MERYEM
Mekkîdir. Hebeş hicretinden evvel Mekkede nâzil olmuştur. Ancak secde âyetinin sonradan Medinede nâzil olduğu da Mukatilden merviydir. İtkanda (.......) âyetinin dahi böyle istisnası nakledilmiştir.
Âyetleri : - Doksan sekiz veya dokuzdur.
Kelimeleri : - Dokuz yüz altmış iki.
Harfleri : - Üç bin sekiz yüz iki.
Fasılası : - (.......) harfleridir.
1
(.......) bu sûrenin bir ismidir. Muradını Allah bilir. Maamafih bunun mefhumu hakkında mevsukıyyeti iddia edilemiyen muhtelif ba'zı rivayetler de vardır. İbn-i Mürdeveyhin tahricine göre Ümmühanîden Resulullahın şöyle buyurduğu merviydir: kâfi hadisin ya âlimi sadık. Hazret-i Alînin de (.......) diye duâ ettiği rivayet edilmiştir. Ki, esmaullahdan demek olur. İbn-i Abbastan da her harfin kebîr, kerîm gibi esmai ilâhiyyeden birine remz olması suretile bir kaç ma'nâ rivayet edilmiştir. Hâsılı delâleti vaz'ıyye ile lisanen bir ma'nâ sabit değildir. Delâleti akliyye ise lâyüad vücuhe muhtemil olabilir. Meselâ bunlardan başka kâf, Zekeriyyaya, ha zevcesine, ya Yahya'ya, ayın Isâya, sad Mustafaya remz olarak sûrenin mazmununu bir icmal olmak muhtemil olduğu gibi kâf, kelimata, ha lâhute, ya yakîne, ayın ılme, sad sıdka remz olmak suretile evvelki sûrenin âharini bir icmal olmak vesaire de muhtemildir. Ve binaenaleyh lâyüad vücuh içinde müteşabihtir. Fâidesi de kendi kendine bırakılacak olan aklın ihtimalât içinde nasıl çırpındığını göstererek metalibi âliyeyi idrâkte mertebei acz-ü hayretini ıhtardır. Ki, buna ibtilâi rasihîn ta'bir olunur.
2
Rabbının rahmetini bir anış Zekerriya kuluna
3
O vakıt ki, rabbına nida etmişti, gizli bir nida
4
Demişti: yarab işte ben artık kemik gevşedi benden, ve baş bembeyaz alev aldı, sana duâ ile ise rabbım hiç bir zaman bedbaht olmadım
5
Bu halimle ben arkamdan yerime kalacak taallûkattan endişedeyim, hatunum da akîm bulundu, onun için bana bir veliy ihsan eyle
6
Ki, hem benim mirasımı, hem Ya'kub henadanının mirasını ala, hem de onu rızaya mazhar kıl rabbım!
7
Ey Zekeriyya! Haberin olsun biz sana bir oğul tebşir ediyoruz, adı Yahya, bundan evvel hiç bir adaş yapmadık ona
8
Dedi: Yarab! benim için bir oğul nereden olacak: hatunum akîm bulunuyor ben de ihtiyarlıktan kağşamak derecesine geldim
9
Buyurdu: öyle, fakat rabbın buyurdu ki, o bana kolaydır, bundan evvel seni yarattım! Halbuki hiç bir şey değildin
10
Dedi: yarab! Bana bir alâmet yap, buyurdu ki, alâmetin, sap sağlam olduğun halde üç gece nasa söz söyleyememendir
11
Derken mihrabdan kavmine karşı çıktı da "Sabah ve akşam tesbih edin diye onlara işaret verdi
12
Ey Yahya! kitabı kuvvetle tut (dedik) ve daha sabiy iken ona hikmet verdik
13
Hem de ledünnümüzden bir rikkat ve bir pâklik, ki, çok takvaşiar idi
14
Ve valideynine ihsankâr idi, cebbar, isyarkâr değil idi
15
Selâm ona hem doğduğu gün, hem öleceği gün hem de diri olarak ba'solunacağı gün
16
Kitabda Meryemi de an, o vakıt ki, ailesinden çekildi de şark tarafından bir mekâna
17
Onlardan öte bir perde çekti derken kendisine ruhumuzu gönderdik de düzgün bir beşer halinde ona temessül ediverdi
18
(Meryem) ona ben, dedi: her halde senden rahmana sığınırım, sakınırsın eğer bir teki isen
19
(Ruh) dedi: haberin olsun ben sana gayet temiz bir oğlan vermek için sırf rabbının resulüyüm.
20
Dedi: benim için bir oğlan nasıl olur? bana bir beşer dokunmadı, ben bir kahbe de değilim.
