Nûh Sûresi

28 âyet · 17 tefsir eserinde okunabilir.

Tefsir eserleri

Âyetler ve mealler

1

إِنَّآ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦٓ أَنْ أَنذِرْ قَوْمَكَ مِن قَبْلِ أَن يَأْتِيَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌۭ

Diyanet Vakfı
Kendilerine yakıcı bir azap gelmeden önce kavmini uyar, diye Nuh'u kendi kavmine gönderdik.
Elmalılı H. Yazır
Gerçekten biz Nûh'u kavmine gönderdik, "kavmine acı bir azap gelmezden önce onları uyar" diye.
Ali Bulaç
Şüphesiz, Biz Nuh'u; "Kavmini, onlara acı bir azap gelmeden evvel uyar" diye kendi kavmine (peygamber olarak) gönderdik.
Diyanet İşleri
"Milletine can yakıcı bir azap gelmezden önce onları uyar" diye Nuh'u milletine gönderdik.
Tefsirleri karşılaştır

2

قَالَ يَٰقَوْمِ إِنِّى لَكُمْ نَذِيرٌۭ مُّبِينٌ

Diyanet Vakfı
"Ey kavmim dedi, ben sizin için açık bir uyarıcıyım"
Elmalılı H. Yazır
Dedi ki, "ey kavmim! Gerçekten ben size açık bir uyarıcıyım".
Ali Bulaç
O da dedi ki: "Ey Kavmim, gerçek şu ki, ben size (gönderilmiş) apaçık bir uyarıcıyım."
Diyanet İşleri
O da şöyle söyledi: "Ey Milletim! Şüphesiz ben, size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım."
Tefsirleri karşılaştır

3

أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَٱتَّقُوهُ وَأَطِيعُونِ

Diyanet Vakfı
"Allah'a kulluk edin; O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."
Elmalılı H. Yazır
Şöyle ki, "Allah'a kulluk edin, ondan korkun ve bana itaat edin."
Ali Bulaç
"Allah'a kulluk edin, O'ndan korkun ve bana itaat edin."
Diyanet İşleri
"Allah'a kulluk edin; O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah'ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz!"
Tefsirleri karşılaştır

4

يَغْفِرْ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرْكُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍۢ مُّسَمًّى ۚ إِنَّ أَجَلَ ٱللَّهِ إِذَا جَآءَ لَا يُؤَخَّرُ ۖ لَوْ كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

Diyanet Vakfı
"Ki Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vadeye kadar tehir etsin (muahaze etmeden yaşatsın)" Bilinmeli ki Allah'ın tayin ettiği vade gelince, artık o ertelenmez. Keşke bilseydiniz!"
Elmalılı H. Yazır
"Günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Kuşkusuz Allah'ın takdir ettiği süre gelince ertelenmez. Eğer bilseydiniz.." (inanırdınız).
Ali Bulaç
"Ki günahlarınızı bağışlasın ve sizi adı konulmuş bir ecele kadar ertelesin. Elbette Allah'ın eceli geldiği zaman, o ertelenmez. Bir bilmiş olsaydınız."
Diyanet İşleri
"Allah'a kulluk edin; O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah'ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz!"
Tefsirleri karşılaştır

5

قَالَ رَبِّ إِنِّى دَعَوْتُ قَوْمِى لَيْلًۭا وَنَهَارًۭا

Diyanet Vakfı
(Sonra Nuh:) Rabbim! dedi, doğrusu ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim;
Elmalılı H. Yazır
Nûh dedi ki: "Ey Rabbim! Ben kavmimi gece gündüz davet ettim."
Ali Bulaç
Dedi ki: "Rabbim, gerçekten kavmimi gece ve gündüz davet edip-durdum."
Diyanet İşleri
Nuh dedi ki: "Rabbim! Doğrusu ben, milletimi gece gündüz çağırdım."
Tefsirleri karşılaştır

6

فَلَمْ يَزِدْهُمْ دُعَآءِىٓ إِلَّا فِرَارًۭا

Diyanet Vakfı
Fakat benim davetim, ancak kaçmalarını arttırdı.
Elmalılı H. Yazır
"Fakat benim çağırmam, onların sadece kaçmalarını artırdı."
Ali Bulaç
"Fakat davet etmem, bir kaçıştan başkasını arttırmadı."
Diyanet İşleri
"Fakat benim çağırmam, sadece benden uzaklıklarını artırdı."
Tefsirleri karşılaştır

