Beled Sûresi

20 âyet · 17 tefsir eserinde okunabilir.

Tefsir eserleri

Âyetler ve mealler

1

لَآ أُقْسِمُ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ

Diyanet Vakfı
Andolsun bu beldeye,
Elmalılı H. Yazır
Andolsun bu beldeye
Ali Bulaç
Hayır; bu şehre yemin ederim,
Diyanet İşleri
Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun.
Tefsirleri karşılaştır

2

وَأَنتَ حِلٌّۢ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ

Diyanet Vakfı
Ki sen bu beldedesin,
Elmalılı H. Yazır
Ki sen bu beldede oturmaktasın.
Ali Bulaç
Ki sen, bu şehirde oturmakta iken,
Diyanet İşleri
Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun.
Tefsirleri karşılaştır

3

وَوَالِدٍۢ وَمَا وَلَدَ

Diyanet Vakfı
Ve andolsun babaya ve ondan meydana gelen çocuğa,
Elmalılı H. Yazır
Ve and olsun baba ve çocuğuna.
Ali Bulaç
Babaya ve doğan-çocuğa da.
Diyanet İşleri
Doğurana ve doğurduğuna and olsun ki;
Tefsirleri karşılaştır

4

لَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ فِى كَبَدٍ

Diyanet Vakfı
Biz, insanı ( yüzyüze geleceği nice ) zorluklar içinde yarattık.
Elmalılı H. Yazır
Biz insanı gerçekten bir sıkıntı içinde yarattık.
Ali Bulaç
Andolsun, Biz insanı bir zorluk içinde yarattık.
Diyanet İşleri
İnsanoğlunu, zorluklara katlanacak şekilde yarattık.
Tefsirleri karşılaştır

5

أَيَحْسَبُ أَن لَّن يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌۭ

Diyanet Vakfı
İnsan, hiç kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
Elmalılı H. Yazır
İnsan, kendisine karşı kimse güç yetiremez mi sanıyor?
Ali Bulaç
O, hiç kimsenin kendisine asla güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
Diyanet İşleri
İnsanoğlu, kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
Tefsirleri karşılaştır

6

يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالًۭا لُّبَدًا

Diyanet Vakfı
" Pek çok mal harcadım " diyor.
Elmalılı H. Yazır
Ben, yığın yığın mal yok ettim diyor.
Ali Bulaç
O: "Yığınla mal tüketip-yok ettim" diyor.
Diyanet İşleri
"Yığın yığın mal tüketmişimdir" diyor.
Tefsirleri karşılaştır

7

أَيَحْسَبُ أَن لَّمْ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ

Diyanet Vakfı
Kimse onu görmedi mi sanıyor?
Elmalılı H. Yazır
Kendisini bir gören olmadı mı sanıyor?
Ali Bulaç
Kendisini hiç kimsenin görmediğini mi sanıyor?
Diyanet İşleri
O, kimsenin kendisini görmediğini mi zannediyor?
Tefsirleri karşılaştır

8

أَلَمْ نَجْعَل لَّهُۥ عَيْنَيْنِ

Diyanet Vakfı
Biz ona iki göz vermedik mi?
Elmalılı H. Yazır
Biz ona iki göz vermedik mi?
Ali Bulaç
Biz ona iki göz vermedik mi?
Diyanet İşleri
Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi?
Tefsirleri karşılaştır

9

وَلِسَانًۭا وَشَفَتَيْنِ

Diyanet Vakfı
Bir dil ve iki dudak,
Elmalılı H. Yazır
Bir dil ve iki dudak?
Ali Bulaç
Bir dil ve iki dudak?
Diyanet İşleri
Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi?
Tefsirleri karşılaştır

10

وَهَدَيْنَٰهُ ٱلنَّجْدَيْنِ

Diyanet Vakfı
Ona iki yolu ( doğru ve eğriyi ) gösterdik.
Elmalılı H. Yazır
Ona iki yolu gösterdik.
Ali Bulaç
Biz ona 'iki yol-iki amaç' gösterdik.
Diyanet İşleri
Biz ona eğri ve doğru iki yolu da göstermedik mi?
Tefsirleri karşılaştır

