1
إِذَا ٱلشَّمْسُ كُوِّرَتْ
- Diyanet Vakfı
- Güneş katlanıp dürüldüğünde,
- Elmalılı H. Yazır
- Güneş katlanıp dürüldüğünde,
- Ali Bulaç
- Güneş, köreltildiği zaman,
- Diyanet İşleri
- Güneş dürülüp ışığı kalmadığı zaman;
Tefsirleri karşılaştır2
وَإِذَا ٱلنُّجُومُ ٱنكَدَرَتْ
- Diyanet Vakfı
- Yıldızlar (kararıp) döküldüğünde,
- Elmalılı H. Yazır
- Yıldızlar bulandığında,
- Ali Bulaç
- Yıldızlar, bulanıklaşıp-döküldüğü zaman,
- Diyanet İşleri
- Yıldızlar düşüp, söndüğü zaman;
Tefsirleri karşılaştır3
وَإِذَا ٱلْجِبَالُ سُيِّرَتْ
- Diyanet Vakfı
- Dağlar (sallanıp) yürütüldüğünde,
- Elmalılı H. Yazır
- Dağlar yürütüldüğünde,
- Ali Bulaç
- Dağlar, yürütüldüğü zaman,
- Diyanet İşleri
- Doğurması yaklaşmış develer başıboş bırakıldığı zaman;
Tefsirleri karşılaştır4
وَإِذَا ٱلْعِشَارُ عُطِّلَتْ
- Diyanet Vakfı
- Gebe develer salıverildiğinde,
- Elmalılı H. Yazır
- Kıyılmaz mallar bırakıldığında,
- Ali Bulaç
- Gebe develer, kendi başına terk edildiği zaman,
- Diyanet İşleri
- Doğurması yaklaşmış develer başıboş bırakıldığı zaman;
Tefsirleri karşılaştır5
وَإِذَا ٱلْوُحُوشُ حُشِرَتْ
- Diyanet Vakfı
- Vahşi hayvanlar toplanıp bir araya getirildiğinde,
- Elmalılı H. Yazır
- Vahşi hayvanlar bir araya toplandığında,
- Ali Bulaç
- Vahşi-hayvanlar, toplandığı zaman,
- Diyanet İşleri
- Yabani hayvanlar bir araya toplatıldığı zaman;
Tefsirleri karşılaştır6
وَإِذَا ٱلْبِحَارُ سُجِّرَتْ
- Diyanet Vakfı
- Denizler kaynatıldığında,
- Elmalılı H. Yazır
- Denizler ateşlendiğinde (suları çekilip, volkanlar halinde ateş püskürdüğünde),
- Ali Bulaç
- Denizler, tutuşturulduğu zaman,
- Diyanet İşleri
- Denizler kaynaştırıldığı zaman;
Tefsirleri karşılaştır7
وَإِذَا ٱلنُّفُوسُ زُوِّجَتْ
- Diyanet Vakfı
- Ruhlar (bedenlerle) birleştirildiğinde,
- Elmalılı H. Yazır
- Nefisler eşleştirildiğinde (iyiler iyilerle, kötüler kötülerle bir araya toplandığında),
- Ali Bulaç
- Nefisler, birleştiği zaman,
- Diyanet İşleri
- Canlar bedenlerle birleştirildiği zaman;
Tefsirleri karşılaştır8
وَإِذَا ٱلْمَوْءُۥدَةُ سُئِلَتْ
- Diyanet Vakfı
- Diri diri toprağa gömülen kıza, sorulduğunda,
- Elmalılı H. Yazır
- Diri diri toprağa gömülen kıza sorulduğunda,
- Ali Bulaç
- Ve 'diri diri toprağa gömülen kızcağıza' sorulduğu zaman:
- Diyanet İşleri
- Kız çocuğun hangi suçtan ötürü öldürüldüğü kendisine sorulduğu zaman;
Tefsirleri karşılaştır9
بِأَىِّ ذَنۢبٍۢ قُتِلَتْ
- Diyanet Vakfı
- "Hangi günah sebebiyle öldürüldü? diye.
- Elmalılı H. Yazır
- "Hangi günahtan dolayı öldürüldü?" diye.
- Ali Bulaç
- "Hangi suçtan dolayı öldürüldü?"
