Necm Sûresi

62 âyet · 17 tefsir eserinde okunabilir.

Tefsir eserleri

Âyetler ve mealler

1

وَٱلنَّجْمِ إِذَا هَوَىٰ

Diyanet Vakfı
Battığı zaman yıldıza andolsun ki;
Elmalılı H. Yazır
İnmekte olan yıldıza andolsun ki,
Ali Bulaç
Battığı zaman yıldıza andolsun;
Diyanet İşleri
Batmakta olan yıldıza and olsun ki,
Tefsirleri karşılaştır

2

مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَىٰ

Diyanet Vakfı
Arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve batıla inanmadı.
Elmalılı H. Yazır
Arkadaşınız (Muhammed) sapmadı, azmadı.
Ali Bulaç
Sahibiniz (arkadaşınız olan peygamber) sapmadı ve azmadı.
Diyanet İşleri
Arkadaşınız (Muhammed) sapmamış ve azmamıştır.
Tefsirleri karşılaştır

3

وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلْهَوَىٰٓ

Diyanet Vakfı
O, arzusuna göre de konuşmaz.
Elmalılı H. Yazır
O, hevâdan (arzularına göre) konuşmaz.
Ali Bulaç
O, hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz.
Diyanet İşleri
O, kendiliğinden konuşmamaktadır.
Tefsirleri karşılaştır

4

إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْىٌۭ يُوحَىٰ

Diyanet Vakfı
O (bildirdikleri) vahyedilenden başkası değildir.
Elmalılı H. Yazır
O(nun konuşması kendisine ) vahyedilenden başkası değildir.
Ali Bulaç
O (söyledikleri), yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir.
Diyanet İşleri
Onun konuşması ancak, bildirilen bir vahy iledir.
Tefsirleri karşılaştır

5

عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلْقُوَىٰ

Diyanet Vakfı
Çünkü onu güçlü kuvvetli biri (Cebrail) öğretti.
Elmalılı H. Yazır
Onu, müthiş kuvvetleri olan biri öğretti
Ali Bulaç
Ona (bu Kur'an'ı) üstün (oldukça çetin) bir güç sahibi (Cebrail) öğretmiştir.
Diyanet İşleri
Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.
Tefsirleri karşılaştır

6

ذُو مِرَّةٍۢ فَٱسْتَوَىٰ

Diyanet Vakfı
Ve üstün yaratılışlı(melek), doğruldu:
Elmalılı H. Yazır
(Ki o) akıl ve görüşünde kuvvetli (bir melek)dir. Hemen (gerçek meleklik şekliyle) doğruldu.
Ali Bulaç
(Ki O,) Görünümüyle çarpıcı bir güzelliğe sahiptir. Hemen doğruldu.
Diyanet İşleri
Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.
Tefsirleri karşılaştır

7

وَهُوَ بِٱلْأُفُقِ ٱلْأَعْلَىٰ

Diyanet Vakfı
Kendisi en yüksek ufukta iken.
Elmalılı H. Yazır
O, en yüksek ufukta idi.
Ali Bulaç
O, en yüksek bir ufuktaydı.
Diyanet İşleri
Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.
Tefsirleri karşılaştır

8

ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰ

Diyanet Vakfı
Sonra (Muhammed'e) yaklaştı, (yere doğru)sarktı.
Elmalılı H. Yazır
Sonra (Cebrail ona) yaklaştı ve (aşağıya doğru) sarktı.
Ali Bulaç
Sonra yaklaştı, derken sarkıverdi.
Diyanet İşleri
Sonra yaklaşmış ve inmiştir.
Tefsirleri karşılaştır

9

فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَىٰ

Diyanet Vakfı
O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu.
Elmalılı H. Yazır
Onunla arasındaki mesafe, iki yay kadar, yahut daha az kaldı.
Ali Bulaç
Nitekim (ikisi arasındaki uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha yakınlaştı.
Diyanet İşleri
Araları iki yay aralığı kadar veya daha da yakın oldu.
Tefsirleri karşılaştır

