Kıyâmet Sûresi

40 âyet · 17 tefsir eserinde okunabilir.

Tefsir eserleri

Âyetler ve mealler

1

لَآ أُقْسِمُ بِيَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ

Diyanet Vakfı
Kıyamet gününe yemin ederim.
Elmalılı H. Yazır
Hayır, yemin ederim o kıyamet gününe.
Ali Bulaç
Hayır, kalkış (kıyamet) gününe and ederim.
Diyanet İşleri
Kıyamet gününe yemin ederim.
Tefsirleri karşılaştır

2

وَلَآ أُقْسِمُ بِٱلنَّفْسِ ٱللَّوَّامَةِ

Diyanet Vakfı
Kendini kınayan (pişmanlık duyan) nefse yemin ederim (diriltilip hesaba çekileceksiniz).
Elmalılı H. Yazır
Yine hayır, yemin ederim o sürekli kendini kınayan nefse.
Ali Bulaç
Ve yine hayır; kendini kınayıp duran nefse de and ederim.
Diyanet İşleri
Ve nedamet çeken nefse yemin ederim.
Tefsirleri karşılaştır

3

أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَلَّن نَّجْمَعَ عِظَامَهُۥ

Diyanet Vakfı
İnsan, kendisinin kemiklerini biraraya toplayamayacağımızı mı sanır?
Elmalılı H. Yazır
İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı sanıyor?
Ali Bulaç
İnsan, onun kemiklerini Bizim kesin olarak biraraya getirmeyeceğimizi mi sanıyor?
Diyanet İşleri
İnsan, kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor?
Tefsirleri karşılaştır

4

بَلَىٰ قَٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّىَ بَنَانَهُۥ

Diyanet Vakfı
Evet, bizim, onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter.
Elmalılı H. Yazır
Evet, bizim onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter.
Ali Bulaç
Evet; onun parmak uçlarını dahi derleyip-(yeniden) düzene koymaya güç yetirenleriz.
Diyanet İşleri
Evet, Biz onu, parmak uçlarına varıncaya kadar bütün incelikleriyle yeniden yapmaya kadiriz.
Tefsirleri karşılaştır

5

بَلْ يُرِيدُ ٱلْإِنسَٰنُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُۥ

Diyanet Vakfı
Fakat insan önündekini (kıyameti) yalanlamak ister.
Elmalılı H. Yazır
Fakat insan günahı devam ettirmek ister.
Ali Bulaç
Ancak insan, önündeki (sonsuz geleceği)ni de 'fücurla sürdürmek ister.'
Diyanet İşleri
Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der.
Tefsirleri karşılaştır

6

يَسْـَٔلُ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلْقِيَٰمَةِ

Diyanet Vakfı
"Kıyamet günü ne zamanmış?" diye sorar.
Elmalılı H. Yazır
O kıyamet günü ne zaman? diye sorar.
Ali Bulaç
"Kıyamet günü ne zamanmış" diye sorar.
Diyanet İşleri
Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der.
Tefsirleri karşılaştır

7

فَإِذَا بَرِقَ ٱلْبَصَرُ

Diyanet Vakfı
İşte, göz kamaştığı,
Elmalılı H. Yazır
Ne zaman ki o göz şimşek çakar,
Ali Bulaç
Ama göz 'kamaşıp da kaydığı,'
Diyanet İşleri
Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.
Tefsirleri karşılaştır

8

وَخَسَفَ ٱلْقَمَرُ

Diyanet Vakfı
Ay tutulduğu,
Elmalılı H. Yazır
Ay tutulur,
Ali Bulaç
Ay karardığı,
Diyanet İşleri
Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.
Tefsirleri karşılaştır

9

وَجُمِعَ ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ

Diyanet Vakfı
Güneşle ay biraraya getirildiği zaman!
Elmalılı H. Yazır
Güneş ve ay toplanır,
Ali Bulaç
Güneş ve ay birleştirildiği zaman;
Diyanet İşleri
Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.
Tefsirleri karşılaştır

10

يَقُولُ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍ أَيْنَ ٱلْمَفَرُّ

Diyanet Vakfı
O gün insan, "Kaçacak yer neresi!" diyecektir.
Elmalılı H. Yazır
İşte o gün insan, "kaçacak yer neresi?" der.
Ali Bulaç
İnsan o gün: "Kaçış nereye?" der.
Diyanet İşleri
Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.
Tefsirleri karşılaştır

