BEYDÂVÎ TEFSÎRİ

En‘âm Sûresi — BEYDÂVÎ TEFSÎRİ — Sayfa 2

160. Âyetin Tefsiri

Kim iyilikle gelirse, ona onun on katı vardır. Kim de kötülükle gelirse, ancak misli ile cezalanır. Onlar haksızlığa uğramazlar.

(Kim iyilikle gelirse ona on katı vardır) yani Allah'tan lütuf olarak onun on katı vardır. Ya'kûb tenvinle "aşren” ve sıfat olarak da ref ile "emsuluha” okumuştur. Bu da katların en azıdır. Yetmiş, yedi yüz ve hesapsız olarak kat vaatle gelmiştir. Bunun içindir ki, ondan maksat çokluktur, sayı değildir, denilmiştir.

"Kim de kötülükle gelirse ancak misli ile cezalanır” adaletin hükmü gereği.

"Onlar haksızlığa uğratılmazlar” sevabın eksilmesi ve azabın artması ile.

Bu bölümü tek başına aç →

161. Âyetin Tefsiri

De ki: Şüphesiz beni Rabbim doğru bir yola, hakka yönelen İbrâhîm'in dimdik ayakta duran dinine hidâyet etti. O, müşriklerden değildi.

"De ki: Şüphesiz beni Rabbim doğru bir yola hidâyet etti” vahiy ile koyduğu delillere irşat etmekle.

"Dinen” "Sırât"ın mahallinden bedeldir, çünkü mana: Hedani sıratan demektir,

"sizi doğru bir yola hidâyet eder” (Feth: 20) âyeti gibi.

Ya da melfuzun delâlet ettiği gizli bir fiilin mef'ûlüdür.

"Kıyemen (kayyimen)” karneden fey'il veznindedir, sadeden seyyid gibi. Bu da vezin bakımından müstakimden daha mübalağalıdır, müstakim de siyga bakımından ondan daha mübalağalıdır. İbn Âmir, Âsım, Hamze ve Kisâî mastarı sıfat yaparak kıyemen okumuşlardır, kıyası "kıvamen"dir, ivaz gibi; fiilinin ilanından dolayı kıyam gibi i'lal edilmiştir.

"Millete ibrahime” bu da dinen'in atıf beyanıdır.

"Hanifen” de İbrâhîm'den hâl’dir. (O, müşriklerden değildi) bu da ona atıftır.

Bu bölümü tek başına aç →

162. Âyetin Tefsiri

De ki: Şüphesiz namazım, ibâdetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir.

"De ki: Şüphesiz namazım, ibâdetlerim” bütün ibâdetlerim yahut kurbanım veyahut haccım "Ve mahyaye ve memati” hayatım ve ölümüm, hayatımda üzerinde bulunduğum ve üzerinde öldüğüm îman ve tâat yahut hayatın taatları ve ölüme bağlı hayırlar, Meselâ vasiyet, arkadan köle azat etme gibi yahut bizzat hayat ve memat. Nâfi' ye'nin sükûnu ile "mahyay” okumuştur, vaslı vakf yerine koymuştur.

"Âlemlerin Rabbi Allah içindir.

Bu bölümü tek başına aç →

163. Âyetin Tefsiri

Onun ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben Müslümanların ilkiyim.

"Onun ortağı yoktur” ona hâstır, bunlarda başkasını ona ortak koşmam.

"Ben bununla” bu söz ve ihlâsla "emrolundum ve ben Müslümanların ilkiyim". Çünkü her peygamberin Müslümanlığı ümmetinin Müslümanlığından öncedir.

Bu bölümü tek başına aç →

164. Âyetin Tefsiri

De ki: Allah'tan başka Rabb mi arayacağım. O ki, her şeyin rabbidir. Her nefis ancak kendi aleyhine kazanır. Bir günahkâr bir başkasının günahını taşımaz. Sonra dönüşünüz Rabbinizedir; ihtilâf ettiğiniz şeyleri size haber verir.

"De ki: Allah'tan başka Rabb mi arayacağım?” Onu ibâdetime ortak edeyim. Bu da aleyhisselâm Efendimizi ilâhlarına ibâdete davetlerine cevaptır. (O ki, her şeyin Rabbidir) illet yerinde hâl’dir, onu red ve ona delildir yani ondan başka her şey benim gibi Rabbin kuludur, Rabb olamaz.

"Her nefis ancak kendi aleyhine kazanır” sizin bu hâliniz bana ondan başka Rabb aramada bir fayda vermez.

"Bir günahkâr bir başkasının günahını taşımaz". Bu da "yolumuza tâbi ol; günahlarını taşıyalım” (Ankebut: 12) sözlerinin cevabıdır.

"Sonra dönüşünüz Rabbinizedir” kıyâmet gününde "ihtilâf ettiğiniz şeyleri size haber verecektir” doğruyu eğriden seçecek ve haklı ile haksızı ayıracaktır.

Bu bölümü tek başına aç →

165. Âyetin Tefsiri

O ki, sizi yeryüzünde hâlifeler kıldı ve kiminizi kiminizin üstüne derecelerle yükseltti ki,rdiklerinde sizi denesin. Şüphesiz Rabbin cezayı çabuk verendir. Şüphesiz o, elbette çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.

"O ki, sizi yeryüzünde hâlifeler kıldı” birbirinizin yerine geçersiniz yahut yeryüzünde Allah'ın hâlifeleri kıldı, onda tasarruf edersiniz. Bu durumda hitap geneldir yahut geçmiş ümmetlerin hâlifeleri kıldı, bu durumda hitap mü'minleredir.

"Ve kiminizi kiminizin üstüne derecelerle yükseltti” şeref ve zenginlikte "ki,rdiği şeyde sizi denesin” mevki ve malda "Şüphesiz Rabbin cezayı çabuk verendir” zira gelecek olan yakındır ya da o isterse çabuk yapar.

"Şüphesiz o, elbette çok bağışlayıcı, çok merhametlidir". Onu azapla niteledi, onu nefsine izafe etmedi, zâtını bağışlamakla niteledi, ona ise rahmet sıfatını verdi ve mübalağa kalıbını ve te'kit lâm'ını kullandı. Bunu da kendisinin doğrudan bağışlayıcı ve dolaylı olarak azâp edici olduğunu ve rahmetinin çok ve mübalağalı, azabının az ve o hususta müsamahalı olduğunu vurguladı. Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: En'âm sûresi bana bir seferde indirildi. Onu yetmiş bin melek uğurluyordu. Tesbih ve tahmid ile seslerini yükseltiyorlardı. Binâenaleyh kim En'âm sûresini okursa o yetmiş bin melek ona gündüz ve gece En'âm sûresinin âyetleri sayısınca rahmet okurlar.

Bu bölümü tek başına aç →