Müddessir Sûresi

56 âyet · 17 tefsir eserinde okunabilir.

Tefsir eserleri

Âyetler ve mealler

1

يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمُدَّثِّرُ

Diyanet Vakfı
Ey bürünüp sarınan (Resulüm)!
Elmalılı H. Yazır
Ey örtüsüne bürünen (Peygamber)!
Ali Bulaç
Ey bürünüp örtünen,
Diyanet İşleri
Ey örtüye bürünen!
Tefsirleri karşılaştır

2

قُمْ فَأَنذِرْ

Diyanet Vakfı
Kalk, ve (insanları) uyar.
Elmalılı H. Yazır
Kalk artık uyar.
Ali Bulaç
Kalk (ve) bundan böyle uyar.
Diyanet İşleri
Kalk da uyar.
Tefsirleri karşılaştır

3

وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ

Diyanet Vakfı
Sadece Rabbini büyük tanı.
Elmalılı H. Yazır
Sadece Rabbini yücelt.
Ali Bulaç
Rabbini tekbir et (yücelt)
Diyanet İşleri
Rabbini yücelt.
Tefsirleri karşılaştır

4

وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ

Diyanet Vakfı
Elbiseni tertemiz tut.
Elmalılı H. Yazır
Elbiseni temizle.
Ali Bulaç
Elbiseni temizle.
Diyanet İşleri
Giydiklerini temiz tut.
Tefsirleri karşılaştır

5

وَٱلرُّجْزَ فَٱهْجُرْ

Diyanet Vakfı
Kötü şeyleri terket.
Elmalılı H. Yazır
Pislikten sakın.
Ali Bulaç
Pislikten kaçınıp-uzaklaş.
Diyanet İşleri
Kötü şeyleri terke devam et.
Tefsirleri karşılaştır

6

وَلَا تَمْنُن تَسْتَكْثِرُ

Diyanet Vakfı
Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma.
Elmalılı H. Yazır
Yaptığını çok görerek başa kakma.
Ali Bulaç
Daha çok istekte bulunmak için iyilik yapma.
Diyanet İşleri
Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma.
Tefsirleri karşılaştır

7

وَلِرَبِّكَ فَٱصْبِرْ

Diyanet Vakfı
Rabbinin rızasına ermek için sabret.
Elmalılı H. Yazır
Rabbin için sabret.
Ali Bulaç
Rabbin için sabret.
Diyanet İşleri
Rabbin için sabret.
Tefsirleri karşılaştır

8

فَإِذَا نُقِرَ فِى ٱلنَّاقُورِ

Diyanet Vakfı
O Sur'a üfürüldüğü zaman var ya,
Elmalılı H. Yazır
O sûra üflendiği zaman,
Ali Bulaç
Çünkü o boruya (sur'a) üfürüldüğü zaman,
Diyanet İşleri
Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.
Tefsirleri karşılaştır

9

فَذَٰلِكَ يَوْمَئِذٍۢ يَوْمٌ عَسِيرٌ

Diyanet Vakfı
İşte o gün zorlu bir gündür.
Elmalılı H. Yazır
İşte o gün pek zorlu bir gündür.
Ali Bulaç
İşte o gün, zorlu bir gündür;
Diyanet İşleri
Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.
Tefsirleri karşılaştır

10

عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍۢ

Diyanet Vakfı
Kafirler için (hiç de) kolay değildir.
Elmalılı H. Yazır
Kâfirler için hiç kolay değildir.
Ali Bulaç
Kafirler içinse hiç kolay değildir.
Diyanet İşleri
Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.
Tefsirleri karşılaştır

11

ذَرْنِى وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًۭا

Diyanet Vakfı
Tek olarak yarattığım, kimseyi bana bırak,
Elmalılı H. Yazır
Tek olarak yarattığım o kimseyi bana bırak.
Ali Bulaç
Kendisini tek olarak (ve yapayalnız) yarattığım (şu adam)ı Bana bırak;
Diyanet İşleri
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
Tefsirleri karşılaştır

