1
وَٱلْفَجْرِ
- Diyanet Vakfı
- Andolsun Fecre,
- Elmalılı H. Yazır
- Andolsun fecre.
- Ali Bulaç
- Fecre andolsun,
- Diyanet İşleri
- Tanyerinin ağarmasına and olsun;
Tefsirleri karşılaştır2
وَلَيَالٍ عَشْرٍۢ
- Diyanet Vakfı
- On geceye,
- Elmalılı H. Yazır
- On geceye (Zilhicce ayının ilk on gecesine).
- Ali Bulaç
- On geceye,
- Diyanet İşleri
- Zilhicce ayının ilk on gecesine and olsun;
Tefsirleri karşılaştır3
وَٱلشَّفْعِ وَٱلْوَتْرِ
- Diyanet Vakfı
- Çifte ve teke,
- Elmalılı H. Yazır
- Çifte ve teke.
- Ali Bulaç
- Çifte ve tek'e,
- Diyanet İşleri
- Herşeyin çiftine de, tekine de and olsun;
Tefsirleri karşılaştır4
وَٱلَّيْلِ إِذَا يَسْرِ
- Diyanet Vakfı
- (her şeyi karanlığı ile) örttüğü an geceye
- Elmalılı H. Yazır
- Gitmekte olan geceye.
- Ali Bulaç
- Akıp-gittiği zaman geceye,
- Diyanet İşleri
- Gelip geçen geceye and olsun ki, bunların her biri akıl sahibi için birer yemine değmez mi?
Tefsirleri karşılaştır5
هَلْ فِى ذَٰلِكَ قَسَمٌۭ لِّذِى حِجْرٍ
- Diyanet Vakfı
- Bunlarda akıl sahibi için elbette birer yemin (değeri) vardır.
- Elmalılı H. Yazır
- Nasıl, bunlarda bir akıl sahibi için yemin var değil mi?
- Ali Bulaç
- Bunlarda, akıl sahibi olan için bir yemin var, değil mi?
- Diyanet İşleri
- Gelip geçen geceye and olsun ki, bunların her biri akıl sahibi için birer yemine değmez mi?
Tefsirleri karşılaştır6
أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ
- Diyanet Vakfı
- Görmedin mi, Rabbin ne yaptı Âd kavmine?
- Elmalılı H. Yazır
- Görmedin mi Rabbin ne yaptı Âd kavmine?
- Ali Bulaç
- Rabbinin Ad (kavmin)e ne yaptığını görmedin mi?
- Diyanet İşleri
- Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi?
Tefsirleri karşılaştır7
إِرَمَ ذَاتِ ٱلْعِمَادِ
- Diyanet Vakfı
- Direkleri (yüksek binaları) olan, İrem şehrine?
- Elmalılı H. Yazır
- Sütunlar sahibi İrem'e?
- Ali Bulaç
- 'Yüksek sütunlar' sahibi İrem'e?
- Diyanet İşleri
- Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi?
Tefsirleri karşılaştır8
ٱلَّتِى لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِى ٱلْبِلَٰدِ
- Diyanet Vakfı
- Ki ülkeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı,
- Elmalılı H. Yazır
- Ki ülkeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı.
- Ali Bulaç
- Ki şehirler içinde onun bir benzeri yaratılmış değildi.
- Diyanet İşleri
- Rabbinin, hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi?
Tefsirleri karşılaştır9
وَثَمُودَ ٱلَّذِينَ جَابُوا۟ ٱلصَّخْرَ بِٱلْوَادِ
- Diyanet Vakfı
- O vadide kayaları yontan Semud kavmine?
- Elmalılı H. Yazır
- Vâdide kayaları yontan Semud kavmine?
- Ali Bulaç
- Ve vadilerde kayaları oyup biçen Semud'a?
- Diyanet İşleri
- Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?
Tefsirleri karşılaştır10
وَفِرْعَوْنَ ذِى ٱلْأَوْتَادِ
- Diyanet Vakfı
- Kazıklar (çadırlar, ordular) sahibi Firavun'a?
- Elmalılı H. Yazır
- Kazıklar sahibi (güçlü, kuvvetli) Firavun'a?
- Ali Bulaç
- Ve kazıklar (ehramlar) sahibi Firavun'a?
- Diyanet İşleri
- Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?
Tefsirleri karşılaştır11
ٱلَّذِينَ طَغَوْا۟ فِى ٱلْبِلَٰدِ
- Diyanet Vakfı
- Ki onların hepsi ülkelerinde azgınlık ettiler.
- Elmalılı H. Yazır
- Bunlar ülkelerde azmışlardı.
- Ali Bulaç
- Ki onlar, şehirlerde azgınlaşmışlardı.
- Diyanet İşleri
- Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?
Tefsirleri karşılaştır12
فَأَكْثَرُوا۟ فِيهَا ٱلْفَسَادَ
- Diyanet Vakfı
- Oralarda kötülüğü çoğalttılar.