7

وَإِنِّى كُلَّمَا دَعَوْتُهُمْ لِتَغْفِرَ لَهُمْ جَعَلُوٓا۟ أَصَٰبِعَهُمْ فِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَٱسْتَغْشَوْا۟ ثِيَابَهُمْ وَأَصَرُّوا۟ وَٱسْتَكْبَرُوا۟ ٱسْتِكْبَارًۭا

Diyanet Vakfı
Gerçekten de, (imana gelmeleri ve böylece) günahlarını bağışlaman için onları ne zaman davet ettiysem, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, (beni görmemek için) elbiselerine büründüler, ayak dirediler, kibirlendikçe kibirlendiler.
Elmalılı H. Yazır
"Ben onları senin bağışlaman için her davet ettiğimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, ısrar ettiler, kibirlendikçe kibirlendiler."
Ali Bulaç
"Doğrusu ben, onları bağışlaman için her davet edişimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler ve büyüklük tasladıkça büyüklük gösterip-direttiler.'
Diyanet İşleri
"Doğrusu ben Senin onları bağışlaman için kendilerini her çağırışımda, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, direndiler, büyüklendikçe büyüklendiler."
Tefsirleri karşılaştır

8

ثُمَّ إِنِّى دَعَوْتُهُمْ جِهَارًۭا

Diyanet Vakfı
Sonra, ben kendilerine haykırarak davette bulundum.
Elmalılı H. Yazır
"Sonra ben onları açık açık çağırdım."
Ali Bulaç
"Sonra onları açıktan açığa davet ettim."
Diyanet İşleri
"Sonra, doğrusu ben onları açıkça çağırdım."
Tefsirleri karşılaştır

9

ثُمَّ إِنِّىٓ أَعْلَنتُ لَهُمْ وَأَسْرَرْتُ لَهُمْ إِسْرَارًۭا

Diyanet Vakfı
Sonra, onlarla hem açıktan açığa hem de gizli gizli konuştum.
Elmalılı H. Yazır
"Sonra hem ilan ederek söyledim onlara, hem gizli gizli. "
Ali Bulaç
"Daha sonra (davamı) onlara açıkça ilan ettim ve kendilerine gizli gizli yollarla yanaşmak istedim."
Diyanet İşleri
"Sonra onlara açıktan açığa, gizliden gizliye de söyledim."
Tefsirleri karşılaştır

10

فَقُلْتُ ٱسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّكُمْ إِنَّهُۥ كَانَ غَفَّارًۭا

Diyanet Vakfı
Dedim ki: Rabbinizden mağfiret dileyin; çünkü O çok bağışlayıcıdır.
Elmalılı H. Yazır
"Gelin, dedim, Rabbinizin sizi bağışlamasını isteyin. Çünkü o çok bağışlayıcıdır."
Ali Bulaç
"Bundan böyle" dedim. "Rabbinizden mağfiret isteyin; çünkü gerçekten O, çok bağışlayandır.
Diyanet İşleri
Dedim ki: "Rabbinizden bağışlanma dileyin; doğrusu O, çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin."
Tefsirleri karşılaştır

11

يُرْسِلِ ٱلسَّمَآءَ عَلَيْكُم مِّدْرَارًۭا

Diyanet Vakfı
(Mağfiret dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin,
Elmalılı H. Yazır
"Üzerinize gökten bol yağmur yağdırsın."
Ali Bulaç
"(Öyle yapın ki,) Üzerinize gökten sağanak (bol miktarda yağmur) yağdırsın."
Diyanet İşleri
Dedim ki: "Rabbinizden bağışlanma dileyin; doğrusu O, çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin."
Tefsirleri karşılaştır

12

وَيُمْدِدْكُم بِأَمْوَٰلٍۢ وَبَنِينَ وَيَجْعَل لَّكُمْ جَنَّٰتٍۢ وَيَجْعَل لَّكُمْ أَنْهَٰرًۭا

