1
إِنَّآ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦٓ أَنْ أَنذِرْ قَوْمَكَ مِن قَبْلِ أَن يَأْتِيَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌۭ
- Diyanet Vakfı
- Kendilerine yakıcı bir azap gelmeden önce kavmini uyar, diye Nuh'u kendi kavmine gönderdik.
- Elmalılı H. Yazır
- Gerçekten biz Nûh'u kavmine gönderdik, "kavmine acı bir azap gelmezden önce onları uyar" diye.
- Ali Bulaç
- Şüphesiz, Biz Nuh'u; "Kavmini, onlara acı bir azap gelmeden evvel uyar" diye kendi kavmine (peygamber olarak) gönderdik.
- Diyanet İşleri
- "Milletine can yakıcı bir azap gelmezden önce onları uyar" diye Nuh'u milletine gönderdik.
Tefsirleri karşılaştır2
قَالَ يَٰقَوْمِ إِنِّى لَكُمْ نَذِيرٌۭ مُّبِينٌ
- Diyanet Vakfı
- "Ey kavmim dedi, ben sizin için açık bir uyarıcıyım"
- Elmalılı H. Yazır
- Dedi ki, "ey kavmim! Gerçekten ben size açık bir uyarıcıyım".
- Ali Bulaç
- O da dedi ki: "Ey Kavmim, gerçek şu ki, ben size (gönderilmiş) apaçık bir uyarıcıyım."
- Diyanet İşleri
- O da şöyle söyledi: "Ey Milletim! Şüphesiz ben, size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım."
Tefsirleri karşılaştır3
أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَٱتَّقُوهُ وَأَطِيعُونِ
- Diyanet Vakfı
- "Allah'a kulluk edin; O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."
- Elmalılı H. Yazır
- Şöyle ki, "Allah'a kulluk edin, ondan korkun ve bana itaat edin."
- Ali Bulaç
- "Allah'a kulluk edin, O'ndan korkun ve bana itaat edin."
- Diyanet İşleri
- "Allah'a kulluk edin; O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah'ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz!"
Tefsirleri karşılaştır4
يَغْفِرْ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرْكُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍۢ مُّسَمًّى ۚ إِنَّ أَجَلَ ٱللَّهِ إِذَا جَآءَ لَا يُؤَخَّرُ ۖ لَوْ كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
- Diyanet Vakfı
- "Ki Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vadeye kadar tehir etsin (muahaze etmeden yaşatsın)" Bilinmeli ki Allah'ın tayin ettiği vade gelince, artık o ertelenmez. Keşke bilseydiniz!"
- Elmalılı H. Yazır
- "Günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Kuşkusuz Allah'ın takdir ettiği süre gelince ertelenmez. Eğer bilseydiniz.." (inanırdınız).
- Ali Bulaç
- "Ki günahlarınızı bağışlasın ve sizi adı konulmuş bir ecele kadar ertelesin. Elbette Allah'ın eceli geldiği zaman, o ertelenmez. Bir bilmiş olsaydınız."
- Diyanet İşleri
- "Allah'a kulluk edin; O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah'ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz!"
Tefsirleri karşılaştır5
قَالَ رَبِّ إِنِّى دَعَوْتُ قَوْمِى لَيْلًۭا وَنَهَارًۭا
- Diyanet Vakfı
- (Sonra Nuh:) Rabbim! dedi, doğrusu ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim;
- Elmalılı H. Yazır
- Nûh dedi ki: "Ey Rabbim! Ben kavmimi gece gündüz davet ettim."
- Ali Bulaç
- Dedi ki: "Rabbim, gerçekten kavmimi gece ve gündüz davet edip-durdum."
- Diyanet İşleri
- Nuh dedi ki: "Rabbim! Doğrusu ben, milletimi gece gündüz çağırdım."
Tefsirleri karşılaştır6
فَلَمْ يَزِدْهُمْ دُعَآءِىٓ إِلَّا فِرَارًۭا
- Diyanet Vakfı
- Fakat benim davetim, ancak kaçmalarını arttırdı.
- Elmalılı H. Yazır
- "Fakat benim çağırmam, onların sadece kaçmalarını artırdı."
- Ali Bulaç
- "Fakat davet etmem, bir kaçıştan başkasını arttırmadı."
- Diyanet İşleri
- "Fakat benim çağırmam, sadece benden uzaklıklarını artırdı."