- Diyanet İşleri
- Kız çocuğun hangi suçtan ötürü öldürüldüğü kendisine sorulduğu zaman;
Tefsirleri karşılaştır10
وَإِذَا ٱلصُّحُفُ نُشِرَتْ
- Diyanet Vakfı
- (Amellerin yazılı olduğu) defterler açıldığında,
- Elmalılı H. Yazır
- Amel defterleri açıldığında,
- Ali Bulaç
- Sahifeler (amel defterleri) açıldığı zaman,
- Diyanet İşleri
- Amel defterleri açıldığı zaman;
Tefsirleri karşılaştır11
وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ كُشِطَتْ
- Diyanet Vakfı
- Gökyüzü sıyrılıp alındığında,
- Elmalılı H. Yazır
- Gök sıyrılıp açıldığında,
- Ali Bulaç
- Gök, sıyrılıp-yüzüldüğü zaman
- Diyanet İşleri
- Gök yerinden oynatıldığı zaman;
Tefsirleri karşılaştır12
وَإِذَا ٱلْجَحِيمُ سُعِّرَتْ
- Diyanet Vakfı
- Cehennem tutuşturulduğunda,
- Elmalılı H. Yazır
- Cehennem kızıştırıldığında,
- Ali Bulaç
- Cehennem ateşi çılgınca kızıştırıldığı zaman,
- Diyanet İşleri
- Cehennem alevlendirildiği zaman;
Tefsirleri karşılaştır13
وَإِذَا ٱلْجَنَّةُ أُزْلِفَتْ
- Diyanet Vakfı
- Ve cennet yaklaştırıldığında,
- Elmalılı H. Yazır
- Ve cennet yaklaştırıldığında,
- Ali Bulaç
- Cennet de yakınlaştırıldığı zaman,
- Diyanet İşleri
- Cennet yaklaştırıldığı zaman;
Tefsirleri karşılaştır14
عَلِمَتْ نَفْسٌۭ مَّآ أَحْضَرَتْ
- Diyanet Vakfı
- Kişi neler getirdiğini öğrenmiş olacaktır.
- Elmalılı H. Yazır
- Herkes ne getirmiş olduğunu anlar.
- Ali Bulaç
- (Artık her) Nefis, neyi hazırladığını bilip-öğrenmiştir.
- Diyanet İşleri
- İnsanoğlu önceden ne hazırladığını görecektir.
Tefsirleri karşılaştır15
فَلَآ أُقْسِمُ بِٱلْخُنَّسِ
- Diyanet Vakfı
- Şimdi yemin ederim o sinenlere,
- Elmalılı H. Yazır
- Şimdi yemin ederim o sinenlere (gündüzleri gözden kaybolan yıldızlara),
- Ali Bulaç
- Artık hayır; yemin ederim (gündüz) sinip (gece) dönen (gezegen)lere,
- Diyanet İşleri
- Gündüz sinip geceleri gözüken gezegenlere and olsun;
Tefsirleri karşılaştır16
ٱلْجَوَارِ ٱلْكُنَّسِ
- Diyanet Vakfı
- O akıp akıp yuvasına gidenlere,
- Elmalılı H. Yazır
- O akıp akıp yuvasına gidenlere,
- Ali Bulaç
- Bir akış içinde yerini alanlara;
- Diyanet İşleri
- Gündüz sinip geceleri gözüken gezegenlere and olsun;
Tefsirleri karşılaştır17
وَٱلَّيْلِ إِذَا عَسْعَسَ
- Diyanet Vakfı
- Kararmaya yüz tuttuğunda geceye andolsun,
- Elmalılı H. Yazır
- Yöneldiği an geceye,
- Ali Bulaç
- Kararmaya ilk başladığı zaman, geceye andolsun,
- Diyanet İşleri
- Kararmaya başlayan geceye and olsun;
Tefsirleri karşılaştır18
وَٱلصُّبْحِ إِذَا تَنَفَّسَ
- Diyanet Vakfı
- Ağarmaya başladığında sabaha andolsun ki,
- Elmalılı H. Yazır
- Nefeslendiği (ağardığı) an sabaha ki,
- Ali Bulaç
- Ve nefes almaya başladığı zaman, sabaha;
- Diyanet İşleri
- Ağarmaya başlayan sabaha and olsun ki,
Tefsirleri karşılaştır19
إِنَّهُۥ لَقَوْلُ رَسُولٍۢ كَرِيمٍۢ
- Diyanet Vakfı
- O (Kur'an), şüphesiz değerli, bir elçinin (Cebrail'in) getirdiği sözdür.
- Elmalılı H. Yazır
- Kuşkusuz o Kur'an, değerli bir elçinin sözüdür.
- Ali Bulaç
- Şüphesiz o (Kur'an), üstün onur sahibi bir elçinin gerçekten (Allah'tan getirdiği) sözüdür;
- Diyanet İşleri
- Bu Kuran, arşın sahibi katında değerli, güçlü, sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.
Tefsirleri karşılaştır20
ذِى قُوَّةٍ عِندَ ذِى ٱلْعَرْشِ مَكِينٍۢ
- Diyanet Vakfı
- O elçi güçlü, Arş'ın sahibi (Allah'ın) katında çok itibarlıdır.