21
Dedi öyle, fakat rabbın buyurdu ki, o bana göre kolay hem onu nasa kudretimizin bir bürhanı ve tarafımızdan bir rahmet kılacağımız için, hem de o, bir kaza edilmiş emir bulunuyor
22
Bu suretle ona hamil oldu, ve bu hamlile uzak bir yere çekildi
23
Derken ağrı onu bir hurma dalına götürdü, ay dedi: nolaydım bundan evvel öleydim ve unutulmuş gitmiş olaydım
24
Derken ona altından nida etti: sakın mahzun olma, rabbın senin altında bir su arkı vücûde getirdi
25
Hurmanın da dalını kendine doğru silkele, üzerine derilmiş tâze hurmalar dökülsün
26
Artık ye, iç, gözün aydın olsun, bunun üzerine şayed beşerden birini görürsen ben, de: rahmana oruç adadım, onun için bu gün hiç bir inse söz söylemiyeceğim
27
Derken onu yüklenerek kavmine getirdi, hey Meryem! Dediler: alimallah yumurcak bir şey getirdin
28
Ey Harûnun hemşiresi, baban bir kötülük adamı değil idi, anan da bir kahbe değil idi
29
Bunun üzerine ona işaret etti, beşikteki bir sabî ile nasıl konuşuruz dediler
30
O dedi ki, haberiniz olsun ben Allah’ın kuluyum, o bana kitab verdi ve beni bir Peygamber yaptı
31
Ve beni her nerede olsam mübarek kıldı ve berhayat olduğum müddetçe bana namaz ve zekât tavsıye buyurdu
32
Ve beni valdeme hürmetkâr kıldı, bir cebbar şekıy kılmadı
33
Ve selâm bana hem doğduğum gün hem öleceğim gün, hem diri olarak ba'olunacağım gün
34
İşte hakkında niza edip durdukları İsâ ibin Meryem hak sözü olarak budur
(.......) İşte budur - öyle doğan ve o sözleri söyliyen bir kuldur ta beşikten ba'sine kadar (.......) Hak kavlince Meryemin oğlu Isâ (.......) ki, hakkında niza' edip duruyorlar - görülüyor ki, sûrenin başından beri ve bundan sonra nihayetine kadar âyetler hep elif fasılasiyle iken bu hıtab da yalnız yedi âyet arada (.......) fasılasile işlenmiş bir çerçive içine alınmıştır; bu da gösterir ki, bu âyetler, bir Sûrenin asıl maksadını anlatan karar âyetleridir ki, başta nefyi veled ile
35
Allah’ın veled ittihaz etmesi hiç bir zaman olur şey değildir, tenzih o sübhana, o bir emri murad edince sade ona ol der! oluverir
tenzih, ve lisanı Isâdan şu suretle tevhide da'vet
36
Hem o haberiniz olsun dedi: Allah benim de rabbım sizin de rabbınızdır, onun için hep ona ibadet ediniz iste yegâne doğru yol budur
(.......) bu âyet, ta yukarıdaki (.......) cümlesine ma'tuftur. binaenaleyh (.......).. demek olarak Isânın kelâmındandır (Sûre-i Bakarede geçen nazîrine bak) eldeki İncillerde dahi mezkûr olan bu söz, onun nübüvvetinde da'vetinin hulâsası olduğu ve tevhidi tensıs eylediği için buraya ayrıca ifraz olunmuştur.
37
Sonra hizibler kendi aralarında ıhtilâfa düştüler, artık büyük bir günün görülecek hâilesinden veyl o küfredenlere
(.......) sonra hizibler kendi aralarında ıhtilâf çıkardılar - Yehûdîler bir türlü söyledi, Nesârâ fırkaları da türlü niza'lara düştüler; kimi Allah’ın oğlu dediler, kimi Allah’ın kendisidir Yere indi sonra Göğe çıktı dediler, kimi de üçün biri dediler, kimisi de onun kulu ve Peygamberi dediler
38
Neler işidecek neler görecekler onlar bize gelecekleri gün, lâkin o zalimler bugün açık dalâl içindeler
39
Onlar gaflet içinde iken, onlar îman etmezlerken, o hasret gününün, o iş bitirildiği saatin dehşetini kendilerine haber ver,
40
Şüphesiz Arza ve bütün üzerindekilere biz varis olacağız biz, ve hep onlar bize irca, olunacaklar
41
Kitabda İbrahimi de an, çünki o bir sıddık, bir Peygamber idi
42
Bir vakıt babasına demişti: â babacığım! o işitmez görmez ve sana hiç faidesi olmaz şeylere niçin taparsın
43
 babacığım emin ol bana ilimden sana gelmiyen hakikat geldi, gel bana uy da seni bir düz yola çıkarayım
44
Babacığım Şeytana tapma, çünki Şeytan rehmana âsi oldu
45
Babacığım ben cidden korkarım ki, sana o rahmandan bir azâb dokunur da Şeytana yar olursun.
