1
وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ
- Diyanet Vakfı
- Gökyüzüne ve tarıka (sabah yıldızına) yemin ederim.
- Elmalılı H. Yazır
- Andolsun o göğe ve Târık'a,
- Ali Bulaç
- Göğe ve Tarık'a andolsun,
- Diyanet İşleri
- Göğe ve Tarık'a and olsun;
Tefsirleri karşılaştır2
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلطَّارِقُ
- Diyanet Vakfı
- Tarıkın ne olduğunu nereden bileceksin?
- Elmalılı H. Yazır
- Târık nedir, bildin mi?
- Ali Bulaç
- Tarık'ın ne olduğunu sana bildiren nedir?
- Diyanet İşleri
- Tarık'ın ne olduğunu sen bilir misin?
Tefsirleri karşılaştır3
ٱلنَّجْمُ ٱلثَّاقِبُ
- Diyanet Vakfı
- (O, karanlığı) delen yıldızdır.
- Elmalılı H. Yazır
- O, karanlığı delen yıldızdır.
- Ali Bulaç
- (Karanlığı) Delen yıldızdır.
- Diyanet İşleri
- O, (ışığıyla karanlığı) delen yıldızdır.
Tefsirleri karşılaştır4
إِن كُلُّ نَفْسٍۢ لَّمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌۭ
- Diyanet Vakfı
- Hiç kimse yoktur ki üzerinde bir koruyucu, bir denetleyici bulunmasın.
- Elmalılı H. Yazır
- Hiçbir nefis yoktur ki başında bir denetleyici bulunmasın.
- Ali Bulaç
- Üzerinde gözetleyici-koruyucu bulunmayan hiçbir nefis (kimse) yoktur.
- Diyanet İşleri
- Üzerinde gözetici olmayan kimse yoktur.
Tefsirleri karşılaştır5
فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَٰنُ مِمَّ خُلِقَ
- Diyanet Vakfı
- İnsan neden yaratıldığına bir baksın!
- Elmalılı H. Yazır
- Onun için insan neden yaratıldığına bir baksın.
- Ali Bulaç
- İnsan bir baksın, hangi şeyden yaratıldı?
- Diyanet İşleri
- Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın.
Tefsirleri karşılaştır6
خُلِقَ مِن مَّآءٍۢ دَافِقٍۢ
- Diyanet Vakfı
- Atılan bir sudan yaratıldı.
- Elmalılı H. Yazır
- Atılan bir sudan yaratıldı.
- Ali Bulaç
- Dökülüp atılan bir sudan yaratıldı.
- Diyanet İşleri
- O, erkek ve kadının beli ile kaburga kemikleri arasından atılagelen bir sudan yaratılmıştır.
Tefsirleri karşılaştır7
يَخْرُجُ مِنۢ بَيْنِ ٱلصُّلْبِ وَٱلتَّرَآئِبِ
- Diyanet Vakfı
- (O su) sırt ile göğüs kafesi arasından çıkar.
- Elmalılı H. Yazır
- O su, erkeğin sulbü ile kadının göğüs kemikleri arasından çıkar.
- Ali Bulaç
- (Bu su,) Bel kemiği ile kaburgalar arasında(ki organlar)dan çıkar.
- Diyanet İşleri
- O, erkek ve kadının beli ile kaburga kemikleri arasından atılagelen bir sudan yaratılmıştır.
Tefsirleri karşılaştır8
إِنَّهُۥ عَلَىٰ رَجْعِهِۦ لَقَادِرٌۭ
- Diyanet Vakfı
- İşte Allah (başlangıçta bu şekilde yarattığı) insanı tekrar yaratmaya da kadirdir.
- Elmalılı H. Yazır
- Elbette Allah'ın onu döndürmeye gücü yeter.
- Ali Bulaç
- Şüphesiz (Allah), onu yeniden-döndürmeye güç yetirendir.
- Diyanet İşleri
- Şüphesiz Allah, gizliliklerin ortaya çıkacağı gün, insanı tekrar yaratmaya Kadir'dir.
Tefsirleri karşılaştır9
يَوْمَ تُبْلَى ٱلسَّرَآئِرُ
- Diyanet Vakfı
- Gizlenenlerin ortaya döküldüğü gün
- Elmalılı H. Yazır
- O gün bütün sırlar yoklanıp, meydana çıkarılır.
