Nebe’ Sûresi

40 âyet · 17 tefsir eserinde okunabilir.

Tefsir eserleri

Âyetler ve mealler

1

عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ

Diyanet Vakfı
Birbirlerine neyi soruyorlar?
Elmalılı H. Yazır
Birbirlerine neyi soruyorlar?
Ali Bulaç
Birbirlerine hangi şeyi sorup duruyorlar?
Diyanet İşleri
Neyi soruşturuyorlar?
Tefsirleri karşılaştır

2

عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلْعَظِيمِ

Diyanet Vakfı
O büyük haberden mi?
Elmalılı H. Yazır
O büyük haberden (kıyametten) mi?
Ali Bulaç
O büyük haberi mi?
Diyanet İşleri
Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?
Tefsirleri karşılaştır

3

ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ

Diyanet Vakfı
(İnanıp inanmamakta) ayrılığa düşmektedirler.
Elmalılı H. Yazır
Ki onlar onda ayrılığa düşmektedirler.
Ali Bulaç
Ki kendileri hakkında anlaşmazlık içindedirler.
Diyanet İşleri
Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?
Tefsirleri karşılaştır

4

كَلَّا سَيَعْلَمُونَ

Diyanet Vakfı
Hayır! Anlayacaklar!
Elmalılı H. Yazır
Hayır, ilerde bilecekler.
Ali Bulaç
Hayır; yakında bileceklerdir.
Diyanet İşleri
Hayır; şüphesiz görüp bileceklerdir.
Tefsirleri karşılaştır

5

ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ

Diyanet Vakfı
Yine hayır! Onlar anlayacaklar!
Elmalılı H. Yazır
Hayır hayır, ilerde bilecekler.
Ali Bulaç
Yine hayır; yakında bileceklerdir.
Diyanet İşleri
Yine hayır; elbette görüp bileceklerdir.
Tefsirleri karşılaştır

6

أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ مِهَٰدًۭا

Diyanet Vakfı
Biz yeryüzünü bir döşek, yapmadık mı?
Elmalılı H. Yazır
Biz yeryüzünü bir beşik yapmadık mı?
Ali Bulaç
Biz, yeryüzünü bir döşek kılmadık mı?
Diyanet İşleri
Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?
Tefsirleri karşılaştır

7

وَٱلْجِبَالَ أَوْتَادًۭا

Diyanet Vakfı
Dağları da birer kazık.
Elmalılı H. Yazır
Dağları da birer kazık kılmadık mı?
Ali Bulaç
Dağları da birer kazık?
Diyanet İşleri
Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?
Tefsirleri karşılaştır

8

وَخَلَقْنَٰكُمْ أَزْوَٰجًۭا

Diyanet Vakfı
Sizi çifter çifter yarattık.
Elmalılı H. Yazır
Sizleri çift çift yarattık.
Ali Bulaç
Sizi çift çift yarattık.
Diyanet İşleri
Sizi çift çift yarattık;
Tefsirleri karşılaştır

9

وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًۭا

Diyanet Vakfı
Uykunuzu bir dinlenme kıldık.
Elmalılı H. Yazır
Uykunuzu bir dinlenme yaptık.
Ali Bulaç
Uykunuzu bir dinlenme yaptık.
Diyanet İşleri
Uykunuzu dinlenme vakti kıldık;
Tefsirleri karşılaştır

10

وَجَعَلْنَا ٱلَّيْلَ لِبَاسًۭا

Diyanet Vakfı
Geceyi bir örtü yaptık.
Elmalılı H. Yazır
Geceyi bir örtü yaptık.
Ali Bulaç
Geceyi bir örtü yaptık.
Diyanet İşleri
Geceyi bir örtü yaptık;
Tefsirleri karşılaştır

11

وَجَعَلْنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشًۭا

Diyanet Vakfı
Gündüzü de çalışıp kazanma zamanı kıldık.
Elmalılı H. Yazır
Gündüzü de bir geçim zamanı yaptık.
Ali Bulaç
Gündüzü bir geçim-vakti kıldık.
Diyanet İşleri
Gündüzü geçimi sağlama vakti kıldık;
Tefsirleri karşılaştır

12

وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًۭا شِدَادًۭا

Diyanet Vakfı
Üstünüzde yedi kat sağlam göğü bina ettik.
Elmalılı H. Yazır
Üstünüze yedi sağlam bina (gök) çattık.
Ali Bulaç
Sizin üstünüze sapasağlam yedi-gök bina ettik.
Diyanet İşleri
Üstünüze yedi kat sağlam gök bina ettik;
Tefsirleri karşılaştır