46
Sen dedi: benim mabudlarımdan geçmekmi istiyorsun ya İbrahim? yemin ederim ki, eğer vazgeçmezsen seni muhakkak recm ederim, hem beni uzun müddet bırak git
47
Dedi: selâm sana, senin için rabbıma istiğfar edeceğim, çünkü o bana çok lütufkârdır
48
Hem sizi Allahdan başka taptıklarınızla bırakıp çekilirim de rabbıma duâ ederim, umulur ki, rabbıma duâ ile bedbaht olmam
49
Vaktaki onları ve Allahtan başka taptıklarını bırakıp çekildi, bizde ona İshakı ve Ya'kubu bahşeyledik ve her birini birer Peygamber yaptık
50
Ve bunlara rahmetimizden ihsanlar eyledik ve hepsine dillerdi yüksek bir yadı sıdk verdik
51
Kitabda Musâyı da an, çünkü o bir muhlis idi ve bir Resul bir Peygamber idi
52
Hem ona Tûrun canibi eymeninden nidâ ettik, hem de onu makamı münacatta mertebei kurbe erdirdik
53
Ve rahmetimizden ona biraderi Harûnu da bir Peygamber olarak ihsan eyledik
54
Kitabda İsmaili de an, çünkü o cidden va'dinde sadık idi, ve bir Resul, bir Peygamber idi
55
Ve hanedanına namaz ve zekât ile emrederdi ve rabbının ındinde merdıyy idi
56
Kitabda İdrisi de an, çünkü o bir sıddık, bir Peygamber idi
57
Ve biz onu yüksek bir mekâna ref'ettik
58
İşte bunlar Allah’ın kendilerine in'am eylediği Peygamberlerden, Âdem zürriyyetinden ve Nuh ile beraber taşıdıklarımızdan ve İbrahim ve İsrail zürriyyetinden ve hidayete erdirdiğimiz ve intihab eylediğimiz kimselerdendir. Kendilerine rahmanın âyetleri tilâvet olunduğu zaman ağlıyarak secdelere kapanırlardı.
59
Sonra arkalarından bozuk bir güruh halef oldu, namazı zayi' ettiler ve şehvetleri ardına düştüler, bunlar da "Gayya" yı boylıyacaklar
60
Ancak tevbe edip îmana gelen ve salih amel işliyenler müstesna, çünkü bunlar zerre kadar hakları yenmiyerek Cennete gireceklerdir
61
Rahmanın kullarına va'd buyurduğu Adin Cennetlerine, şüphe yok ki, onun va'di icra olunagelmiştir
62
Orada hiç boş söz işitmezler, ancak bir selâm, rızıkları da vardır orada sabah, akşam
63
O o Cennettir ki, kullarımızdan her kim korunur takıyy ise ona miras kılarız
(.......) Azgınlığın cezası bir şerre çatacaklar, denilmiş ki, Cehennemde öyle bir vadîdir ki, bütün dereceleri ondan istiaze eder, Gayyakuyus lisanımızda da meşhurdur.
Ihtar - Burada işbu (.......) fasılasının tekerrürü ta yukarıda Meryem kısasından geçen (.......) fasılasını hatırlatır. Onun için onu Cibrîlin kelâmının hikâyesi ta'kıb ettiği gibi burada da öyle olacaktır. Orada Meryeme (.......) diyen ruh, ya'ni Cebraîl burada Resulullahın bir suâline cevaben demiştir ki,
Ya Muhammed :
64
Bir de rabbının emri olmayınca biz (rabbının Resulleri) inemeyiz, önümüzdeki ardımızdaki ve bunun arasındaki hep onundur ve rabbın seni unutmuş değildir
(.......) Buradaki vav, istinafiyyedir.
Ya'ni bir suâle cevabdır ki, bu süâl, sebeb-i nüzulünden ma'lûm olabilir. Netekim İmam Ahmed, Buharî, Tirmizî, Nesâî ve daha bir cemaat rivayet etmişlerdir ki, Resulullah sallallahü aleyhi vesellem ya Cibrîl, bizi ziyaret ettiğinden daha çok ziyaret etmeğe ne mâni' oluyor? demişti (.......) nâzil oldu (.......) Demek ki, bu âyet, Cebraîlin o süâle cevabını hikâyedir. Sebeb-i nüzul ile âyetin nefsi mazmunu buna karîne olabileceği gibi Sûrenin evvelinde (.......) diye Cibrîlin zikri geçmiş olmasından dolayı ânifen ıhtar ettiğimiz vechile (.......) fasılasının tekrariyle oraya yapılan ircaı nazar dahi buna dakık bir işaret olmuştur.
65
O bütün Semavât-ü Arzın ve aralarındakilerin rabbı, binaenaleyh ona ıbadet et ve ıbadetine sebatle sabreyle, hiç sen ona bir adaş bilir misin?
66
Böyle iken insan diyor ki, her ne zaman ölürsem ileride mutlak bir zîhayat olarak çıkarılacak mıyım?
67
Ya o insan hiç bir şey değil iken bizim kendisini halketmiş olduğumuzu düşünmez mi?
68
Evet rabbına kasem ederim ki, biz onları ve o Şeytanları muhakkak ve muhakkak mahşere toplıyacağız, sonra onları muhakkak ve muhakkak dizleri üstü Cehennemin etrafına ihzar eyliyeceğiz
69
Sonra her zümreden rahmana karşı en ziyade serkeşlik eden hangileri ise muhakkak ve muhakkak nez'edeceğiz
70
Sonra elbette biz o Cehenneme yaslanmıya evlâ olanların kimler olduğunu daha iyi biliriz:
71
Hem içinizden hiç biri yoktur ki, mutlak ona varacak olmasın, ve bu rabbının uhdesine vacib kıldığı bir kazıyyei mahkeme olmuştur
72
Sonra müttakı olanlara necat veririz de zalimleri dizleri üstü bırakırız
73
Âyetlerimiz kendilerine açık açık tecvid üzere okunduğu vakıt da o küfredenler dediler ki, îman edenlere: "bu iki ferikin hangisi makamca daha iyi ve meclis-ü mahfilce daha güzel?"