10

فَأَوْحَىٰٓ إِلَىٰ عَبْدِهِۦ مَآ أَوْحَىٰ

Diyanet Vakfı
Bunun üzerine Allah, kuluna vahyini bildirdi.
Elmalılı H. Yazır
(Allah), kuluna verdiği vahyi verdi.
Ali Bulaç
Böylece O'nun kuluna vahyettiğini vahyetti.
Diyanet İşleri
Allah o anda kuluna vahyedeceğini etti.
Tefsirleri karşılaştır

11

مَا كَذَبَ ٱلْفُؤَادُ مَا رَأَىٰٓ

Diyanet Vakfı
(Gözleriyle) gördüğünü kalbi yalanlamadı.
Elmalılı H. Yazır
Onun gördüğünü kalb(i) yalanlamadı.
Ali Bulaç
Onun gördüğünü gönül yalanlamadı.
Diyanet İşleri
Gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı.
Tefsirleri karşılaştır

12

أَفَتُمَٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ

Diyanet Vakfı
Onun gördükleri hakkında şimdi kendisi ile tartışacak mısınız?
Elmalılı H. Yazır
Onun gördükleri hakkında şimdi kendisi ile tartışacak mısınız.
Ali Bulaç
Yine de siz gördüğü (şey) üzerinde onunla tartışacak mısınız?
Diyanet İşleri
Ey inkarcılar! Onun gördüğü şey hakkında kendisi ile tartışır mısınız?
Tefsirleri karşılaştır

13

وَلَقَدْ رَءَاهُ نَزْلَةً أُخْرَىٰ

Diyanet Vakfı
Andolsun onu, önceden bir defa daha görmüştü,
Elmalılı H. Yazır
Andolsun onu bir kez daha görmüştü.
Ali Bulaç
Andolsun, onu bir de diğer inişte görmüştü.
Diyanet İşleri
And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür.
Tefsirleri karşılaştır

14

عِندَ سِدْرَةِ ٱلْمُنتَهَىٰ

Diyanet Vakfı
Sidretü'l-Münteha'nın yanında.
Elmalılı H. Yazır
Sidretü'lMüntehâ'nın yanında.
Ali Bulaç
Sidretü'l-Münteha'nın yanında.
Diyanet İşleri
And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür.
Tefsirleri karşılaştır

15

عِندَهَا جَنَّةُ ٱلْمَأْوَىٰٓ

Diyanet Vakfı
Cennetü'l-Me'va da onun yanındadır.
Elmalılı H. Yazır
Ki Cennetü'lMe'vâ onun yanındadır.
Ali Bulaç
Ki Cennetü'l-Me'va onun yanındadır.
Diyanet İşleri
Orada Me'va cenneti vardır.
Tefsirleri karşılaştır

16

إِذْ يَغْشَى ٱلسِّدْرَةَ مَا يَغْشَىٰ

Diyanet Vakfı
Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.
Elmalılı H. Yazır
Sidre'yi kaplayan kaplıyordu.
Ali Bulaç
Sidreyi örten örtmekte iken,
Diyanet İşleri
Sidre'yi bürüyen bürüyordu.
Tefsirleri karşılaştır

17

مَا زَاغَ ٱلْبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ

Diyanet Vakfı
Gözü kaymadı ve sınırı aşmadı.
Elmalılı H. Yazır
(Peygamberin) gözü şaşmadı ve sınırı aşmadı.
Ali Bulaç
Göz kayıp-şaşmadı ve (sınırı) aşmadı.
Diyanet İşleri
Gözü oradan ne kaydı ve ne de onu aştı.
Tefsirleri karşılaştır

18

لَقَدْ رَأَىٰ مِنْ ءَايَٰتِ رَبِّهِ ٱلْكُبْرَىٰٓ

Diyanet Vakfı
Andolsun o, Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını gördü.
Elmalılı H. Yazır
Andolsun ki o, Rabbinin âyetlerinden en büyüğünü gördü.
Ali Bulaç
Andolsun, o, Rabbinin en büyük ayetlerinden olanı gördü.
Diyanet İşleri
And olsun ki Rabbinin varlığının büyük delillerini gördü.
Tefsirleri karşılaştır