- Elmalılı H. Yazır
- O elçi güçlüdür, Arş'ın sahibinin yanında çok itibarlıdır.
- Ali Bulaç
- (Bu elçi,) Bir güç sahibidir, arşın sahibi Katında şereflidir.
- Diyanet İşleri
- Bu Kuran, arşın sahibi katında değerli, güçlü, sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.
Tefsirleri karşılaştır21
مُّطَاعٍۢ ثَمَّ أَمِينٍۢ
- Diyanet Vakfı
- O orada sayılan, güvenilen (bir elçi) dir.
- Elmalılı H. Yazır
- Orada ona itaat edilir, güvenilir.
- Ali Bulaç
- Ona itaat edilir, sonra güvenilirdir.
- Diyanet İşleri
- Bu Kuran, arşın sahibi katında değerli, güçlü, sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.
Tefsirleri karşılaştır22
وَمَا صَاحِبُكُم بِمَجْنُونٍۢ
- Diyanet Vakfı
- Arkadaşınız (Muhammed) de mecnun değildir.
- Elmalılı H. Yazır
- Arkadaşınızı cin çarpmış değildir.
- Ali Bulaç
- Sizin sahibiniz bir deli değildir.
- Diyanet İşleri
- Arkadaşınız (Muhammed) asla deli değildir.
Tefsirleri karşılaştır23
وَلَقَدْ رَءَاهُ بِٱلْأُفُقِ ٱلْمُبِينِ
- Diyanet Vakfı
- Andolsun ki, onu (Cebrail'i) apaçık ufukta görmüştür.
- Elmalılı H. Yazır
- Andolsun o, Cebrail'i açık ufukta gördü.
- Ali Bulaç
- Andolsun o (peygamber), onu apaçık bir ufukta görmüştür.
- Diyanet İşleri
- And olsun ki, o, Cebrail'i apaçık ufukta görmüştür.
Tefsirleri karşılaştır24
وَمَا هُوَ عَلَى ٱلْغَيْبِ بِضَنِينٍۢ
- Diyanet Vakfı
- O, gaybın bilgilerini (sizden) esirgemez.
- Elmalılı H. Yazır
- O, gayb hakkında cimri de değildir.
- Ali Bulaç
- O, gayb (haberlerin)e karşı (söylediklerinden dolayı) suçlanamaz (ya da cimrilikte bulunup kıskançlık yapmaz.)
- Diyanet İşleri
- Peygamber, görülmeyenler hakkında söylediklerinden ötürü töhmet altında tutulamaz.
Tefsirleri karşılaştır25
وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَيْطَٰنٍۢ رَّجِيمٍۢ
- Diyanet Vakfı
- O lanetlenmiş şeytanın sözü de değildir.
- Elmalılı H. Yazır
- O, kovulmuş bir şeytanın sözü değildir.
- Ali Bulaç
- O (Kur'an) da kovulmuş şeytanın sözü değildir.
- Diyanet İşleri
- Bu Kuran, kovulmuş şeytanın sözü olamaz.
Tefsirleri karşılaştır26
فَأَيْنَ تَذْهَبُونَ
- Diyanet Vakfı
- Hal böyle iken nereye gidiyorsunuz?
- Elmalılı H. Yazır
- Hâl böyle iken, siz nereye gidiyorsunuz?
- Ali Bulaç
- Şu halde, siz nereye kaçıp-gidiyorsunuz?
- Diyanet İşleri
- Nereye gidiyorsunuz?
Tefsirleri karşılaştır27
إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌۭ لِّلْعَٰلَمِينَ
- Diyanet Vakfı
- O, herkes için, bir öğüttür,
- Elmalılı H. Yazır
- O, âlemler için öğütten başka bir şey değildir,
- Ali Bulaç
- O (Kur'an), alemler için yalnızca bir zikirdir;
- Diyanet İşleri
- Kuran, ancak aranızda doğru yola girmeyi dileyene ve alemlere bir öğüttür.
Tefsirleri karşılaştır28
لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَسْتَقِيمَ
- Diyanet Vakfı
- Sizden doğru yolda gitmek isteyenler için de.
- Elmalılı H. Yazır
- İçinizden doğru gitmek isteyenler için.
- Ali Bulaç
- Sizden dosdoğru bir yön (istikamet) tutturmak dileyenler için.
- Diyanet İşleri
- Kuran, ancak aranızda doğru yola girmeyi dileyene ve alemlere bir öğüttür.
Tefsirleri karşılaştır29
وَمَا تَشَآءُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلْعَٰلَمِينَ
- Diyanet Vakfı
- Alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.
- Elmalılı H. Yazır
- Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince, siz dileyemezsiniz.
- Ali Bulaç
- Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.
- Diyanet İşleri
- Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe sizler bir şey dileyemezsiniz.
Tefsirleri karşılaştır