Nâziât Sûresi

46 âyet · 17 tefsir eserinde okunabilir.

Tefsir eserleri

Âyetler ve mealler

1

وَٱلنَّٰزِعَٰتِ غَرْقًۭا

Diyanet Vakfı
Söküp çıkaranlara, andolsun;
Elmalılı H. Yazır
Andolsun şiddetle çekip çıkaranlara,
Ali Bulaç
Ta en derinden acıyla sökerek çıkaranlara andolsun.
Diyanet İşleri
Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun,
Tefsirleri karşılaştır

2

وَٱلنَّٰشِطَٰتِ نَشْطًۭا

Diyanet Vakfı
Yavaşça çekenlere,
Elmalılı H. Yazır
Usulcacık çekenlere,
Ali Bulaç
Yumuşacık çekip alanlara,
Diyanet İşleri
Canları kolaylıkla alanlara and olsun,
Tefsirleri karşılaştır

3

وَٱلسَّٰبِحَٰتِ سَبْحًۭا

Diyanet Vakfı
Yüzdükçe yüzenlere,
Elmalılı H. Yazır
Yüzüp yüzüp gidenlere,
Ali Bulaç
Yüzdükçe yüzerek gidenlere,
Diyanet İşleri
Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun,
Tefsirleri karşılaştır

4

فَٱلسَّٰبِقَٰتِ سَبْقًۭا

Diyanet Vakfı
Yarıştıkça yarışanlara,
Elmalılı H. Yazır
Yarışıp geçenlere,
Ali Bulaç
Öncü olarak yarışıp geçenlere,
Diyanet İşleri
Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun
Tefsirleri karşılaştır

5

فَٱلْمُدَبِّرَٰتِ أَمْرًۭا

Diyanet Vakfı
Derken iş düzenleyenlere.
Elmalılı H. Yazır
Derken bir iş çevirenlere kasem olsun (ki kıyamet var).
Ali Bulaç
Derken işi bir düzen içinde evirip çevirenlere,
Diyanet İşleri
Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun
Tefsirleri karşılaştır

6

يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ

Diyanet Vakfı
Birinci üflemenin (kainatı) sarstığı,
Elmalılı H. Yazır
O gün deprem sarsar,
Ali Bulaç
O sarsıntının sarsacağı gün,
Diyanet İşleri
O gün bir sarsıntı sarsar.
Tefsirleri karşılaştır

7

تَتْبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ

Diyanet Vakfı
Onu ikinci üflemenin takip ettiği gün,
Elmalılı H. Yazır
Onu ikinci bir sarsıntı izler.
Ali Bulaç
Arkasından onu diğer bir sarsıntı izleyecek.
Diyanet İşleri
Peşinden bir diğeri gelir.
Tefsirleri karşılaştır

8

قُلُوبٌۭ يَوْمَئِذٍۢ وَاجِفَةٌ

Diyanet Vakfı
İşte o gün yürekler kaygıdan oynar,
Elmalılı H. Yazır
Yürekler vardır, o gün kaygıdan hoplar.
Ali Bulaç
O gün yürekler (dehşet içinde) hoplayacak.
Diyanet İşleri
O gün kalbler titrer.
Tefsirleri karşılaştır

9

أَبْصَٰرُهَا خَٰشِعَةٌۭ

Diyanet Vakfı
Gözler yorgun düşer.
Elmalılı H. Yazır
Gözler kalkmaz saygıdan.
Ali Bulaç
Gözler zillet içinde düşecek.
Diyanet İşleri
İnsanların gözleri yere döner.
Tefsirleri karşılaştır

10

يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِى ٱلْحَافِرَةِ

Diyanet Vakfı
Diyorlar ki, "Öldükten sonra biz, (dünyadaki) ilk halimize mi döndürüleceğiz,
Elmalılı H. Yazır
Diyorlar ki: "Biz tekrar eski halimize mi döndürülecekmişiz?
Ali Bulaç
Derler ki: "Biz çukurda iken, gerçekten biz mi yeniden (diriltilip) döndürüleceğiz?"
Diyanet İşleri
Derler ki: "Biz eski halimize mi döndürüleceğiz?"
Tefsirleri karşılaştır