Diyanet Vakfı
Mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın, size bahçeler ihsan etsin, sizin için ırmaklar akıtsın.
Elmalılı H. Yazır
"Mallar ve oğullar vererek sizin imdadınıza koşsun. Sizin için bahçeler yapsın, ırmaklar yapsın."
Ali Bulaç
"Size mallar ve çocuklarla yardımda bulunsun. Size (ürün yüklü) bağlar-bahçeler versin, ırmaklar da versin."
Diyanet İşleri
"Sizi, mallar ve oğullarla desteklesin; sizin için bahçeler var etsin, ırmaklar akıtsın."
Tefsirleri karşılaştır

13

مَّا لَكُمْ لَا تَرْجُونَ لِلَّهِ وَقَارًۭا

Diyanet Vakfı
Size ne oluyor ki, Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz?
Elmalılı H. Yazır
"Niçin siz Allah'a bir vakar yakıştıramıyorsunuz?"
Ali Bulaç
"Size ne oluyor ki, Allah'tan bir vakarı ummuyorsunuz?"
Diyanet İşleri
"Ne oluyorsunuz ki Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz."
Tefsirleri karşılaştır

14

وَقَدْ خَلَقَكُمْ أَطْوَارًا

Diyanet Vakfı
Oysa, sizi türlü merhalelerden geçirerek O yaratmıştır.
Elmalılı H. Yazır
"Oysa o sizi aşama aşama yaratmıştır."
Ali Bulaç
"Oysa O, sizi gerçekten tavır tavır yaratmıştır."
Diyanet İşleri
"Oysa sizi merhalelerden geçirerek O yaratmıştır."
Tefsirleri karşılaştır

15

أَلَمْ تَرَوْا۟ كَيْفَ خَلَقَ ٱللَّهُ سَبْعَ سَمَٰوَٰتٍۢ طِبَاقًۭا

Diyanet Vakfı
Görmediniz mi, Allah yedi göğü birbiriyle ahenktar olarak nasıl yaratmış!
Elmalılı H. Yazır
"Görmediniz mi Allah yedi göğü uygun tabakalar halinde nasıl yaratmış?"
Ali Bulaç
"Görmüyor musunuz; Allah, yedi göğü birbirleriyle bir uyum (mutabakat) içinde yaratmıştır?"
Diyanet İşleri
"Allah'ın, göğü yedi kat üzerine nasıl yarattığını görmez misiniz?"
Tefsirleri karşılaştır

16

وَجَعَلَ ٱلْقَمَرَ فِيهِنَّ نُورًۭا وَجَعَلَ ٱلشَّمْسَ سِرَاجًۭا

Diyanet Vakfı
Onların içinde ayı bir nur kılmış, güneşi de bir çerağ yapmıştır.
Elmalılı H. Yazır
Ve Ay'ı bunların içinde bir nur yapmış, güneşi de bir lamba kılmış.
Ali Bulaç
"Ve ayı bunlar içinde bir nur kılmış, güneşi de (aydınlatıcı ve yakıcı) bir kandil yapmıştır."
Diyanet İşleri
"Aralarında aya aydınlık vermiş ve güneşin ışık saçmasını sağlamıştır."
Tefsirleri karşılaştır

17

وَٱللَّهُ أَنۢبَتَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ نَبَاتًۭا

Diyanet Vakfı
Allah, sizi de yerden ot (bitirir) gibi bitirmiştir.
Elmalılı H. Yazır
Allah sizi yerden bir bitki bitirir gibi bitirdi.
Ali Bulaç
"Allah, sizi yerden bir bitki (gibi) bitirdi."
Diyanet İşleri
"Allah sizi yerden bitirir gibi yetiştirmiştir."
Tefsirleri karşılaştır

18

ثُمَّ يُعِيدُكُمْ فِيهَا وَيُخْرِجُكُمْ إِخْرَاجًۭا

Diyanet Vakfı
Sonra sizi yine oraya döndürecek ve sizi yeniden çıkaracaktır.
Elmalılı H. Yazır
Sonra sizi tekrar oraya geri çevirecek ve tekrar çıkaracaktır.
Ali Bulaç
"Sonra sizi yine oraya geri çevirecek ve sizi (diriltici) bir çıkarışla diriltip-çıkaracaktır."
Diyanet İşleri
"Sonra sizi oraya döndürür ve yine oradan çıkarır."
Tefsirleri karşılaştır

