Gâşiye Sûresi

26 âyet · 17 tefsir eserinde okunabilir.

Tefsir eserleri

Âyetler ve mealler

1

هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْغَٰشِيَةِ

Diyanet Vakfı
(Resulüm!) Dehşeti her şeyi kaplayan kıyametin haberi sana geldi mi?
Elmalılı H. Yazır
O her şeyi kuşatacak olan Kıyamet'in haberi sana geldi mi?
Ali Bulaç
(Her yanı yaygın olarak kuşatacak olan) Kıyametin haberi sana geldi mi?
Diyanet İşleri
Her şeyi kaplayacak kıyametin haberi sana gelmedi mi?
Tefsirleri karşılaştır

2

وُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍ خَٰشِعَةٌ

Diyanet Vakfı
O gün bir takım yüzler zelildir,
Elmalılı H. Yazır
Yüzler var ki, o gün eğilmiş, zillete düşmüştür.
Ali Bulaç
O gün, öyle yüzler vardır ki, 'zillet içinde aşağılanmıştır.'
Diyanet İşleri
O gün bir takım yüzler zillete bürünmüştür.
Tefsirleri karşılaştır

3

عَامِلَةٌۭ نَّاصِبَةٌۭ

Diyanet Vakfı
Durmadan çalışır, (fakat boşuna) yorulur,
Elmalılı H. Yazır
Çalışmış, yorulmuştur.
Ali Bulaç
Çalışmış, boşuna yorulmuştur.
Diyanet İşleri
Zor işler altında bitkin düşmüştür.
Tefsirleri karşılaştır

4

تَصْلَىٰ نَارًا حَامِيَةًۭ

Diyanet Vakfı
Kızgın ateşe girer.
Elmalılı H. Yazır
Kızışmış bir ateşe girer.
Ali Bulaç
Kızgın bir ateşe yollanırlar.
Diyanet İşleri
Yakıcı ateşe yaslanırlar.
Tefsirleri karşılaştır

5

تُسْقَىٰ مِنْ عَيْنٍ ءَانِيَةٍۢ

Diyanet Vakfı
Onlara kaynar su pınarından içirilir.
Elmalılı H. Yazır
Onlara kızgın bir kaynaktan su verilir.
Ali Bulaç
Kaynar bir kaynaktan içirilirler.
Diyanet İşleri
Kızgın bir kaynaktan içirilirler.
Tefsirleri karşılaştır

6

لَّيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٍۢ

Diyanet Vakfı
Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur,
Elmalılı H. Yazır
Onlar için kuru bir dikenden başka yiyecek de yoktur.
Ali Bulaç
Onlar için (zehirli olan) dari' dikeninden başka bir yiyecek yoktur.
Diyanet İşleri
Semirtmeyen, açlığı gidermeyen kötü kokulu (kuru) bir dikenden başka yiyecekleri yoktur.
Tefsirleri karşılaştır

7

لَّا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِى مِن جُوعٍۢ

Diyanet Vakfı
O ise ne besler ne de açlığı giderir.
Elmalılı H. Yazır
O da ne besler, ne de açlığı giderir.
Ali Bulaç
Ne doyurup-semirtir, ne açlıktan korur.
Diyanet İşleri
Semirtmeyen, açlığı gidermeyen kötü kokulu (kuru) bir dikenden başka yiyecekleri yoktur.
Tefsirleri karşılaştır

8

وُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۢ نَّاعِمَةٌۭ

Diyanet Vakfı
O gün bir takım yüzler de vardır ki, mutludurlar,
Elmalılı H. Yazır
Yüzler de var ki, o gün nimetle mutludur.
Ali Bulaç
O gün, öyle yüzler de vardır ki, nimette (engin bir mutluluk içinde)dirler.
Diyanet İşleri
İnanmış olanların yüzleri, o gün, pırıl pırıldır.
Tefsirleri karşılaştır

9

لِّسَعْيِهَا رَاضِيَةٌۭ

Diyanet Vakfı
(dünyadaki) çabalarından hoşnut olmuşlardır,
Elmalılı H. Yazır
Yaptığından hoşnuttur.
Ali Bulaç
Harcadığı-çabadan dolayı hoşnuttur.
Diyanet İşleri
Yaptıklarından hoşnuddurlar.
Tefsirleri karşılaştır

10

فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍۢ

Diyanet Vakfı
Yüce bir cennettedirler.
Elmalılı H. Yazır
Yüksek bir cennettedir.
Ali Bulaç
Yüksek bir cennettedir.
Diyanet İşleri
Yüksek bir cennettedirler.
Tefsirleri karşılaştır

11

لَّا تَسْمَعُ فِيهَا لَٰغِيَةًۭ

Diyanet Vakfı
Orada boş bir söz işitmezler.
Elmalılı H. Yazır
Orada boş bir söz işitmez.
Ali Bulaç
Orda anlamsız bir söz işitmez.
Diyanet İşleri
Orada boş söz işitmezler.
Tefsirleri karşılaştır

12

فِيهَا عَيْنٌۭ جَارِيَةٌۭ

Diyanet Vakfı
Orada (cennette) devamlı akan bir pınar,
Elmalılı H. Yazır
Orada akan bir kaynak,
Ali Bulaç
Orda 'durmaksızın akan' bir kaynak vardır.
Diyanet İşleri
Orada akan kaynak vardır.
Tefsirleri karşılaştır