- Elmalılı H. Yazır
- Oralarda çok bozgunculuk yapmışlardı.
- Ali Bulaç
- Böylece oralarda fesadı yaygınlaştırmış-arttırmışlardı.'
- Diyanet İşleri
- Vadide kayaları kesip yontan Semud milletine, memleketlerde aşırı giden, oralarda bozgunculuğu artıran, sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun'a Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?
Tefsirleri karşılaştır13
فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ
- Diyanet Vakfı
- Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı.
- Elmalılı H. Yazır
- Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı.
- Ali Bulaç
- Bundan dolayı, Rabbin, onların üzerine bir azap kamçısı çarpıverdi.
- Diyanet İşleri
- Rabbin onları azap kırbacından geçirmiştir.
Tefsirleri karşılaştır14
إِنَّ رَبَّكَ لَبِٱلْمِرْصَادِ
- Diyanet Vakfı
- Çünkü Rabbin (her an) gözetlemededir.
- Elmalılı H. Yazır
- Kuşkusuz Rabbin her an gözetlemededir.
- Ali Bulaç
- Çünkü senin Rabbin, gerçekten gözetleme yerindedir.
- Diyanet İşleri
- Doğrusu Rabbin hep gözetlemektedir.
Tefsirleri karşılaştır15
فَأَمَّا ٱلْإِنسَٰنُ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكْرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَكْرَمَنِ
- Diyanet Vakfı
- İnsan var ya, Rabbi kendisini imtihan edip de ikramda bulunduğunda ve bol nimet verdiğinde "Rabbim bana ikram etti" der.
- Elmalılı H. Yazır
- Ama insan, her ne zaman Rabbi onu sınayıp da ikramda bulunur, nimet verirse, "Rabbim bana ikram etti." der.
- Ali Bulaç
- Fakat insan; ne zaman Rabbi kendisini bir denemeden geçirse, ona bir keremde bulunsa, nimetler verse: "Rabbim bana ikram etti" der.
- Diyanet İşleri
- Rabbin denemek için bir insana iyilik edip, nimet verdiği zaman, o: "Rabbim beni şerefli kıldı" der.
Tefsirleri karşılaştır16
وَأَمَّآ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَهَٰنَنِ
- Diyanet Vakfı
- Onu imtihan edip rızkını daralttığında ise "Rabbim beni önemsemedi" der.
- Elmalılı H. Yazır
- Ama her ne zaman da sınayıp rızkını daraltırsa, o vakit de, "Rabbim beni zillete düşürdü." der.
- Ali Bulaç
- Ama ne zaman onu deneyerek, rızkını kıssa, hemen: "Rabbim bana ihanet etti" der.
- Diyanet İşleri
- Ama onu sınamak için rızkını daraltıp bir ölçüye göre verdiği zaman: "Rabbim bana hor baktı" der.
Tefsirleri karşılaştır17
كَلَّا ۖ بَل لَّا تُكْرِمُونَ ٱلْيَتِيمَ
- Diyanet Vakfı
- Hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz,
- Elmalılı H. Yazır
- Hayır hayır, doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz.
- Ali Bulaç
- Hayır; aksine, siz yetime ikram etmiyorsunuz.
- Diyanet İşleri
- Hayır; yetime karşı cömert davranmıyorsunuz.
Tefsirleri karşılaştır18
وَلَا تَحَٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ
- Diyanet Vakfı
- Yoksulu yedirmeye birbirinizi teşvik etmiyorsunuz,
- Elmalılı H. Yazır
- Birbirinizi yoksulu yedirmeye teşvik etmiyorsunuz.
- Ali Bulaç
- Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
- Diyanet İşleri
- Yoksulu yedirmek konusunda birbirinize özenmiyorsunuz.
Tefsirleri karşılaştır19
وَتَأْكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكْلًۭا لَّمًّۭا
- Diyanet Vakfı
- Haram helal demeden mirası yiyorsunuz.
- Elmalılı H. Yazır
- Oysa mirası öyle bir yiyorsunuz ki, haramhelal gözetmeden.
- Ali Bulaç
- Mirası, sınır tanımaz (helal, haram aldırmaz) bir tarzda yiyorsunuz.
- Diyanet İşleri
- Size kalan mirası hak gözetmeden yiyorsunuz.
Tefsirleri karşılaştır20
وَتُحِبُّونَ ٱلْمَالَ حُبًّۭا جَمًّۭا
- Diyanet Vakfı
- Malı aşırı biçimde seviyorsunuz.
- Elmalılı H. Yazır
- Malı öyle bir seviyorsunuz ki, yığmacasına.
- Ali Bulaç
- Malı 'bir yığma tutkusu ve hırsıyla' seviyorsunuz.
- Diyanet İşleri
- Malı pek çok seviyorsunuz.