11

كَلَّا لَا وَزَرَ

Diyanet Vakfı
Hayır, hayır! (Kaçıp) sığınacak yer yoktur!
Elmalılı H. Yazır
Hayır, hayır, yok bir siper.
Ali Bulaç
Hayır, sığınacak herhangi bir yer yok.
Diyanet İşleri
Hayır; hayır; bir sığınak yoktur.
Tefsirleri karşılaştır

12

إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمُسْتَقَرُّ

Diyanet Vakfı
O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur.
Elmalılı H. Yazır
O gün varılıp durulacak yer, ancak Rabbinin huzurudur.
Ali Bulaç
O gün, 'sonunda varılıp karar kılınacak yer (müstakar)' yalnızca Rabbinin katıdır.
Diyanet İşleri
O gün, sen, Rabbinin huzuruna varıp durursun.
Tefsirleri karşılaştır

13

يُنَبَّؤُا۟ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ

Diyanet Vakfı
O gün insana, ileri götürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir.
Elmalılı H. Yazır
O gün insana, yapıp öne sürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir.
Ali Bulaç
İnsana o gün, önceden takdim ettikleri ve erteledikleri şeylerle haber verilir.
Diyanet İşleri
O gün, insanoğluna önde ve sonda yaptığı ne varsa bildirilir.
Tefsirleri karşılaştır

14

بَلِ ٱلْإِنسَٰنُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ بَصِيرَةٌۭ

Diyanet Vakfı
Artık insan, kendi kendinin şahididir.
Elmalılı H. Yazır
Doğrusu insan kendi nefsini görür,
Ali Bulaç
Hayır; insan, kendi nefsine karşı bir basirettir.
Diyanet İşleri
Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir.
Tefsirleri karşılaştır

15

وَلَوْ أَلْقَىٰ مَعَاذِيرَهُۥ

Diyanet Vakfı
İsterse özürlerini sayıp döksün.
Elmalılı H. Yazır
Bir takım özürler ortaya atsa da.
Ali Bulaç
Kendi mazeretlerini ortaya atsa bile.
Diyanet İşleri
Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir.
Tefsirleri karşılaştır

16

لَا تُحَرِّكْ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِۦٓ

Diyanet Vakfı
(Resulüm!) onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.
Elmalılı H. Yazır
Onu hemen okumak için dilini depretme.
Ali Bulaç
Onu (Kur'an'ı, kavrayıp belletmek için) aceleye kapılıp dilini onunla hareket ettirip-durma.
Diyanet İşleri
Cebrail sana Kuran okurken, unutmamak için acele edip onunla beraber söyleme, yalnız dinle.
Tefsirleri karşılaştır

17

إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُۥ وَقُرْءَانَهُۥ

Diyanet Vakfı
Şüphesiz onu, toplamak (senin kalbine yerleştirmek) ve onu okutmak bize aittir.
Elmalılı H. Yazır
Kuşkusuz onu toplamak ve okumak bize aittir.
Ali Bulaç
Şüphesiz, onu (kalbinde) toplamak ve onu (sana) okutmak Bize ait (bir iş)tir.
Diyanet İşleri
Doğrusu o vahyolunanı kalbine yerleştirmek ve onu sana okutturmak Bize düşer.
Tefsirleri karşılaştır

18

فَإِذَا قَرَأْنَٰهُ فَٱتَّبِعْ قُرْءَانَهُۥ

Diyanet Vakfı
O halde, biz onu okuduğumuz zaman, sen onun okunuşunu takip et.
Elmalılı H. Yazır
O halde biz onu okuduğumuz zaman sen onun okunuşunu takip et.
Ali Bulaç
Şu halde, Biz onu okuduğumuz zaman, sen de onun okunuşunu izle.
Diyanet İşleri
Biz onu Cebrail'e okuttuğumuz zaman, onun okumasını dinle.
Tefsirleri karşılaştır

19

ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُۥ

Diyanet Vakfı
Sonra şüphen olmasınki, onu açıklamak da bize aittir.
Elmalılı H. Yazır
Sonra onu açıklamak da bize aittir.
Ali Bulaç
Sonra muhakkak onu açıklamak Bize ait (bir iş)tir.
Diyanet İşleri
Sonra onu sana açıklamak Bize düşer.
Tefsirleri karşılaştır

20

كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ ٱلْعَاجِلَةَ

Diyanet Vakfı
Hayır! Doğrusu siz, çarçabuk geçeni (dünya hayatını ve nimetlerini) seviyorsunuz da,
Elmalılı H. Yazır
Hayır, siz peşin olanı (dünyayı) seviyorsunuz da
Ali Bulaç
Hayır; siz çarçabuk geçmekte olanı (dünyayı) seviyorsunuz.
Diyanet İşleri
Hayır, hayır! Sizler, çabuk elde edeceğiniz dünya nimetlerini seversiniz.
Tefsirleri karşılaştır