11

فَلَا ٱقْتَحَمَ ٱلْعَقَبَةَ

Diyanet Vakfı
Fakat o, sarp yokuşu aşamadı.
Elmalılı H. Yazır
Fakat o, o sarp yokuşa göğüs veremedi.
Ali Bulaç
Ancak o, sarp yokuşa göğüs germedi.
Diyanet İşleri
Ama o, zor geçidi aşmaya girişemedi.
Tefsirleri karşılaştır

12

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْعَقَبَةُ

Diyanet Vakfı
O sarp yokuş nedir bilir misin?
Elmalılı H. Yazır
Bildin mi sen, o sarp yokuş nedir?
Ali Bulaç
Sarp yokuşun ne olduğunu sana öğreten nedir?
Diyanet İşleri
O zor geçidin ne olduğunu sen bilir misin?
Tefsirleri karşılaştır

13

فَكُّ رَقَبَةٍ

Diyanet Vakfı
Köle azat etmek,
Elmalılı H. Yazır
Köle azat etmek,
Ali Bulaç
Bir boynu çözmek (bir köleye özgürlük vermek)tir;
Diyanet İşleri
O geçit, bir köle ve esir azadetmek,
Tefsirleri karşılaştır

14

أَوْ إِطْعَٰمٌۭ فِى يَوْمٍۢ ذِى مَسْغَبَةٍۢ

Diyanet Vakfı
Veya açlık gününde yemek yedirmektir,
Elmalılı H. Yazır
Veya salgın bir kıtlık gününde yemek yedirmektir,
Ali Bulaç
Ya da açlık gününde doyurmaktır,
Diyanet İşleri
Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.
Tefsirleri karşılaştır

15

يَتِيمًۭا ذَا مَقْرَبَةٍ

Diyanet Vakfı
Yakınlığı olan bir yetime.
Elmalılı H. Yazır
Yakınlığı olan bir yetime,
Ali Bulaç
Yakın olan bir yetimi,
Diyanet İşleri
Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.
Tefsirleri karşılaştır

16

أَوْ مِسْكِينًۭا ذَا مَتْرَبَةٍۢ

Diyanet Vakfı
Veya hiçbir şeyi olmayan yoksula.
Elmalılı H. Yazır
Veya hiçbir şeyi olmayan yoksula.
Ali Bulaç
Veya sürünen bir yoksulu.
Diyanet İşleri
Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.
Tefsirleri karşılaştır

17

ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلْمَرْحَمَةِ

Diyanet Vakfı
Sonra iman edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve birbirlerine acımayı öğütleyenlerden olmaktır.
Elmalılı H. Yazır
Sonra da iman edip de sabrı tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktır.
Ali Bulaç
Sonra iman edenlerden, sabrı birbirlerine tavsiye edenlerden, merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak.
Diyanet İşleri
Sonra, inanıp birbirlerine sabır tavsiye edenlerden, merhametlilerden olmayı tavsiye edenlerden olmaktır.
Tefsirleri karşılaştır

18

أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ

Diyanet Vakfı
İşte bunlar sağdakilerdir.
Elmalılı H. Yazır
İşte bunlar, amel defterleri sağlarından verilenlerdir.
Ali Bulaç
İşte bunlar, sağ yanın adamlarıdır (Ashab-ı Meymene).
Diyanet İşleri
İşte bunlar amel defterleri sağdan verilenlerdir.
Tefsirleri karşılaştır

19

وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا هُمْ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ

Diyanet Vakfı
Ayetlerimizi inkar edenler ise işte onlar soldakilerdir,
Elmalılı H. Yazır
Âyetlerimizi tanımayanlar ise, onlardır işte amel defterleri sollarından verilenler.
Ali Bulaç
Ayetlerimizi inkar edenler ise, sol yanın adamlarıdır (Ashab-ı Meş'eme).
Diyanet İşleri
Ayetlerimizi inkar edenler, işte onlar amel defterleri sollarından verilenlerdir.
Tefsirleri karşılaştır

20

عَلَيْهِمْ نَارٌۭ مُّؤْصَدَةٌۢ

Diyanet Vakfı
Cezaları, kapıları üzerlerine sımsıkı kapatılmış bir ateştir.
Elmalılı H. Yazır
Onların üzerlerine bir ateş bastırılıp kapıları kapanacaktır.
Ali Bulaç
"Kapıları kilitlenmiş" bir ateş onların üzerinedir.
Diyanet İşleri
Onlar her yönden ateşle kapatılacaklardır.
Tefsirleri karşılaştır