11

أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمًۭا نَّخِرَةًۭ

Diyanet Vakfı
(Hem de) çürümüş kemikler olduktan sonra ha?"
Elmalılı H. Yazır
"Biz, çürümüş kemikler olduktan sonra ha?"
Ali Bulaç
"Biz çürüyüp dağılmış kemikler olduğumuz zaman mı?"
Diyanet İşleri
"Ufalanmış kemik olduğumuz zaman mı?"
Tefsirleri karşılaştır

12

قَالُوا۟ تِلْكَ إِذًۭا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌۭ

Diyanet Vakfı
"O zaman bu, ziyanlı bir dönüş olur" dediler.
Elmalılı H. Yazır
"Öyleyse bu çok zararlı bir dönüştür." dediler.
Ali Bulaç
Derler ki: "Şu durumda, zararına bir dönüştür bu."
Diyanet İşleri
Derler ki: "O takdirde bu zararına bir dönüştür."
Tefsirleri karşılaştır

13

فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ

Diyanet Vakfı
Bu dönüş, sadece bir seslenmeye bakar.
Elmalılı H. Yazır
Fakat o bir tek haykırıştır.
Ali Bulaç
Oysa bu, yalnızca tek bir haykırıştır.
Diyanet İşleri
Doğrusu bir tek çığlık yetecektir.
Tefsirleri karşılaştır

14

فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ

Diyanet Vakfı
Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler.
Elmalılı H. Yazır
Bir de bakarsın hepsi meydandadır.
Ali Bulaç
Bir de bakarsın ki, onlar, yerin üstündedirler.
Diyanet İşleri
Hepsi hemen bir düzlüğe dökülecektir.
Tefsirleri karşılaştır

15

هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ

Diyanet Vakfı
(Habibim!) Sana Musa'nın haberi geldi mi?
Elmalılı H. Yazır
Musa'nın haberi sana geldi mi?
Ali Bulaç
Musa'nın haberi sana geldi mi?
Diyanet İşleri
Musa'nın başından geçen olay sana geldi mi?
Tefsirleri karşılaştır

16

إِذْ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى

Diyanet Vakfı
Kutsal vadi Tuva'da Rabbi ona şöyle seslenmişti:
Elmalılı H. Yazır
Hani Rabbi ona kutsal vaadi Tuva'da seslenmişti:
Ali Bulaç
Hani Rabbi ona, kutsal vadi Tuva'da seslenmişti:
Diyanet İşleri
Tuva'da, kutsal bir vadide, Rabbi ona şöyle hitap etmişti:
Tefsirleri karşılaştır

17

ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ

Diyanet Vakfı
Firavun'a git! Çünkü o çok azdı.
Elmalılı H. Yazır
"Haydi, demişti, git Firavun'a, çünkü o çok azdı."
Ali Bulaç
"Firavun'a git; çünkü o, azdı."
Diyanet İşleri
"Firavun'a git; doğrusu o azmıştır."
Tefsirleri karşılaştır

18

فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ

Diyanet Vakfı
De ki: Nasıl arınmağa gönlün var mı?
Elmalılı H. Yazır
De ki: İster misin arınasın?
Ali Bulaç
Ona de ki: “Temizlenmek ister misin?"
Diyanet İşleri
"Ona de ki: Arınmağa niyetin var mı?"
Tefsirleri karşılaştır

19

وَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ

Diyanet Vakfı
Seni Rabbimin yoluna iletmemi ister misin? Böylece ondan korkarsın.
Elmalılı H. Yazır
Seni Rabbinin yoluna ileteyim de ondan korkasın.
Ali Bulaç
"Seni Rabbine yönelteyim, böylece (O'ndan) korkmuş olursun."
Diyanet İşleri
"Rabbine giden yolu göstereyim ki O'na saygı duyup korkasın."
Tefsirleri karşılaştır