13

وَجَعَلْنَا سِرَاجًۭا وَهَّاجًۭا

Diyanet Vakfı
(Orada) alev alev yanan bir kandil yarattık.
Elmalılı H. Yazır
İçlerine ışık saçan bir kandil astık.
Ali Bulaç
Parıldadıkça parıldayan bir kandil (güneş) kıldık.
Diyanet İşleri
Parlak ışık veren güneşi varettik;
Tefsirleri karşılaştır

14

وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلْمُعْصِرَٰتِ مَآءًۭ ثَجَّاجًۭا

Diyanet Vakfı
Sıkışan bulutlardan şarıl şarıl akan sular indirdik.
Elmalılı H. Yazır
Yoğunlaşmış bulutlardan şarıl şarıl bir su indirdik.
Ali Bulaç
Sıkıp suyu çıkaran (bulut)lardan 'bardaktan boşanırcasına su' indirdik.
Diyanet İşleri
Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.
Tefsirleri karşılaştır

15

لِّنُخْرِجَ بِهِۦ حَبًّۭا وَنَبَاتًۭا

Diyanet Vakfı
Size tohumlar, bitkiler, yetiştirmek için
Elmalılı H. Yazır
Onunla taneler ve otlar çıkaralım diye.
Ali Bulaç
Bununla taneler ve bitkiler bitirip-çıkaralım diye.
Diyanet İşleri
Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.
Tefsirleri karşılaştır

16

وَجَنَّٰتٍ أَلْفَافًا

Diyanet Vakfı
Ve ağaçları(birbirine) sarmaş dolaş bahçeler.
Elmalılı H. Yazır
Ve sarmaş dolaş bağlar bahçeler (çıkaralım diye).
Ali Bulaç
Ve birbirine sarmaş-dolaş bahçeleri de.
Diyanet İşleri
Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.
Tefsirleri karşılaştır

17

إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ كَانَ مِيقَٰتًۭا

Diyanet Vakfı
Şüphesiz hüküm günü vakit olarak belirlenmiştir.
Elmalılı H. Yazır
Kuşkusuz o hüküm günü kararlaştırılmış bir vakit olmuştur.
Ali Bulaç
Şüphesiz o hüküm (fasl) günü, belirlenmiş bir vakittir.
Diyanet İşleri
Doğrusu, hüküm gününün vakti elbette tesbit edilmiştir.
Tefsirleri karşılaştır

18

يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًۭا

Diyanet Vakfı
Sur'a üflendiği gün, bölük bölük Allah'a gelirsiniz.
Elmalılı H. Yazır
O gün Sûr'a üflenir, bölük bölük gelirsiniz.
Ali Bulaç
Sur'a üfürüleceği gün, artık siz dalga dalga geleceksiniz.
Diyanet İşleri
Sura üfürüldüğü gün hepiniz bölük bölük gelirsiniz.
Tefsirleri karşılaştır

19

وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ أَبْوَٰبًۭا

Diyanet Vakfı
Gökyüzü açılır ve orada pek çok kapılar oluşur;
Elmalılı H. Yazır
Gök de açılmış, kapı kapı olmuştur.
Ali Bulaç
O sırada gök açılmış ve kapı kapı olmuştur.
Diyanet İşleri
Gökler kapı kapı açılacaktır.
Tefsirleri karşılaştır

20

وَسُيِّرَتِ ٱلْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا

Diyanet Vakfı
Dağlar yürütülür, serap haline gelir.
Elmalılı H. Yazır
Dağlar yürütülmüş, serap olmuştur.
Ali Bulaç
Dağlar yürütülmüş, artık bir serab oluvermiştir.
Diyanet İşleri
Dağlar yürütülüp serap olacaktır.
Tefsirleri karşılaştır

21

إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًۭا

Diyanet Vakfı
Şüphesiz, cehennem pusuda beklemektedir.
Elmalılı H. Yazır
Kuşkusuz Cehennem gözetleme yeri olmuştur.
Ali Bulaç
Gerçekten cehennem, bir gözetleme yeridir.
Diyanet İşleri
Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.
Tefsirleri karşılaştır

22

لِّلطَّٰغِينَ مَـَٔابًۭا

Diyanet Vakfı
Azgınların barınacağı yerdir (cehennem).
Elmalılı H. Yazır
Azgınlar için son varılacak yer olmuştur.
Ali Bulaç
Taşkınlık edip-azanlar için son bir varış yeridir.
Diyanet İşleri
Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.
Tefsirleri karşılaştır

