Enfâl Sûresied-Dürrü'l-Mensûr Tefsîri — Sayfa 4

75. Âyetin Tefsiri

"Sonradan iman edip hicret eden ve sizinle birlikte cihad edenler de sizdendir. Akrabalar ise, Allah'ın kitabına göre birbirlerine daha yakındırlar. Şüphe yok kî, Allah herşeyi bilir."

İbnu'l-Münzir ve Ebu'ş-Şeyh, İbn Abbâs'tan bildirir: Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) vefat ettiği zaman geride kalan Müslümanlar dört sınıftı. Bunlardan biri hicret eden mümin (Muhacir)'lerdi. Diğeri Ensâr'dı. Diğeri hicret etmeyen mümin bedevilerdi. Hazret-i Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bunlardan yardım istediği zaman yardıma koşarlar, yardım istemediği zamanlarda da yurtlarında kalma izinleri olurdu. Onlar da Peygamberimizden (sallallahü aleyhi ve sellem) yardım istediklerinde Allah Resûlünün de onlara yardım etmesi icab ediyordu. İşte:

“...Eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavim aleyhine olmaksızın yardım etmek üzerinize borçtur..." âyetinden kasıt da budur. Dördüncü sınıfta olanlar da Müslümanlara layıkıyla tâbi olanlardır.

İbn Ebî Hatim, Dahhâk'tan bu yorumun benzerini zikreder.

İbn Sa'd, İbn Ebî Hâtim, Hâkim ve İbn Merdûye, Zübeyr b. el-Avvâm'dan bildirir: Yüce Allah:

“...Akrabalar ise, Allah'ın kitabına göre birbirlerine daha yakındırlar..." âyetini özel olarak biz Kureyşliler ile Ensâr hakkında indirdi. Biz Kureyşliler Medine'ye hicret ettiğimizde yanımızda mal namına bir şey yoktu. Medine'de Ensâr'ın çok güzel kardeşliğiyle karşılaştık. Orada birbirimize kardeş ve mirasçı olduk. Ebû Bekr ile Hârice b. Zeyd, Ömer ile filan kişi, Osman b. Affân ile Zurayk b. Sa'd ez-Zurakî oğullarından bir adam kardeş oldu. Ben de Ka'b b. Mâlik ile kardeş oldum. Bu kardeşlik sonucunda onlar bize mirasçı oldu, bfz onlara mirasçı olduk. Uhud savaşında bana:

“Kardeşin Ka'b b. Mâlik öldürüldü!" denilince yanına gelip onu taşıdım. Ancak ölmediğini ve ağır bir şekilde yaralandığını gördüm. Vallahi evladım, şayet o günü ölseydi benden başkası ona mirasçı olamazdı. Daha sonra Yüce Allah biz Kureyşliler ile Ensâr'a özel bir şekilde bu âyeti indirdi ve miras konusunda akrabalık bağlarına geri döndük.

Ebû Ubeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Abdullah b. ez-Zübeyr, kadı olan Şurayh'a şöyle bir mektup yazdı:

“Önceleri biri diğer biriyle:

“Ben ölürsem sen bana mirasçı olacaksın, sen ölürsen de ben sana mirasçı olacağım" şeklinde bir anlaşma yapardı. Ancak: «...Akrabalar ise, Allah'ın kitabına göre birbirlerine daha yakındırlar...»âyeti nazil olunca bu uygulama bırakıldı."

İbn Ebî Hâtim ve Hâkim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs'a:

“İbn Mes'ûd akrabalar dışında azatlıların kişiye mirasçı olamayacaklarını söylüyor ve:

“Yüce Allah'ın Kitâb'ında akrabalar (mirasta) birbirlerine daha evladır" diyor" denilince, İbn Abbâs şu karşılığı verdi:

“Heyhat ki heyhat! Ne kadar da uzak düşünmüş! Oysa hicret etmeyenler değil, hicret edenler birbirlerine mirasçı olurlardı. Sonrasında da:

“...Akrabalar ise, Allah'ın kitabına göre birbirlerine daha yakındırlar..." âyeti nazil oldu." Bu şekilde İbn Abbâs azatlıların da kişiye mirasçı olacağını düşünmüştür.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Saîd b. Cübeyr:

“...Akrabalar ise, Allah'ın kitabına göre birbirlerine daha yakındırlar..." âyetini açıklarken şöyle demiştir:

“Bu âyet daha öncesinde olan kardeşlik akdi, miras konusunda sözleşme ve hicretten dolayı varis olma gibi uygulamaları neshetmiştir ve terekenin paylaşımı akrabalara bırakılmıştır. Bu bakımdan baba erkek kardeşten daha yakındır. Erkek kardeş ile kız kardeş de erkek kardeşin oğlundan daha yakındır. Erkek kardeşin oğlu amcadan daha yakındır. Amca, amcaoğlundan daha yakındır. Amcaoğlu da dayıdan daha yakındır. Zeyd'in görüşüne göre de dayı, hala ve teyzenin mirastan paylan yoktur. Ömer b. el-Hattâb ise ölen kişinin varisi yoksa halaya terekenin üçte birini verirdi. Ali ve İbn Mes'ûd ise paylaşımdan arta kalan malı paylarına göre koca ve karı dışındaki akrabalar arasında dağıtırdı."

İbn Cerîr, Katâde'den bildirir: Hicret etmeyen (bedevi) mümin hicret eden (mühacir) mümine mirasçı olamazdı. Daha sonra bu konuda:

“...Akrabalar ise, Allah'ın kitabına göre birbirlerine daha yakındırlar..." âyeti nazil oldu.

İbn Merdûye, İbn Abbâs'tan bildirir: Müslümanlar Medine'ye gittikleri zaman hicret edip etmemeye göre birbirlerine mirasçı oldular. Daha sonra bu konuda:

“...Akrabalar ise, Allah'ın kitabına göre birbirlerine daha yakındırlar..." âyeti nazil oldu ve bu uygulama kaldırıldı.

Tayâlisî, Taberânî, Ebu'ş-Şeyh ve İbn Merdûye, İbn Abbâs'tan bildirir: Hicret sonrası Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ashabını birbirleriyle kardeş kıldı. Bu kardeşliğe göre de birbirlerine mirasçı oldular. "...Akrabalar ise, Allah'ın kitabına göre birbirlerine daha yakındırlar..." âyeti nazil olunca bu uygulamayı bıraktılar ve mirası akrabalığa göre paylaşmaya başladılar.