- Ali Bulaç
- Sırların orta yere çıkarılacağı gün;
- Diyanet İşleri
- Şüphesiz Allah, gizliliklerin ortaya çıkacağı gün, insanı tekrar yaratmaya Kadir'dir.
Tefsirleri karşılaştır10
فَمَا لَهُۥ مِن قُوَّةٍۢ وَلَا نَاصِرٍۢ
- Diyanet Vakfı
- O gün insan için ne bir güç ne de bir yardımcı vardır.
- Elmalılı H. Yazır
- İnsanın o gün ne bir gücü vardır, ne de bir yardımcısı.
- Ali Bulaç
- Artık onun ne gücü vardır, ne yardımcısı.
- Diyanet İşleri
- O gün, insanın gücü de, yardımcısı da olmaz.
Tefsirleri karşılaştır11
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلرَّجْعِ
- Diyanet Vakfı
- Dönüş sahibi olan (yağmur yağdıran) göğe, yemin ederim ki,
- Elmalılı H. Yazır
- Andolsun o dönüşlü göğe,
- Ali Bulaç
- Dönüşlü olan göğe andolsun.
- Diyanet İşleri
- Dönüşlü göğe ve yarılan yeryüzüne and olsun ki,
Tefsirleri karşılaştır12
وَٱلْأَرْضِ ذَاتِ ٱلصَّدْعِ
- Diyanet Vakfı
- (Nebat ile) yarılan yere,
- Elmalılı H. Yazır
- O yarılıp çatlayan yere,
- Ali Bulaç
- Yarılan yere de.
- Diyanet İşleri
- Dönüşlü göğe ve yarılan yeryüzüne and olsun ki,
Tefsirleri karşılaştır13
إِنَّهُۥ لَقَوْلٌۭ فَصْلٌۭ
- Diyanet Vakfı
- Şüphesiz Kur'an, (hak ile batılı) ayıran bir sözdür.
- Elmalılı H. Yazır
- Kuşkusuz Kur'ân, ayırıcı bir sözdür.
- Ali Bulaç
- Şüphesiz o (Kur'an), ayırdeden bir sözdür.
- Diyanet İşleri
- Doğrusu bu Kuran kesin bir sözdür.
Tefsirleri karşılaştır14
وَمَا هُوَ بِٱلْهَزْلِ
- Diyanet Vakfı
- O, asla bir şaka değildir.
- Elmalılı H. Yazır
- O asla bir şaka değildir.
- Ali Bulaç
- O, bir şaka değildir.
- Diyanet İşleri
- O, eğlence için değildir.
Tefsirleri karşılaştır15
إِنَّهُمْ يَكِيدُونَ كَيْدًۭا
- Diyanet Vakfı
- Onlar bir tuzak kurarlar,
- Elmalılı H. Yazır
- Haberin olsun ki, kâfirler hep hile kuruyorlar.
- Ali Bulaç
- Doğrusu onlar, hileli bir düzen planlayıp kuruyorlar;
- Diyanet İşleri
- Gerçekten onlar düzen kuruyorlar.
Tefsirleri karşılaştır16
وَأَكِيدُ كَيْدًۭا
- Diyanet Vakfı
- Ben de bir tuzak kurarım.
- Elmalılı H. Yazır
- Ben de hilelerine karşılık veririm.
- Ali Bulaç
- Ben de bir düzen kurup hazırlıyorum.
- Diyanet İşleri
- Ben de bir düzen kurmaktayım.
Tefsirleri karşılaştır17
فَمَهِّلِ ٱلْكَٰفِرِينَ أَمْهِلْهُمْ رُوَيْدًۢا
- Diyanet Vakfı
- Onun için Kafirlere mühlet ver, onları biraz kendi hallerine bırak (pek yakında desteğimiz sana gelecek).
- Elmalılı H. Yazır
- Onun için sen kâfirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı.
- Ali Bulaç
- Sen kafirlere bir mühlet ver, az bir süre tanı.
- Diyanet İşleri
- Sen inkarcılara mehil ver; onlara mukabeleyi biraz geri bırak.
Tefsirleri karşılaştır