1
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْبُرُوجِ
- Diyanet Vakfı
- Burçlara sahip gökyüzüne,
- Elmalılı H. Yazır
- Burçlar sahibi gökyüzüne,
- Ali Bulaç
- Burçları olan göğe andolsun,
- Diyanet İşleri
- İçinde burçları bulunan göğe and olsun;
Tefsirleri karşılaştır2
وَٱلْيَوْمِ ٱلْمَوْعُودِ
- Diyanet Vakfı
- Geleceği bildirilmiş olan güne,
- Elmalılı H. Yazır
- Vaad olunan o güne,
- Ali Bulaç
- O vadedilen güne,
- Diyanet İşleri
- Söz verilen kıyamet gününe and olsun;
Tefsirleri karşılaştır3
وَشَاهِدٍۢ وَمَشْهُودٍۢ
- Diyanet Vakfı
- (O günde) tanıklık edene ve edilene andolsun ki,
- Elmalılı H. Yazır
- Şahitlik edene ve edilene andolsun ki,
- Ali Bulaç
- Şahid olana (görene) ve şahit olunana (görülene).
- Diyanet İşleri
- Şahitlik edene ve edilene and olsun ki, insanlar öldükten sonra diriltileceklerdir.
Tefsirleri karşılaştır4
قُتِلَ أَصْحَٰبُ ٱلْأُخْدُودِ
- Diyanet Vakfı
- Kahroldu o hendeğin sahipleri,
- Elmalılı H. Yazır
- Kahroldu o hendeğin sahipleri,
- Ali Bulaç
- Kahrolsun Ashab-ı Uhdud
- Diyanet İşleri
- Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!
Tefsirleri karşılaştır5
ٱلنَّارِ ذَاتِ ٱلْوَقُودِ
- Diyanet Vakfı
- O çıralı ateşin,
- Elmalılı H. Yazır
- O çıralı ateşin,
- Ali Bulaç
- 'Tutuşturucu-yakıt dolu o ateş,'
- Diyanet İşleri
- Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!
Tefsirleri karşılaştır6
إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌۭ
- Diyanet Vakfı
- Onlar (yakanlar) da başlarına oturmuşlar,
- Elmalılı H. Yazır
- Hani o ateşin başına oturmuşlar,
- Ali Bulaç
- Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı.
- Diyanet İşleri
- Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!
Tefsirleri karşılaştır7
وَهُمْ عَلَىٰ مَا يَفْعَلُونَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌۭ
- Diyanet Vakfı
- Müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı.
- Elmalılı H. Yazır
- Müminlere yaptıklarını seyrediyorlardı.
- Ali Bulaç
- Ve mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.
- Diyanet İşleri
- Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!
Tefsirleri karşılaştır8
وَمَا نَقَمُوا۟ مِنْهُمْ إِلَّآ أَن يُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ
- Diyanet Vakfı
- Onlardan, sırf, aziz ve hamid olan Allah'a iman ettikleri için intikam aldılar.
- Elmalılı H. Yazır
- Müminlere kızmalarının sebebi de, onların yalnız çok güçlü ve övgüye lâyık olan Allah'a iman etmeleri idi.
- Ali Bulaç
- Onlardan, yalnızca 'üstün ve güçlü olan,' öğülen Allah'a iman ettiklerinden dolayı intikam alıyorlardı.
- Diyanet İşleri
- Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddir.
Tefsirleri karşılaştır9
ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ شَهِيدٌ
- Diyanet Vakfı
- O Allah ki, göklerin ve yerin mülkü kendisine aittir, ve Allah her şeye şahittir.
- Elmalılı H. Yazır
- O Allah ki, göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur ve Allah her şeye şahittir.
- Ali Bulaç
- Ki O (Allah), göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Allah, herşeyin üzerinde şahid olandır.
- Diyanet İşleri
- Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddir.
Tefsirleri karşılaştır10
إِنَّ ٱلَّذِينَ فَتَنُوا۟ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا۟ فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ ٱلْحَرِيقِ
- Diyanet Vakfı
- Şüphesiz inanmış erkeklerle inanmış kadınlara işkence edip sonra tevbe de etmeyenlere cehennem azabı ve (orada) yanma cezası vardır.
- Elmalılı H. Yazır
- İnanan erkek ve kadınlara işkence yapıp sonra da tevbe etmeyenlere cehennem azabı ve yangın azabı vardır.
- Ali Bulaç
- Gerçek şu ki, mü'min erkeklerle mü'min kadınlara işkence (fitne) uygulayanlar, sonra tevbe etmeyenler; işte onlar için, cehennem azabı vardır ve yakıcı azap onlaradır.
- Diyanet İşleri
- Ama inanmış erkek ve kadınlara işkence ederek onları dinlerinden çevirmeğe uğraşanlar, eğer tevbe etmezlerse, onlara cehennem azabı vardır. Yakıcı azap da onlaradır.
Tefsirleri karşılaştır11
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ جَنَّٰتٌۭ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ ۚ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْكَبِيرُ
- Diyanet Vakfı
- İman edip salih ameller işleyenlere ise, zemininden ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük kurtuluş budur.
- Elmalılı H. Yazır
- İnanan ve iyi amel yapanlar için de altından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük kurtuluş odur.
- Ali Bulaç
- Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlara gelince; onlar için altından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur.