19

وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ بِسَاطًۭا

Diyanet Vakfı
"Allah, yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır."
Elmalılı H. Yazır
Allah sizin için yeri bir yaygı yapmıştır.
Ali Bulaç
"Allah, yeri sizin için bir yaygı kıldı."
Diyanet İşleri
"Yeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için, onu size yayan O'dur."
Tefsirleri karşılaştır

20

لِّتَسْلُكُوا۟ مِنْهَا سُبُلًۭا فِجَاجًۭا

Diyanet Vakfı
"Ki, onda geniş yollar edinip dolaşabilesiniz. (diye).
Elmalılı H. Yazır
Ki, ondan açılan geniş geniş yollarda gidesiniz.
Ali Bulaç
"Öyle ki, onun içinde geniş yollarında gezip-dolaşırsınız, diye."
Diyanet İşleri
"Yeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için, onu size yayan O'dur."
Tefsirleri karşılaştır

21

قَالَ نُوحٌۭ رَّبِّ إِنَّهُمْ عَصَوْنِى وَٱتَّبَعُوا۟ مَن لَّمْ يَزِدْهُ مَالُهُۥ وَوَلَدُهُۥٓ إِلَّا خَسَارًۭا

Diyanet Vakfı
(Öğütlerinin fayda vermemesi üzerine) Nuh: Rabbim! dedi, doğrusu bunlar bana karşı geldiler de, malı ve çocuğu kendi ziyanını arttırmaktan başka işe yaramayan kimseye uydular.
Elmalılı H. Yazır
Nûh dedi ki: "Ey Rabbim! Onlar bana isyan ettiler; malı ve çocuğu hüsrandan başka bir şeyini artırmayan kimsenin ardına düştüler."
Ali Bulaç
Nuh: "Rabbim, gerçekten onlar bana isyan ettiler; mal ve çocukları kendisine ziyandan başka bir şeyi artırmayan kimselere uydular."
Diyanet İşleri
Nuh: "Rabbim! Doğrusu bunlar bana baş kaldırdılar ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden büyük düzenler kurdular" dedi.
Tefsirleri karşılaştır

22

وَمَكَرُوا۟ مَكْرًۭا كُبَّارًۭا

Diyanet Vakfı
Bunlar da, büyük hileler, büyük desiseler kurdular!
Elmalılı H. Yazır
"Büyük büyük tuzaklar kurdular."
Ali Bulaç
"Ve büyük büyük hileli-düzenler kurdular."
Diyanet İşleri
Nuh: "Rabbim! Doğrusu bunlar bana baş kaldırdılar ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden büyük düzenler kurdular" dedi.
Tefsirleri karşılaştır

23

وَقَالُوا۟ لَا تَذَرُنَّ ءَالِهَتَكُمْ وَلَا تَذَرُنَّ وَدًّۭا وَلَا سُوَاعًۭا وَلَا يَغُوثَ وَيَعُوقَ وَنَسْرًۭا

Diyanet Vakfı
Ve dediler ki: Sakın ilahlarınızı bırakmayın; hele Ved'den, Suva'dan, Yeğus'tan, Ye'uk'tan ve Nesr'den asla vazgeçmeyin!
Elmalılı H. Yazır
Dediler ki: "Sakın tanrılarınızı bırakmayın, ne Vedd'i, ne Suva'ı ve ne de Yeğus'u, Yeûk'u ve Nesr'i."
Ali Bulaç
"Ve dediler ki: Kendi ilahlarınızı bırakmayın; bırakmayın ne Vedd'i, ne Suva'ı, ne Yeğus'u, ne Ye'uk'u ve ne de Nesr'i."
Diyanet İşleri
İnsanlara: "Sakın tanrılarınızı bırakmayın, Ved, Suva, Yağus, Yeuk ve Nesr putlarından asla vazgeçmeyin" dediler.
Tefsirleri karşılaştır