19

أَفَرَءَيْتُمُ ٱللَّٰتَ وَٱلْعُزَّىٰ

Diyanet Vakfı
Gördünüz mü o Lat ve Uzza'yı?
Elmalılı H. Yazır
Siz de gördünüz değil mi o Lât ve Uzza'yı?
Ali Bulaç
Gördünüz mü-haber verin; Lat ve Uzza'yı.
Diyanet İşleri
Ey inkarcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz?
Tefsirleri karşılaştır

20

وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلْأُخْرَىٰٓ

Diyanet Vakfı
Ve üçüncüleri olan ötekini, Menat'ı.
Elmalılı H. Yazır
Ve üçüncü olarak da öteki (put) Menat'ı?
Ali Bulaç
Ve üçüncü (put) olan Menat'ı(n herhangi bir güçleri var mı)?
Diyanet İşleri
Ey inkarcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz?
Tefsirleri karşılaştır

21

أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلْأُنثَىٰ

Diyanet Vakfı
Demek erkek size, dişi O'na öyle mi?
Elmalılı H. Yazır
Size erkek O'na dişi öyle mi?
Ali Bulaç
Erkek (evlat) sizin, dişi O'nun mu?
Diyanet İşleri
Demek erkekler sizin, dişiler Allah'ın mı?
Tefsirleri karşılaştır

22

تِلْكَ إِذًۭا قِسْمَةٌۭ ضِيزَىٰٓ

Diyanet Vakfı
O zaman bu, insafsızca bir taksim!
Elmalılı H. Yazır
Öyle ise bu çok insafsızca bir taksim.
Ali Bulaç
Eğer böyleyse, bu, çarpık bir paylaşma.
Diyanet İşleri
Öyleyse bu haksız bir paylaşma;
Tefsirleri karşılaştır

23

إِنْ هِىَ إِلَّآ أَسْمَآءٌۭ سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَٰنٍ ۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهْوَى ٱلْأَنفُسُ ۖ وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلْهُدَىٰٓ

Diyanet Vakfı
Bunlar (putlar), sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Halbuki kendilerine Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir.
Elmalılı H. Yazır
Onlar hiçbir şey değil, sırf sizin ve babalarınızın taktığınız (boş) isimlerdir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmedi. Onlar yalnız zanna ve nefislerin sevdasına uyuyorlar. Halbuki onlara Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir.
Ali Bulaç
Bu (putlar ise,) sizin ve atalarınızın (kendi istek ve öngörünüze göre) isimlendirdiğiniz (keyfi) isimlerden başkası değildir. Allah, onlarla ilgili 'hiçbir delil' indirmemiştir. Onlar, yalnızca zanna ve nefislerinin (alçak) heva (istek ve tutku) olarak arzu ettiklerine uyuyorlar. Oysa andolsun, onlara Rablerinden yol gösterici gelmiştir.
Diyanet İşleri
Bunlar sizin ve babalarınızın taktığı adlardan başka bir şey değildir. Allah onları destekleyen bir delil indirmemiştir. Onlar sadece sanıya ve canlarının istediğine uymaktadırlar. Oysa onlara Rablerinden and olsun ki doğruluk rehberi gelmiştir.
Tefsirleri karşılaştır

24

أَمْ لِلْإِنسَٰنِ مَا تَمَنَّىٰ

Diyanet Vakfı
Yoksa insan, her arzu ettiği şeye sahip mi olacaktır?
Elmalılı H. Yazır
Yoksa her arzu ettiği şey, insanın kendisinin mi (olacak) dir?
Ali Bulaç
Yoksa insana 'her arzu edip dilekte bulunduğu' şey mi var?
Diyanet İşleri
Yoksa, her umduğu şey insanın mıdır?
Tefsirleri karşılaştır

25

فَلِلَّهِ ٱلْءَاخِرَةُ وَٱلْأُولَىٰ

Diyanet Vakfı
Ahiret de dünya da Allah'ındır.
Elmalılı H. Yazır
Son da ilk de (ahiret de dünya da) Allah'ındır.
Ali Bulaç
İşte son da, ilk de (ahiret ve dünya) Allah'ındır.
Diyanet İşleri
Hayatın ilki de sonu da Allah'ındır.
Tefsirleri karşılaştır

