1
وَيْلٌۭ لِّلْمُطَفِّفِينَ
- Diyanet Vakfı
- Eksik ölçüp noksan yapan hilekarlara yazıklar olsun!
- Elmalılı H. Yazır
- Eksik ölçüp tartanların vay haline!
- Ali Bulaç
- Eksik ölçüp tartanların vay haline,
- Diyanet İşleri
- İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
Tefsirleri karşılaştır2
ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكْتَالُوا۟ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسْتَوْفُونَ
- Diyanet Vakfı
- Onlar insanlardan alırken ölçüp tarttıklarında tam,
- Elmalılı H. Yazır
- Onlar insanlardan kendilerine bir şey aldıkları zaman tam ölçerler.
- Ali Bulaç
- Ki onlar, insanlardan ölçerek aldıklarında noksansız alırlar.
- Diyanet İşleri
- İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
Tefsirleri karşılaştır3
وَإِذَا كَالُوهُمْ أَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ
- Diyanet Vakfı
- Onlara vermek için ölçüp tarttıklarında ise eksik ölçer ve tartarlar.
- Elmalılı H. Yazır
- Kendileri başkalarına bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman eksik ölçer ve tartarlar.
- Ali Bulaç
- Kendileri onlara ölçtüklerinde veya tarttıklarında eksiltirler.
- Diyanet İşleri
- İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
Tefsirleri karşılaştır4
أَلَا يَظُنُّ أُو۟لَٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبْعُوثُونَ
- Diyanet Vakfı
- Onlar düşünmezler mi ki, tekrar diriltilecekler!
- Elmalılı H. Yazır
- Onlar tekrar diriltileceklerini zannetmiyorlar mı?
- Ali Bulaç
- Yoksa onlar, diriltileceklerini sanmıyor mu?
- Diyanet İşleri
- Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı?
Tefsirleri karşılaştır5
لِيَوْمٍ عَظِيمٍۢ
- Diyanet Vakfı
- Büyük bir günde
- Elmalılı H. Yazır
- Büyük bir gün için.
- Ali Bulaç
- Büyük bir günde.
- Diyanet İşleri
- Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı?
Tefsirleri karşılaştır6
يَوْمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
- Diyanet Vakfı
- Öyle bir gün ki, insanlar o günde alemlerin Rabbinin huzurunda divan duracaklardır.
- Elmalılı H. Yazır
- Öyle bir gün ki, insanlar o gün Rabblerinin huzurunda divan duracaklar.
- Ali Bulaç
- İnsanların, alemlerin Rabbi için kalkacağı günde.
- Diyanet İşleri
- O gün insanlar Alemlerin Rabbinin huzurunda dururlar.
Tefsirleri karşılaştır7
كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْفُجَّارِ لَفِى سِجِّينٍۢ
- Diyanet Vakfı
- Doğrusu günahkarların yazısı, muhakkak Siccin'de olmaktır.
- Elmalılı H. Yazır
- Hayır hayır, kötülerin yazısı muhakkak Siccin'dedir.
- Ali Bulaç
- Hayır; facir olanların kitabı şüphesiz "Siccîn" dedir.
- Diyanet İşleri
- Sakının; Allah'ın buyruğundan dışarı çıkanlar, muhakkak "Siccin" adlı defterde yazılıdır.
Tefsirleri karşılaştır8
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سِجِّينٌۭ
- Diyanet Vakfı
- Siccin nedir, bilir misin?
- Elmalılı H. Yazır
- Bildin mi sen, Siccin nedir?
- Ali Bulaç
- "Siccîn"in ne olduğunu sana öğreten nedir?
- Diyanet İşleri
- Siccin'in ne olduğunu sen nerden bilirsin?
Tefsirleri karşılaştır9
كِتَٰبٌۭ مَّرْقُومٌۭ
- Diyanet Vakfı
- (O günahkarların yazısı) Amellerin sayılıp yazıldığı bir kitaptır.
- Elmalılı H. Yazır
- Yazılmış bir kitaptır o.
- Ali Bulaç
- Yazılı bir kitaptır.
- Diyanet İşleri
- O, yazılmış bir kitaptır.
Tefsirleri karşılaştır10
وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ
- Diyanet Vakfı
- O gün vay haline yalancıların!
- Elmalılı H. Yazır
- Vay haline yalanlayanların o gün!
- Ali Bulaç
- O gün, yalanlayanların vay haline.
