Tefhimu'l-Kur'an - Mevdudi
İnşikâk Sûresi — Tefhimu'l-Kur'an - Mevdudi
1. Âyetin Tefsiri
1- Gök, yarılıp-parçalandığı,
Bu bölümü tek başına aç →2. Âyetin Tefsiri
2- Ve 'kendi yaratılış gereğine uygun' olarak Rabbine boyun eğdiği zaman;(1)
Bu bölümü tek başına aç →3. Âyetin Tefsiri
3- Yer, düzlendiği,(2)
Bu bölümü tek başına aç →4. Âyetin Tefsiri
4- İçinde olanları dışa atıp boşaldığı(3)
AÇIKLAMA
1. Ayetin orijinalinde asıl ifade ve ezinet lirabbiha şeklinde geçmektedir: 'Rabbinin emrini işiteceklerdir' anlamına gelmekle birlikte bu ifade, Arapçada bir deyim olan (kelime) sadece duymakla kalmayacaklar, Allah'ın emrine tam teslimiyetle uyacaklardır anlamında da kullanılmaktadır.
2. Yeryüzü dümdüz edildiğinde, yani denizler, dereler kaldırılacak, dağlar parçalanacak ve arz düz bir meydana dönüştürülecektir. Tâhâ-106.107'de bu husus şöyle beyan edilmiştir: "Yerlerini boş, dümdüz bırakacaktır. Orada ne bir eğrilik, ne de bir tümsek göremeyeceksin." Hakim ve Müstedrek salim bir senetle Hz. Cefar bin Abdullah'tan rivayet olunan şöyle bir hadis nakletmişlerdir. "Kıyamet günü yeryüzü bir sofra gibi serilecek ve insanlar için orada ancak ayak basılabilecek kadar bir yer olacaktır." Unutulmamalıdır ki, o gün ilk insandan kıyamete kadar dünyadan gelmiş-geçmiş tüm insanlık diriltilecektir. İşte bundan ötürü dağlar, denizler, dereler ve ormanlar kaldırılarak, yeryüzü düzeltilecektir. Ancak bu şekilde bunca insan ayak basabilmek için yer bulabilir.
3. Yani tüm ölüler kabirlerinden dışarı atılacak ve bunun yanısıra yer altında bulunan (insanların yaptıklarına şehadet edecek) herşey dışarı çıkacaktır. Yerin altında gizli ve saklı hiçbir şey kalmayacaktır.
Bu bölümü tek başına aç →AÇIKLAMA
1. Ayetin orijinalinde asıl ifade ve ezinet lirabbiha şeklinde geçmektedir: 'Rabbinin emrini işiteceklerdir' anlamına gelmekle birlikte bu ifade, Arapçada bir deyim olan (kelime) sadece duymakla kalmayacaklar, Allah'ın emrine tam teslimiyetle uyacaklardır anlamında da kullanılmaktadır.
2. Yeryüzü dümdüz edildiğinde, yani denizler, dereler kaldırılacak, dağlar parçalanacak ve arz düz bir meydana dönüştürülecektir. Tâhâ-106.107'de bu husus şöyle beyan edilmiştir: "Yerlerini boş, dümdüz bırakacaktır. Orada ne bir eğrilik, ne de bir tümsek göremeyeceksin." Hakim ve Müstedrek salim bir senetle Hz. Cefar bin Abdullah'tan rivayet olunan şöyle bir hadis nakletmişlerdir. "Kıyamet günü yeryüzü bir sofra gibi serilecek ve insanlar için orada ancak ayak basılabilecek kadar bir yer olacaktır." Unutulmamalıdır ki, o gün ilk insandan kıyamete kadar dünyadan gelmiş-geçmiş tüm insanlık diriltilecektir. İşte bundan ötürü dağlar, denizler, dereler ve ormanlar kaldırılarak, yeryüzü düzeltilecektir. Ancak bu şekilde bunca insan ayak basabilmek için yer bulabilir.