Tefsirleri karşılaştır7
وَإِنِّى كُلَّمَا دَعَوْتُهُمْ لِتَغْفِرَ لَهُمْ جَعَلُوٓا۟ أَصَٰبِعَهُمْ فِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَٱسْتَغْشَوْا۟ ثِيَابَهُمْ وَأَصَرُّوا۟ وَٱسْتَكْبَرُوا۟ ٱسْتِكْبَارًۭا
- Diyanet Vakfı
- Gerçekten de, (imana gelmeleri ve böylece) günahlarını bağışlaman için onları ne zaman davet ettiysem, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, (beni görmemek için) elbiselerine büründüler, ayak dirediler, kibirlendikçe kibirlendiler.
- Elmalılı H. Yazır
- "Ben onları senin bağışlaman için her davet ettiğimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, ısrar ettiler, kibirlendikçe kibirlendiler."
- Ali Bulaç
- "Doğrusu ben, onları bağışlaman için her davet edişimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler ve büyüklük tasladıkça büyüklük gösterip-direttiler.'
- Diyanet İşleri
- "Doğrusu ben Senin onları bağışlaman için kendilerini her çağırışımda, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, direndiler, büyüklendikçe büyüklendiler."
Tefsirleri karşılaştır8
ثُمَّ إِنِّى دَعَوْتُهُمْ جِهَارًۭا
- Diyanet Vakfı
- Sonra, ben kendilerine haykırarak davette bulundum.
- Elmalılı H. Yazır
- "Sonra ben onları açık açık çağırdım."
- Ali Bulaç
- "Sonra onları açıktan açığa davet ettim."
- Diyanet İşleri
- "Sonra, doğrusu ben onları açıkça çağırdım."
Tefsirleri karşılaştır9
ثُمَّ إِنِّىٓ أَعْلَنتُ لَهُمْ وَأَسْرَرْتُ لَهُمْ إِسْرَارًۭا
- Diyanet Vakfı
- Sonra, onlarla hem açıktan açığa hem de gizli gizli konuştum.
- Elmalılı H. Yazır
- "Sonra hem ilan ederek söyledim onlara, hem gizli gizli. "
- Ali Bulaç
- "Daha sonra (davamı) onlara açıkça ilan ettim ve kendilerine gizli gizli yollarla yanaşmak istedim."
- Diyanet İşleri
- "Sonra onlara açıktan açığa, gizliden gizliye de söyledim."
Tefsirleri karşılaştır10
فَقُلْتُ ٱسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّكُمْ إِنَّهُۥ كَانَ غَفَّارًۭا
- Diyanet Vakfı
- Dedim ki: Rabbinizden mağfiret dileyin; çünkü O çok bağışlayıcıdır.
- Elmalılı H. Yazır
- "Gelin, dedim, Rabbinizin sizi bağışlamasını isteyin. Çünkü o çok bağışlayıcıdır."
- Ali Bulaç
- "Bundan böyle" dedim. "Rabbinizden mağfiret isteyin; çünkü gerçekten O, çok bağışlayandır.
- Diyanet İşleri
- Dedim ki: "Rabbinizden bağışlanma dileyin; doğrusu O, çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin."
Tefsirleri karşılaştır11
يُرْسِلِ ٱلسَّمَآءَ عَلَيْكُم مِّدْرَارًۭا
- Diyanet Vakfı
- (Mağfiret dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin,
- Elmalılı H. Yazır
- "Üzerinize gökten bol yağmur yağdırsın."
- Ali Bulaç
- "(Öyle yapın ki,) Üzerinize gökten sağanak (bol miktarda yağmur) yağdırsın."
- Diyanet İşleri
- Dedim ki: "Rabbinizden bağışlanma dileyin; doğrusu O, çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin."
Tefsirleri karşılaştır12
وَيُمْدِدْكُم بِأَمْوَٰلٍۢ وَبَنِينَ وَيَجْعَل لَّكُمْ جَنَّٰتٍۢ وَيَجْعَل لَّكُمْ أَنْهَٰرًۭا
- Diyanet Vakfı
- Mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın, size bahçeler ihsan etsin, sizin için ırmaklar akıtsın.
- Elmalılı H. Yazır
- "Mallar ve oğullar vererek sizin imdadınıza koşsun. Sizin için bahçeler yapsın, ırmaklar yapsın."
- Ali Bulaç
- "Size mallar ve çocuklarla yardımda bulunsun. Size (ürün yüklü) bağlar-bahçeler versin, ırmaklar da versin."
- Diyanet İşleri
- "Sizi, mallar ve oğullarla desteklesin; sizin için bahçeler var etsin, ırmaklar akıtsın."
Tefsirleri karşılaştır13
مَّا لَكُمْ لَا تَرْجُونَ لِلَّهِ وَقَارًۭا
- Diyanet Vakfı
- Size ne oluyor ki, Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz?