12

وَجَعَلْتُ لَهُۥ مَالًۭا مَّمْدُودًۭا

Diyanet Vakfı
Kendisine geniş servet verdim,
Elmalılı H. Yazır
Hem ona bol servet verdim.
Ali Bulaç
Ki Ben ona, 'alabildiğine geniş kapsamlı bir mal’ (servet) verdim.
Diyanet İşleri
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
Tefsirleri karşılaştır

13

وَبَنِينَ شُهُودًۭا

Diyanet Vakfı
Göz önünde duran oğullar (verdim),
Elmalılı H. Yazır
Hem göz önünde oğullar verdim.
Ali Bulaç
Göz önünde-hazır çocuklar (verdim).
Diyanet İşleri
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
Tefsirleri karşılaştır

14

وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمْهِيدًۭا

Diyanet Vakfı
Kendisine bir döşeyiş döşedim.
Elmalılı H. Yazır
Hem ona büyük imkânlar sağladım.
Ali Bulaç
Ve sayısız imkan ve fırsatları önüne serdim.
Diyanet İşleri
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
Tefsirleri karşılaştır

15

ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ

Diyanet Vakfı
Üstelik o (nimetlerimi) daha da arttırmamı umuyor.
Elmalılı H. Yazır
Sonra da şiddetle arzu eder ki daha da artırayım.
Ali Bulaç
Sonra, daha arttırmam için tamah eder (doyumsuz istekte bulunur).
Diyanet İşleri
Bir de verdiğim nimetten artırmamı umar;
Tefsirleri karşılaştır

16

كَلَّآ ۖ إِنَّهُۥ كَانَ لِءَايَٰتِنَا عَنِيدًۭا

Diyanet Vakfı
Asla (ummasın)! Çünkü o, bizim ayetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.
Elmalılı H. Yazır
Hayır, çünkü o bizim âyetlerimize karşı bir inatçı kesildi.
Ali Bulaç
Hayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı 'kesin bir inatçıdır."
Diyanet İşleri
Hayır; hayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı son derece inatçıdır.
Tefsirleri karşılaştır

17

سَأُرْهِقُهُۥ صَعُودًا

Diyanet Vakfı
Ben onu sarp bir yokuşa sardıracağım!
Elmalılı H. Yazır
Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.
Ali Bulaç
Onu alabildiğine sarp bir yokuşa süreceğim.
Diyanet İşleri
Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.
Tefsirleri karşılaştır

18

إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ

Diyanet Vakfı
Zira o, düşündü taşındı, ölçtü biçti.
Elmalılı H. Yazır
Çünkü o bir düşündü, ölçtü, biçti.
Ali Bulaç
Çünkü o, düşündü ve bir ölçü tespit etti.
Diyanet İşleri
Çünkü o, düşündü, ölçtü biçti;
Tefsirleri karşılaştır

19

فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ

Diyanet Vakfı
Canı çıkasıca, ne biçim ölçtü biçti!
Elmalılı H. Yazır
Kahrolası nasıl da ölçtü, biçti.
Ali Bulaç
Kahrolası, nasıl bir ölçü koydu?
Diyanet İşleri
Canı çıkası, ne biçim ölçüp biçti!
Tefsirleri karşılaştır

20

ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ

Diyanet Vakfı
Sonra, canı çıkasıca tekrar (ölçtü biçti); nasıl ölçtü biçtiyse!
Elmalılı H. Yazır
Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti.
Ali Bulaç
Yine kahrolası, nasıl bir ölçü koydu?
Diyanet İşleri
Canı çıkası; sonra yine ne biçim ölçüp biçti!
Tefsirleri karşılaştır

21

ثُمَّ نَظَرَ

Diyanet Vakfı
Sonra baktı.
Elmalılı H. Yazır
Sonra baktı.
Ali Bulaç
Sonra bir baktı.
Diyanet İşleri
Sonra baktı;
Tefsirleri karşılaştır

22

ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ

Diyanet Vakfı
Sonra kaşlarını çattı, suratını astı.
Elmalılı H. Yazır
Sonra kaşını çattı, surat astı.
Ali Bulaç
Sonra kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti.
Diyanet İşleri
Sonra kaşlarını çattı, suratını aştı;
Tefsirleri karşılaştır

