şüphesiz o gün Rablerinden (O'nu görmekten) mahrum kalmışlardır.
Elmalılı H. Yazır
Hayır hayır, doğrusu onlar o gün Rablerini görmekten mahrumdurlar.
Ali Bulaç
Hayır; gerçekten onlar, Rablerinden perdelenerek-yoksun tutulmuşlardır.
Diyanet İşleri
Hayır; doğrusu onlar o gün, Rablerinden yoksun kalacaklardır.
Tefsirleri karşılaştır

16

ثُمَّ إِنَّهُمْ لَصَالُوا۟ ٱلْجَحِيمِ

Diyanet Vakfı
Sonra onlar cehenneme girerler.
Elmalılı H. Yazır
Sonra onlar muhakkak cehenneme girecekler.
Ali Bulaç
Sonra onlar, kuşkusuz cehenneme yollanacaklardır.
Diyanet İşleri
Sonra onlar, şüphesiz, cehenneme gireceklerdir.
Tefsirleri karşılaştır

17

ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

Diyanet Vakfı
Sonra onlara: "İşte yalanlamış olduğunuz (cehennem) budur" denilir.
Elmalılı H. Yazır
Sonra da onlara: "İşte bu, yalanlayıp durduğunuz şeydir" denilecek.
Ali Bulaç
Sonra onlara: "İşte sizin yalanladığınız (şey) budur" denir.
Diyanet İşleri
Sonra da: "yalanlayıp durduğunuz işte budur" denecektir.
Tefsirleri karşılaştır

18

كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْأَبْرَارِ لَفِى عِلِّيِّينَ

Diyanet Vakfı
Hayır! Andolsun iyilerin kitabı İlliyyun'dadır.
Elmalılı H. Yazır
Hayır hayır, iyilerin yazısı muhakkak Illiyyîn'dedir.
Ali Bulaç
Hayır; ebrar olanların kitabı, "İlliyîn"dedir.
Diyanet İşleri
Ama iyilerin defteri yüksek katlardadır.
Tefsirleri karşılaştır

19

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ

Diyanet Vakfı
İlliyyun nedir, bilir misin?
Elmalılı H. Yazır
Bildin mi sen, Illiyyîn nedir?
Ali Bulaç
"İlliyîn"in ne olduğunu sana öğreten nedir?
Diyanet İşleri
O yüksek katların ne olduğunu sen bilir misin?
Tefsirleri karşılaştır

20

كِتَٰبٌۭ مَّرْقُومٌۭ

Diyanet Vakfı
(O İlliyyun'daki kitap) İçinde ameller kaydedilmiş bir kitaptır.
Elmalılı H. Yazır
Yazılmış bir kitaptır o.
Ali Bulaç
Yazılı bir kitaptır.
Diyanet İşleri
O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır.
Tefsirleri karşılaştır

21

يَشْهَدُهُ ٱلْمُقَرَّبُونَ

Diyanet Vakfı
O kitabı, Allah'a yakın olanlar görür.
Elmalılı H. Yazır
Allah'a yaklaştırılmış melekler ona tanık olurlar.
Ali Bulaç
Ona yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlar şahid olurlar.
Diyanet İşleri
O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır.
Tefsirleri karşılaştır

22

إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ

Diyanet Vakfı
İyiler kesinkes cennettedir.
Elmalılı H. Yazır
Haberiniz olsun ki, iyiler nimet içindedir.
Ali Bulaç
Gerçek şu ki, ebrar olanlar, elbette nimetler içindedirler.
Diyanet İşleri
İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler.
Tefsirleri karşılaştır

23

عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ

Diyanet Vakfı
Onlar orada koltuklar üzerinde etrafa bakarlar.
Elmalılı H. Yazır
Tahtlar üzerinde etrafa bakarlar.
Ali Bulaç
Tahtlar üzerinde bakıp-seyretmektedirler.
Diyanet İşleri
İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler.
Tefsirleri karşılaştır

24

تَعْرِفُ فِى وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ ٱلنَّعِيمِ

Diyanet Vakfı
Onların yüzünde nimetlerin sevincini görürsün.
Elmalılı H. Yazır
Yüzlerinde nimet ve mutluluğun sevincini görürsün.
Ali Bulaç
Nimetin parıltılı-sevincini sen onların yüzlerinde tanırsın.
Diyanet İşleri
Onları, yüzlerindeki nimet pırıltısından tanırsın.
Tefsirleri karşılaştır

25

يُسْقَوْنَ مِن رَّحِيقٍۢ مَّخْتُومٍ

Diyanet Vakfı
Kendilerine mühürlü halis bir içki sunulur.
Elmalılı H. Yazır
Onlara damgalı saf bir içki sunulur.
Ali Bulaç
Onlara mühürlü, katıksız bir şaraptan içirilir.
Diyanet İşleri
Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar.
Tefsirleri karşılaştır

26

خِتَٰمُهُۥ مِسْكٌۭ ۚ وَفِى ذَٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ ٱلْمُتَنَٰفِسُونَ

