1
ٱلْقَارِعَةُ
- Diyanet Vakfı
- Kapı çalan!
- Elmalılı H. Yazır
- Kâria! (Çarpacak kıyamet) Nedir o kâria? Kârianın ne olduğunu sen bilir misin?
- Ali Bulaç
- Kaari’a...
- Diyanet İşleri
- Gürültü koparacak olan
Tefsirleri karşılaştır2
مَا ٱلْقَارِعَةُ
- Diyanet Vakfı
- Nedir o kapı çalan?
- Elmalılı H. Yazır
- Kâria! (Çarpacak kıyamet) Nedir o kâria? Kârianın ne olduğunu sen bilir misin?
- Ali Bulaç
- Nedir kaari’a?
- Diyanet İşleri
- Nedir o gürültü koparacak olan?
Tefsirleri karşılaştır3
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْقَارِعَةُ
- Diyanet Vakfı
- O kapı çalanın ne olduğunu bilir misin?
- Elmalılı H. Yazır
- Kâria! (Çarpacak kıyamet) Nedir o kâria? Kârianın ne olduğunu sen bilir misin?
- Ali Bulaç
- Sana o kaaria’yı bildiren nedir?
- Diyanet İşleri
- O gürültü koparacak olanın ne olduğunu sen bilir misin?
Tefsirleri karşılaştır4
يَوْمَ يَكُونُ ٱلنَّاسُ كَٱلْفَرَاشِ ٱلْمَبْثُوثِ
- Diyanet Vakfı
- İnsanların, ateşin etrafını sarmış pervaneler gibi olur,
- Elmalılı H. Yazır
- O gün insanlar yayılmış pervaneler gibi olurlar.
- Ali Bulaç
- İnsanların, 'her yana dağılmış' pervaneler gibi olacakları gün,
- Diyanet İşleri
- O gün insanlar, ateş etrafında çırpınıp dökülen pervaneye dönecekler.
Tefsirleri karşılaştır5
وَتَكُونُ ٱلْجِبَالُ كَٱلْعِهْنِ ٱلْمَنفُوشِ
- Diyanet Vakfı
- Dağların da atılmış renkli yüne dönüştüğü gündür (o Karia!)
- Elmalılı H. Yazır
- Dağlar atılmış renkli yünler gibi olur.
- Ali Bulaç
- Ve dağların 'etrafa saçılmış' renkli yünler gibi olacakları (gün),
- Diyanet İşleri
- Dağlar, atılmış renkli yüne benzeyecekler.
Tefsirleri karşılaştır6
فَأَمَّا مَن ثَقُلَتْ مَوَٰزِينُهُۥ
- Diyanet Vakfı
- O gün kimin tartılan ameli ağır gelirse.
- Elmalılı H. Yazır
- O gün kimin tartıları ağır basarsa o, hoşnut olacağı bir hayat içindedir.
- Ali Bulaç
- İşte, kimin tartıları ağır basarsa,
- Diyanet İşleri
- Ama tartıları ağır gelen kimse hoş bir hayat içinde olacaktır.
Tefsirleri karşılaştır7
فَهُوَ فِى عِيشَةٍۢ رَّاضِيَةٍۢ
- Diyanet Vakfı
- İşte o, hoşnut edici bir yaşayış içinde olur.
- Elmalılı H. Yazır
- O gün kimin tartıları ağır basarsa o, hoşnut olacağı bir hayat içindedir.
- Ali Bulaç
- Artık o, hoşnut olunan bir hayat içindedir.
- Diyanet İşleri
- Ama tartıları ağır gelen kimse hoş bir hayat içinde olacaktır.
Tefsirleri karşılaştır8
وَأَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَٰزِينُهُۥ
- Diyanet Vakfı
- Ameli yeğni olana gelince.
- Elmalılı H. Yazır
- Kimin tartıları hafif gelirse, onun anası da (varacağı yer, sığınacağı durağı) hâviye (uçurum)dır.
- Ali Bulaç
- Kimin tartıları hafif kalırsa,
- Diyanet İşleri
- Tartıları hafif gelenler ise,
Tefsirleri karşılaştır9
فَأُمُّهُۥ هَاوِيَةٌۭ
- Diyanet Vakfı
- İşte onun anası (yeri, yurdu) Haviye'dir.
- Elmalılı H. Yazır
- Kimin tartıları hafif gelirse, onun anası da (varacağı yer, sığınacağı durağı) hâviye (uçurum)dır.
- Ali Bulaç
- Artık onun da anası (son durağı) "haviye"dir (uçurum).
- Diyanet İşleri
- Onların yeri bir çukurdur.
Tefsirleri karşılaştır10
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا هِيَهْ
- Diyanet Vakfı
- Nedir o (Haviye) bilir misin?
- Elmalılı H. Yazır
- O uçurumun ne olduğunu sen nereden bileceksin?
- Ali Bulaç
- Onun ne olduğunu (mahiyetini) sana bildiren nedir?
- Diyanet İşleri
- O çukurun ne olduğunu sen bilir misin?
Tefsirleri karşılaştır11
نَارٌ حَامِيَةٌۢ
- Diyanet Vakfı
- Kızgın ateş!
- Elmalılı H. Yazır
- O, kızgın bir ateştir.
- Ali Bulaç
- O, kızgın bir ateştir.
- Diyanet İşleri
- O, kızgın bir ateştir.
Tefsirleri karşılaştır