- Diyanet İşleri
- Yalanlayanların o gün vay haline!
Tefsirleri karşılaştır11
ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ
- Diyanet Vakfı
- Ki onlar, ceza gününü yalan sayarlar.
- Elmalılı H. Yazır
- Onlar ceza gününü yalanlayanlardır.
- Ali Bulaç
- Ki onlar, din gününü yalanlıyorlar.
- Diyanet İşleri
- Onlar, kıyamet gününü yalanlamış olanlardır.
Tefsirleri karşılaştır12
وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ
- Diyanet Vakfı
- Onu ancak hükümleri çiğneyen ve günaha dalan kimseler yalanlar.
- Elmalılı H. Yazır
- Onu ancak sınırı aşan ve günaha düşkün olanlar yalanlar.
- Ali Bulaç
- Oysa onu, 'sınır tanımaz, saldırgan', günahkar olandan başkası yalanlamaz.
- Diyanet İşleri
- Oysa onu mütecaviz günahkardan başka kimse yalanlamaz.
Tefsirleri karşılaştır13
إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ
- Diyanet Vakfı
- Böyle birine ayetlerimiz okununca "Eskilerin masalları" derdi.
- Elmalılı H. Yazır
- Ona âyetlerimiz okunduğu zaman, "eskilerin masalları" der.
- Ali Bulaç
- Ona ayetlerimiz okunduğu zaman: "Geçmişlerin masallarıdır" dedi.
- Diyanet İşleri
- Ona ayetlerimiz okunduğu zaman "Öncekilerin masalları" der.
Tefsirleri karşılaştır14
كَلَّا ۖ بَلْ ۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ
- Diyanet Vakfı
- Hayır! Bilakis onların işlemekte oldukları (kötülükler) kalplerini kirletmiştir.
- Elmalılı H. Yazır
- Hayır hayır, öyle değil. Aksine onların kazandığı günahlar kalplerinin üzerine pas olmuştur.
- Ali Bulaç
- Asla, hayır; onların kazandıkları, kalpleri üzerinde pas tutmuştur.
- Diyanet İşleri
- Hayır, hayır; onların kazandıkları kalblerini paslandırıp körletmiştir.
Tefsirleri karşılaştır15
كَلَّآ إِنَّهُمْ عَن رَّبِّهِمْ يَوْمَئِذٍۢ لَّمَحْجُوبُونَ
- Diyanet Vakfı
- Hayır! Onlar şüphesiz o gün Rablerinden (O'nu görmekten) mahrum kalmışlardır.
- Elmalılı H. Yazır
- Hayır hayır, doğrusu onlar o gün Rablerini görmekten mahrumdurlar.
- Ali Bulaç
- Hayır; gerçekten onlar, Rablerinden perdelenerek-yoksun tutulmuşlardır.
- Diyanet İşleri
- Hayır; doğrusu onlar o gün, Rablerinden yoksun kalacaklardır.
Tefsirleri karşılaştır16
ثُمَّ إِنَّهُمْ لَصَالُوا۟ ٱلْجَحِيمِ
- Diyanet Vakfı
- Sonra onlar cehenneme girerler.
- Elmalılı H. Yazır
- Sonra onlar muhakkak cehenneme girecekler.
- Ali Bulaç
- Sonra onlar, kuşkusuz cehenneme yollanacaklardır.
- Diyanet İşleri
- Sonra onlar, şüphesiz, cehenneme gireceklerdir.
Tefsirleri karşılaştır17
ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
- Diyanet Vakfı
- Sonra onlara: "İşte yalanlamış olduğunuz (cehennem) budur" denilir.
- Elmalılı H. Yazır
- Sonra da onlara: "İşte bu, yalanlayıp durduğunuz şeydir" denilecek.
- Ali Bulaç
- Sonra onlara: "İşte sizin yalanladığınız (şey) budur" denir.
- Diyanet İşleri
- Sonra da: "yalanlayıp durduğunuz işte budur" denecektir.
Tefsirleri karşılaştır18
كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْأَبْرَارِ لَفِى عِلِّيِّينَ
- Diyanet Vakfı
- Hayır! Andolsun iyilerin kitabı İlliyyun'dadır.
- Elmalılı H. Yazır
- Hayır hayır, iyilerin yazısı muhakkak Illiyyîn'dedir.
- Ali Bulaç
- Hayır; ebrar olanların kitabı, "İlliyîn"dedir.