20

فَأَرَىٰهُ ٱلْءَايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ

Diyanet Vakfı
Ve ona en büyük mucizeyi gösterdi.
Elmalılı H. Yazır
Musa Firavun'a o büyük mucizeyi gösterdi.
Ali Bulaç
(Musa) Ona büyük mucizeyi gösterdi.
Diyanet İşleri
Bunun üzerine ona en büyük mucizeyi gösterdi.
Tefsirleri karşılaştır

21

فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ

Diyanet Vakfı
(O ise) hemen yalanladı ve isyan etti.
Elmalılı H. Yazır
Fakat Firavun yalanladı, karşı geldi.
Ali Bulaç
Fakat o, yalanladı ve isyan etti.
Diyanet İşleri
Ama Firavun yalanladı ve baş kaldırdı.
Tefsirleri karşılaştır

22

ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ

Diyanet Vakfı
Sonra (inkar için) olanca çabasını göstererek sırtını döndü.
Elmalılı H. Yazır
Sonra koşarak dönüp gitti.
Ali Bulaç
Sonra (karşı yönde) çaba harcayıp sırtını döndü.
Diyanet İşleri
Geri dönüp yürüdü.
Tefsirleri karşılaştır

23

فَحَشَرَ فَنَادَىٰ

Diyanet Vakfı
Derhal (adamlarını) topladı ve (onlara) bağırdı:
Elmalılı H. Yazır
Derken adamlarını topladı da bağırdı:
Ali Bulaç
Sonunda (yardımcı güçlerini) topladı, seslendi;
Diyanet İşleri
Adamlarını toplayıp seslendi:
Tefsirleri karşılaştır

24

فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلْأَعْلَىٰ

Diyanet Vakfı
Ben, sizin en yüce Rabbinizim! dedi.
Elmalılı H. Yazır
"Ben sizin en yüce Rabbinizim" dedi.
Ali Bulaç
Dedi ki: "Sizin en yüce Rabbiniz benim."
Diyanet İşleri
"Sizin en yüce rabbiniz benim" dedi.
Tefsirleri karşılaştır

25

فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلْءَاخِرَةِ وَٱلْأُولَىٰٓ

Diyanet Vakfı
Allah onu, (herkese ibret olarak) dünya ve ahiret azabıyla cezalandırdı.
Elmalılı H. Yazır
Allah da onu tuttu, dünya ve ahiret azabıyla yakalayıverdi.
Ali Bulaç
Böylelikle Allah onu, ahiret ve dünya azabıyla yakaladı.
Diyanet İşleri
Allah bunun üzerine onu dünya ve ahiret azabına uğrattı.
Tefsirleri karşılaştır

26

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةًۭ لِّمَن يَخْشَىٰٓ

Diyanet Vakfı
Elbette bunda, korkan kimseler için büyük bir ibret vardır.
Elmalılı H. Yazır
Kuşkusuz bunda, saygı duyacaklar için bir ibret vardır.
Ali Bulaç
Gerçekten bunda 'içi titreyerek korkacak' kimse için elbette bir ibret (ders) vardır.
Diyanet İşleri
Doğrusu bunda Allah'tan korkan kimseye ders vardır.
Tefsirleri karşılaştır

27

ءَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُ ۚ بَنَىٰهَا

Diyanet Vakfı
Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti,
Elmalılı H. Yazır
Yaratılışça siz mi daha çetinsiniz, yoksa gök mü? Onu Allah bina etti.
Ali Bulaç
Yaratmak bakımından siz mi daha güçsünüz yoksa gök mü? (Allah) Onu bina etti.
Diyanet İşleri
Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.
Tefsirleri karşılaştır

28

رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّىٰهَا

Diyanet Vakfı
Onu yükseltti, düzene koydu,
Elmalılı H. Yazır
Tavanını yükseltti, onu bir düzene koydu.
Ali Bulaç
Boyunu yükseltti, ona belli bir düzen verdi.
Diyanet İşleri
Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.
Tefsirleri karşılaştır