26

۞ وَكَم مِّن مَّلَكٍۢ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ لَا تُغْنِى شَفَٰعَتُهُمْ شَيْـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعْدِ أَن يَأْذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرْضَىٰٓ

Diyanet Vakfı
Göklerde nice melek var ki onların şefaatleri, dilediği ve hoşnut olduğu kimse için Allah'ın izin vermesi dışında, bir işe yaramaz.
Elmalılı H. Yazır
Göklerde nice melek var ki Allah'ın dileyip razı olduğuna izin vermeden önce onların şefaatları hiç bir işe yaramaz.
Ali Bulaç
Göklerde nice melekler vardır ki, onların şefaatleri hiçbir şeyle yarar sağlamaz; ancak Allah'ın dileyip razı olduğu kimseye izin verdikten sonra başka.
Diyanet İşleri
Allah, dilediğine ve hoşnut olduğuna izin vermedikçe, göklerde bulunan nice meleklerin şefaati bir şeye yaramaz.
Tefsirleri karşılaştır

27

إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْءَاخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ تَسْمِيَةَ ٱلْأُنثَىٰ

Diyanet Vakfı
Ahirete inanmayanlar, meleklere dişilerin adlarını takıyorlar.
Elmalılı H. Yazır
Ahirete iman etmeyenler meleklere dişilerin adlarını takıp duruyorlar
Ali Bulaç
Gerçek şu ki, ahirete iman etmeyenler, melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar.
Diyanet İşleri
Doğrusu ahirete inanmayanlar, meleklere "dişi" adını takarlar.
Tefsirleri karşılaştır

28

وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ ۖ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ ۖ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغْنِى مِنَ ٱلْحَقِّ شَيْـًۭٔا

Diyanet Vakfı
Halbuki onların bu hususta hiç bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise hiç şüphesiz hakikat bakımından bir şey ifade etmez.
Elmalılı H. Yazır
Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise, şüphesiz hakikat bakımından birşey ifade etmez.
Ali Bulaç
Oysa onların bununla ilgili hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca zanna uymaktadırlar. Oysa gerçekte zan, haktan yana hiçbir yarar sağlamaz.
Diyanet İşleri
Oysa onların bu hususta bir bilgileri yoktur, sadece sanıya uyarlar. Sanı ise şüphesiz gerçeği ifade etmez.
Tefsirleri karşılaştır

29

فَأَعْرِضْ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ إِلَّا ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا

Diyanet Vakfı
Onun için sen bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselere yüz verme.
Elmalılı H. Yazır
Onun için bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenlerden yüz çevir.
Ali Bulaç
Şu halde sen, Bizim zikrimize sırt çeviren ve dünya hayatından başkasını istemeyenden yüz çevir.
Diyanet İşleri
Bizi anmaktan yüz çevirenlere ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenlere aldırma.
Tefsirleri karşılaştır

30

ذَٰلِكَ مَبْلَغُهُم مِّنَ ٱلْعِلْمِ ۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱهْتَدَىٰ

Diyanet Vakfı
İşte onların erişebilecekleri bilgi budur. Şüphesiz ki senin Rabbin, evet O, yolundan sapanı daha iyi bilir; O, hidayette olanı da çok iyi bilir.
Elmalılı H. Yazır
İşte onların ilimden erişebilecekleri (son sınır) budur. Şüphesiz, Rabbin, yolundan sapanı da iyi bilir; O, hidayette olanı da iyi bilir.
Ali Bulaç
İşte onların ilimden yana ulaşabildikleri (son sınır) budur. Şüphesiz, senin Rabbin; Kendi yolundan sapanı en iyi bilen O'dur ve hidayet bulanı da en iyi bilen O'dur.
Diyanet İşleri
Bu onların ulaştıkları bilginin seviyesini gösterir. Doğrusu Rabbin yolundan sapmış olanı pek iyi bilir, doğru yolda olanı da çok iyi bilir.
Tefsirleri karşılaştır

31

وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ لِيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَسَٰٓـُٔوا۟ بِمَا عَمِلُوا۟ وَيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ بِٱلْحُسْنَى