- Diyanet İşleri
- Ama iyilerin defteri yüksek katlardadır.
Tefsirleri karşılaştır19
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ
- Diyanet Vakfı
- İlliyyun nedir, bilir misin?
- Elmalılı H. Yazır
- Bildin mi sen, Illiyyîn nedir?
- Ali Bulaç
- "İlliyîn"in ne olduğunu sana öğreten nedir?
- Diyanet İşleri
- O yüksek katların ne olduğunu sen bilir misin?
Tefsirleri karşılaştır20
كِتَٰبٌۭ مَّرْقُومٌۭ
- Diyanet Vakfı
- (O İlliyyun'daki kitap) İçinde ameller kaydedilmiş bir kitaptır.
- Elmalılı H. Yazır
- Yazılmış bir kitaptır o.
- Ali Bulaç
- Yazılı bir kitaptır.
- Diyanet İşleri
- O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır.
Tefsirleri karşılaştır21
يَشْهَدُهُ ٱلْمُقَرَّبُونَ
- Diyanet Vakfı
- O kitabı, Allah'a yakın olanlar görür.
- Elmalılı H. Yazır
- Allah'a yaklaştırılmış melekler ona tanık olurlar.
- Ali Bulaç
- Ona yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlar şahid olurlar.
- Diyanet İşleri
- O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır.
Tefsirleri karşılaştır22
إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ
- Diyanet Vakfı
- İyiler kesinkes cennettedir.
- Elmalılı H. Yazır
- Haberiniz olsun ki, iyiler nimet içindedir.
- Ali Bulaç
- Gerçek şu ki, ebrar olanlar, elbette nimetler içindedirler.
- Diyanet İşleri
- İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler.
Tefsirleri karşılaştır23
عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ
- Diyanet Vakfı
- Onlar orada koltuklar üzerinde etrafa bakarlar.
- Elmalılı H. Yazır
- Tahtlar üzerinde etrafa bakarlar.
- Ali Bulaç
- Tahtlar üzerinde bakıp-seyretmektedirler.
- Diyanet İşleri
- İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler.
Tefsirleri karşılaştır24
تَعْرِفُ فِى وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ ٱلنَّعِيمِ
- Diyanet Vakfı
- Onların yüzünde nimetlerin sevincini görürsün.
- Elmalılı H. Yazır
- Yüzlerinde nimet ve mutluluğun sevincini görürsün.
- Ali Bulaç
- Nimetin parıltılı-sevincini sen onların yüzlerinde tanırsın.
- Diyanet İşleri
- Onları, yüzlerindeki nimet pırıltısından tanırsın.
Tefsirleri karşılaştır25
يُسْقَوْنَ مِن رَّحِيقٍۢ مَّخْتُومٍ
- Diyanet Vakfı
- Kendilerine mühürlü halis bir içki sunulur.
- Elmalılı H. Yazır
- Onlara damgalı saf bir içki sunulur.
- Ali Bulaç
- Onlara mühürlü, katıksız bir şaraptan içirilir.
- Diyanet İşleri
- Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar.
Tefsirleri karşılaştır26
خِتَٰمُهُۥ مِسْكٌۭ ۚ وَفِى ذَٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ ٱلْمُتَنَٰفِسُونَ
- Diyanet Vakfı
- Onun içiminin sonunda misk kokusu vardır. İşte yarışanlar ancak onda yarışsınlar.
- Elmalılı H. Yazır
- Onun sonu misktir. İşte ona imrensin artık imrenenler.
- Ali Bulaç
- Ki onun sonu misktir. Şu halde yarışmak isteyenler, bunun için yarışsınlar.
- Diyanet İşleri
- Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar.
Tefsirleri karşılaştır27
وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسْنِيمٍ
- Diyanet Vakfı
- Karışımı Tesnim'dendir.
- Elmalılı H. Yazır
- Karışımı Tesnim'dendir (En üstün cennet şarabındandır).
- Ali Bulaç
- Onun karışımı "tesnim"dendir.
- Diyanet İşleri
- Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır.
Tefsirleri karşılaştır28
عَيْنًۭا يَشْرَبُ بِهَا ٱلْمُقَرَّبُونَ
- Diyanet Vakfı
- (O Tesnim Allah'a) Yakın olanların içecekleri bir kaynaktır.
- Elmalılı H. Yazır
- Allah'a yakın olanların içecekleri bir kaynaktır o.
- Ali Bulaç
- Bir kaynak ki, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlar ondan içer.