23

لَّٰبِثِينَ فِيهَآ أَحْقَابًۭا

Diyanet Vakfı
(Azgınlar) orada çağlar boyu kalacaklar,
Elmalılı H. Yazır
Orada çağlarca kalacaklardır.
Ali Bulaç
Bütün zamanlar boyunca içinde kalacaklardır.
Diyanet İşleri
Orada çağlar boyunca (nice devirler) kalacaklardır.
Tefsirleri karşılaştır

24

لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًۭا وَلَا شَرَابًا

Diyanet Vakfı
Orada bir serinlik ya da (susuzluk gideren) bir içecek tatmazlar,
Elmalılı H. Yazır
Orada ne bir serinlik tadacaklar, ne de içecek bir şey.
Ali Bulaç
Orada ne serinlik tadacaklar, ne bir içecek.
Diyanet İşleri
Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
Tefsirleri karşılaştır

25

إِلَّا حَمِيمًۭا وَغَسَّاقًۭا

Diyanet Vakfı
Kaynar su ve irin (tadarlar).
Elmalılı H. Yazır
Ancak bir kaynar su ve irin (içecekler).
Ali Bulaç
Kaynar sudan ve irinden başka.
Diyanet İşleri
Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
Tefsirleri karşılaştır

26

جَزَآءًۭ وِفَاقًا

Diyanet Vakfı
Ancak (dünyada yaptıklarına) uygun karşılık olarak.
Elmalılı H. Yazır
Bir ceza ki tam yaptıklarına uygun.
Ali Bulaç
(İşlediklerine) Uygun olan bir ceza olarak,
Diyanet İşleri
Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
Tefsirleri karşılaştır

27

إِنَّهُمْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ حِسَابًۭا

Diyanet Vakfı
Çünkü onlar hesap gününü (geleceğini) ummazlardı.
Elmalılı H. Yazır
Çünkü onlar hiçbir hesap ummazlardı.
Ali Bulaç
Doğrusu onlar, hesaba çekileceklerini ummuyorlardı.
Diyanet İşleri
Çünkü onlar, hesaba çekileceklerini sanmazlardı.
Tefsirleri karşılaştır

28

وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كِذَّابًۭا

Diyanet Vakfı
Bizim ayetlerimizi yalanladıkça yalanlamışlardı.
Elmalılı H. Yazır
Âyetlerimizi yalanlaya yalanlaya tam bir yalancı olmuşlardı.
Ali Bulaç
Bizim ayetlerimizi yalanlayabildikleri kadar yalanlıyorlardı.
Diyanet İşleri
Ayetlerimizi hep yalan sayıp dururlardı.
Tefsirleri karşılaştır

29

وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَٰهُ كِتَٰبًۭا

Diyanet Vakfı
Biz ise her şeyi bir kitapta sayıp yazmışızdır.
Elmalılı H. Yazır
Biz ise herşeyi sayıp bir kitaba geçirmişiz.
Ali Bulaç
Oysa Biz, herşeyi yazıp saymışızdır.
Diyanet İşleri
Biz de herşeyi yazıp saymışızdır.
Tefsirleri karşılaştır

30

فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا

Diyanet Vakfı
Tadın! Bundan sonra yalnızca azabınızı arttıracağız.
Elmalılı H. Yazır
(Onlara): "Şimdi tadın (cezanızı). Artık size azabınızı artırmaktan başka bir şey yapmayacağız" (denir).
Ali Bulaç
Şimdi tadın. Size artık azaptan başkasını arttırmayacağız;
Diyanet İşleri
Şöyle deriz: "Artık tadınız, bundan böyle size azabdan başka bir şey artırmayız."
Tefsirleri karşılaştır

31

إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا

Diyanet Vakfı
Şüphesiz takva sahipleri için de başarı ödülü vardır.
Elmalılı H. Yazır
Kuşkusuz takva sahipleri için bir kurtuluş var.
Ali Bulaç
Gerçek şu ki, muttakiler için 'bir kurtuluş ve mutluluk' vardır.
Diyanet İşleri
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
Tefsirleri karşılaştır

32

حَدَآئِقَ وَأَعْنَٰبًۭا

Diyanet Vakfı
Bahçeler, bağlar,
Elmalılı H. Yazır
Bahçeler var, bağlar var.
Ali Bulaç
Nice bahçeler ve üzüm bağları.
Diyanet İşleri
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
Tefsirleri karşılaştır

33

وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًۭا

Diyanet Vakfı
Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar,
Elmalılı H. Yazır
Memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar var.
Ali Bulaç
Göğüsleri henüz tomurcuklanmış yaşıt kızlar.
Diyanet İşleri
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
Tefsirleri karşılaştır