74
Halbuki biz kendilerinden evvel meta' ve manzaraca daha güzel nice karınlar helâk etmişiz
75
De ki, kim dalâlette ise rahman onun istediği kadar meddini uzatsın, nihayet va'dolunacak şeyi gördükleri vakıt: ya azâb veya saat, o zaman bilecekler ki, kimmiş o mevkıı daha fena ve iradesi daha zaıyf?
76
Hidâyeti kabul edenlere ise Allah daha ziyade hidayet verir ve bâkı kalacak olan salih ameller rabbının ındinde sevabca da daha hayırlı akıbetçe de daha hayırlıdır
77
Şimdi şu küfredip de bana muhakkak mal ve veled verilecek diyen herifi gördün
(.......) As İbn-i Vâil sebebile nâzil olmuştu, şöyle ki, onda Hubab radıyallahü anhin bir alacağı vardı onu istedi. Buna karşı Âs, hayır dedi: tâ ki, Muhammede küfredesin, Hubab lâ vallahi dedi: ben Muhammede aslâ küfretmem ne hayatımda ne mematımda ne de ba'solunduğum zaman As, hâ dedi ba'solunduğu zaman gel bana o vakıt benim malım ve evladım olacak, alacağını sana veririm (.......)
Ya'ni obirlerini andıktan sonra işbu gödüğün kâfirin kıssasını da haber ver.
78
Gaybe muttali' mi olmuş? Yoksa rahmanın huzurunda bir ahid mi almış?
79
Hayır biz onun dediğini yazacağız ve kendisine azâbdan bir med çekeceğiz
80
Ve o söylediği şeyleri hep elinden alacağız da o bize tek başına gelecek
81
Tuttular Allahtan başka ma'budlar edindiler ki, kendilerine ızzet ve kuvvet olsunlar diye
82
Hayır yarın ıbadetlerini inkâr edecekler de aleyhlerine zıdd olacaklar
83
Görmedin mi biz o Şeytanları o kâfirlerin üzerine salmışız onları kaynatıp oynatıp kıvrandırıyorlar
84
Aleyhlerinde acele etme, biz onlar için ancak bir sayı sayıyoruz
85
Müttekîleri vedf halinde (bir mes'us olarak) huzuru rahmana cem'edeceğimiz gün
86
Mücrimleri de susuz olarak Cehenneme sevkedeceğiz
87
Rahmanın nezdinde bir ahd almış olan kimseden başkaları şefaate malik olamıyacaklar
88
O rahman veled edindi dediler
89
Kasem olsun pek ağır pek şeni' bir cür'ette bulundunuz
90
Az daha ondan Gökler çatlıyacak ve dağlar yıkılıp yerlere geçecek
91
O rahmana veled iddia ettiler diye
92
Halbuki veled edinmek rahmana yaraşmaz
93
Göklerde ve Yerde hiç bir kimse yoktur ki, o rahmana kul olarak gelecek olmasın
94
Kasem olsun ki, hepsini ihsa etmiş, hepsini sayıile ta'dad buyurmuştur
95
Ve hepsi Kıyamet günü ona tek olarak gelecektir
96
Îman edip salih işler yapanlar muhakkak, rahman onlar için bir meveddet (bir sevgi) verecek gönüllere sevdirecektir
97
Sırf o Kur’ân’ı senin lisanınla şunun için müyesser kıldık ki, onunla müttekîleri müjdeliyesin ınad edenleri de inzar edesin
98
Hem onlardan evvel nice karn helâk ettik, hiç onlardan birini hissediyor musun, yâhud gizli bir seslerini işitiyor musun?
1. Âyetin Tefsiri
(.......) bu sûrenin bir ismidir. Muradını Allah bilir. Maamafih bunun mefhumu hakkında mevsukıyyeti iddia edilemiyen muhtelif ba'zı rivayetler de vardır. İbn-i Mürdeveyhin tahricine göre Ümmühanîden Resulullahın şöyle buyurduğu merviydir: kâfi hadisin ya âlimi sadık. Hazret-i Alînin de (.......) diye duâ ettiği rivayet edilmiştir. Ki, esmaullahdan demek olur. İbn-i Abbastan da her harfin kebîr, kerîm gibi esmai ilâhiyyeden birine remz olması suretile bir kaç ma'nâ rivayet edilmiştir. Hâsılı delâleti vaz'ıyye ile lisanen bir ma'nâ sabit değildir. Delâleti akliyye ise lâyüad vücuhe muhtemil olabilir. Meselâ bunlardan başka kâf, Zekeriyyaya, ha zevcesine, ya Yahya'ya, ayın Isâya, sad Mustafaya remz olarak sûrenin mazmununu bir icmal olmak muhtemil olduğu gibi kâf, kelimata, ha lâhute, ya yakîne, ayın ılme, sad sıdka remz olmak suretile evvelki sûrenin âharini bir icmal olmak vesaire de muhtemildir. Ve binaenaleyh lâyüad vücuh içinde müteşabihtir. Fâidesi de kendi kendine bırakılacak olan aklın ihtimalât içinde nasıl çırpındığını göstererek metalibi âliyeyi idrâkte mertebei acz-ü hayretini ıhtardır. Ki, buna ibtilâi rasihîn ta'bir olunur.