- Diyanet İşleri
- Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır.
Tefsirleri karşılaştır29
إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجْرَمُوا۟ كَانُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يَضْحَكُونَ
- Diyanet Vakfı
- Şüphesiz günahkarlar, (dünyada) iman edenlere gülerlerdi.
- Elmalılı H. Yazır
- Doğrusu o suç işleyenler inananlara gülüyorlardı.
- Ali Bulaç
- Doğrusu, 'suç ve günah işleyenler,' kimi iman edenlere gülüp-geçerlerdi.
- Diyanet İşleri
- Suçlular, şüphesiz, inanmış olanlara gülerlerdi.
Tefsirleri karşılaştır30
وَإِذَا مَرُّوا۟ بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ
- Diyanet Vakfı
- Onlarla karşılaştıklarında kaş göz hareketiyle alay ederlerdi.
- Elmalılı H. Yazır
- Onlara uğradıkları vakit birbirlerine göz kırpıyorlardı.
- Ali Bulaç
- Yanlarına vardıkları zaman, birbirlerine kaş-göz ederlerdi.
- Diyanet İşleri
- Yanlarından geçtikleri zaman da birbirlerine göz kırparlardı.
Tefsirleri karşılaştır31
وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمُ ٱنقَلَبُوا۟ فَكِهِينَ
- Diyanet Vakfı
- Ailelerine döndüklerinde, (alaylarından dolayı) keyiflenerek dönerlerdi.
- Elmalılı H. Yazır
- Evlerine döndükleri zaman zevklenerek dönüyorlardı.
- Ali Bulaç
- Kendi yakınlarına döndükleri zaman neşeyle dönerlerdi.
- Diyanet İşleri
- Taraftarlarına vardıklarında bununla eğlenirlerdi.
Tefsirleri karşılaştır32
وَإِذَا رَأَوْهُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَ
- Diyanet Vakfı
- Müminleri gördüklerinde: "Şüphesiz bunlar sapıtmış" derlerdi.
- Elmalılı H. Yazır
- Müminleri gördükleri vakit; "işte bunlar sapıklar" diyorlardı.
- Ali Bulaç
- Onları gördükleri zaman ise: "Bunlar elbette şaşkın-sapıklardır" derlerdi.
- Diyanet İşleri
- İnananları gördükleri zaman: "Doğrusu bunlar sapık olanlardır" derlerdi.
Tefsirleri karşılaştır33
وَمَآ أُرْسِلُوا۟ عَلَيْهِمْ حَٰفِظِينَ
- Diyanet Vakfı
- Halbuki onlar, müminleri denetleyici olarak gönderilmediler.
- Elmalılı H. Yazır
- Oysa onlar müminler üzerine bekçi olarak gönderilmemişlerdi.
- Ali Bulaç
- Oysa kendileri onların üzerine gözcü olarak gönderilmemişlerdi.
- Diyanet İşleri
- Oysa kendileri, inananlara gözcü olarak gönderilmemişlerdi.
Tefsirleri karşılaştır34
فَٱلْيَوْمَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنَ ٱلْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ
- Diyanet Vakfı
- İşte o gün (ahirette) de iman edenler kafirlere gülerler.
- Elmalılı H. Yazır
- İşte bugün de inananlar kâfirlere gülecek.
- Ali Bulaç
- Artık bugün, iman edenler, kafir olanlara gülmektedirler.
- Diyanet İşleri
- Bugün de, inananlar inkarcılara gülerler.
Tefsirleri karşılaştır35
عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ
- Diyanet Vakfı
- Koltuklar üzerinde etrafa bakarlar.
- Elmalılı H. Yazır
- Koltuklar üzerinde etrafa bakacaklar.
- Ali Bulaç
- Tahtlar üzerinde bakıp-seyretmek suretiyle.
- Diyanet İşleri
- Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler.
Tefsirleri karşılaştır36
هَلْ ثُوِّبَ ٱلْكُفَّارُ مَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ
- Diyanet Vakfı
- Kafirler yaptıklarının cezasını bulduar mı! (Elbette buldular.)
- Elmalılı H. Yazır
- Nasıl, kâfirler yaptıklarının cezasını buldular mı?
- Ali Bulaç
- Nasıl, kafir olanlar, işlediklerinin 'feci karşılığını gördüler mi?'
- Diyanet İşleri
- Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler.
Tefsirleri karşılaştır