Diyanet Vakfı
Göklerde ve yerde bulunanlar hep Allah'ındır. Bu, Allah'ın, kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, güzel davrananları da daha güzeliyle mükafatlandırması içindir.
Elmalılı H. Yazır
Göklerde ve yerde bulunanlar hep Allah'ındır. Akıbet (sonuçta) kötülük yapanları yaptıkları ile cezalandıracak, güzel davrananları da daha güzeliyle mükafatlandıracaktır.
Ali Bulaç
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır; öyle ki, kötülükte bulunanları, yaptıkları dolayısıyla cezalandırır, güzel davranışta bulunanları da daha güzeliyle ödüllendirir.
Diyanet İşleri
Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kötülük yapanlara işlerinin karşılığını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Doğrusu Rabbinin bağışı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri çok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir.
Tefsirleri karşılaştır

32

ٱلَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَٰٓئِرَ ٱلْإِثْمِ وَٱلْفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَ ۚ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلْمَغْفِرَةِ ۚ هُوَ أَعْلَمُ بِكُمْ إِذْ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ وَإِذْ أَنتُمْ أَجِنَّةٌۭ فِى بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمْ ۖ فَلَا تُزَكُّوٓا۟ أَنفُسَكُمْ ۖ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ

Diyanet Vakfı
Ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve edepsizliklerden kaçınanlara gelince, bil ki Rabbin, affı bol olandır. O, sizi daha topraktan yarattığı zaman ve siz annelerinizin karınlarında bulunduğunuz sırada (bile), sizi en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, kötülükten sakınanı daha iyi bilir.
Elmalılı H. Yazır
Onlar ki günahın büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınırlar, yalnız bazı küçük kusurlar hariç. Şüphesiz Rabbinin affı geniştir. O, sizi daha topraktan yarattığı zaman ve siz annelerinizin karınlarında bulunduğunuz sırada, sizi en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, kötülükten sakınanı daha iyi bilir.
Ali Bulaç
Ki onlar, ufak tefek günahlar dışında, günahın büyük olanından ve çirkin utanmazlıklardan kaçınırlar. Şüphesiz senin Rabbin, mağfireti geniş olandır. O, sizi daha iyi bilendir; hem sizi topraktan inşa ettiği (yarattığı) ve siz daha annelerinizin karnında cenin halinde bulunduğunuz zaman da. Öyleyse kendinizi temize çıkarıp-durmayın. O, sakınanı daha iyi bilendir.
Diyanet İşleri
Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kötülük yapanlara işlerinin karşılığını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Doğrusu Rabbinin bağışı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri çok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir.
Tefsirleri karşılaştır

33

أَفَرَءَيْتَ ٱلَّذِى تَوَلَّىٰ

Diyanet Vakfı
Gördün mü arkasını döneni?
Elmalılı H. Yazır
Şimdi gördün mü O yüz çevireni?
Ali Bulaç
Şimdi, o yüz çevireni gördün mü?
Diyanet İşleri
Yüz çevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gördün mü?"
Tefsirleri karşılaştır

34

وَأَعْطَىٰ قَلِيلًۭا وَأَكْدَىٰٓ

Diyanet Vakfı
Azıcık verip sonra vermemekte direneni?
Elmalılı H. Yazır
Azıcık verip (sonra vermemekte) direneni?
Ali Bulaç
Azıcık verdi ve gerisini kaya gibi sımsıkı elinde tuttu.
Diyanet İşleri
Yüz çevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gördün mü?"
Tefsirleri karşılaştır

35

أَعِندَهُۥ عِلْمُ ٱلْغَيْبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ

Diyanet Vakfı
Acaba gaybın bilgisi kendi yanındadır da o görüyor mu?
Elmalılı H. Yazır
Gaybın bilgisi kendi yanındadır da, o mu görüyor?
Ali Bulaç
Gaybın ilmi onun yanında da o mu görüyor?
Diyanet İşleri
Görülmeyenin ilmi yanında da o mu görüyor?
Tefsirleri karşılaştır

36

أَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا فِى صُحُفِ مُوسَىٰ

Diyanet Vakfı
Yoksa kendisine haber verilmedi mi? Musa'nın sahifelerinde bulunan,
Elmalılı H. Yazır
Yoksa haber verilmedi mi Musa'nın sahifelerinde yazılı olanlar?
Ali Bulaç
Yoksa Musa'nın sahifelerinde olan kendisine haber verilmedi mi?
Diyanet İşleri
Yoksa Musa'nın ve sözünü yerine getiren İbrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki?
Tefsirleri karşılaştır

