1
إِذَا ٱلسَّمَآءُ ٱنشَقَّتْ
- Diyanet Vakfı
- Gök yarıldığı,
- Elmalılı H. Yazır
- Gök yarıldığı,
- Ali Bulaç
- Gök, yarılıp-parçalandığı,
- Diyanet İşleri
- Gök yarılıp Rabbine boyun eğdiği zaman, ki gök boyun eğecektir.
Tefsirleri karşılaştır2
وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ
- Diyanet Vakfı
- Rabbine kulak verip boyun eğecek hale getirildiği zaman,
- Elmalılı H. Yazır
- Rabbini dinleyip kendisine yaraşır şekilde boyun eğdiği vakit,
- Ali Bulaç
- Ve 'kendi yaratılışına uygun' Rabbine boyun eğdiği zaman;
- Diyanet İşleri
- Gök yarılıp Rabbine boyun eğdiği zaman, ki gök boyun eğecektir.
Tefsirleri karşılaştır3
وَإِذَا ٱلْأَرْضُ مُدَّتْ
- Diyanet Vakfı
- Yer dümdüz edildiği,
- Elmalılı H. Yazır
- Yer uzatılıp düzlendiği,
- Ali Bulaç
- Yer, düzlendiği,
- Diyanet İşleri
- Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir
Tefsirleri karşılaştır4
وَأَلْقَتْ مَا فِيهَا وَتَخَلَّتْ
- Diyanet Vakfı
- İçinde bulunanları atıp boşaldığı,
- Elmalılı H. Yazır
- İçinde ne varsa attığı ve tamamen boşaldığı
- Ali Bulaç
- İçinde olanları dışa atıp boşaldığı,
- Diyanet İşleri
- Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir
Tefsirleri karşılaştır5
وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ
- Diyanet Vakfı
- Ve Rabb'ini dinleyip O'na hakkıyla itaata mecbur kılındığı vakit (insanoğlu yaptıkları ile karşılaşır).
- Elmalılı H. Yazır
- Ve Rabbini dinleyip kendisine yaraşır şekilde boyun eğdiği vakit,
- Ali Bulaç
- Ve 'kendi yaratılışına uygun Rabbine boyun eğdiği zaman.
- Diyanet İşleri
- Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir
Tefsirleri karşılaştır6
يَٰٓأَيُّهَا ٱلْإِنسَٰنُ إِنَّكَ كَادِحٌ إِلَىٰ رَبِّكَ كَدْحًۭا فَمُلَٰقِيهِ
- Diyanet Vakfı
- Ey insan! Şüphe yok ki sen Rabbine karşı çaba üstüne çaba göstermektesin; sonunda O'na varacaksın.
- Elmalılı H. Yazır
- Ey insan! Kuşkusuz sen Rabbine doğru çaba üstüne çaba sarfetmektesin, nihayet O'na varacaksın.
- Ali Bulaç
- Ey insan, gerçekten sen, hiç durmaksızın Rabbine doğru bir çaba harcayıp durmaktasın; sonunda O'na varacaksın.
- Diyanet İşleri
- Ey insanoğlu! Sen Rabbine kavuşuncaya kadar çalışıp çabalarsın, sonunda O'na kavuşacaksın.
Tefsirleri karşılaştır7
فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ
- Diyanet Vakfı
- Kimin kitabı sağından verilirse,
- Elmalılı H. Yazır
- O vakit kitabı sağ eline verilen,
- Ali Bulaç
- Artık kimin kitabı sağ yanından verilirse,
- Diyanet İşleri
- Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner.
Tefsirleri karşılaştır8
فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًۭا يَسِيرًۭا
- Diyanet Vakfı
- Kolay bir hesapla hesaba çekilecek;
- Elmalılı H. Yazır
- Kolay bir hesapla hesaba çekilecek,
- Ali Bulaç
- O, kolay bir hesap (sorgu) ile sorguya çekilecek,
- Diyanet İşleri
- Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner.