Diyanet Vakfı
Onun içiminin sonunda misk kokusu vardır. İşte yarışanlar ancak onda yarışsınlar.
Elmalılı H. Yazır
Onun sonu misktir. İşte ona imrensin artık imrenenler.
Ali Bulaç
Ki onun sonu misktir. Şu halde yarışmak isteyenler, bunun için yarışsınlar.
Diyanet İşleri
Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar.
Tefsirleri karşılaştır

27

وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسْنِيمٍ

Diyanet Vakfı
Karışımı Tesnim'dendir.
Elmalılı H. Yazır
Karışımı Tesnim'dendir (En üstün cennet şarabındandır).
Ali Bulaç
Onun karışımı "tesnim"dendir.
Diyanet İşleri
Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır.
Tefsirleri karşılaştır

28

عَيْنًۭا يَشْرَبُ بِهَا ٱلْمُقَرَّبُونَ

Diyanet Vakfı
(O Tesnim Allah'a) Yakın olanların içecekleri bir kaynaktır.
Elmalılı H. Yazır
Allah'a yakın olanların içecekleri bir kaynaktır o.
Ali Bulaç
Bir kaynak ki, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlar ondan içer.
Diyanet İşleri
Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır.
Tefsirleri karşılaştır

29

إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجْرَمُوا۟ كَانُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يَضْحَكُونَ

Diyanet Vakfı
Şüphesiz günahkarlar, (dünyada) iman edenlere gülerlerdi.
Elmalılı H. Yazır
Doğrusu o suç işleyenler inananlara gülüyorlardı.
Ali Bulaç
Doğrusu, 'suç ve günah işleyenler,' kimi iman edenlere gülüp-geçerlerdi.
Diyanet İşleri
Suçlular, şüphesiz, inanmış olanlara gülerlerdi.
Tefsirleri karşılaştır

30

وَإِذَا مَرُّوا۟ بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ

Diyanet Vakfı
Onlarla karşılaştıklarında kaş göz hareketiyle alay ederlerdi.
Elmalılı H. Yazır
Onlara uğradıkları vakit birbirlerine göz kırpıyorlardı.
Ali Bulaç
Yanlarına vardıkları zaman, birbirlerine kaş-göz ederlerdi.
Diyanet İşleri
Yanlarından geçtikleri zaman da birbirlerine göz kırparlardı.
Tefsirleri karşılaştır

31

وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمُ ٱنقَلَبُوا۟ فَكِهِينَ

Diyanet Vakfı
Ailelerine döndüklerinde, (alaylarından dolayı) keyiflenerek dönerlerdi.
Elmalılı H. Yazır
Evlerine döndükleri zaman zevklenerek dönüyorlardı.
Ali Bulaç
Kendi yakınlarına döndükleri zaman neşeyle dönerlerdi.
Diyanet İşleri
Taraftarlarına vardıklarında bununla eğlenirlerdi.
Tefsirleri karşılaştır

32

وَإِذَا رَأَوْهُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَ

Diyanet Vakfı
Müminleri gördüklerinde: "Şüphesiz bunlar sapıtmış" derlerdi.
Elmalılı H. Yazır
Müminleri gördükleri vakit; "işte bunlar sapıklar" diyorlardı.
Ali Bulaç
Onları gördükleri zaman ise: "Bunlar elbette şaşkın-sapıklardır" derlerdi.
Diyanet İşleri
İnananları gördükleri zaman: "Doğrusu bunlar sapık olanlardır" derlerdi.
Tefsirleri karşılaştır

33

وَمَآ أُرْسِلُوا۟ عَلَيْهِمْ حَٰفِظِينَ

Diyanet Vakfı
Halbuki onlar, müminleri denetleyici olarak gönderilmediler.
Elmalılı H. Yazır
Oysa onlar müminler üzerine bekçi olarak gönderilmemişlerdi.
Ali Bulaç
Oysa kendileri onların üzerine gözcü olarak gönderilmemişlerdi.
Diyanet İşleri
Oysa kendileri, inananlara gözcü olarak gönderilmemişlerdi.
Tefsirleri karşılaştır

34

فَٱلْيَوْمَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنَ ٱلْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ

Diyanet Vakfı
İşte o gün (ahirette) de iman edenler kafirlere gülerler.
Elmalılı H. Yazır
İşte bugün de inananlar kâfirlere gülecek.
Ali Bulaç
Artık bugün, iman edenler, kafir olanlara gülmektedirler.
Diyanet İşleri
Bugün de, inananlar inkarcılara gülerler.
Tefsirleri karşılaştır

35

عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ

Diyanet Vakfı
Koltuklar üzerinde etrafa bakarlar.
Elmalılı H. Yazır
Koltuklar üzerinde etrafa bakacaklar.
Ali Bulaç
Tahtlar üzerinde bakıp-seyretmek suretiyle.
Diyanet İşleri
Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler.
Tefsirleri karşılaştır

36

هَلْ ثُوِّبَ ٱلْكُفَّارُ مَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ

Diyanet Vakfı
Kafirler yaptıklarının cezasını bulduar mı! (Elbette buldular.)
Elmalılı H. Yazır
Nasıl, kâfirler yaptıklarının cezasını buldular mı?
Ali Bulaç
Nasıl, kafir olanlar, işlediklerinin 'feci karşılığını gördüler mi?'
Diyanet İşleri
Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler.
Tefsirleri karşılaştır