34

وَكَأْسًۭا دِهَاقًۭا

Diyanet Vakfı
Ve içki dolu kase(ler).
Elmalılı H. Yazır
Dopdolu kadehler var.
Ali Bulaç
Dopdolu kadehler.
Diyanet İşleri
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
Tefsirleri karşılaştır

35

لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًۭا وَلَا كِذَّٰبًۭا

Diyanet Vakfı
Onlar orada ne boş bir lakırdı ne de yalan işitirler.
Elmalılı H. Yazır
Orada ne boş bir söz işitirler, ne de bir yalan.
Ali Bulaç
İçinde, ne 'boş ve saçma bir söz' işitirler, ne bir yalan.
Diyanet İşleri
Orada boş ve yalan söz işitmezler.
Tefsirleri karşılaştır

36

جَزَآءًۭ مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابًۭا

Diyanet Vakfı
Bunlar Rabbinin yeterli bir bağışı, mükafatıdır.
Elmalılı H. Yazır
(Bunlar) Rabbinden yeterli bir bağış olarak (verilir).
Ali Bulaç
Rabbinden bir karşılık olmak üzere yeterli bir bağış(tır bu).
Diyanet İşleri
Bunlar Rabbinin katından, hesabları karşılığı verilenlerdir.
Tefsirleri karşılaştır

37

رَّبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلرَّحْمَٰنِ ۖ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًۭا

Diyanet Vakfı
O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. O, rahmandır. O gün insanlar O'na karşı konuşmaya yetkili değillerdir.
Elmalılı H. Yazır
O, göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Rahmân'dır. Hiç kimse ondan bir hitaba mâlik olamaz.
Ali Bulaç
Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi Rahman olan (Allah); O’na hitap etmeye güç yetiremezler.
Diyanet İşleri
O, göklerin, yerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. O, önünde kimsenin konuşmayacağı Rahman olan Allah'tır.
Tefsirleri karşılaştır

38

يَوْمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ صَفًّۭا ۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَٰنُ وَقَالَ صَوَابًۭا

Diyanet Vakfı
Ruh (Cebrail) ve melekler saf saf olup durduğu gün, Rahman'ın izin verdiklerinden başkaları konuşmazlar; konuşan da doğruyu söyler.
Elmalılı H. Yazır
O gün Ruh ve melekler sıra sıra dururlar. Rahmân'ın izin verdikleri dışında hiç kimse konuşamaz. İzin verilen de doğruyu söyler.
Ali Bulaç
Ruh ve meleklerin saflar halinde duracakları gün; Rahman'ın kendilerine izin verdikleri dışında olanlar konuşmazlar. (Konuşacak olan da,) Doğruyu söyleyecektir.
Diyanet İşleri
Cebrail ve meleklerin dizi dizi durdukları gün, Rahman olan Allah'ın izni olmadan kimse konuşamayacaktır. Konuştuğu zaman da doğruyu söyleyecektir.
Tefsirleri karşılaştır

39

ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلْحَقُّ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا

Diyanet Vakfı
İşte o, kesin olarak gelecek gündür. O halde dileyen Rabbine varan bir yol tutsun.
Elmalılı H. Yazır
İşte bu hak gündür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar.
Ali Bulaç
İşte bu, hak gündür. Şu halde dileyen Rabbine bir dönüşyolu edinsin.
Diyanet İşleri
İşte gerçek gün budur. Dileyen kimse, Rabbine götürecek bir yol benimser.
Tefsirleri karşılaştır

40

إِنَّآ أَنذَرْنَٰكُمْ عَذَابًۭا قَرِيبًۭا يَوْمَ يَنظُرُ ٱلْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلْكَافِرُ يَٰلَيْتَنِى كُنتُ تُرَٰبًۢا

Diyanet Vakfı
Biz, yakın bir azap ile sizi uyardık. O gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve inkarcı kişi: "Keşke toprak olsaydım!" diyecektir.
Elmalılı H. Yazır
Biz sizi yakın bir azap ile uyardık. O gün kişi ellerinin ne takdim ettiğine bakacak ve kâfir diyecek ki: "Ah ne olaydı, ben bir toprak olaydım."
Ali Bulaç
Gerçekten Biz sizi yakın bir azab ile uyardık. Kişinin kendi ellerinin önceden takdim ettiklerine bakacağı gün, kafir olan da: "Ah, keşke ben bir toprak oluverseydim" diyecek.
Diyanet İşleri
Sizi, yakın gelecekteki bir azabla uyardık; o gün kişi elleriyle sunduğuna bakar ve inkarcı da: "Keşke toprak olaydım" der.
Tefsirleri karşılaştır