Tefsirleri karşılaştır9
وَيَنقَلِبُ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ مَسْرُورًۭا
- Diyanet Vakfı
- Ve sevinçli olarak ailesine dönecektir.
- Elmalılı H. Yazır
- Ve sevinçli olarak ailesine dönecektir.
- Ali Bulaç
- Ve kendi yakınlarına sevinç içinde dönmüş olacaktır.
- Diyanet İşleri
- Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner.
Tefsirleri karşılaştır10
وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ وَرَآءَ ظَهْرِهِۦ
- Diyanet Vakfı
- Kimin de kitabı arkasından verilirse,
- Elmalılı H. Yazır
- Ama kitabı arkasından verilen,
- Ali Bulaç
- Kimin de kitabı ardından verilirse,
- Diyanet İşleri
- Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer.
Tefsirleri karşılaştır11
فَسَوْفَ يَدْعُوا۟ ثُبُورًۭا
- Diyanet Vakfı
- Derhal yok olmayı isteyecek,
- Elmalılı H. Yazır
- "Yetiş ey ölüm!" diye bağıracak
- Ali Bulaç
- O da, helak (yok olmay)ı çağıracak,
- Diyanet İşleri
- Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer.
Tefsirleri karşılaştır12
وَيَصْلَىٰ سَعِيرًا
- Diyanet Vakfı
- Ve alevli ateşe girecektir.
- Elmalılı H. Yazır
- Ve alevli ateşe girecektir.
- Ali Bulaç
- Çılgın alevli ateşe girecek.
- Diyanet İşleri
- Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer.
Tefsirleri karşılaştır13
إِنَّهُۥ كَانَ فِىٓ أَهْلِهِۦ مَسْرُورًا
- Diyanet Vakfı
- Zira o, (dünyada) ailesi içinde (mal-mülk sebebiyle) şımarmıştı.
- Elmalılı H. Yazır
- Çünkü o ailesi içinde sevinçli idi.
- Ali Bulaç
- Çünkü o, (dünyada) kendi yakınları arasında sevinçliydi.
- Diyanet İşleri
- Çünkü o, dünyada, adamlarının yanında iken zevk içindeydi.
Tefsirleri karşılaştır14
إِنَّهُۥ ظَنَّ أَن لَّن يَحُورَ
- Diyanet Vakfı
- O hiçbir zaman Rabbine dönmeyeceğini sandı.
- Elmalılı H. Yazır
- Hiç Rabbine dönmeyeceğini sanmıştı.
- Ali Bulaç
- Doğrusu o, (Rabbine) bir daha dönmeyeceğini sanmıştı.
- Diyanet İşleri
- Zira; o, bir daha dirilip dönmeyeceğini sanmıştı.
Tefsirleri karşılaştır15
بَلَىٰٓ إِنَّ رَبَّهُۥ كَانَ بِهِۦ بَصِيرًۭا
- Diyanet Vakfı
- Oysa gerçekten Rabbi onu görüyordu.
- Elmalılı H. Yazır
- Hayır Rabbi onu görmekte idi.
- Ali Bulaç
- Hayır; gerçekten Rabbi, kendisini çok iyi görendi.
- Diyanet İşleri
- Bilin ki, Rabbi onu şüphesiz görmekteydi.
Tefsirleri karşılaştır16
فَلَآ أُقْسِمُ بِٱلشَّفَقِ
- Diyanet Vakfı
- Hayır! Şafağa, yemin ederim ki,
- Elmalılı H. Yazır
- Şimdi, yemin ederim o şafağa,
- Ali Bulaç
- Yoo, şafak-vaktine yemin ederim,
- Diyanet İşleri
- Akşamın alaca karanlığına and olsun;
Tefsirleri karşılaştır17
وَٱلَّيْلِ وَمَا وَسَقَ
- Diyanet Vakfı
- Geceye ve onda basan karanlığa,
- Elmalılı H. Yazır
- Geceye ve içinde barındırdığı şeylere,
- Ali Bulaç
- Geceye ve toplayıp-taşıdığı şeylere,
- Diyanet İşleri
- Geceye ve gecenin içinde olan şeylere and olsun;
Tefsirleri karşılaştır18
وَٱلْقَمَرِ إِذَا ٱتَّسَقَ
- Diyanet Vakfı
- Dolunay olmuş aya,
- Elmalılı H. Yazır
- Derlendiği zaman o aya,
- Ali Bulaç
- Ondördüne girdiği zaman aya;
- Diyanet İşleri
- Dolunay halindeki aya and olsun ki:
Tefsirleri karşılaştır19
لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقٍۢ
- Diyanet Vakfı
- Ki, siz elbette halden hale geçeceksiniz.