29

وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَىٰهَا

Diyanet Vakfı
Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı.
Elmalılı H. Yazır
Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkardı.
Ali Bulaç
Gecesini kararttı, kuşluğunu açığa-çıkardı.
Diyanet İşleri
Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü aydınlatmıştır.
Tefsirleri karşılaştır

30

وَٱلْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ

Diyanet Vakfı
Ondan sonra da yerküreyi döşedi,
Elmalılı H. Yazır
Bundan sonra da yeryüzünü döşedi.
Ali Bulaç
Bundan sonra yeryüzünü serip döşedi.
Diyanet İşleri
Ardından yeri düzenlemiştir.
Tefsirleri karşılaştır

31

أَخْرَجَ مِنْهَا مَآءَهَا وَمَرْعَىٰهَا

Diyanet Vakfı
Yerden suyunu ve otlağını çıkardı,
Elmalılı H. Yazır
Ondan suyunu ve otlağını çıkardı.
Ali Bulaç
Ondan da suyunu ve otlağını çıkardı.
Diyanet İşleri
Suyunu ondan çıkarmış ve otlak yer meydana getirmiştir.
Tefsirleri karşılaştır

32

وَٱلْجِبَالَ أَرْسَىٰهَا

Diyanet Vakfı
Dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.
Elmalılı H. Yazır
Dağlarını oturttu.
Ali Bulaç
Dağlarını dikip-oturttu;
Diyanet İşleri
Dağları yerleştirmiştir.
Tefsirleri karşılaştır

33

مَتَٰعًۭا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ

Diyanet Vakfı
Kendiniz ve hayvanlarınız için bir faydalanma olmak üzere.
Elmalılı H. Yazır
Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için.
Ali Bulaç
Size ve hayvanlarınıza bir yarar (meta) olmak üzere.
Diyanet İşleri
Bunları sizin ve hayvanlarınızın geçinmesi için yapmıştır.
Tefsirleri karşılaştır

34

فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلْكُبْرَىٰ

Diyanet Vakfı
Her şeyi alt üst eden o büyük felaket geldiği vakit,
Elmalılı H. Yazır
Fakat o her şeyi bastıran büyük felaket geldiği vakit,
Ali Bulaç
Ancak o, 'herşeyi batırıp gömen büyük-felaket’ (kıyamet) geldiği zaman.
Diyanet İşleri
Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar.
Tefsirleri karşılaştır

35

يَوْمَ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَٰنُ مَا سَعَىٰ

Diyanet Vakfı
İnsanın yapıp ettiklerini hatırlayacağı gün,
Elmalılı H. Yazır
O, insanın neyin peşinde koştuğunu anladığı gün,
Ali Bulaç
O gün, insan, neye çaba harcadığını düşünüp-anlar.
Diyanet İşleri
Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar.
Tefsirleri karşılaştır

36

وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ

Diyanet Vakfı
Ve görene cehennem açık bir şekilde gösterilmiştir.
Elmalılı H. Yazır
Gören kimseler için cehennem hortlatıldığı vakit,
Ali Bulaç
Görebilenler için cehennem de sergilenmiştir.
Diyanet İşleri
Cehennem her bakanın göreceği şekilde gösterilir.
Tefsirleri karşılaştır

37

فَأَمَّا مَن طَغَىٰ

Diyanet Vakfı
Artık kim azmışsa,
Elmalılı H. Yazır
Artık her kim azgınlık etmiş,
Ali Bulaç
Artık kim taşkınlık edip-azarsa,
Diyanet İşleri
İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.
Tefsirleri karşılaştır

38

وَءَاثَرَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا

Diyanet Vakfı
Ve dünya hayatını ahirete tercih etmişse,
Elmalılı H. Yazır
Ve dünya hayatını tercih etmişse,
Ali Bulaç
Ve dünya hayatını seçerse,
Diyanet İşleri
İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.
Tefsirleri karşılaştır