21

وَتَذَرُونَ ٱلْءَاخِرَةَ

Diyanet Vakfı
Ahireti bırakıyorsunuz.
Elmalılı H. Yazır
Ahireti bırakıyorsunuz.
Ali Bulaç
Ve ahireti terk edip-bırakıyorsunuz.
Diyanet İşleri
Ahireti bırakırsınız.
Tefsirleri karşılaştır

22

وُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۢ نَّاضِرَةٌ

Diyanet Vakfı
Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parıldayacaktır.
Elmalılı H. Yazır
Yüzler var ki o gün ışıl ışıl parlar.
Ali Bulaç
O gün yüzler ışıl ışıl parlar.
Diyanet İşleri
O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır.
Tefsirleri karşılaştır

23

إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةٌۭ

Diyanet Vakfı
Rablerine bakacaklardır (O'nu göreceklerdir).
Elmalılı H. Yazır
Rabbine bakar.
Ali Bulaç
Rablerine bakıp-durur.
Diyanet İşleri
O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır.
Tefsirleri karşılaştır

24

وَوُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۭ بَاسِرَةٌۭ

Diyanet Vakfı
Yüzler de vardır ki, o gün buruşacaktır;
Elmalılı H. Yazır
Yüzler de var ki o gün asıktır.
Ali Bulaç
O gün, öyle yüzler vardır ki kararmış-ekşimiştir.
Diyanet İşleri
O gün bir takım yüzler de asıktır.
Tefsirleri karşılaştır

25

تَظُنُّ أَن يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌۭ

Diyanet Vakfı
Kendilerinin, bel kemiklerini kıran bir felakete uğratılacağını sezeceklerdir.
Elmalılı H. Yazır
Anlar ki kendisine belkıran (bel kemiklerini kıran belalı bir iş) yapılır.
Ali Bulaç
Kendisine, beli büken işlerin yapılacağını anlamaktadır.
Diyanet İşleri
Kendisinin belkemiğinin kırılacağını sanır.
Tefsirleri karşılaştır

26

كَلَّآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلتَّرَاقِىَ

Diyanet Vakfı
Artık gözünüzü açın! Ne zaman ki can köprücük kemiğine dayanır,
Elmalılı H. Yazır
Hayır hayır, ne zaman ki can köprücük kemiklerine dayanır,
Ali Bulaç
Hayır; can, köprücük kemiğine gelip dayandığı zaman,
Diyanet İşleri
Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir.
Tefsirleri karşılaştır

27

وَقِيلَ مَنْ ۜ رَاقٍۢ

Diyanet Vakfı
"Tedavi edebilecek kimdir?" denir.
Elmalılı H. Yazır
"Tedavi edebilecek kimdir?" denilir.
Ali Bulaç
"Son müdahaleyi yapacak kim" denir.
Diyanet İşleri
Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir.
Tefsirleri karşılaştır

28

وَظَنَّ أَنَّهُ ٱلْفِرَاقُ

Diyanet Vakfı
(Can çekişen) bunun gerçek bir ayrılış olduğunu anlar.
Elmalılı H. Yazır
Can çekişen bunun o ayrılık anı olduğunu anlar.
Ali Bulaç
Artık gerçekten, kendisi de bir ayrılık olduğunu anlamıştır.
Diyanet İşleri
Artık ayrılık vaktinin geldiğini sanır.
Tefsirleri karşılaştır

29

وَٱلْتَفَّتِ ٱلسَّاقُ بِٱلسَّاقِ

Diyanet Vakfı
Ve bacak bacağa dolaşır.
Elmalılı H. Yazır
Bacak bacağa dolaşır..
Ali Bulaç
(Ölüm korkusundan) Ayaklar birbirine dolaştığında;
Diyanet İşleri
Bacaklar birbirine dolaşır.
Tefsirleri karşılaştır

30

إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمَسَاقُ

Diyanet Vakfı
İşte o gün sevkedilecek yer, sadece Rabbinin huzurudur.
Elmalılı H. Yazır
İşte o gün sevk, ancak Rabbinedir.
Ali Bulaç
O gün sevk, yalnızca Rabbinedir.
Diyanet İşleri
O gün sevk Rabbin huzurunadır.
Tefsirleri karşılaştır

