İRŞÂD, EBU'S-SUÛD TEFSÎRİ
En‘âm Sûresi — İRŞÂD, EBU'S-SUÛD TEFSÎRİ — Sayfa 4
161. Âyetin Tefsiri
"(Resûlüm) de ki:
"- Şüphesiz Rabbim beni dosdoğru yola, en doğru dine, hakka yöneltmiş İbrâhîm'in dinine iletmiş (hidayet etmiş)tir. O müşriklerden değildi."
A- "(Resûlüm) de ki:
"- Şüphesiz Rabbim beni dosdoğru yola, en doğru dine, hakka yönelmiş İbrâhîm'in dinine iletmiştir."
Burada Allahü teâlâ, Resûlüllah'a
- kendisinin üzerinde olduğu,
- kâfirlerin de, üzerinde olduklarını iddia ettikleri, ancak gerçekte ondan tamamen ayrıldıkları hak dini kendilerine tebliğ etmesini buyuruyor. Şöyle ki:
" Resûlüm, dinlerini parça parça edip bir takım fırkalara ayrılanlara de ki:
- Şüphesiz Rabbim, beni, mazhar kıldığı vahiy ile, kâinatta âfakta (hariçte) ve enfüste (dahilde) yarattığı delillerle dosdoğru bir yola, en doğru dine ve hakka yönelen İbrâhîmdinine hidayet etti."
B- "O, müşriklerden değildi."
Bu kelâm, İbrâhîm'in dinlerinde itikad ve amel olarak çeşitli fırkalara ayrılanların hallerinden ve işlerinden tamamen münezzeh olduğunu açıklar.
İbrâhîm ne asıl ne de fer' olarak, dine ilişkin hiçbir şeyde onlarla beraber değildir.
İbrâhîm'indi, müşriklerden olmadığının sarahatle belirtilmesi,
- Mekke müşrikleri ile,
- "Uzeyr, Allah'ın oğludur" demek suretiyle Allah'a ortak koşan Yahudilerin,
- "Mesîh, Allah'ın oğludur" demek suretiyle Allah'a ortak koşan Hıristiyanların,
İbrâhîm'in dininde oldukları şeklindeki iddialarını red içindir.
162. Âyetin Tefsiri
"(Resûlüm) de ki:
"- Şüphesiz benim namazım hac, kurban, ibadetlerim, hayâtım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir."
Resûlüm, sen onlara de ki:
- Şüphesiz benim namazım,
- diğer bütün ibadetlerim,
-
Diğer bir görüşe göre ise, benim kurbanım, âlemlerin Rabbi Allah içindir. Burada tıpkı,
"O halde namaz kıl ve kurban kes." âyetinde olduğu olduğu gibi namaz ile kurban bir arada zikredilmiştir.
Başka bir görüşe göre,
- namazım ve baccım,
- hayâtımda üzerinde olduğum iman ve taatlerim,
- ölümüm sırasında üzerinde olacağım imanım ve taatlerim,
- vasiyet gibi ölüm sonrasına ilişkin hayırlarım, âlemlerin Rabbi Allah içindir.
163. Âyetin Tefsiri
"O'nun şeriki (ortağı) yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben Müslümanların ilkiyim."
İman ve amellerimde ben, Allahü teâlâ'ya başkasını ortak koşmam; ben ancak bu ihlâsla emrolundum ve ben bu ümmette Müslümanların ilkiyim.
Bu âyet, İbrâhîm'ini,
- emrolunduğu şeyleri sür'ade yerine getirdiğini,
- ona emredilenlerin, kendine özgü şeyler olmadığını,
- bütün o ümmetin bunlarla memur olduğunu,
- ve onlardan Müslümanlığı benimseyenlerin, kendisine uyduklarını belirtmiş olur.
164. Âyetin Tefsiri
"(Resûlüm) de ki:
"- Allah, her şeyin Rabbi iken O'ndan başka Rab mi arayacağım? Herkesin kazandığı ancak kendine aittir ve hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenecek değildir. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O, uyuşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir."
A- "(Resûlüm), de ki:
"- Allah, her şeyin Rabbi iken O'ndan başka Rab mi arayacağım?"