23

ثُمَّ أَدْبَرَ وَٱسْتَكْبَرَ

Diyanet Vakfı
En sonunda, kibirini yenemeyip sırt çevirdi.
Elmalılı H. Yazır
Sonra arkasını döndü ve büyüklük tasladı.
Ali Bulaç
Sonra da sırt çevirdi ve büyüklük tasladı (istikbar).
Diyanet İşleri
Sonra da sırt çevirip büyüklük tasladı.
Tefsirleri karşılaştır

24

فَقَالَ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌۭ يُؤْثَرُ

Diyanet Vakfı
"Bu (Kur'an) dedi, olsa olsa (sihirbazlardan öğrenilip) nakledilen bir sihirdir."
Elmalılı H. Yazır
"Bu, dedi, başka değil öğretilegelen bir sihirdir."
Ali Bulaç
Böylece: "Bu, yalnızca 'aktarılarak öğrenilen' bir büyüdür" dedi.
Diyanet İşleri
"Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi.
Tefsirleri karşılaştır

25

إِنْ هَٰذَآ إِلَّا قَوْلُ ٱلْبَشَرِ

Diyanet Vakfı
Bu, insan sözünden başka bir şey değil."
Elmalılı H. Yazır
"Bu, sadece bir insan sözüdür."
Ali Bulaç
"Bu, bir beşer sözünden başkası değildir."
Diyanet İşleri
"Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi.
Tefsirleri karşılaştır

26

سَأُصْلِيهِ سَقَرَ

Diyanet Vakfı
Ben onu sekara (cehenneme) sokacağım.
Elmalılı H. Yazır
Ben onu Sekar'a (cehenneme) sokacağım.
Ali Bulaç
Onu Ben, cehenneme sürükleyip-atacağım.
Diyanet İşleri
İşte bu adamı yakıcı bir ateşe yaslayacağım.
Tefsirleri karşılaştır

27

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سَقَرُ

Diyanet Vakfı
Sen biliyor musun sekar nedir?
Elmalılı H. Yazır
Bilir misin sen, nedir o sekar?
Ali Bulaç
Cehennem (sakar) nedir, sen bilir misin?
Diyanet İşleri
Yakıcı ateşin ne olduğunu sen nerden bilirsin?
Tefsirleri karşılaştır

28

لَا تُبْقِى وَلَا تَذَرُ

Diyanet Vakfı
Hem (bütün bedeni helak eder, hiçbir şey) bırakmaz, hem (eski hale getirip tekrar azap etmekten) vazgeçmez o.
Elmalılı H. Yazır
Ne geriye bir şey kor, ne bırakır.
Ali Bulaç
Ne alıkoyar, ne bırakır.
Diyanet İşleri
O, ne geri bırakır ne de azabdan vazgeçer.
Tefsirleri karşılaştır

29

لَوَّاحَةٌۭ لِّلْبَشَرِ

Diyanet Vakfı
İnsanın derisini kavurur.
Elmalılı H. Yazır
Durmadan derileri kavurur.
Ali Bulaç
Beşere delicesine susamıştır.
Diyanet İşleri
İnsanın derisini kavurur;
Tefsirleri karşılaştır

30

عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ

Diyanet Vakfı
Üzerinde ondokuz (muhafız melek) vardır.
Elmalılı H. Yazır
Üzerinde ondokuz (melek) vardır.
Ali Bulaç
Onun üzerinde ondokuz vardır.
Diyanet İşleri
Orada ondokuz bekçi vardır.
Tefsirleri karşılaştır

31

وَمَا جَعَلْنَآ أَصْحَٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَٰٓئِكَةًۭ ۙ وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةًۭ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِيَسْتَيْقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَيَزْدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِيمَٰنًۭا ۙ وَلَا يَرْتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۙ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌۭ وَٱلْكَٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلًۭا ۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ ۚ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ ۚ وَمَا هِىَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْبَشَرِ

