Enfâl Sûresied-Dürrü'l-Mensûr Tefsîri — Sayfa 2

Ebû Ubeyd, İbn Cerîr, İbnu'l-Münzir ve İbn Merdûye'nin bildirdiğine göre Abdullah b. ez-Zübeyr, kadı olan Şurayh'a şöyle bir mektup yazdı:

“Önceleri biri diğer biriyle:

“Ben ölürsem sen bana mirasçı olacaksın, sen ölürsen de ben sana mirasçı olacağım" şeklinde bir anlaşma yapardı. Ancak: «...Akrabalar ise, Allah'ın kitabına göre birbirlerine daha yakındırlar...»âyeti nazil olunca bu uygulama bırakıldı."

İbn Ebî Hâtim ve Hâkim'in bildirdiğine göre İbn Abbâs'a:

“İbn Mes'ûd akrabalar dışında azatlıların kişiye mirasçı olamayacaklarını söylüyor ve:

“Yüce Allah'ın Kitâb'ında akrabalar (mirasta) birbirlerine daha evladır" diyor" denilince, İbn Abbâs şu karşılığı verdi:

“Heyhat ki heyhat! Ne kadar da uzak düşünmüş! Oysa hicret etmeyenler değil, hicret edenler birbirlerine mirasçı olurlardı. Sonrasında da:

“...Akrabalar ise, Allah'ın kitabına göre birbirlerine daha yakındırlar..." âyeti nazil oldu." Bu şekilde İbn Abbâs azatlıların da kişiye mirasçı olacağını düşünmüştür.

İbn Ebî Hâtim'in bildirdiğine göre Saîd b. Cübeyr:

“...Akrabalar ise, Allah'ın kitabına göre birbirlerine daha yakındırlar..." âyetini açıklarken şöyle demiştir:

“Bu âyet daha öncesinde olan kardeşlik akdi, miras konusunda sözleşme ve hicretten dolayı varis olma gibi uygulamaları neshetmiştir ve terekenin paylaşımı akrabalara bırakılmıştır. Bu bakımdan baba erkek kardeşten daha yakındır. Erkek kardeş ile kız kardeş de erkek kardeşin oğlundan daha yakındır. Erkek kardeşin oğlu amcadan daha yakındır. Amca, amcaoğlundan daha yakındır. Amcaoğlu da dayıdan daha yakındır. Zeyd'in görüşüne göre de dayı, hala ve teyzenin mirastan paylan yoktur. Ömer b. el-Hattâb ise ölen kişinin varisi yoksa halaya terekenin üçte birini verirdi. Ali ve İbn Mes'ûd ise paylaşımdan arta kalan malı paylarına göre koca ve karı dışındaki akrabalar arasında dağıtırdı."

İbn Cerîr, Katâde'den bildirir: Hicret etmeyen (bedevi) mümin hicret eden (mühacir) mümine mirasçı olamazdı. Daha sonra bu konuda:

“...Akrabalar ise, Allah'ın kitabına göre birbirlerine daha yakındırlar..." âyeti nazil oldu.

İbn Merdûye, İbn Abbâs'tan bildirir: Müslümanlar Medine'ye gittikleri zaman hicret edip etmemeye göre birbirlerine mirasçı oldular. Daha sonra bu konuda:

“...Akrabalar ise, Allah'ın kitabına göre birbirlerine daha yakındırlar..." âyeti nazil oldu ve bu uygulama kaldırıldı.

Tayâlisî, Taberânî, Ebu'ş-Şeyh ve İbn Merdûye, İbn Abbâs'tan bildirir: Hicret sonrası Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ashabını birbirleriyle kardeş kıldı. Bu kardeşliğe göre de birbirlerine mirasçı oldular. "...Akrabalar ise, Allah'ın kitabına göre birbirlerine daha yakındırlar..." âyeti nazil olunca bu uygulamayı bıraktılar ve mirası akrabalığa göre paylaşmaya başladılar.