- Elmalılı H. Yazır
- "Niçin siz Allah'a bir vakar yakıştıramıyorsunuz?"
- Ali Bulaç
- "Size ne oluyor ki, Allah'tan bir vakarı ummuyorsunuz?"
- Diyanet İşleri
- "Ne oluyorsunuz ki Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz."
Tefsirleri karşılaştır14
وَقَدْ خَلَقَكُمْ أَطْوَارًا
- Diyanet Vakfı
- Oysa, sizi türlü merhalelerden geçirerek O yaratmıştır.
- Elmalılı H. Yazır
- "Oysa o sizi aşama aşama yaratmıştır."
- Ali Bulaç
- "Oysa O, sizi gerçekten tavır tavır yaratmıştır."
- Diyanet İşleri
- "Oysa sizi merhalelerden geçirerek O yaratmıştır."
Tefsirleri karşılaştır15
أَلَمْ تَرَوْا۟ كَيْفَ خَلَقَ ٱللَّهُ سَبْعَ سَمَٰوَٰتٍۢ طِبَاقًۭا
- Diyanet Vakfı
- Görmediniz mi, Allah yedi göğü birbiriyle ahenktar olarak nasıl yaratmış!
- Elmalılı H. Yazır
- "Görmediniz mi Allah yedi göğü uygun tabakalar halinde nasıl yaratmış?"
- Ali Bulaç
- "Görmüyor musunuz; Allah, yedi göğü birbirleriyle bir uyum (mutabakat) içinde yaratmıştır?"
- Diyanet İşleri
- "Allah'ın, göğü yedi kat üzerine nasıl yarattığını görmez misiniz?"
Tefsirleri karşılaştır16
وَجَعَلَ ٱلْقَمَرَ فِيهِنَّ نُورًۭا وَجَعَلَ ٱلشَّمْسَ سِرَاجًۭا
- Diyanet Vakfı
- Onların içinde ayı bir nur kılmış, güneşi de bir çerağ yapmıştır.
- Elmalılı H. Yazır
- Ve Ay'ı bunların içinde bir nur yapmış, güneşi de bir lamba kılmış.
- Ali Bulaç
- "Ve ayı bunlar içinde bir nur kılmış, güneşi de (aydınlatıcı ve yakıcı) bir kandil yapmıştır."
- Diyanet İşleri
- "Aralarında aya aydınlık vermiş ve güneşin ışık saçmasını sağlamıştır."
Tefsirleri karşılaştır17
وَٱللَّهُ أَنۢبَتَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ نَبَاتًۭا
- Diyanet Vakfı
- Allah, sizi de yerden ot (bitirir) gibi bitirmiştir.
- Elmalılı H. Yazır
- Allah sizi yerden bir bitki bitirir gibi bitirdi.
- Ali Bulaç
- "Allah, sizi yerden bir bitki (gibi) bitirdi."
- Diyanet İşleri
- "Allah sizi yerden bitirir gibi yetiştirmiştir."
Tefsirleri karşılaştır18
ثُمَّ يُعِيدُكُمْ فِيهَا وَيُخْرِجُكُمْ إِخْرَاجًۭا
- Diyanet Vakfı
- Sonra sizi yine oraya döndürecek ve sizi yeniden çıkaracaktır.
- Elmalılı H. Yazır
- Sonra sizi tekrar oraya geri çevirecek ve tekrar çıkaracaktır.
- Ali Bulaç
- "Sonra sizi yine oraya geri çevirecek ve sizi (diriltici) bir çıkarışla diriltip-çıkaracaktır."
- Diyanet İşleri
- "Sonra sizi oraya döndürür ve yine oradan çıkarır."
Tefsirleri karşılaştır19
وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ بِسَاطًۭا
- Diyanet Vakfı
- "Allah, yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır."
- Elmalılı H. Yazır
- Allah sizin için yeri bir yaygı yapmıştır.
- Ali Bulaç
- "Allah, yeri sizin için bir yaygı kıldı."
- Diyanet İşleri
- "Yeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için, onu size yayan O'dur."
Tefsirleri karşılaştır20
لِّتَسْلُكُوا۟ مِنْهَا سُبُلًۭا فِجَاجًۭا
- Diyanet Vakfı
- "Ki, onda geniş yollar edinip dolaşabilesiniz. (diye).
- Elmalılı H. Yazır
- Ki, ondan açılan geniş geniş yollarda gidesiniz.
- Ali Bulaç
- "Öyle ki, onun içinde geniş yollarında gezip-dolaşırsınız, diye."
- Diyanet İşleri
- "Yeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için, onu size yayan O'dur."
