İbn Kesîr'i Tefsiri
Târık Sûresi — İbn Kesîr'i Tefsiri
(Mekke'de nazil olmuştur.)
Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
9. Âyetin Tefsiri
10. Âyetin Tefsiri
«O, delen yıldızdır.» Parlaklık saçan ve aydınlatan yıldızdır. Parlayan yıldızdır da denmiştir. Yüce ve üstün anlamına geldiği de söylenir. Denildi ki: Bu, şeytânın fırlattığı ve bununla delip geçtiği şeydir. Ve yine bunun Süreyya yıldızı olduğu söylenmiştir. Çünkü araplar Süreyya'ya yıldız adını verirler. Zuhal olduğu da söylenmiştir. Yüksek olduğu için bu ad verildi, denir. Denildi ki bu, şeytânın fırlattığı her yıldızdır. O, deler ve geçer. Bunlar Allah'ın kasem ettiği yemîn türleridir. Denildi ki: Bu âyetin takdiri şöyledir: Bütün bunların Rabbına andolsün. Bu yeminin cevâbı ise «Hiç bir nefis yoktur ki mutlaka onun üzerinde bir gözeten bulunmasın.» kavlidir. (Hâzim, Lübâb, VI, 490).
«Bel kemiği ile göğüslerin arasından çıkar.» Erkeğin arka kemiği ile kadının göğüslerinin arasından. Bu, kadının göğüs kemiğinin büyükleridir. Eğer meninin, dördüncü hazmın fazlalığından doğup bütün organlara dağıldığı ve nihayet o organların hepsinin benzeri olan organları doğurmaya hazır hale geldiği ve ana karargâhının yumurtalıkları yanında bir birine sarılmış olan damarlar olduğu fikri doğru sayılırsa; şüphesizdi beyin nutfenin doğumunda en önemli yardımcı organ görevini üslenir. Bu sebeple fazlasıyla cinsel temas onun hızlıca zayıflamasına sebep olur. Bundan sonra ilikler gelir ki; bu, iskelet kemiklerinin İçindedir. Bunun pek çok bölümleri göğüs kemiğine kadar iner. Ve bu ikisi meninin korunması için en uygun yerlerdir. Binâenaleyh bu ikisi zikre değer bulunarak özellikle anılmıştır.
17. Âyetin Tefsiri
İbn Abbâs dönüş yeri anlamına gelen kelimesine yağmur mânâsını vermiştir. Yine ondan nakledilen bir rivayette bu kelime yağmur taşıyan bulut anlamına gelir ve o: «Andolsun o dönüş yeri olan göğe.» kavline yağmur indiren ve yağmur yağdıran göğe, anlamını vermiştir. Katâde ise her yıl kulların rızkının döndürüldüğü anlamım verir ve der ki: Böyle olmasaydı; hem onlar, hem de hayvanları helak olurdu. İbn Zeyd de yıldızları, güneşi, ayı dönen gök anlamını vermiştir ki bu, o gök cisimlerinin buradan gelip şuradan gitmeleri an-lamınadır.
«Ve yanlan yere.» İbn Abbâs yerin bitkiyle yarılması anlamını vermiştir ki Saîd İbn Cübeyr, İkrime, Ebu Mâlik, Hasan, Katâde, Süddî ve başkaları da böyle demişlerdir.
«Ki doğrusu bu, kesin bir sözdür.» İbn Abbâs; hak bir sözdür, der. Katâde de böyle der. Başkaları ise; adaletli bir hükümdür, anlamını verirler.
«Ve o, bir şaka değildir.» Bilakis ciddî bir hakikattir.
Sonra kâfirlerin bu gerçeği yalanladıktan ve Allah'ın yolundan alıkoydukları haber verilerek buyuruluyor ki: «Gerçekten onlar düzen kuruyorlar.» însanlan Kur'ân'ın aksine davet etmekle onlara hîle yapıp düzen kuruyorlar. «Ben de bir düzen kurmaktayım.-Sen, şimdilik kâfirlere mühlet ver.» Onları beklet ve acele etme. «Onları biraz geciktir.» O zaman başlarına gelecek gazabı, felâketi, cezayı ve azabı göreceksin. Allah Teâlâ'nın bir başka âyette buyurduğu gibi: oOnları az bir geçin-1 dirir, sonra da katı bir azaba sürükleriz.» (Lokman, 24)