1
يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمُزَّمِّلُ
- Diyanet Vakfı
- Ey örtünüp bürünen (Resulüm)!
- Elmalılı H. Yazır
- Ey örtünen! (Peygamber)
- Ali Bulaç
- Ey örtüsüne bürünen,
- Diyanet İşleri
- Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku.
Tefsirleri karşılaştır2
قُمِ ٱلَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًۭا
- Diyanet Vakfı
- Birazı hariç, geceleri kalk namaz kıl.
- Elmalılı H. Yazır
- Gecenin birazı hariç olmak üzere geceleyin kalk (namaz kıl).
- Ali Bulaç
- Az bir kısmı hariç olmak üzere, geceleyin kalk:
- Diyanet İşleri
- Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku.
Tefsirleri karşılaştır3
نِّصْفَهُۥٓ أَوِ ٱنقُصْ مِنْهُ قَلِيلًا
- Diyanet Vakfı
- (Gecenin) yarısını (kıl). Yahut bunu biraz azalt.
- Elmalılı H. Yazır
- Gecenin yarısında kalk, yahut yarısından biraz eksilt.
- Ali Bulaç
- (Gecenin) Yarısı kadar. Ya da ondan biraz eksilt.
- Diyanet İşleri
- Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku.
Tefsirleri karşılaştır4
أَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتِّلِ ٱلْقُرْءَانَ تَرْتِيلًا
- Diyanet Vakfı
- Ya da bunu çoğalt ve Kur'an'ı tane tane oku.
- Elmalılı H. Yazır
- Veya bunu artır ve ağır ağır Kur'ân oku.
- Ali Bulaç
- Veya üzerine ilave et. Ve Kur'an'ı belli bir düzen içinde (tertil üzere) oku.
- Diyanet İşleri
- Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku.
Tefsirleri karşılaştır5
إِنَّا سَنُلْقِى عَلَيْكَ قَوْلًۭا ثَقِيلًا
- Diyanet Vakfı
- Doğrusu biz sana (taşıması) ağır bir söz vahyedeceğiz.
- Elmalılı H. Yazır
- Doğrusu biz, senin üzerine ağır bir söz bırakacağız (Kur'an vahyedeceğiz).
- Ali Bulaç
- Gerçek şu ki, biz senin üzerine 'oldukça ağır' bir söz (vahy) bırakacağız.
- Diyanet İşleri
- Doğrusu Biz, sana, taşıması ağır bir söz vahyedeceğiz.
Tefsirleri karşılaştır6
إِنَّ نَاشِئَةَ ٱلَّيْلِ هِىَ أَشَدُّ وَطْـًۭٔا وَأَقْوَمُ قِيلًا
- Diyanet Vakfı
- Şüphesiz gece kalkışı, (kalp ve uzuvlar arasında) tam bir uyuma ve sağlam bir kıraata daha elverişlidir.
- Elmalılı H. Yazır
- Çünkü gece kalkışı hem daha etkili, hem de söz bakımından daha sağlamdır.
- Ali Bulaç
- Doğrusu gece neşesi (gece ibadeti, insanın iç dünyasında uyandırdığı) etki bakımından daha kuvvetli, okumak bakımından daha sağlamdır.
- Diyanet İşleri
- şüphesiz, gece kalkışı daha tesirli ve o zaman okumak daha elverişlidir.
Tefsirleri karşılaştır7
إِنَّ لَكَ فِى ٱلنَّهَارِ سَبْحًۭا طَوِيلًۭا
- Diyanet Vakfı
- Zira gündüz vakti, sana uzun bir meşguliyet var.
- Elmalılı H. Yazır
- Çünkü gündüz senin için uzun bir meşguliyet vardır.
- Ali Bulaç
- Çünkü gündüz, senin için uzun uğraşılar vardır.
- Diyanet İşleri
- Çünkü gündüz, seni uzun uzun alıkoyacak işler vardır.
Tefsirleri karşılaştır8
وَٱذْكُرِ ٱسْمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلْ إِلَيْهِ تَبْتِيلًۭا
- Diyanet Vakfı
- Rabbinin adını an. Bütün varlığınla O'na yönel.
- Elmalılı H. Yazır
- Rabbinin adını an ve bütün gönlünle ona yönel.
- Ali Bulaç
- Rabbinin ismini zikret ve herşeyden kendini çekerek yalnızca O'na yönel.