2. Âyetin Tefsiri
Rabbının rahmetini bir anış Zekerriya kuluna
3. Âyetin Tefsiri
O vakıt ki, rabbına nida etmişti, gizli bir nida
4. Âyetin Tefsiri
Demişti: yarab işte ben artık kemik gevşedi benden, ve baş bembeyaz alev aldı, sana duâ ile ise rabbım hiç bir zaman bedbaht olmadım
5. Âyetin Tefsiri
Bu halimle ben arkamdan yerime kalacak taallûkattan endişedeyim, hatunum da akîm bulundu, onun için bana bir veliy ihsan eyle
6. Âyetin Tefsiri
Ki, hem benim mirasımı, hem Ya'kub henadanının mirasını ala, hem de onu rızaya mazhar kıl rabbım!
7. Âyetin Tefsiri
Ey Zekeriyya! Haberin olsun biz sana bir oğul tebşir ediyoruz, adı Yahya, bundan evvel hiç bir adaş yapmadık ona
8. Âyetin Tefsiri
Dedi: Yarab! benim için bir oğul nereden olacak: hatunum akîm bulunuyor ben de ihtiyarlıktan kağşamak derecesine geldim
9. Âyetin Tefsiri
Buyurdu: öyle, fakat rabbın buyurdu ki, o bana kolaydır, bundan evvel seni yarattım! Halbuki hiç bir şey değildin
10. Âyetin Tefsiri
Dedi: yarab! Bana bir alâmet yap, buyurdu ki, alâmetin, sap sağlam olduğun halde üç gece nasa söz söyleyememendir
11. Âyetin Tefsiri
Derken mihrabdan kavmine karşı çıktı da "Sabah ve akşam tesbih edin diye onlara işaret verdi
12. Âyetin Tefsiri
Ey Yahya! kitabı kuvvetle tut (dedik) ve daha sabiy iken ona hikmet verdik
13. Âyetin Tefsiri
Hem de ledünnümüzden bir rikkat ve bir pâklik, ki, çok takvaşiar idi
14. Âyetin Tefsiri
Ve valideynine ihsankâr idi, cebbar, isyarkâr değil idi
15. Âyetin Tefsiri
Selâm ona hem doğduğu gün, hem öleceği gün hem de diri olarak ba'solunacağı gün
16. Âyetin Tefsiri
Kitabda Meryemi de an, o vakıt ki, ailesinden çekildi de şark tarafından bir mekâna
17. Âyetin Tefsiri
Onlardan öte bir perde çekti derken kendisine ruhumuzu gönderdik de düzgün bir beşer halinde ona temessül ediverdi
18. Âyetin Tefsiri
(Meryem) ona ben, dedi: her halde senden rahmana sığınırım, sakınırsın eğer bir teki isen
19. Âyetin Tefsiri
(Ruh) dedi: haberin olsun ben sana gayet temiz bir oğlan vermek için sırf rabbının resulüyüm.
20. Âyetin Tefsiri
Dedi: benim için bir oğlan nasıl olur? bana bir beşer dokunmadı, ben bir kahbe de değilim.
21. Âyetin Tefsiri
Dedi öyle, fakat rabbın buyurdu ki, o bana göre kolay hem onu nasa kudretimizin bir bürhanı ve tarafımızdan bir rahmet kılacağımız için, hem de o, bir kaza edilmiş emir bulunuyor
22. Âyetin Tefsiri
Bu suretle ona hamil oldu, ve bu hamlile uzak bir yere çekildi
23. Âyetin Tefsiri
Derken ağrı onu bir hurma dalına götürdü, ay dedi: nolaydım bundan evvel öleydim ve unutulmuş gitmiş olaydım
24. Âyetin Tefsiri
Derken ona altından nida etti: sakın mahzun olma, rabbın senin altında bir su arkı vücûde getirdi
25. Âyetin Tefsiri
Hurmanın da dalını kendine doğru silkele, üzerine derilmiş tâze hurmalar dökülsün
26. Âyetin Tefsiri
Artık ye, iç, gözün aydın olsun, bunun üzerine şayed beşerden birini görürsen ben, de: rahmana oruç adadım, onun için bu gün hiç bir inse söz söylemiyeceğim
27. Âyetin Tefsiri
Derken onu yüklenerek kavmine getirdi, hey Meryem! Dediler: alimallah yumurcak bir şey getirdin
28. Âyetin Tefsiri
Ey Harûnun hemşiresi, baban bir kötülük adamı değil idi, anan da bir kahbe değil idi