3. Yani tüm ölüler kabirlerinden dışarı atılacak ve bunun yanısıra yer altında bulunan (insanların yaptıklarına şehadet edecek) herşey dışarı çıkacaktır. Yerin altında gizli ve saklı hiçbir şey kalmayacaktır.
5. Âyetin Tefsiri
5- Ve 'kendi yaratılış gereğine uygun' olarak Rabbine boyun eğdiği zaman.(4)
Bu bölümü tek başına aç →6. Âyetin Tefsiri
6- Ey insan, gerçekten sen, hiç durmaksızın Rabbine doğru bir çaba harcayıp durmaktasın;(5) sonunda O'na varacaksın.
Bu bölümü tek başına aç →7. Âyetin Tefsiri
7- Artık kimin kitabı sağ yanından verilirse,
Bu bölümü tek başına aç →8. Âyetin Tefsiri
8- O, kolay bir hesap (sorgu) ile sorguya çekilecek,(6)
Bu bölümü tek başına aç →9. Âyetin Tefsiri
9- Ve kendi yakınlarına da sevinç içinde dönmüş olacaktır.(7)
Bu bölümü tek başına aç →10. Âyetin Tefsiri
10- Kimin de kitabı ardından verilirse,(8)
Bu bölümü tek başına aç →11. Âyetin Tefsiri
11- O da, helâk (yok olmay) ı çağıracak,
Bu bölümü tek başına aç →12. Âyetin Tefsiri
12- Çılgın alevli ateşe girecek.
Bu bölümü tek başına aç →13. Âyetin Tefsiri
13- Çünkü o, (dünyada) kendi yakınları arasında sevinçliydi.(9)
Bu bölümü tek başına aç →14. Âyetin Tefsiri
14- Doğrusu o, (Rabbine) bir daha dönmeyeceğini sanmıştı.
Bu bölümü tek başına aç →15. Âyetin Tefsiri
15- Hayır; gerçekten onun Rabbi, kendisini çok iyi görendi.(10)
AÇIKLAMA
4. Buraya kadar Rabbine mülâki olan insanın sonunun ne olacağı izah edilmemiştir. Ancak daha sonraki ayetlerde bu husus açıklanmaktadır. Rabbine doğru bir yol tutan insan, O'nun huzurunda hazır bulunacak ve yaptıklarının karşılığında ceza veya mükafat görecektir.
5. Yani dünyadaki tüm telaş, zahmet ve meşakkatı insan 'sadece bu dünya vardır' inancıyla çekmektedir. Oysa gerçek, insanın ister istemez kendini Allah'ın huzurunda bulacağıdır.
6. Yani onların (iyilerin) hesabı zor olmayacak ve onlara dünyada hangi kötülükleri yaptın? diye sorulmayacaktır. Şayet iyilikleri kötülüklerinden ağır basarsa, onların hesabı görülürken kötülükleri affedilecek ve onlara bu konuda hesap sorulmayacaktır. Kur'an'a göre kötüler hesaba çekilirken hesapları çok zor olacaktır. Bu husus Rad-18'de hesabın en kötüsü ifadesi ile anlatılmıştır. Salih insanlar için ise, Ahkaf-16'da hesaplarının nasıl olacağı hakkında şöyle buyurulmuştur: "Onlar öyle kimselerdir ki, yaptıklarının en iyisini onlardan kabul eder ve onların kötülüklerinden geçeriz, cennet halkı arasındadırlar. Bu kendilerine doğru vaadedilen vaaddir." İmam Ahmet, Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesei, Ebu Davut, Hakim İbn Cerir, Abd bin Hamid ve İbn Merdûye, değişik ifadelerle Hz. Aişe'den rivayet edilen şöyle bir hadisi nakletmişlerdir. "Her kimden hesap sorulduğunda vay onun haline!" Hz. Aişe (r.a) Rasulullah'a şöyle dedi: Ya Rasulallah! Allah, kimin eline defteri sağdan verilirse onun hesabı kolay olacaktır, demiyor mu? Hz. Peygamber (s.a) : "Onun sadece hesabı görülecektir. Öyle uzun uzun soruşturulmayacaktır." buyurdu. Diğer bir rivayete göre Hz. Aişe şöyle der: "Bir defasında Rasulullah'ı namazda şöyle dua ederken duydum: "Yarabbi! Hesabım kolay olsun!" Selam verdikten sonra, ona bu duanın anlamını sordum. Rasulullah (s.a) şöyle buyurdu: "Kolay hesap kulun hesabının hemen görülmesi ve affedilmesidir. Ya Aişe! Her kimden hesap sorulduysa o helâk oldu."