- Elmalılı H. Yazır
- Ki, siz elbette halden hale geçeceksiniz.
- Ali Bulaç
- Siz, gerçekten tabakadan tabakaya bineceksiniz.
- Diyanet İşleri
- Şüphesiz siz bir durumdan diğerine uğratılacaksınız. (tabakadan tabakaya bineceksiniz)
Tefsirleri karşılaştır20
فَمَا لَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
- Diyanet Vakfı
- Böyleyken onlar acaba neden iman etmezler?
- Elmalılı H. Yazır
- Böyleyken onlar neden acaba iman etmezler?
- Ali Bulaç
- Şu halde onlara ne oluyor ki iman etmiyorlar?
- Diyanet İşleri
- Onlara ne oluyor da inanmıyorlar?
Tefsirleri karşılaştır21
وَإِذَا قُرِئَ عَلَيْهِمُ ٱلْقُرْءَانُ لَا يَسْجُدُونَ ۩
- Diyanet Vakfı
- Onlar kendilerine Kur'an okununca secde de etmezler.
- Elmalılı H. Yazır
- Karşılarında Kur'ân okunduğu vakit secde etmezler?
- Ali Bulaç
- Kendilerine Kur'an okunduğunda secde etmiyorlar.
- Diyanet İşleri
- Onlara Kuran okunduğu zaman neden secde etmiyorlar?
Tefsirleri karşılaştır22
بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُكَذِّبُونَ
- Diyanet Vakfı
- Aksine, kafirler yalanlıyorlar.
- Elmalılı H. Yazır
- Aksine o nankörler yalanlıyorlar.
- Ali Bulaç
- Tersine, o nankörler, yalanlıyorlar.
- Diyanet İşleri
- Aksine, inkarcılar yalanlıyorlar.
Tefsirleri karşılaştır23
وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يُوعُونَ
- Diyanet Vakfı
- Halbuki Allah onların gizlediği şeyleri çok iyi bilir.
- Elmalılı H. Yazır
- Oysa Allah içlerinde sakladıklarını biliyor.
- Ali Bulaç
- Oysa Allah, onların içlerinde sakladıklarını daha iyi bilendir.
- Diyanet İşleri
- Oysa, Allah, onların sakladıklarını çok iyi bilir.
Tefsirleri karşılaştır24
فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
- Diyanet Vakfı
- (Resulüm!) Onlara acı azabı müjdele!
- Elmalılı H. Yazır
- Onun için onlara elem verici bir azabı müjdele.
- Ali Bulaç
- Bu durumda sen, onlara acı bir azap ile müjde ver.
- Diyanet İşleri
- Onlara can yakıcı azabı müjde et.
Tefsirleri karşılaştır25
إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍۭ
- Diyanet Vakfı
- İman edip salih amel işleyenler başkadır; onlar için arkası kesilmeyen bir mükafat vardır.
- Elmalılı H. Yazır
- Ancak iman edip iyi ameller işleyenler başkadır. Onlara tükenmez bir ecir vardır.
- Ali Bulaç
- Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka; onlar için kesintisi olmayan bir ecir (mükafaat) vardır.
- Diyanet İşleri
- Yalnız, inanıp yararlı işler işleyenlere, onlara, kesintisiz ecir vardır.
Tefsirleri karşılaştır