Tefsirleri karşılaştır21
كَلَّآ إِذَا دُكَّتِ ٱلْأَرْضُ دَكًّۭا دَكًّۭا
- Diyanet Vakfı
- Ama yeryüzü parça parça döküldüğü,
- Elmalılı H. Yazır
- Hayır hayır, yer birbiri ardınca sarsılıp dümdüz olduğu zaman,
- Ali Bulaç
- Hayır; yer, parça parça yıkılıp darmadağın olduğu,
- Diyanet İşleri
- Ama yer, çarpılıp paralandığı zaman;
Tefsirleri karşılaştır22
وَجَآءَ رَبُّكَ وَٱلْمَلَكُ صَفًّۭا صَفًّۭا
- Diyanet Vakfı
- Rabbin(in emri) geldiği ve melekler saf saf dizildiği zaman (her şey ortaya çıkacaktır).
- Elmalılı H. Yazır
- Rabbinin emri gelip melekler sıra sıra dizildiği zaman,
- Ali Bulaç
- Rabbin(in buyruğu) geldiği ve melekler dizi dizi durduğu zaman;
- Diyanet İşleri
- Melekler sıra sıra dizilip, Rabbinin buyruğu gelince,
Tefsirleri karşılaştır23
وَجِا۟ىٓءَ يَوْمَئِذٍۭ بِجَهَنَّمَ ۚ يَوْمَئِذٍۢ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكْرَىٰ
- Diyanet Vakfı
- O gün cehennem getirilir, insan yaptıklarını birer birer hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ne faydası var!
- Elmalılı H. Yazır
- Ki cehennem de o gün getirilmiştir. İşte o gün insan anlar. Fakat bu anlamanın ona ne yararı var?
- Ali Bulaç
- O gün, cehennem de getirilmiştir. İnsan o gün düşünüp-hatırlar, ancak (bu) hatırlamadan ona ne fayda?
- Diyanet İşleri
- O gün, cehennem ortaya konur. O gün insan öğüt almaya çalışır ama artık öğütten ona ne?
Tefsirleri karşılaştır24
يَقُولُ يَٰلَيْتَنِى قَدَّمْتُ لِحَيَاتِى
- Diyanet Vakfı
- (İşte o zaman insan:) "Keşke bu hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim!" der.
- Elmalılı H. Yazır
- "Keşke hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim." der.
- Ali Bulaç
- Der ki: "Keşke hayatım için, (önceden bir şeyler) takdim edebilseydim."
- Diyanet İşleri
- "Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaymışım" der.
Tefsirleri karşılaştır25
فَيَوْمَئِذٍۢ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدٌۭ
- Diyanet Vakfı
- Artık o gün, Allah'ın edeceği azabı kimse edemez.
- Elmalılı H. Yazır
- Artık o gün Allah'ın edeceği azabı kimse edemez.
- Ali Bulaç
- Artık o gün hiç kimse (Allah'ın) vereceği azap gibi azaplandıramaz.
- Diyanet İşleri
- O gün, hiç kimse, Allah'ın azabettiği gibi azabedemez.
Tefsirleri karşılaştır26
وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدٌۭ
- Diyanet Vakfı
- O'nun vuracağı bağı kimse vuramaz.
- Elmalılı H. Yazır
- Onun vuracağı bağı kimse vuramaz.
- Ali Bulaç
- Onun vuracağı bağı hiç kimse vuramaz.
- Diyanet İşleri
- Hiç kimse O'nun vurduğu bağ gibisini bağlayamaz.
Tefsirleri karşılaştır27
يَٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفْسُ ٱلْمُطْمَئِنَّةُ
- Diyanet Vakfı
- Ey huzura kavuşmuş insan!
- Elmalılı H. Yazır
- Ey, Rabbine, itaat edip huzura eren nefis!
- Ali Bulaç
- Ey mutmain (tatmin bulmuş) nefis,
- Diyanet İşleri
- Ey huzur içinde olan can!
Tefsirleri karşılaştır28
ٱرْجِعِىٓ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةًۭ مَّرْضِيَّةًۭ
- Diyanet Vakfı
- Sen O'ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön.
- Elmalılı H. Yazır
- Hem hoşnut edici, hem de hoşnut edilmiş olarak Rabbine dön.
- Ali Bulaç
- Rabbine, hoşnut edici ve hoşnut edilmiş olarak dön.
- Diyanet İşleri
- O, senden, sen de O'ndan hoşnut olarak Rabbine dön!
Tefsirleri karşılaştır29
فَٱدْخُلِى فِى عِبَٰدِى
- Diyanet Vakfı
- (Seçkin) kullarım arasına katıl,
- Elmalılı H. Yazır
- Kullarımın arasına gir.
- Ali Bulaç
- Artık kullarımın arasına gir.
- Diyanet İşleri
- Ey can! İyi kullarımın arasına gir.
Tefsirleri karşılaştır30
وَٱدْخُلِى جَنَّتِى
- Diyanet Vakfı
- Ve cennetim gir.
- Elmalılı H. Yazır
- Cennetime gir.
- Ali Bulaç
- Cennetime gir.
- Diyanet İşleri
- Cennetime gir.
Tefsirleri karşılaştır