- Diyanet İşleri
- Rabbinin adını an; herşeyi bırakıp yalnız O'na yönel,
Tefsirleri karşılaştır9
رَّبُّ ٱلْمَشْرِقِ وَٱلْمَغْرِبِ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ فَٱتَّخِذْهُ وَكِيلًۭا
- Diyanet Vakfı
- O, doğunun da batının da Rabbidir. O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse yalnız O'nun himayesine sığın.
- Elmalılı H. Yazır
- O, doğunun ve batının Rabbidir. Ondan başka tanrı yoktur. O halde yalnız O'nu vekil tut.
- Ali Bulaç
- (Allah,) Doğunun ve batının Rabbidir. O'ndan başka İlah yoktur. Şu halde (yalnızca) O'nu vekil tut.
- Diyanet İşleri
- O, doğunun ve batının Rabbidir; O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyse O'nu vekil tut.
Tefsirleri karşılaştır10
وَٱصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَٱهْجُرْهُمْ هَجْرًۭا جَمِيلًۭا
- Diyanet Vakfı
- Onların (müşriklerin) söylediklerine katlan ve onlardan güzellikle ayrıl.
- Elmalılı H. Yazır
- Başkalarının diyeceklerine sabret, güzellikle onlardan ayrıl.
- Ali Bulaç
- Onların demelerine karşı sen sabret ve onlardan güzel bir ayrılma tarzıyla (düşünce ve eylem bakımından köklü bir tutum) ile kopup-ayrıl.
- Diyanet İşleri
- Onların söylediklerine sabret, yanlarından güzellikle ayrıl.
Tefsirleri karşılaştır11
وَذَرْنِى وَٱلْمُكَذِّبِينَ أُو۟لِى ٱلنَّعْمَةِ وَمَهِّلْهُمْ قَلِيلًا
- Diyanet Vakfı
- Nimet içinde yüzen o yalancıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
- Elmalılı H. Yazır
- O yalanlayıcı zevk ve refah sahiplerini bana bırak, onlara biraz mühlet ver.
- Ali Bulaç
- Yalanlamakta olan nimet (refah ve servet) sahiplerini sen Bana bırak ve onlara az bir süre tanı.
- Diyanet İşleri
- Varlık sahibi olup da seni yalanlayanları Bana bırak; onlara az bir mehil ver.
Tefsirleri karşılaştır12
إِنَّ لَدَيْنَآ أَنكَالًۭا وَجَحِيمًۭا
- Diyanet Vakfı
- Hiç şüphesiz bizim nezdimizde (onlar için hazırlanmış) boyunduruklar, yakıcı bir ateş, var.
- Elmalılı H. Yazır
- Zira bizim yanımızda bukağılar var, bir cehennem var.
- Ali Bulaç
- Çünkü Bizim yanımızda bukağılar ve cayır cayır yanan bir ateş vardır:
- Diyanet İşleri
- Şüphesiz katımızda onlar için ağır boyunduruklar, cehennem, boğazı tıkayan bir yiyecek ve can yakan azap vardır.
Tefsirleri karşılaştır13
وَطَعَامًۭا ذَا غُصَّةٍۢ وَعَذَابًا أَلِيمًۭا
- Diyanet Vakfı
- Boğazdan geçmez bir yiyecek ve elem verici bir azap var.
- Elmalılı H. Yazır
- Boğaza duran bir yiyecek, elem verici bir azap var.
- Ali Bulaç
- Boğazı tıkayıp kalan bir yemek ve acı bir azap vardır.
- Diyanet İşleri
- Şüphesiz katımızda onlar için ağır boyunduruklar, cehennem, boğazı tıkayan bir yiyecek ve can yakan azap vardır.
Tefsirleri karşılaştır14
يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلْأَرْضُ وَٱلْجِبَالُ وَكَانَتِ ٱلْجِبَالُ كَثِيبًۭا مَّهِيلًا
- Diyanet Vakfı
- O gün (kıyamet günü) yeryüzü ve dağlar sarsılır; dağlar çöküntü ile akıp giden kum yığınına döner.
- Elmalılı H. Yazır
- O gün yer ve dağlar sarsılacak, dağlar erimiş bir kum yığınına dönecek.
- Ali Bulaç
- (Öyle) Bir gün ki, yeryüzü ve dağlar titremeye-tutulur ve dağlar göçüveren bir kum yığını olur.
- Diyanet İşleri
- Kıyametin koptuğu gün, yeryüzü ve dağlar sarsılır; dağlar, yumuşak kum yığını haline gelir.