Diyanet Vakfı
Biz cehennemin işlerine bakmakla ancak melekleri görevlendirmişizdir. Onların sayısını da inkarcılar için sadece bir imtihan (vesilesi) yaptık ki, böylelikle, kendilerine kitap verilenler iyiden iyiye öğrensin, iman edenlerin imanını atrttırsın; hem kendilerine kitap verilenler hem müminler şüpheye düşmesinler, kalplerinde hastalık bulunanlar ve kafirler de: "Allah bu misalle ne demek istemiştir ki?" desinler. İşte Allah böylece, dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını, kendisinden başkası bilmez. Bu ise, insanlık için ancak bir öğüttür.
Elmalılı H. Yazır
Biz o ateşin muhafızlarını hep melekler yaptık. Bunların sayılarını da ancak kâfirler için bir imtihan kıldık ki, kendilerine kitap verilenler kesin bilgi edinsinler, iman edenlerin de imanı artsın. Kendilerine kitap verilenler ve müminler şüpheye düşmesinler. Kalplerinde hastalık bulunanlarla kâfirler de: "Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler. İşte böyle, Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını ancak Rabbin bilir. Bu, insanlar için uyarıdan başka bir şey değildir.
Ali Bulaç
Biz o ateşin koruyucularını meleklerden başkasını kılmadık. Ve onların sayısını inkar edenler için yalnızca bir fitne (konusu) yaptık ki, kendilerine kitap verilenler, kesin bir bilgiyle inansın, iman edenlerin de imanları artsın; kendilerine kitap verilenler ve iman edenler (böylece) kuşkuya kapılmasın. Kalplerinde bir hastalık olanlar ile kafirler de şöyle desin: "Allah, bu örnekle neyi anlatmak istedi?" İşte Allah, dilediğini böyle şaşırtıp-saptırır, dilediğini böyle hidayete erdirir. Rabbinin ordularını Kendisi'nden başka (hiç kimse) bilmez. Bu ise, beşer (insan) için yalnızca bir öğüttür.
Diyanet İşleri
Cehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: "Allah bu misalle neyi muradetti?" desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir.
Tefsirleri karşılaştır

32

كَلَّا وَٱلْقَمَرِ

Diyanet Vakfı
Hayır hayır (öğüt almazlar). Aya andolsun ki,
Elmalılı H. Yazır
Hayır, andolsun aya,
Ali Bulaç
Hayır; Ay'a andolsun,
Diyanet İşleri
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
Tefsirleri karşılaştır

33

وَٱلَّيْلِ إِذْ أَدْبَرَ

Diyanet Vakfı
Dönüp gitmekte olan geceye,
Elmalılı H. Yazır
Döndüğü an o geceye,
Ali Bulaç
Dönüp gittiği zaman geceye,
Diyanet İşleri
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
Tefsirleri karşılaştır

34

وَٱلصُّبْحِ إِذَآ أَسْفَرَ

Diyanet Vakfı
Ağarmakta olan sabaha andolsun ki,
Elmalılı H. Yazır
Ve açtığı sıra o sabaha.
Ali Bulaç
Ağardığı zaman sabaha,
Diyanet İşleri
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
Tefsirleri karşılaştır

35

إِنَّهَا لَإِحْدَى ٱلْكُبَرِ

Diyanet Vakfı
O (cehennem), büyük musibetlerden biridir.
Elmalılı H. Yazır
Kuşkusuz o Sekar, büyük belalardan biridir.
Ali Bulaç
Gerçekten o, büyük (musibet)lerden biridir.
Diyanet İşleri
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
Tefsirleri karşılaştır

36

نَذِيرًۭا لِّلْبَشَرِ

Diyanet Vakfı
İnsanlık için, uyarıcıdır.
Elmalılı H. Yazır
Uyarmak için insanları..
Ali Bulaç
Beşer (insan) için bir uyarıdır.
Diyanet İşleri
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
Tefsirleri karşılaştır

37

لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَتَقَدَّمَ أَوْ يَتَأَخَّرَ

Diyanet Vakfı
Sizden ileri gitmek ya da geri kalmak isteyen kimseler için (uyarıcıdır).
Elmalılı H. Yazır
İçinizden ileri gitmek veya geri kalmak isteyen kimseleri..
Ali Bulaç
Sizlerden öne geçmek veya geride kalmak isteyenler için.
Diyanet İşleri
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
Tefsirleri karşılaştır

38

كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ

Diyanet Vakfı
Her nefis, kazandığına karşılık bir rehindir;
Elmalılı H. Yazır
Her nefis kendi kazancına bağlıdır.
Ali Bulaç
Her nefis, kazandıklarına karşılık bir rehinedir.
Diyanet İşleri
Herkes kazancına bağlı bir rehindir;
Tefsirleri karşılaştır