39

فَإِنَّ ٱلْجَحِيمَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ

Diyanet Vakfı
Şüphesiz cehennem(onun için) tek barınaktır.
Elmalılı H. Yazır
Kuşkusuz onun varacağı yer cehennemdir.
Ali Bulaç
Şüphesiz cehennem, (onun için) bir barınma yeridir.
Diyanet İşleri
İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.
Tefsirleri karşılaştır

40

وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفْسَ عَنِ ٱلْهَوَىٰ

Diyanet Vakfı
Rabbinin makamından korkan ve nefsini kötü arzulardan uzaklaştırmış kimse için,
Elmalılı H. Yazır
Kim de Rabbinin divanında durmaktan korkmuş, nefsini boş heveslerden menetmiş ise,
Ali Bulaç
Kim Rabbinin makamından korkar ve nefsi heva (istek ve tutkular) dan sakındırırsa,
Diyanet İşleri
Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir.
Tefsirleri karşılaştır

41

فَإِنَّ ٱلْجَنَّةَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ

Diyanet Vakfı
Şüphesiz cennet(onun) yegane barınağıdır.
Elmalılı H. Yazır
Kuşkusuz onun varacağı yer cennettir.
Ali Bulaç
Artık şüphesiz cennet, (onun için) bir barınma yeridir.
Diyanet İşleri
Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir.
Tefsirleri karşılaştır

42

يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا

Diyanet Vakfı
Sana kıyameti sorarlar: Gelip çatması ne zamandır? (derler.)
Elmalılı H. Yazır
Sana o kıyameti soruyorlar, ne zaman kopacak diye.
Ali Bulaç
"O ne zaman demir atacak?" diye, sana kıyamet-saatini soruyorlar.
Diyanet İşleri
Senden kıyametin ne zaman gelip çatacağını sorarlar.
Tefsirleri karşılaştır

43

فِيمَ أَنتَ مِن ذِكْرَىٰهَآ

Diyanet Vakfı
Sen onu nereden bilip bildireceksin!
Elmalılı H. Yazır
Sen nerde, onu anlatmak nerde?!
Ali Bulaç
Onunla ilgili bilgi vermekten yana, sende ne var ki…
Diyanet İşleri
Nerde senden onu anlatması?
Tefsirleri karşılaştır

44

إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَآ

Diyanet Vakfı
Onun nihai ilmi yalnız Rabbine aittir.
Elmalılı H. Yazır
Onun son ilmi Rabbine aittir.
Ali Bulaç
En sonunda o (ve onunla ilgili bilgi), Rabbine aittir.
Diyanet İşleri
Onun bilgisi Rabbine aittir.
Tefsirleri karşılaştır

45

إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخْشَىٰهَا

Diyanet Vakfı
Sen ancak ondan korkanları uyarırsın.
Elmalılı H. Yazır
Sen ancak ondan korkacak olanları uyarıcısın.
Ali Bulaç
Sen, yalnızca ondan 'içi titreyerek korkanlar' için bir uyarıcısın.
Diyanet İşleri
Sen sadece kıyametten korkanı uyaransın.
Tefsirleri karşılaştır

46

كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَىٰهَا

Diyanet Vakfı
Kıyamet gününü gördüklerinde (dünyada) sadece bir akşam vakti ya da kuşluk zamanı kadar kaldıklarını sanırlar.
Elmalılı H. Yazır
Onlar o kıyameti görecekleri gün sanki dünyada bir akşam veya kuşluğundan başka durmamışa dönecekler.
Ali Bulaç
Onu gördükleri gün, sanki, bir akşam veya bir kuşluk-vaktinden başkasını yaşamamış gibidirler.
Diyanet İşleri
Kıyameti gördükleri gün dünyada ancak bir akşam yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış olduklarını sanırlar.
Tefsirleri karşılaştır