29. Âyetin Tefsiri
Bunun üzerine ona işaret etti, beşikteki bir sabî ile nasıl konuşuruz dediler
30. Âyetin Tefsiri
O dedi ki, haberiniz olsun ben Allah’ın kuluyum, o bana kitab verdi ve beni bir Peygamber yaptı
31. Âyetin Tefsiri
Ve beni her nerede olsam mübarek kıldı ve berhayat olduğum müddetçe bana namaz ve zekât tavsıye buyurdu
32. Âyetin Tefsiri
Ve beni valdeme hürmetkâr kıldı, bir cebbar şekıy kılmadı
33. Âyetin Tefsiri
Ve selâm bana hem doğduğum gün hem öleceğim gün, hem diri olarak ba'olunacağım gün
34. Âyetin Tefsiri
İşte hakkında niza edip durdukları İsâ ibin Meryem hak sözü olarak budur
(.......) İşte budur - öyle doğan ve o sözleri söyliyen bir kuldur ta beşikten ba'sine kadar (.......) Hak kavlince Meryemin oğlu Isâ (.......) ki, hakkında niza' edip duruyorlar - görülüyor ki, sûrenin başından beri ve bundan sonra nihayetine kadar âyetler hep elif fasılasiyle iken bu hıtab da yalnız yedi âyet arada (.......) fasılasile işlenmiş bir çerçive içine alınmıştır; bu da gösterir ki, bu âyetler, bir Sûrenin asıl maksadını anlatan karar âyetleridir ki, başta nefyi veled ile
35. Âyetin Tefsiri
Allah’ın veled ittihaz etmesi hiç bir zaman olur şey değildir, tenzih o sübhana, o bir emri murad edince sade ona ol der! oluverir
tenzih, ve lisanı Isâdan şu suretle tevhide da'vet
36. Âyetin Tefsiri
Hem o haberiniz olsun dedi: Allah benim de rabbım sizin de rabbınızdır, onun için hep ona ibadet ediniz iste yegâne doğru yol budur
(.......) bu âyet, ta yukarıdaki (.......) cümlesine ma'tuftur. binaenaleyh (.......).. demek olarak Isânın kelâmındandır (Sûre-i Bakarede geçen nazîrine bak) eldeki İncillerde dahi mezkûr olan bu söz, onun nübüvvetinde da'vetinin hulâsası olduğu ve tevhidi tensıs eylediği için buraya ayrıca ifraz olunmuştur.
37. Âyetin Tefsiri
Sonra hizibler kendi aralarında ıhtilâfa düştüler, artık büyük bir günün görülecek hâilesinden veyl o küfredenlere
(.......) sonra hizibler kendi aralarında ıhtilâf çıkardılar - Yehûdîler bir türlü söyledi, Nesârâ fırkaları da türlü niza'lara düştüler; kimi Allah’ın oğlu dediler, kimi Allah’ın kendisidir Yere indi sonra Göğe çıktı dediler, kimi de üçün biri dediler, kimisi de onun kulu ve Peygamberi dediler
38. Âyetin Tefsiri
Neler işidecek neler görecekler onlar bize gelecekleri gün, lâkin o zalimler bugün açık dalâl içindeler
39. Âyetin Tefsiri
Onlar gaflet içinde iken, onlar îman etmezlerken, o hasret gününün, o iş bitirildiği saatin dehşetini kendilerine haber ver,
40. Âyetin Tefsiri
Şüphesiz Arza ve bütün üzerindekilere biz varis olacağız biz, ve hep onlar bize irca, olunacaklar
41. Âyetin Tefsiri
Kitabda İbrahimi de an, çünki o bir sıddık, bir Peygamber idi
42. Âyetin Tefsiri
Bir vakıt babasına demişti: â babacığım! o işitmez görmez ve sana hiç faidesi olmaz şeylere niçin taparsın
43. Âyetin Tefsiri
 babacığım emin ol bana ilimden sana gelmiyen hakikat geldi, gel bana uy da seni bir düz yola çıkarayım
44. Âyetin Tefsiri
Babacığım Şeytana tapma, çünki Şeytan rehmana âsi oldu
45. Âyetin Tefsiri
Babacığım ben cidden korkarım ki, sana o rahmandan bir azâb dokunur da Şeytana yar olursun.