Allahü teâlâ, benim Rabbim olduğu gibi, Kendisinden başka her şeyin (mâ sivanın) de Rabbidir. Böyle olduğu halde ben, O'ndan başka bir Rab mı arayacağım? Mâbudiyette Allahü teâlâ'ya ortak tasavvur olunamaz.
B- "Herkesin kazandığı ancak kendine aittir."
Kâfirler, Müslümanlara diyorlardı ki:
"- Siz bizim yolumuza tâbi olun, biz de sizin hatalarınızı yüklenelim!" Onların bu sözleri,
- ya "Sizin işlediğiniz hatalar, sizin üzerinize değil, bizim üzerimize yazılsın";
- ya da "Sizin üzerinize yazılmış olan hataları, kıyamet günü biz yüklenelim" demektir.
İşte bu kelâm, birinci manasına göre anılan sözlerin reddıdir. Yani her nefsin işlediği günah ancak kendine aittir ve birinden sâdır olan kötü bir fiilin başkasının boynunda kalması mümkün değildir.
C- "Ve hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenecek değildir."
Bu kelam da, kâfirlerin anılan sözlerinin, ikinci manaya göre reddidir. Yani kıyamet günü hiçbir taşıyıcı nefis, başka bir nefsin yükünü taşımaz.
Ç- "Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir."
Mükâfat va'di ile ceza vaidinin tekidi ve ağırlaştırılması için burada hitap şekli değiştirilip insanların hepsine tevcih edilmiştir.
En sonunda kıyamet günü sizin dönüşünüz, bütün işlerinizin Mâliki olan Rabbinizedir. İşte Rabbiniz, o gün, dürüstlük ile azgınlığı ve hak ile bâtılı birbirinden ayırmak suretiyle, daha önce uyuşmazlığa düştüğünüz şeyi size haber verecektir.
165. Âyetin Tefsiri
"Sizi yeryüzünde halifeler kılan, size verdiği nimetler hususunda sizi denemek için kiminizi kiminize derecelerle üstün kılan da ancak O'dur. Şüphesiz senin Rabbin cezası süratli olandır. Şüphesiz O, bağışlaması bol (Ğafûr)dur, çok merhamet eden (Rahim)dir."
A- Sizi yeryüzünde halifeler kılan, size verdiği nimetler hususunda sizi denemek için kiminizi kiminize derecelerle üstün kılan da ancak O'dur."
Sizi, eski ümmetlere ya da birbirinize halef kılan, ya da sizi yeryüzünde Allahü teâlâ'nın halifesi kılan; verdiği mal ve mevki, şeref ve zenginlik gibi nimetler bakımından sizi denemek, sizdeki şükrü veya isyanı görmek için kiminizi kiminize derecelerle üstün kılan da O'dur.
B- "Şüphesiz senin Rab bin, cezası süratli olandır."
Burada hitabın yalnız Resûlüllah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) tevcihi, Rab kelimesinin, Resûlüllah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) yerini tutan zamire izafesi, Allahü teâlâ'nın, Resûlüllah hakkında ziyadesiyle lütufkâr olduğunu belirtmek içindir.
Allahü teâlâ, verdiği nimetlerin hukukunu gözetmeyen ve onların şükrünü edâ etmeyen kimseler hakkında cezası çabuk olandır. Çünkü her gelecek, yakın sayılır.
Yahut Allahü teâlâ, azab irade buyurduğunda son derece süratli gönderir. Çünkü O, unsurları ve aletleri kullanmaktan münezzehtir.
C- "Şüphesiz O, bağışlaması bol (Gafur)dur, çok merhamet eden (Rahim) dir."
Allahü teâlâ, bahşettiği nimetlerin hukukunu gereği gibi gözetenler hakkında çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.
Rivâyete göre Resûlüllah şöyle buyurmuştur:
"En'âm suresi bana toptan indirilmiştir; nazil olurken yetmiş bin melek, yüksek sesle tesbih ve tahmid okuyarak onu uğurlamıştır. İmdi her kim, En'âm suresini okursa, o yetmiş bin melek, En'âm suresinin her âyetinden sonra bir gün, bir gece müddetle ona rahmet ve mağfiret dilerler."
Allahü teâlâ bütün bilenlerden daha iyi bilir.