37

وَإِبْرَٰهِيمَ ٱلَّذِى وَفَّىٰٓ

Diyanet Vakfı
Ve ahdine vefa gösteren İbrahim'in( sahifelerinde bulunan şu gerçekler):
Elmalılı H. Yazır
Ve çok vefakâr olan İbrahim'in sahifelerindekiler?
Ali Bulaç
Ve vefa eden İbrahim'in (sahifelerinde) olan...
Diyanet İşleri
Yoksa Musa'nın ve sözünü yerine getiren İbrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki?
Tefsirleri karşılaştır

38

أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌۭ وِزْرَ أُخْرَىٰ

Diyanet Vakfı
Gerçekten hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü yüklenemez.
Elmalılı H. Yazır
Ki hiçbir günahkâr başkasının günah yükünü yüklenmez.
Ali Bulaç
Doğrusu, hiçbir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez.
Diyanet İşleri
Hiç bir günahkar başkasının günah yükünü yüklenmez;
Tefsirleri karşılaştır

39

وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ

Diyanet Vakfı
Bilsin ki insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.
Elmalılı H. Yazır
Doğrusu insana çalışmasından başka bir şey yoktur.
Ali Bulaç
Şüphesiz insana kendi emeğinden başkası yoktur.
Diyanet İşleri
İnsan ancak çalıştığına erişir.
Tefsirleri karşılaştır

40

وَأَنَّ سَعْيَهُۥ سَوْفَ يُرَىٰ

Diyanet Vakfı
Ve çalışması da ileride görülecektir.
Elmalılı H. Yazır
Ve çalışması da yakında görülecektir.
Ali Bulaç
Şüphesiz kendi emeği (veya çabası) görülecektir.
Diyanet İşleri
Onun çalışması şüphesiz görülecektir.
Tefsirleri karşılaştır

41

ثُمَّ يُجْزَىٰهُ ٱلْجَزَآءَ ٱلْأَوْفَىٰ

Diyanet Vakfı
Sonra ona karşılığı tastamam verilecektir.
Elmalılı H. Yazır
Sonra ona karşılığı tastamam verilecektir.
Ali Bulaç
Sonra ona en eksiksiz karşılık verilecektir.
Diyanet İşleri
Sonra ona karşılığı eksiksiz verilecektir.
Tefsirleri karşılaştır

42

وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلْمُنتَهَىٰ

Diyanet Vakfı
Ve şüphesiz en son varış Rabbinedir.
Elmalılı H. Yazır
Ve şüphesiz en son varış, Rabbinedir.
Ali Bulaç
Elbette son varış Rabbine olacaktır.
Diyanet İşleri
Doğrusu son varış Rabbinedir.
Tefsirleri karşılaştır

43

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَىٰ

Diyanet Vakfı
Doğrusu güldüren de ağlatan da O'dur.
Elmalılı H. Yazır
Doğrusu güldüren de ağlatan da O'dur.
Ali Bulaç
Doğrusu, güldüren ve ağlatan O'dur.
Diyanet İşleri
Doğrusu, güldüren de ağlatan da O'dur.
Tefsirleri karşılaştır

44

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحْيَا

Diyanet Vakfı
Öldüren de dirilten de O'dur.
Elmalılı H. Yazır
Öldüren de dirilten de O'dur.
Ali Bulaç
Doğrusu, öldüren ve dirilten O'dur.
Diyanet İşleri
Doğrusu dirilten de öldüren de O'dur.
Tefsirleri karşılaştır

45

وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰ

Diyanet Vakfı
Şurası muhakkak ki erkek ve dişiden ibaret olan iki çifti O yarattı.
Elmalılı H. Yazır
Şüphesiz erkeği, dişiyi iki eş yaratan O'dur,
Ali Bulaç
Doğrusu, çiftleri; erkek ve dişiyi, yaratan O'dur.
Diyanet İşleri
Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur.
Tefsirleri karşılaştır