- Diyanet İşleri
- Şüphesiz inanıp yararlı işler işleyenlere, onlara, içlerinden ırmaklar akan cennetler vardır. Bu, büyük kurtuluştur.
Tefsirleri karşılaştır12
إِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ
- Diyanet Vakfı
- Şüphesiz Rabbinin yakalaması çok şiddetlidir.
- Elmalılı H. Yazır
- Kuşkusuz Rabbinin yakalaması serttir.
- Ali Bulaç
- Doğrusu, Rabbinin 'zorlu yakalayışı' şiddetlidir.
- Diyanet İşleri
- Doğrusu Rabbinin yakalaması amansızdır.
Tefsirleri karşılaştır13
إِنَّهُۥ هُوَ يُبْدِئُ وَيُعِيدُ
- Diyanet Vakfı
- Bilin ki O, (kainat yokken) ilk olarak yaratan, (ölümden sonra tekrar hayatı) geri getirendir.
- Elmalılı H. Yazır
- Yoktan o yaratır ve tekrar o diriltir.
- Ali Bulaç
- Çünkü O, ilkin var eden, (sonra dirilterek) döndürecek olandır.
- Diyanet İşleri
- Önce yaratıp sonra bunu tekrar eden O'dur.
Tefsirleri karşılaştır14
وَهُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلْوَدُودُ
- Diyanet Vakfı
- O, çok bağışlayan ve çok sevendir.
- Elmalılı H. Yazır
- Bununla beraber çok bağışlayandır, çok sevendir.
- Ali Bulaç
- O, çok bağışlayandır, çok sevendir.
- Diyanet İşleri
- Yüce arşın sahibi, çok seven, bağışlayan O'dur.
Tefsirleri karşılaştır15
ذُو ٱلْعَرْشِ ٱلْمَجِيدُ
- Diyanet Vakfı
- Şerefli Arş'ın sahibidir.
- Elmalılı H. Yazır
- Arş'ın sahibidir, yücedir.
- Ali Bulaç
- Arşın sahibidir; Mecid (pek Yüce)dir.
- Diyanet İşleri
- Yüce arşın sahibi, çok seven, bağışlayan O'dur.
Tefsirleri karşılaştır16
فَعَّالٌۭ لِّمَا يُرِيدُ
- Diyanet Vakfı
- Dilediği şeyleri mutlaka yapandır.
- Elmalılı H. Yazır
- Dilediğini yapandır.
- Ali Bulaç
- Her dilediğini yapıp-gerçekleştirendir.
- Diyanet İşleri
- Her dilediğini mutlaka yapandır.
Tefsirleri karşılaştır17
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْجُنُودِ
- Diyanet Vakfı
- Orduların, haberi sana geldi mi?
- Elmalılı H. Yazır
- O orduların kıssası sana geldi mi?
- Ali Bulaç
- Orduların haberi sana geldi mi?
- Diyanet İşleri
- Firavun ve Semud ordularının haberi sana geldi mi?
Tefsirleri karşılaştır18
فِرْعَوْنَ وَثَمُودَ
- Diyanet Vakfı
- Yani Firavun ve Semud'un
- Elmalılı H. Yazır
- Yani Firavun ve Semud'un?
- Ali Bulaç
- Firavun ve Semud (ordularının)?
- Diyanet İşleri
- Firavun ve Semud ordularının haberi sana geldi mi?
Tefsirleri karşılaştır19
بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى تَكْذِيبٍۢ
- Diyanet Vakfı
- Doğrusu inkarcılar (gerçeği) yalanlayıp dururlar.
- Elmalılı H. Yazır
- Fakat o inkarcılar hâlâ bir yalanlama içinde.
- Ali Bulaç
- Hayır; inkar edenler, (kesintisiz) bir yalanlama içindedirler.
- Diyanet İşleri
- Doğrusu inkar edenler, hep yalanlayagelmişlerdir.
Tefsirleri karşılaştır20
وَٱللَّهُ مِن وَرَآئِهِم مُّحِيطٌۢ
- Diyanet Vakfı
- Allah onları arkalarından kuşatmıştır.
- Elmalılı H. Yazır
- Oysa Allah onları arkalarından kuşatmıştır.
- Ali Bulaç
- Allah ise, onları arkalarından sarıp-kuşatmıştır.
- Diyanet İşleri
- Oysa Allah onları ardlarından çevirmiştir.
Tefsirleri karşılaştır21
بَلْ هُوَ قُرْءَانٌۭ مَّجِيدٌۭ
- Diyanet Vakfı
- Hayır o şerefli bir Kur'an'dır.
- Elmalılı H. Yazır
- Hayır o şerefli bir Kur'ân'dır.
- Ali Bulaç
- Hayır; o (Kitap), 'şerefli-üstün' olan bir Kur'an'dır;
- Diyanet İşleri
- Doğrusu sana vahyedilen bu Kitap, Levhi Mahfuz'da bulunan şanlı bir Kuran'dır.
Tefsirleri karşılaştır22
فِى لَوْحٍۢ مَّحْفُوظٍۭ
- Diyanet Vakfı
- Levh-i Mahfuz'dadır.
- Elmalılı H. Yazır
- Levhi Mahfuz'dadır.
- Ali Bulaç
- Levh-i Mahfuz'dadır.
- Diyanet İşleri
- Doğrusu sana vahyedilen bu Kitap, Levhi Mahfuz'da bulunan şanlı bir Kuran'dır.
Tefsirleri karşılaştır