46. Âyetin Tefsiri
Sen dedi: benim mabudlarımdan geçmekmi istiyorsun ya İbrahim? yemin ederim ki, eğer vazgeçmezsen seni muhakkak recm ederim, hem beni uzun müddet bırak git
47. Âyetin Tefsiri
Dedi: selâm sana, senin için rabbıma istiğfar edeceğim, çünkü o bana çok lütufkârdır
48. Âyetin Tefsiri
Hem sizi Allahdan başka taptıklarınızla bırakıp çekilirim de rabbıma duâ ederim, umulur ki, rabbıma duâ ile bedbaht olmam
49. Âyetin Tefsiri
Vaktaki onları ve Allahtan başka taptıklarını bırakıp çekildi, bizde ona İshakı ve Ya'kubu bahşeyledik ve her birini birer Peygamber yaptık
50. Âyetin Tefsiri
Ve bunlara rahmetimizden ihsanlar eyledik ve hepsine dillerdi yüksek bir yadı sıdk verdik
51. Âyetin Tefsiri
Kitabda Musâyı da an, çünkü o bir muhlis idi ve bir Resul bir Peygamber idi
52. Âyetin Tefsiri
Hem ona Tûrun canibi eymeninden nidâ ettik, hem de onu makamı münacatta mertebei kurbe erdirdik
53. Âyetin Tefsiri
Ve rahmetimizden ona biraderi Harûnu da bir Peygamber olarak ihsan eyledik
54. Âyetin Tefsiri
Kitabda İsmaili de an, çünkü o cidden va'dinde sadık idi, ve bir Resul, bir Peygamber idi
55. Âyetin Tefsiri
Ve hanedanına namaz ve zekât ile emrederdi ve rabbının ındinde merdıyy idi
56. Âyetin Tefsiri
Kitabda İdrisi de an, çünkü o bir sıddık, bir Peygamber idi
57. Âyetin Tefsiri
Ve biz onu yüksek bir mekâna ref'ettik
58. Âyetin Tefsiri
İşte bunlar Allah’ın kendilerine in'am eylediği Peygamberlerden, Âdem zürriyyetinden ve Nuh ile beraber taşıdıklarımızdan ve İbrahim ve İsrail zürriyyetinden ve hidayete erdirdiğimiz ve intihab eylediğimiz kimselerdendir. Kendilerine rahmanın âyetleri tilâvet olunduğu zaman ağlıyarak secdelere kapanırlardı.
59. Âyetin Tefsiri
Sonra arkalarından bozuk bir güruh halef oldu, namazı zayi' ettiler ve şehvetleri ardına düştüler, bunlar da "Gayya" yı boylıyacaklar
60. Âyetin Tefsiri
Ancak tevbe edip îmana gelen ve salih amel işliyenler müstesna, çünkü bunlar zerre kadar hakları yenmiyerek Cennete gireceklerdir
61. Âyetin Tefsiri
Rahmanın kullarına va'd buyurduğu Adin Cennetlerine, şüphe yok ki, onun va'di icra olunagelmiştir
62. Âyetin Tefsiri
Orada hiç boş söz işitmezler, ancak bir selâm, rızıkları da vardır orada sabah, akşam
63. Âyetin Tefsiri
O o Cennettir ki, kullarımızdan her kim korunur takıyy ise ona miras kılarız
(.......) Azgınlığın cezası bir şerre çatacaklar, denilmiş ki, Cehennemde öyle bir vadîdir ki, bütün dereceleri ondan istiaze eder, Gayyakuyus lisanımızda da meşhurdur.
Ihtar - Burada işbu (.......) fasılasının tekerrürü ta yukarıda Meryem kısasından geçen (.......) fasılasını hatırlatır. Onun için onu Cibrîlin kelâmının hikâyesi ta'kıb ettiği gibi burada da öyle olacaktır. Orada Meryeme (.......) diyen ruh, ya'ni Cebraîl burada Resulullahın bir suâline cevaben demiştir ki,
Ya Muhammed :
64. Âyetin Tefsiri
Bir de rabbının emri olmayınca biz (rabbının Resulleri) inemeyiz, önümüzdeki ardımızdaki ve bunun arasındaki hep onundur ve rabbın seni unutmuş değildir
(.......) Buradaki vav, istinafiyyedir.
Ya'ni bir suâle cevabdır ki, bu süâl, sebeb-i nüzulünden ma'lûm olabilir. Netekim İmam Ahmed, Buharî, Tirmizî, Nesâî ve daha bir cemaat rivayet etmişlerdir ki, Resulullah sallallahü aleyhi vesellem ya Cibrîl, bizi ziyaret ettiğinden daha çok ziyaret etmeğe ne mâni' oluyor? demişti (.......) nâzil oldu (.......) Demek ki, bu âyet, Cebraîlin o süâle cevabını hikâyedir. Sebeb-i nüzul ile âyetin nefsi mazmunu buna karîne olabileceği gibi Sûrenin evvelinde (.......) diye Cibrîlin zikri geçmiş olmasından dolayı ânifen ıhtar ettiğimiz vechile (.......) fasılasının tekrariyle oraya yapılan ircaı nazar dahi buna dakık bir işaret olmuştur.
65. Âyetin Tefsiri
O bütün Semavât-ü Arzın ve aralarındakilerin rabbı, binaenaleyh ona ıbadet et ve ıbadetine sebatle sabreyle, hiç sen ona bir adaş bilir misin?
66. Âyetin Tefsiri
Böyle iken insan diyor ki, her ne zaman ölürsem ileride mutlak bir zîhayat olarak çıkarılacak mıyım?
67. Âyetin Tefsiri
Ya o insan hiç bir şey değil iken bizim kendisini halketmiş olduğumuzu düşünmez mi?