46

مِن نُّطْفَةٍ إِذَا تُمْنَىٰ

Diyanet Vakfı
(Rahime) atıldığı zaman nutfeden.
Elmalılı H. Yazır
Atıldığı zaman bir nutfeden.
Ali Bulaç
Bir damla sudan (döl yatağına) meni döküldüğü zaman.
Diyanet İşleri
Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur.
Tefsirleri karşılaştır

47

وَأَنَّ عَلَيْهِ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُخْرَىٰ

Diyanet Vakfı
Şüphesiz tekrar diriltmek de O'na aittir.
Elmalılı H. Yazır
Şüphesiz tekrar diriltmek de O'na aittir.
Ali Bulaç
Gerçek şu ki, diğer diriltme (yeniden neş'et) de O'na aittir.
Diyanet İşleri
Doğrusu ölümden sonra tekrar dirilten de O'dur.
Tefsirleri karşılaştır

48

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغْنَىٰ وَأَقْنَىٰ

Diyanet Vakfı
Zengin eden de yoksul kılan da O'dur.
Elmalılı H. Yazır
Şüphesiz zengin eden de sermaye veren de O'dur.
Ali Bulaç
Doğrusu, muhtaç olmaktan O kurtardı ve sermaye verip-hoşnut kıldı.
Diyanet İşleri
Doğrusu zengin eden de varlıklı kılan da O'dur.
Tefsirleri karşılaştır

49

وَأَنَّهُۥ هُوَ رَبُّ ٱلشِّعْرَىٰ

Diyanet Vakfı
Doğrusu Şi'ra yıldızının Rabbi de O'dur.
Elmalılı H. Yazır
Doğrusu Şi'râ yıldızının Rabbi O'dur.
Ali Bulaç
Doğrusu, 'Şi'ra (yıldızı)nın' Rabbi O'dur.
Diyanet İşleri
Doğrusu Şira yıldızının Rabbi O'dur.
Tefsirleri karşılaştır

50

وَأَنَّهُۥٓ أَهْلَكَ عَادًا ٱلْأُولَىٰ

Diyanet Vakfı
Ve şüphesiz ki önceki Âd kavmini O helak etti.
Elmalılı H. Yazır
O, helak etti önce gelen Âd'ı.
Ali Bulaç
Doğrusu, önce gelen Ad (halkın)ı O yıkıma uğrattı.
Diyanet İşleri
İlk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur.
Tefsirleri karşılaştır

51

وَثَمُودَا۟ فَمَآ أَبْقَىٰ

Diyanet Vakfı
Semud'u da (O helak etti) ve geriye hiçbir şey bırakmadı.
Elmalılı H. Yazır
Ve Semûd'u da bırakmadı.
Ali Bulaç
Semud'u da. Böylelikle (o halklardan kimseyi) bırakmadı.
Diyanet İşleri
İlk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur.
Tefsirleri karşılaştır

52

وَقَوْمَ نُوحٍۢ مِّن قَبْلُ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ هُمْ أَظْلَمَ وَأَطْغَىٰ

Diyanet Vakfı
Daha önce de çok zalim ve pek azgın, olan Nuh kavmini (helak etmişti).
Elmalılı H. Yazır
Önceden de Nuh kavmini (helak etmişti), çünkü onlar zulmetmiş ve azmıştı.
Ali Bulaç
Daha önce Nuh kavmini de. Çünkü onlar, daha zalim ve daha azgındılar.
Diyanet İşleri
Daha önce de Nuh milletini yok eden O'dur; çünkü onlar çok zalim ve pek taşkın kimselerdi.
Tefsirleri karşılaştır

53

وَٱلْمُؤْتَفِكَةَ أَهْوَىٰ

Diyanet Vakfı
Altüst olan şehirleri de o böyle yaptı.
Elmalılı H. Yazır
Altı üstüne getirilmiş şehirleri devirip yıktı.
Ali Bulaç
Altı üstüne gelen (Lut kavminin) şehirlerini de O yerin dibine geçirdi.
Diyanet İşleri
Lut milletinin kasabalarını yere batıran, onları gömdükçe gömen O'dur.
Tefsirleri karşılaştır