Tefsirleri karşılaştır15
إِنَّآ أَرْسَلْنَآ إِلَيْكُمْ رَسُولًۭا شَٰهِدًا عَلَيْكُمْ كَمَآ أَرْسَلْنَآ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ رَسُولًۭا
- Diyanet Vakfı
- Nasıl Firavun'a bir elçi göndermiş idiysek doğrusu size de, hakkınızda şahitlik edecek bir peygamber gönderdik.
- Elmalılı H. Yazır
- Doğrusu biz size tanıklık edecek bir elçi gönderdik. Nitekim Firavun'a da bir elçi göndermiştik.
- Ali Bulaç
- Şüphesiz size, üzerinize şahid olacak bir elçi gönderdik; Firavun'a bir elçi gönderdiğimiz gibi.
- Diyanet İşleri
- Firavun'a bir peygamber gönderdiğimiz gibi, size de, hakkınızda şahidlik edecek bir peygamber gönderdik.
Tefsirleri karşılaştır16
فَعَصَىٰ فِرْعَوْنُ ٱلرَّسُولَ فَأَخَذْنَٰهُ أَخْذًۭا وَبِيلًۭا
- Diyanet Vakfı
- Ama Firavun o peygambere karşı gelmiş, biz de onu ağır ve çetin bir şekilde muaheze etmiştik.
- Elmalılı H. Yazır
- Firavun o elçiye isyan etmişti. Biz de onu ağır bir yakalayışla yakaladık.
- Ali Bulaç
- Fakat Firavun elçiye isyan etti, Biz de onu pek vahim bir tarzda (azapla) yakalayıverdik.
- Diyanet İşleri
- Ama Firavun o peygambere karşı gelmişti de onu çok ağır bir şekilde tutup cezalandırmıştık.
Tefsirleri karşılaştır17
فَكَيْفَ تَتَّقُونَ إِن كَفَرْتُمْ يَوْمًۭا يَجْعَلُ ٱلْوِلْدَٰنَ شِيبًا
- Diyanet Vakfı
- Peki inkar ederseniz, çocukları ak saçlı ihtiyarlara çevirecek o günden kendinizi nasıl koruyabileceksiniz?
- Elmalılı H. Yazır
- Peki inkâr ederseniz, çocukları ihtiyarlatacak o günden (kıyamet gününden) kendinizi nasıl kurtaracaksınız?
- Ali Bulaç
- Eğer inkar edecek olursanız, çocukların saçlarını ağartan bir günde kendinizi nasıl koruyacaksınız?
- Diyanet İşleri
- Eğer inkar ederseniz, gençleri ihtiyarlatan günden nasıl korunursunuz?
Tefsirleri karşılaştır18
ٱلسَّمَآءُ مُنفَطِرٌۢ بِهِۦ ۚ كَانَ وَعْدُهُۥ مَفْعُولًا
- Diyanet Vakfı
- Gökyüzü bile onunla (o günün dehşetiyle) yarılacaktır. Allah'ın vadi mutlaka yerine gelir.
- Elmalılı H. Yazır
- O günün dehşetinden gök yarılır. Allah'ın sözü kesinlikle gerçekleşmiştir.
- Ali Bulaç
- Bu nedenle gök bile yarılıp-çatlamıştır; (artık) O'nun va'di gerçekleştirilip-yerine getirilmiştir.
- Diyanet İşleri
- O günün şiddetiyle gök bile parçalanır. O'nun sözü yerine gelir.
Tefsirleri karşılaştır19
إِنَّ هَٰذِهِۦ تَذْكِرَةٌۭ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلًا
- Diyanet Vakfı
- İşte bu (anlatılanlar), şüphesiz bir öğüttür. Artık kim dilerse Rabbine (varan) bir yol tutar.
- Elmalılı H. Yazır
- İşte bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar.
- Ali Bulaç
- Şüphesiz, bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine bir yol bulabilir.
- Diyanet İşleri
- Doğrusu bu anlatılanlar birer öğüttür. Dileyen kimse, Rabbine doğru giden bir yol tutar.