31

فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ

Diyanet Vakfı
İşte o, (Peygamber'in getirdiğini) doğru kabul etmemiş, namaz da kılmamıştı.
Elmalılı H. Yazır
Fakat o, ne sadaka verdi, ne namaz kıldı.
Ali Bulaç
Fakat o, ne doğrulamış ne de namaz kılmıştı.
Diyanet İşleri
O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.
Tefsirleri karşılaştır

32

وَلَٰكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ

Diyanet Vakfı
Aksine yalan saymış ve yüz çevirmişti.
Elmalılı H. Yazır
Fakat yalanladı ve döndü.
Ali Bulaç
Ancak o, yalanlamış ve yüz çevirmişti.
Diyanet İşleri
O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.
Tefsirleri karşılaştır

33

ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ يَتَمَطَّىٰٓ

Diyanet Vakfı
Sonra da çalım sata sata yürüyerek kendi ehline (taraftarlarına) gitmişti.
Elmalılı H. Yazır
Sonra da çalım sata sata ailesine gitti.
Ali Bulaç
Sonra çalım satarak yakınlarına gitmişti.
Diyanet İşleri
O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.
Tefsirleri karşılaştır

34

أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰ

Diyanet Vakfı
Layıktır (o azap) sana, layık!
Elmalılı H. Yazır
Gerektir o bela sana, gerek.
Ali Bulaç
Sen buna müstahaksın, dahasına müstahaksın.
Diyanet İşleri
Sana yazıklar olsun, yazıklar!
Tefsirleri karşılaştır

35

ثُمَّ أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰٓ

Diyanet Vakfı
Evet, layıktır sana (o azap) layık!
Elmalılı H. Yazır
Evet, gerektir o bela sana gerek.
Ali Bulaç
Yine müstahaksın, dahasına da müstahaksın.
Diyanet İşleri
Daha ne olsun, sana yazıklar olsun, yazıklar!
Tefsirleri karşılaştır

36

أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَن يُتْرَكَ سُدًى

Diyanet Vakfı
İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır!
Elmalılı H. Yazır
İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır?
Ali Bulaç
İnsan, 'kendi başına ve sorumsuz' bırakılacağını mı sanıyor?
Diyanet İşleri
İnsanoğlu kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?
Tefsirleri karşılaştır

37

أَلَمْ يَكُ نُطْفَةًۭ مِّن مَّنِىٍّۢ يُمْنَىٰ

Diyanet Vakfı
O, (döl yatağına) akıtılan meninin içinden bir nutfe (sperm) değil miydi?
Elmalılı H. Yazır
O, dökülen erlik suyundan bir damla (sperm) değil miydi?
Ali Bulaç
Kendisi, akıtılan meniden bir damla su değil miydi?
Diyanet İşleri
O, katılan bir meni damlası değil miydi?
Tefsirleri karşılaştır

38

ثُمَّ كَانَ عَلَقَةًۭ فَخَلَقَ فَسَوَّىٰ

Diyanet Vakfı
Sonra bu, alaka (aşılanmış yumurta) olmuş, derken Allah onu (insan biçiminde) yaratıp şekillendirmişti.
Elmalılı H. Yazır
Sonra bir aleka (embriyon) oldu da Rabbi onu biçime koydu, sonra şekil verdi.
Ali Bulaç
Sonra bir alak (embriyo) oldu, derken (Allah, onu) yarattı ve bir 'düzen içinde biçim verdi.'
Diyanet İşleri
Sonra kan pıhtısı olmuş, sonra Allah onu yaratıp şekil vermişti.
Tefsirleri karşılaştır

39

فَجَعَلَ مِنْهُ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰٓ

Diyanet Vakfı
Ondan da iki eşi, yani erkek ve dişiyi var etmişti.
Elmalılı H. Yazır
Ondan da iki cinsi; erkek ve dişiyi var etti.
Ali Bulaç
Böylece ondan, erkek ve dişi olmak üzere çift kıldı.
Diyanet İşleri
Ondan, erkek, dişi iki cins yaratmıştı.
Tefsirleri karşılaştır

40

أَلَيْسَ ذَٰلِكَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحْۦِىَ ٱلْمَوْتَىٰ

Diyanet Vakfı
Peki (bunları yapan) Allah'ın, ölüleri tekrar diriltmeye gücü yetmez mi?
Elmalılı H. Yazır
Peki, bunu yapanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?
Ali Bulaç
(Öyleyse Allah,) Ölüleri diriltmeye güç yetiren değil midir?
Diyanet İşleri
Bunları yapan Allah'ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi? Elbette yeter.
Tefsirleri karşılaştır