54

فَغَشَّىٰهَا مَا غَشَّىٰ

Diyanet Vakfı
Onların başına getireceğini getirdi!
Elmalılı H. Yazır
Onları neler kapladı neler!
Ali Bulaç
Böylece ona (o toplumun başına) sardırdığını sardırdı.
Diyanet İşleri
Lut milletinin kasabalarını yere batıran, onları gömdükçe gömen O'dur.
Tefsirleri karşılaştır

55

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ

Diyanet Vakfı
Şimdi Rabbinin nimetlerinin hangisinde şüpheye düşersin.
Elmalılı H. Yazır
O halde Rabbinin hangi nimetinden kuşku duyuyorsun.
Ali Bulaç
Öyleyse, Rabbinin hangi nimetlerinden şüphe ediyorsun?
Diyanet İşleri
Ey kişi! Rabbinin hangi nimetinden şüpheye düşersin?
Tefsirleri karşılaştır

56

هَٰذَا نَذِيرٌۭ مِّنَ ٱلنُّذُرِ ٱلْأُولَىٰٓ

Diyanet Vakfı
İşte bu ilk uyarıcılardan bir uyarıcıdır.
Elmalılı H. Yazır
Bu da ilk uyarıcılardan bir uyarıcıdır.
Ali Bulaç
Bu önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır.
Diyanet İşleri
İşte ilk uyaranlar gibi bu da bir uyarandır.
Tefsirleri karşılaştır

57

أَزِفَتِ ٱلْءَازِفَةُ

Diyanet Vakfı
Yaklaşan yaklaştı.
Elmalılı H. Yazır
Yaklaşan yaklaştı.
Ali Bulaç
O yaklaşmakta olan yaklaştı.
Diyanet İşleri
Kıyamet yaklaştıkça yaklaşmıştır.
Tefsirleri karşılaştır

58

لَيْسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ كَاشِفَةٌ

Diyanet Vakfı
Onu (vaktini) Allah'tan başka açığa çıkaracak yoktur.
Elmalılı H. Yazır
Onu Allah'tan başka açığa çıkaracak yoktur.
Ali Bulaç
Onu Allah'ın dışında ortaya çıkaracak başka (hiçbir güç yoktur).
Diyanet İşleri
Onu Allah'tan başka ortaya koyacak yoktur.
Tefsirleri karşılaştır

59

أَفَمِنْ هَٰذَا ٱلْحَدِيثِ تَعْجَبُونَ

Diyanet Vakfı
Şimdi siz bu söze (Kur'an'a) mı şaşıyorsunuz?
Elmalılı H. Yazır
Şimdi siz bu sözden mi hayret ediyorsunuz?
Ali Bulaç
Şimdi siz, bu sözden mi şaşkınlığa düşüyorsunuz?
Diyanet İşleri
Bu söze mi şaşıyorsunuz?
Tefsirleri karşılaştır

60

وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَ

Diyanet Vakfı
Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz!
Elmalılı H. Yazır
Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?
Ali Bulaç
(Alayla) Gülüyorsunuz ve ağlamıyorsunuz.
Diyanet İşleri
Gülüyorsunuz... Ağlamıyorsunuz.
Tefsirleri karşılaştır

61

وَأَنتُمْ سَٰمِدُونَ

Diyanet Vakfı
Ve siz gaflet içinde oyalanmaktasınız!
Elmalılı H. Yazır
Ve siz mi kafa tutuyorsunuz ey gafiller?
Ali Bulaç
Ve şuursuzca baş kaldırıyorsunuz.
Diyanet İşleri
Habersiz oyalanmaktasınız.
Tefsirleri karşılaştır

62

فَٱسْجُدُوا۟ لِلَّهِ وَٱعْبُدُوا۟ ۩

Diyanet Vakfı
Haydi Allah'a secde edip O'na kulluk edin!
Elmalılı H. Yazır
Haydi Allah için secdeye kapanın ve O'na kulluk edin.
Ali Bulaç
Hemen, Allah'a secde edin ve (yalnızca O'na) kulluk edin.
Diyanet İşleri
Artık secdeye varın, Allah'a kulluk edin.
Tefsirleri karşılaştır