24

وَقَدْ أَضَلُّوا۟ كَثِيرًۭا ۖ وَلَا تَزِدِ ٱلظَّٰلِمِينَ إِلَّا ضَلَٰلًۭا

Diyanet Vakfı
(Böylece) onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin ancak şaşkınlıklarını arttır!
Elmalılı H. Yazır
Çok kişiyi yoldan saptırdılar. Sen de o zalimlerin sadece şaşkınlıklarını artır.
Ali Bulaç
"Böylece onlar, çoğu kimseyi şaşırtıp-saptırdılar. Sen de o zalimlere sapıklıktan başkasını arttırma."
Diyanet İşleri
"Böylece birçoğunu saptırdılar; Rabbim! Sen bu zalimlerin sadece şaşkınlığını artır."
Tefsirleri karşılaştır

25

مِّمَّا خَطِيٓـَٰٔتِهِمْ أُغْرِقُوا۟ فَأُدْخِلُوا۟ نَارًۭا فَلَمْ يَجِدُوا۟ لَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ أَنصَارًۭا

Diyanet Vakfı
Bunlar, günahları yüzünden suda boğuldular, ardından da ateşe sokuldular ve o zaman Allah'a karşı yardımcılar da bulamadılar.
Elmalılı H. Yazır
Hatalarından dolayı boğuldular, ateşe sokuldular, kendilerine Allah'a karşı yardımcılar da bulamadılar.
Ali Bulaç
Bunlar, hataları dolayısıyla suda boğuldular, sonra ateşe sokuldular. O zaman da Allah'ın dışında hiçbir yardımcı bulamadılar.
Diyanet İşleri
Onlar, günahları yüzünden suda boğuldular; ateşe sokuldular, kendilerine Allah'tan başka yardımcı bulamadılar.
Tefsirleri karşılaştır

26

وَقَالَ نُوحٌۭ رَّبِّ لَا تَذَرْ عَلَى ٱلْأَرْضِ مِنَ ٱلْكَٰفِرِينَ دَيَّارًا

Diyanet Vakfı
Nuh: "Rabbim! dedi, yeryüzünde kafirlerden hiç kimseyi bırakma!"
Elmalılı H. Yazır
Nûh dedi ki: "Yeryüzünde kafirlerden bir tek kişi bırakma."
Ali Bulaç
Nuh "Rabbim, yeryüzünde kafirlerden yurt edinen hiç kimseyi bırakma." dedi.
Diyanet İşleri
Nuh dedi ki: "Rabbim! Yeryüzünde hiçbir inkarcı bırakma."
Tefsirleri karşılaştır

27

إِنَّكَ إِن تَذَرْهُمْ يُضِلُّوا۟ عِبَادَكَ وَلَا يَلِدُوٓا۟ إِلَّا فَاجِرًۭا كَفَّارًۭا

Diyanet Vakfı
"Çünkü sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; yalnız ahlaksız, nankör (insanlar) doğururlar (yetiştirirler)."
Elmalılı H. Yazır
"Zira sen onları bırakırsan kullarını yoldan çıkarırlar ve sadece ahlâksız ve kâfir çocuklar doğururlar."
Ali Bulaç
"Çünkü Sen onları bırakacak olursan, Senin kullarını şaşırtıp-saptırırlar ve onlar, kötülükten sınırı aşan (facir'den) kafirden başkasını doğurmazlar."
Diyanet İşleri
"Doğrusu Sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; sadece ahlaksız ve çok inkarcıdan başkasını doğurup yetiştirmezler."
Tefsirleri karşılaştır

28

رَّبِّ ٱغْفِرْ لِى وَلِوَٰلِدَىَّ وَلِمَن دَخَلَ بَيْتِىَ مُؤْمِنًۭا وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ وَلَا تَزِدِ ٱلظَّٰلِمِينَ إِلَّا تَبَارًۢا

Diyanet Vakfı
"Rabbim! Beni, ana-babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla, zalimlerin de ancak helakini arttır."
Elmalılı H. Yazır
"Ey Rabbim! Bana, babama, anama, mümin olarak evime girene ve bütün inanmış erkek ve kadınlara mağfiret buyur. Zalimlerin de sadece helakini artır."
Ali Bulaç
"Rabbim, beni, annemi, babamı, mü'min olarak evime gireni, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlere yıkımdan başkasını arttırma."
Diyanet İşleri
"Rabbim! Beni, anamı, babamı, evime inanmış olarak gireni, inanan erkek ve kadınları bağışla; zalimlerin de yalnız helakını artır."
Tefsirleri karşılaştır