13

فِيهَا سُرُرٌۭ مَّرْفُوعَةٌۭ

Diyanet Vakfı
Yükseltilmiş tahtlar,
Elmalılı H. Yazır
Yükseltilmiş divanlar,
Ali Bulaç
Orda 'yükseklerde kurulmuş, tahtlar da vardır;
Diyanet İşleri
Orada, yükseltilmiş tahtlar vardır.
Tefsirleri karşılaştır

14

وَأَكْوَابٌۭ مَّوْضُوعَةٌۭ

Diyanet Vakfı
Konulmuş kadehler,
Elmalılı H. Yazır
Konulmuş kadehler,
Ali Bulaç
Konulmuş (içecek dolu) kaplar,
Diyanet İşleri
Yerleştirilmiş kaseler,
Tefsirleri karşılaştır

15

وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌۭ

Diyanet Vakfı
Sıra sıra dizilmiş yastıklar,
Elmalılı H. Yazır
Dizilmiş koltuklar, yastıklar,
Ali Bulaç
Dizi dizi yastıklar,
Diyanet İşleri
Sıra sıra yastıklar,
Tefsirleri karşılaştır

16

وَزَرَابِىُّ مَبْثُوثَةٌ

Diyanet Vakfı
Serilmiş halılar vardır.
Elmalılı H. Yazır
Serilmiş halılar vardır.
Ali Bulaç
Ve serilmiş yaygılar.
Diyanet İşleri
Serilmiş, yumuşak tüylü halılar vardır.
Tefsirleri karşılaştır

17

أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى ٱلْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ

Diyanet Vakfı
(İnsanlar) devenin nasıl yaratıldığına, bakmazlar mı?
Elmalılı H. Yazır
Bakmıyorlar mı o develere, nasıl yaratılmış?
Ali Bulaç
Bakmıyorlar mı o deveye; nasıl yaratıldı?
Diyanet İşleri
Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
Tefsirleri karşılaştır

18

وَإِلَى ٱلسَّمَآءِ كَيْفَ رُفِعَتْ

Diyanet Vakfı
Göğe bakmıyorlar mı nasıl yükseltilmiş?
Elmalılı H. Yazır
Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiş?
Ali Bulaç
Göğe, nasıl yükseltildi?
Diyanet İşleri
Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
Tefsirleri karşılaştır

19

وَإِلَى ٱلْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ

Diyanet Vakfı
Dağların nasıl dikildiğine, bakmazlar mı?
Elmalılı H. Yazır
Bakmıyorlar mı dağlara, nasıl dikilmiş?
Ali Bulaç
Dağlara; nasıl oturtulup-kuruldu?
Diyanet İşleri
Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
Tefsirleri karşılaştır

20

وَإِلَى ٱلْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ

Diyanet Vakfı
Yeryüzünün nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
Elmalılı H. Yazır
Yere bakmıyorlar mı, nasıl yayılmış?
Ali Bulaç
Yere; nasıl yayılıp-döşendi?
Diyanet İşleri
Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
Tefsirleri karşılaştır

21

فَذَكِّرْ إِنَّمَآ أَنتَ مُذَكِّرٌۭ

Diyanet Vakfı
O halde (Resulüm), öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin.
Elmalılı H. Yazır
Haydi öğüt ver; sen şimdi sırf bir öğütçüsün.
Ali Bulaç
Artık sen, öğüt verip-hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici-bir hatırlatıcısın.
Diyanet İşleri
Sen öğüt ver! Esasen sen sadece bir öğütçüsün.
Tefsirleri karşılaştır

22

لَّسْتَ عَلَيْهِم بِمُصَيْطِرٍ

Diyanet Vakfı
Onların üzerinde bir zorba değilsin.
Elmalılı H. Yazır
Onların üzerinde bir zorba değilsin.
Ali Bulaç
Onlara 'zor ve baskı' kullanacak değilsin.
Diyanet İşleri
Sen, onlara zor kullanacak değilsin.
Tefsirleri karşılaştır

23

إِلَّا مَن تَوَلَّىٰ وَكَفَرَ

Diyanet Vakfı
Ancak yüz çevirir inkar ederse,
Elmalılı H. Yazır
Ancak kim yüz çevirir ve kâfir olursa,
Ali Bulaç
Ancak kim yüz çevirir ve inkar ederse
Diyanet İşleri
Ama kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.
Tefsirleri karşılaştır

24

فَيُعَذِّبُهُ ٱللَّهُ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَكْبَرَ

Diyanet Vakfı
İşte öylesini Allah en büyük azap ile cezalandırır.
Elmalılı H. Yazır
Allah ona en büyük azap ile azap edecek.
Ali Bulaç
Allah, onu en büyük azap ile azaplandırır.
Diyanet İşleri
Ama kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.
Tefsirleri karşılaştır

25

إِنَّ إِلَيْنَآ إِيَابَهُمْ

Diyanet Vakfı
Şüphesiz onların dönüşü sadece bizedir.
Elmalılı H. Yazır
Kuşkusuz onlar döne dolaşa bize gelecekler.
Ali Bulaç
Şüphesiz onların dönüşleri Bizedir.
Diyanet İşleri
Doğrusu onların dönüşü Bize'dir.
Tefsirleri karşılaştır

26

ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُم

Diyanet Vakfı
Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.
Elmalılı H. Yazır
Sonra da bize hesap verecekler.
Ali Bulaç
Sonra onları hesaba çekmek de elbette Bize aittir.
Diyanet İşleri
Şüphesiz sonra hesaplarını görmek de Bize düşmektedir.
Tefsirleri karşılaştır