39

إِلَّآ أَصْحَٰبَ ٱلْيَمِينِ

Diyanet Vakfı
Ancak sağdakiler başka.
Elmalılı H. Yazır
Ancak amel defterleri sağından verilenler hariç.
Ali Bulaç
Ancak Ashab-ı Yemin (sağ ehli) hariç.
Diyanet İşleri
Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
Tefsirleri karşılaştır

40

فِى جَنَّٰتٍۢ يَتَسَآءَلُونَ

Diyanet Vakfı
Onlar cennetler içinde sorarlar.
Elmalılı H. Yazır
Onlar cennettedirler, sorup dururlar.
Ali Bulaç
Onlar cennetlerdedirler; birbirlerine sorarlar.
Diyanet İşleri
Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
Tefsirleri karşılaştır

41

عَنِ ٱلْمُجْرِمِينَ

Diyanet Vakfı
Günahkarların durumunu:
Elmalılı H. Yazır
Suçluların durumunu.
Ali Bulaç
Suçlu-günahkarları;
Diyanet İşleri
Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
Tefsirleri karşılaştır

42

مَا سَلَكَكُمْ فِى سَقَرَ

Diyanet Vakfı
"Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir?" diye
Elmalılı H. Yazır
"Nedir sizi Sekar'a sokan?" diye.
Ali Bulaç
"Sizi şu cehenneme sürükleyip-iten nedir?"
Diyanet İşleri
Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
Tefsirleri karşılaştır

43

قَالُوا۟ لَمْ نَكُ مِنَ ٱلْمُصَلِّينَ

Diyanet Vakfı
Onlar şöyle cevap verirler: Biz namaz kılanlardan değildik,
Elmalılı H. Yazır
Suçlular der ki: "Biz namaz kılanlardan değildik."
Ali Bulaç
Onlar: "Biz namaz kılanlardan değildik" dediler.
Diyanet İşleri
Onlar derler ki: "Namaz kılanlardan değildik."
Tefsirleri karşılaştır

44

وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ ٱلْمِسْكِينَ

Diyanet Vakfı
Yoksulu doyurmuyorduk,
Elmalılı H. Yazır
"Yoksula da yedirmezdik."
Ali Bulaç
"Yoksula yedirmezdik."
Diyanet İşleri
"Düşkün kimseyi doyurmuyorduk."
Tefsirleri karşılaştır

45

وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلْخَآئِضِينَ

Diyanet Vakfı
(Batıla) dalanlarla birlikte dalıyorduk,
Elmalılı H. Yazır
"Boş şeylere dalanlarla dalar giderdik."
Ali Bulaç
"(Batıla ve tutkulara) Dalıp gidenlerle biz de dalar giderdik."
Diyanet İşleri
"Batıla dalanlarla biz de dalardık."
Tefsirleri karşılaştır

46

وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ

Diyanet Vakfı
Ceza gününü de yalan sayıyorduk,
Elmalılı H. Yazır
"Ceza gününü yalanlardık."
Ali Bulaç
"Din (hesap ve ceza) gününü yalan sayıyorduk."
Diyanet İşleri
"Ceza gününü yalanlardık."
Tefsirleri karşılaştır

47

حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلْيَقِينُ

Diyanet Vakfı
Sonunda bize ölüm geldi çattı.
Elmalılı H. Yazır
"Nihayet bize ölüm gelip çattı."
Ali Bulaç
"Sonunda yakîn (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı."
Diyanet İşleri
"Ölüm bize o haldeyken geldi."
Tefsirleri karşılaştır

48

فَمَا تَنفَعُهُمْ شَفَٰعَةُ ٱلشَّٰفِعِينَ

Diyanet Vakfı
Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.
Elmalılı H. Yazır
Artık onlara şefaatçilerin şefaatı fayda vermez.
Ali Bulaç
Artık, şefaat edenlerin şefaati onlara bir yarar sağlamaz.
Diyanet İşleri
Artık onlara, şefaatçilerin şefaati fayda vermez.
Tefsirleri karşılaştır