7. Ayette geçen onun ehli ifadesi ile onun akrabası, dostları ve onun gibi azaptan kurtulanlar kastolunuyor.
8- Hakka Suresi'nde "amel defterlerinin sol elleri tarafından verileceği" beyan edilmişti. Bunun nedeni herhalde şu olmalıdır. Kâfir yaptığı işlerin kötü olduğunu bildiği için, utanarak eline arkaya çekecek, fakat buna rağmen amel defteri arkasından eline verilecektir. Kısaca bundan kurtuluş yoktur.
9. Yani onların hâli salih insanların tam tersidir. Bu husus hakkında Tur-260'da şöyle buyurulmuştur: "Daha önce biz ailemiz içinde korkardık dediler" Yani onlar çoluk-çocuklarının muhabbet ve sevgisi, ahiret hayatlarını tehlikeye sokmasın diye, her an bunun korkusu içinde yaşarlardı. Kâfirler ise, tam aksine çoluk-çocuklarına eğlence dolu bir hayat geçirtebilmek için haram-helâl demeden her yola başvururlar ve onların refahı için başkalarının haklarına tecavüz ederek, Allah'ın hudutlarını çiğnerlerdi.
10. Yani eğer Allah (c.c.) onlardan hesap sormayacak olursa, bu O'nun insaf ve adaletine ters düşmüş olurdu.
Bu bölümü tek başına aç →AÇIKLAMA
4. Buraya kadar Rabbine mülâki olan insanın sonunun ne olacağı izah edilmemiştir. Ancak daha sonraki ayetlerde bu husus açıklanmaktadır. Rabbine doğru bir yol tutan insan, O'nun huzurunda hazır bulunacak ve yaptıklarının karşılığında ceza veya mükafat görecektir.
5. Yani dünyadaki tüm telaş, zahmet ve meşakkatı insan 'sadece bu dünya vardır' inancıyla çekmektedir. Oysa gerçek, insanın ister istemez kendini Allah'ın huzurunda bulacağıdır.
6. Yani onların (iyilerin) hesabı zor olmayacak ve onlara dünyada hangi kötülükleri yaptın? diye sorulmayacaktır. Şayet iyilikleri kötülüklerinden ağır basarsa, onların hesabı görülürken kötülükleri affedilecek ve onlara bu konuda hesap sorulmayacaktır. Kur'an'a göre kötüler hesaba çekilirken hesapları çok zor olacaktır. Bu husus Rad-18'de hesabın en kötüsü ifadesi ile anlatılmıştır. Salih insanlar için ise, Ahkaf-16'da hesaplarının nasıl olacağı hakkında şöyle buyurulmuştur: "Onlar öyle kimselerdir ki, yaptıklarının en iyisini onlardan kabul eder ve onların kötülüklerinden geçeriz, cennet halkı arasındadırlar. Bu kendilerine doğru vaadedilen vaaddir." İmam Ahmet, Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesei, Ebu Davut, Hakim İbn Cerir, Abd bin Hamid ve İbn Merdûye, değişik ifadelerle Hz. Aişe'den rivayet edilen şöyle bir hadisi nakletmişlerdir. "Her kimden hesap sorulduğunda vay onun haline!" Hz. Aişe (r.a) Rasulullah'a şöyle dedi: Ya Rasulallah! Allah, kimin eline defteri sağdan verilirse onun hesabı kolay olacaktır, demiyor mu? Hz. Peygamber (s.a) : "Onun sadece hesabı görülecektir. Öyle uzun uzun soruşturulmayacaktır." buyurdu. Diğer bir rivayete göre Hz. Aişe şöyle der: "Bir defasında Rasulullah'ı namazda şöyle dua ederken duydum: "Yarabbi! Hesabım kolay olsun!" Selam verdikten sonra, ona bu duanın anlamını sordum. Rasulullah (s.a) şöyle buyurdu: "Kolay hesap kulun hesabının hemen görülmesi ve affedilmesidir. Ya Aişe! Her kimden hesap sorulduysa o helâk oldu."