68. Âyetin Tefsiri
Evet rabbına kasem ederim ki, biz onları ve o Şeytanları muhakkak ve muhakkak mahşere toplıyacağız, sonra onları muhakkak ve muhakkak dizleri üstü Cehennemin etrafına ihzar eyliyeceğiz
69. Âyetin Tefsiri
Sonra her zümreden rahmana karşı en ziyade serkeşlik eden hangileri ise muhakkak ve muhakkak nez'edeceğiz
70. Âyetin Tefsiri
Sonra elbette biz o Cehenneme yaslanmıya evlâ olanların kimler olduğunu daha iyi biliriz:
71. Âyetin Tefsiri
Hem içinizden hiç biri yoktur ki, mutlak ona varacak olmasın, ve bu rabbının uhdesine vacib kıldığı bir kazıyyei mahkeme olmuştur
72. Âyetin Tefsiri
Sonra müttakı olanlara necat veririz de zalimleri dizleri üstü bırakırız
73. Âyetin Tefsiri
Âyetlerimiz kendilerine açık açık tecvid üzere okunduğu vakıt da o küfredenler dediler ki, îman edenlere: "bu iki ferikin hangisi makamca daha iyi ve meclis-ü mahfilce daha güzel?"
74. Âyetin Tefsiri
Halbuki biz kendilerinden evvel meta' ve manzaraca daha güzel nice karınlar helâk etmişiz
75. Âyetin Tefsiri
De ki, kim dalâlette ise rahman onun istediği kadar meddini uzatsın, nihayet va'dolunacak şeyi gördükleri vakıt: ya azâb veya saat, o zaman bilecekler ki, kimmiş o mevkıı daha fena ve iradesi daha zaıyf?
76. Âyetin Tefsiri
Hidâyeti kabul edenlere ise Allah daha ziyade hidayet verir ve bâkı kalacak olan salih ameller rabbının ındinde sevabca da daha hayırlı akıbetçe de daha hayırlıdır
77. Âyetin Tefsiri
Şimdi şu küfredip de bana muhakkak mal ve veled verilecek diyen herifi gördün
(.......) As İbn-i Vâil sebebile nâzil olmuştu, şöyle ki, onda Hubab radıyallahü anhin bir alacağı vardı onu istedi. Buna karşı Âs, hayır dedi: tâ ki, Muhammede küfredesin, Hubab lâ vallahi dedi: ben Muhammede aslâ küfretmem ne hayatımda ne mematımda ne de ba'solunduğum zaman As, hâ dedi ba'solunduğu zaman gel bana o vakıt benim malım ve evladım olacak, alacağını sana veririm (.......)
Ya'ni obirlerini andıktan sonra işbu gödüğün kâfirin kıssasını da haber ver.
78. Âyetin Tefsiri
Gaybe muttali' mi olmuş? Yoksa rahmanın huzurunda bir ahid mi almış?
79. Âyetin Tefsiri
Hayır biz onun dediğini yazacağız ve kendisine azâbdan bir med çekeceğiz
80. Âyetin Tefsiri
Ve o söylediği şeyleri hep elinden alacağız da o bize tek başına gelecek
81. Âyetin Tefsiri
Tuttular Allahtan başka ma'budlar edindiler ki, kendilerine ızzet ve kuvvet olsunlar diye
82. Âyetin Tefsiri
Hayır yarın ıbadetlerini inkâr edecekler de aleyhlerine zıdd olacaklar
83. Âyetin Tefsiri
Görmedin mi biz o Şeytanları o kâfirlerin üzerine salmışız onları kaynatıp oynatıp kıvrandırıyorlar
84. Âyetin Tefsiri
Aleyhlerinde acele etme, biz onlar için ancak bir sayı sayıyoruz
85. Âyetin Tefsiri
Müttekîleri vedf halinde (bir mes'us olarak) huzuru rahmana cem'edeceğimiz gün
86. Âyetin Tefsiri
Mücrimleri de susuz olarak Cehenneme sevkedeceğiz
87. Âyetin Tefsiri
Rahmanın nezdinde bir ahd almış olan kimseden başkaları şefaate malik olamıyacaklar
88. Âyetin Tefsiri
O rahman veled edindi dediler
89. Âyetin Tefsiri
Kasem olsun pek ağır pek şeni' bir cür'ette bulundunuz
90. Âyetin Tefsiri
Az daha ondan Gökler çatlıyacak ve dağlar yıkılıp yerlere geçecek
91. Âyetin Tefsiri
O rahmana veled iddia ettiler diye
92. Âyetin Tefsiri
Halbuki veled edinmek rahmana yaraşmaz
93. Âyetin Tefsiri
Göklerde ve Yerde hiç bir kimse yoktur ki, o rahmana kul olarak gelecek olmasın
94. Âyetin Tefsiri
Kasem olsun ki, hepsini ihsa etmiş, hepsini sayıile ta'dad buyurmuştur
95. Âyetin Tefsiri
Ve hepsi Kıyamet günü ona tek olarak gelecektir
96. Âyetin Tefsiri
Îman edip salih işler yapanlar muhakkak, rahman onlar için bir meveddet (bir sevgi) verecek gönüllere sevdirecektir
97. Âyetin Tefsiri
Sırf o Kur’ân’ı senin lisanınla şunun için müyesser kıldık ki, onunla müttekîleri müjdeliyesin ınad edenleri de inzar edesin
98. Âyetin Tefsiri
Hem onlardan evvel nice karn helâk ettik, hiç onlardan birini hissediyor musun, yâhud gizli bir seslerini işitiyor musun?