49

فَمَا لَهُمْ عَنِ ٱلتَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ

Diyanet Vakfı
Böyle iken onlara ne oluyor ki, öğütten yüz çeviriyorlar?
Elmalılı H. Yazır
Şimdi o Kur'ân'dan yüz çevirirlerken ne mazeretleri var?
Ali Bulaç
Buna rağmen, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çevirip duruyorlar?
Diyanet İşleri
Öyleyken, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çeviriyorlar?
Tefsirleri karşılaştır

50

كَأَنَّهُمْ حُمُرٌۭ مُّسْتَنفِرَةٌۭ

Diyanet Vakfı
Kaçan yaban eşekleri gibi,
Elmalılı H. Yazır
Sanki onlar ürkmüş yaban eşekleri.
Ali Bulaç
Sanki onlar, ürkmüş yaban eşekleri gibidirler;
Diyanet İşleri
Aslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler.
Tefsirleri karşılaştır

51

فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍۭ

Diyanet Vakfı
Âdeta arslandan ürkmüş.
Elmalılı H. Yazır
Arslandan kaçmaktalar.
Ali Bulaç
Arslandan korkup-kaçmışlar.
Diyanet İşleri
Aslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler.
Tefsirleri karşılaştır

52

بَلْ يُرِيدُ كُلُّ ٱمْرِئٍۢ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَىٰ صُحُفًۭا مُّنَشَّرَةًۭ

Diyanet Vakfı
Daha doğrusu onlardan her biri, kendisine, (önünde) açılmış sahifeler (ilahi vahiy) verilmesini istiyor.
Elmalılı H. Yazır
Hayır, onlardan her kişi kendisine açılmış sayfalar verilmesini istiyor.
Ali Bulaç
Hayır; her biri, kendisine açılmış sahifelerin verilmesini ister.
Diyanet İşleri
Hayır; her biri önüne açılıvermiş sahifeler verilmesini ister.
Tefsirleri karşılaştır

53

كَلَّا ۖ بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلْءَاخِرَةَ

Diyanet Vakfı
Hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.
Elmalılı H. Yazır
Yok, yok onlar ahiretten korkmuyorlar.
Ali Bulaç
Hayır; onlar şüphesiz ahiretten korkmuyorlar.
Diyanet İşleri
Hayır; daha doğrusu ahiretten korkmazlar.
Tefsirleri karşılaştır

54

كَلَّآ إِنَّهُۥ تَذْكِرَةٌۭ

Diyanet Vakfı
Asla (düşündükleri gibi değil)! Bilsinler ki bu, gerçekten bir ikazdır!
Elmalılı H. Yazır
Hayır, hayır, O kur'ân kuşkusuz bir öğüttür.
Ali Bulaç
Gerçek (şu ki), o (Kur'an,) elbette bir öğüttür.
Diyanet İşleri
Hayır; şüphesiz bu Kuran bir öğüttür.
Tefsirleri karşılaştır

55

فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ

Diyanet Vakfı
Dileyen ondan (düşünüp) öğüt alır.
Elmalılı H. Yazır
Dileyen onu düşünür.
Ali Bulaç
Artık kim dilerse, öğüt alıp-düşünür.
Diyanet İşleri
Dileyen kimse öğüt alır.
Tefsirleri karşılaştır

56

وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ ۚ هُوَ أَهْلُ ٱلتَّقْوَىٰ وَأَهْلُ ٱلْمَغْفِرَةِ

Diyanet Vakfı
Bununla beraber, Allah dilemeksizin onlar öğüt alamazlar. Sakınılmaya layık olan da O'dur, mağfiret sahibi de O'dur.
Elmalılı H. Yazır
Bununla beraber Allah dilemedikçe onlar öğüt alamazlar. Koruyacak da O'dur, bağışlayacak da.
Ali Bulaç
Allah dilemedikçe onlar öğüt almazlar; takvanın sahibi (onu kabul etmeye ehil olan) O'dur, mağfiretin sahibi (bağışlamaya ehil olan da) O'dur.
Diyanet İşleri
Allah dilemeksizin öğüt alamazlar. O, kendisinden korkulmaya daha layıktır ve bağışlamaya daha ehildir.
Tefsirleri karşılaştır