7. Ayette geçen onun ehli ifadesi ile onun akrabası, dostları ve onun gibi azaptan kurtulanlar kastolunuyor.
8- Hakka Suresi'nde "amel defterlerinin sol elleri tarafından verileceği" beyan edilmişti. Bunun nedeni herhalde şu olmalıdır. Kâfir yaptığı işlerin kötü olduğunu bildiği için, utanarak eline arkaya çekecek, fakat buna rağmen amel defteri arkasından eline verilecektir. Kısaca bundan kurtuluş yoktur.
9. Yani onların hâli salih insanların tam tersidir. Bu husus hakkında Tur-260'da şöyle buyurulmuştur: "Daha önce biz ailemiz içinde korkardık dediler" Yani onlar çoluk-çocuklarının muhabbet ve sevgisi, ahiret hayatlarını tehlikeye sokmasın diye, her an bunun korkusu içinde yaşarlardı. Kâfirler ise, tam aksine çoluk-çocuklarına eğlence dolu bir hayat geçirtebilmek için haram-helâl demeden her yola başvururlar ve onların refahı için başkalarının haklarına tecavüz ederek, Allah'ın hudutlarını çiğnerlerdi.
10. Yani eğer Allah (c.c.) onlardan hesap sormayacak olursa, bu O'nun insaf ve adaletine ters düşmüş olurdu.
16. Âyetin Tefsiri
16- Yoo, şafak-vaktine yemin ederim,
Bu bölümü tek başına aç →17. Âyetin Tefsiri
17- Geceye ve toplayıp-taşıdığı şeylere,
Bu bölümü tek başına aç →18. Âyetin Tefsiri
18- Ondördüne girdiği zaman aya;
Bu bölümü tek başına aç →19. Âyetin Tefsiri
19- Siz, gerçekten tabakadan tabakaya bineceksiniz.(11)
Bu bölümü tek başına aç →20. Âyetin Tefsiri
20- Şu halde onlara ne oluyor ki iman etmiyorlar?
Bu bölümü tek başına aç →21. Âyetin Tefsiri
21- Kendilerine Kur'an okunduğunda secde etmiyorlar.(12)
Bu bölümü tek başına aç →22. Âyetin Tefsiri
22- Tersine, o nankörler, yalanlıyorlar.
Bu bölümü tek başına aç →23. Âyetin Tefsiri
23- Oysa Allah, onların içlerinde saklı tutmakta olduklarını daha iyi bilendir.(13)
Bu bölümü tek başına aç →24. Âyetin Tefsiri
24- Bu durumda sen, onlara acıklı bir azab ile müjde ver.
Bu bölümü tek başına aç →25. Âyetin Tefsiri
25- Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka; onlar için kesintisi olmayan bir ecir (mükâfat) vardır.
AÇIKLAMA
11. Yani siz hep aynı halde kalmayacaksınız. Gençlik, yaşlılık ve ölümden sonra berzah aleminde diriltilecek ve mahşerde ceza ve mükâfat aşamasına geleceksiniz. Bunun için üç şey üzerine yemin edilmiştir. Güneşin batışından sonraki şafağa, gündüzden sonra gelen gecenin karanlığına (ki o zaman insan ve hayvanlar evlerine dönerler) ve derece derece büyüyerek hilâlin bedir haline gelişine. Yani tüm bunlar, insanın içinde yaşamakta olduğu kainatta herşeyin devamlı bir hareket halinde olduğuna şehadet etmektedirler. Bu nedenden ötürü, kâfirlerin "ölümden sonra herşey bitmiş olacaktır" şeklindeki düşünceleri yanlıştır.