Tefsirleri karşılaştır20
۞ إِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ أَنَّكَ تَقُومُ أَدْنَىٰ مِن ثُلُثَىِ ٱلَّيْلِ وَنِصْفَهُۥ وَثُلُثَهُۥ وَطَآئِفَةٌۭ مِّنَ ٱلَّذِينَ مَعَكَ ۚ وَٱللَّهُ يُقَدِّرُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ ۚ عَلِمَ أَن لَّن تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ ۖ فَٱقْرَءُوا۟ مَا تَيَسَّرَ مِنَ ٱلْقُرْءَانِ ۚ عَلِمَ أَن سَيَكُونُ مِنكُم مَّرْضَىٰ ۙ وَءَاخَرُونَ يَضْرِبُونَ فِى ٱلْأَرْضِ يَبْتَغُونَ مِن فَضْلِ ٱللَّهِ ۙ وَءَاخَرُونَ يُقَٰتِلُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ۖ فَٱقْرَءُوا۟ مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ ۚ وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَقْرِضُوا۟ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًۭا ۚ وَمَا تُقَدِّمُوا۟ لِأَنفُسِكُم مِّنْ خَيْرٍۢ تَجِدُوهُ عِندَ ٱللَّهِ هُوَ خَيْرًۭا وَأَعْظَمَ أَجْرًۭا ۚ وَٱسْتَغْفِرُوا۟ ٱللَّهَ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۢ
- Diyanet Vakfı
- (Resulüm!) Senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, (bazen) yarısını, (bazen de) üçte birini yatmadan (ibadetle) geçirdiğini ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını) Rabbin elbette biliyor. Gece ve gündüzü (içinde olup bitenleri iyiden iyiye) ölçüp biçen ancak Allah'tır. O sizin, bunu sayamayacağınızı bildiği için, sizi bağışladı. Artık, Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Allah bilmektedir ki, içinizde hastalar bulunacak, bir kısmınız Allah'ın lütfundan (rızık) aramaküzere yeryüzünde yol tepecekler, diğer bir kısmınız da Allah yolunda çarpışacaklardır. O halde Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı kılın, zekatı verin, Allah'a gönül hoşluğuyla ödünç verin. Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz; hem de daha üstün ve mükafatça daha büyük olmak üzere. Allah'tan mağfiret dileyin, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.
- Elmalılı H. Yazır
- Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında ve üçte birinde kalktığını, seninle beraber bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını biliyor. Gece ve gündüzü Allah takdir eder. O, sizin onu sayamayacağınızı bildi de sizi affetti. Bundan böyle Kur'ân'dan size ne kolay gelirse okuyun. Allah, içinizden hastalar, yeryüzünde gezip Allah'ın lütfunu arayan başka kimseler ve Allah yolunda savaşan daha başka insanlar olacağını bilmiştir. Onun için Kur'ân'dan kolayınıza geldiği kadar okuyun, namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin (Hayırlı işlere mal sarfedin). Kendiniz için gönderdiğiniz her iyiliği, Allah katında daha hayırlı ve sevapça daha büyük olarak bulacaksınız. Allah'tan bağış dileyin. Kuşkusuz Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
- Ali Bulaç
- Gerçekten Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden biraz eksiğinde, yarısında ve üçte birinde (namaz için) kalktığını bilir; seninle birlikte olanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını bilir). Geceyi ve gündüzü Allah takdir eder. Sizin bunu sayamıyacağınızı bildi, böylece tevbenizi (O'na dönüşünüzü) kabul etti. Şu halde Kur'an'dan kolay geleni okuyun. Allah sizden hastalar olduğunu, başkalarının Allah'ın fazlından aramak için yeryüzünde gezip-dolaşacaklarını ve diğerlerinin Allah yolunda çarpışacaklarını bilmiştir. Öyleyse ondan (Kur'an'dan) kolay geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin. Hayır olarak kendi nefisleriniz için önceden takdim ettiğiniz şeyleri daha hayırlı ve daha büyük bir ecir (karşılık) olarak Allah Katında bulursunuz. Allah'tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
- Diyanet İşleri
- Şüphesiz Rabbin, senin ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun gecenin üçte ikisinden biraz az, yarısı ve üçte biri kadar vakit içinde kalktığını bilir. Gece ve gündüzü Allah ölçer; sizin bu vakitleri takdir edemeyeceğinizi bildiğinden tevbenizi kabul etmiştir. Artık, Kuran'dan kolayınıza geleni okuyun; Allah, içinizden, hasta olanları, Allah'ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacak olan kimseleri ve Allah yolunda savaşacak olanları şüphesiz bilir. Kuran'dan kolayınıza geleni okuyun; namazı kılın; zekatı verin; Allah'a güzel ödünç takdiminde bulunun; kendiniz için yaptığınız iyiliği daha iyi ve daha büyük ecir olarak Allah katında bulursunuz. Allah'tan bağışlanma dileyin; Allah elbette bağışlar ve merhamet eder.
Tefsirleri karşılaştır