12. Yani onların içinde Allah (c.c.) korkusu bulunmuyor ve bu yüzden Allah'a secde etmiyorlar. İmam Malik, Müslim, Nesei, Ebu Hüreyre'nin (r.a) rivayet ettiği şu hadisi naklederler. "Rasulullah İnşikak suresini okurken, bu ayetin okunuşu esnasında secde etti." Buhari, Müslim, Ebu Davut ve Nesei, Ebu Râfî'nin rivayet ettiği şu hadisi naklederler. "Ebu Hüreyre yatsı namazını kıldırırken, İnşikak suresini okudu ve bu ayete geldiğinde secde etti. Ben (Ebu Râfi) Ebu Hüreyre'ye bunun nedenini sordum. O da şöyle cevap verdi: "Peygamberin arkasında namaz kılarken, bu ayeti okuduğunda secde etmişti. Bundan dolayı ben ömrümün sonuna kadar bu ayeti okuduğumda secde ederim." Müslim, Ebu Davut, Tirmizi, Nesei, İbn Mace, Ebu Hüreyre'den (r.a) ayrıca şöyle bir hadis nakleder: "Rasulullah bu ayeti okurken secde etti."
13. Diğer bir anlamı şöyle olabilir. Kalblerinde olan küfrü, inadı, Hakka karşı düşmanlıklarını, kötü niyetlerini ve bozguncu düşüncelerini Allah (c.c.) çok iyi bilir.
İNŞİKAK SURESİNİN SONU
Bu bölümü tek başına aç →AÇIKLAMA
11. Yani siz hep aynı halde kalmayacaksınız. Gençlik, yaşlılık ve ölümden sonra berzah aleminde diriltilecek ve mahşerde ceza ve mükâfat aşamasına geleceksiniz. Bunun için üç şey üzerine yemin edilmiştir. Güneşin batışından sonraki şafağa, gündüzden sonra gelen gecenin karanlığına (ki o zaman insan ve hayvanlar evlerine dönerler) ve derece derece büyüyerek hilâlin bedir haline gelişine. Yani tüm bunlar, insanın içinde yaşamakta olduğu kainatta herşeyin devamlı bir hareket halinde olduğuna şehadet etmektedirler. Bu nedenden ötürü, kâfirlerin "ölümden sonra herşey bitmiş olacaktır" şeklindeki düşünceleri yanlıştır.
12. Yani onların içinde Allah (c.c.) korkusu bulunmuyor ve bu yüzden Allah'a secde etmiyorlar. İmam Malik, Müslim, Nesei, Ebu Hüreyre'nin (r.a) rivayet ettiği şu hadisi naklederler. "Rasulullah İnşikak suresini okurken, bu ayetin okunuşu esnasında secde etti." Buhari, Müslim, Ebu Davut ve Nesei, Ebu Râfî'nin rivayet ettiği şu hadisi naklederler. "Ebu Hüreyre yatsı namazını kıldırırken, İnşikak suresini okudu ve bu ayete geldiğinde secde etti. Ben (Ebu Râfi) Ebu Hüreyre'ye bunun nedenini sordum. O da şöyle cevap verdi: "Peygamberin arkasında namaz kılarken, bu ayeti okuduğunda secde etmişti. Bundan dolayı ben ömrümün sonuna kadar bu ayeti okuduğumda secde ederim." Müslim, Ebu Davut, Tirmizi, Nesei, İbn Mace, Ebu Hüreyre'den (r.a) ayrıca şöyle bir hadis nakleder: "Rasulullah bu ayeti okurken secde etti."
13. Diğer bir anlamı şöyle olabilir. Kalblerinde olan küfrü, inadı, Hakka karşı düşmanlıklarını, kötü niyetlerini ve bozguncu düşüncelerini Allah (c.c.) çok iyi bilir.
İNŞİKAK SURESİNİN SONU