Tefsirleri karşılaştır21
قَالَ نُوحٌۭ رَّبِّ إِنَّهُمْ عَصَوْنِى وَٱتَّبَعُوا۟ مَن لَّمْ يَزِدْهُ مَالُهُۥ وَوَلَدُهُۥٓ إِلَّا خَسَارًۭا
- Diyanet Vakfı
- (Öğütlerinin fayda vermemesi üzerine) Nuh: Rabbim! dedi, doğrusu bunlar bana karşı geldiler de, malı ve çocuğu kendi ziyanını arttırmaktan başka işe yaramayan kimseye uydular.
- Elmalılı H. Yazır
- Nûh dedi ki: "Ey Rabbim! Onlar bana isyan ettiler; malı ve çocuğu hüsrandan başka bir şeyini artırmayan kimsenin ardına düştüler."
- Ali Bulaç
- Nuh: "Rabbim, gerçekten onlar bana isyan ettiler; mal ve çocukları kendisine ziyandan başka bir şeyi artırmayan kimselere uydular."
- Diyanet İşleri
- Nuh: "Rabbim! Doğrusu bunlar bana baş kaldırdılar ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden büyük düzenler kurdular" dedi.
Tefsirleri karşılaştır22
وَمَكَرُوا۟ مَكْرًۭا كُبَّارًۭا
- Diyanet Vakfı
- Bunlar da, büyük hileler, büyük desiseler kurdular!
- Elmalılı H. Yazır
- "Büyük büyük tuzaklar kurdular."
- Ali Bulaç
- "Ve büyük büyük hileli-düzenler kurdular."
- Diyanet İşleri
- Nuh: "Rabbim! Doğrusu bunlar bana baş kaldırdılar ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden büyük düzenler kurdular" dedi.
Tefsirleri karşılaştır23
وَقَالُوا۟ لَا تَذَرُنَّ ءَالِهَتَكُمْ وَلَا تَذَرُنَّ وَدًّۭا وَلَا سُوَاعًۭا وَلَا يَغُوثَ وَيَعُوقَ وَنَسْرًۭا
- Diyanet Vakfı
- Ve dediler ki: Sakın ilahlarınızı bırakmayın; hele Ved'den, Suva'dan, Yeğus'tan, Ye'uk'tan ve Nesr'den asla vazgeçmeyin!
- Elmalılı H. Yazır
- Dediler ki: "Sakın tanrılarınızı bırakmayın, ne Vedd'i, ne Suva'ı ve ne de Yeğus'u, Yeûk'u ve Nesr'i."
- Ali Bulaç
- "Ve dediler ki: Kendi ilahlarınızı bırakmayın; bırakmayın ne Vedd'i, ne Suva'ı, ne Yeğus'u, ne Ye'uk'u ve ne de Nesr'i."
- Diyanet İşleri
- İnsanlara: "Sakın tanrılarınızı bırakmayın, Ved, Suva, Yağus, Yeuk ve Nesr putlarından asla vazgeçmeyin" dediler.
Tefsirleri karşılaştır24
وَقَدْ أَضَلُّوا۟ كَثِيرًۭا ۖ وَلَا تَزِدِ ٱلظَّٰلِمِينَ إِلَّا ضَلَٰلًۭا
- Diyanet Vakfı
- (Böylece) onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin ancak şaşkınlıklarını arttır!
- Elmalılı H. Yazır
- Çok kişiyi yoldan saptırdılar. Sen de o zalimlerin sadece şaşkınlıklarını artır.
- Ali Bulaç
- "Böylece onlar, çoğu kimseyi şaşırtıp-saptırdılar. Sen de o zalimlere sapıklıktan başkasını arttırma."
- Diyanet İşleri
- "Böylece birçoğunu saptırdılar; Rabbim! Sen bu zalimlerin sadece şaşkınlığını artır."
Tefsirleri karşılaştır25
مِّمَّا خَطِيٓـَٰٔتِهِمْ أُغْرِقُوا۟ فَأُدْخِلُوا۟ نَارًۭا فَلَمْ يَجِدُوا۟ لَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ أَنصَارًۭا
- Diyanet Vakfı
- Bunlar, günahları yüzünden suda boğuldular, ardından da ateşe sokuldular ve o zaman Allah'a karşı yardımcılar da bulamadılar.
- Elmalılı H. Yazır
- Hatalarından dolayı boğuldular, ateşe sokuldular, kendilerine Allah'a karşı yardımcılar da bulamadılar.
- Ali Bulaç
- Bunlar, hataları dolayısıyla suda boğuldular, sonra ateşe sokuldular. O zaman da Allah'ın dışında hiçbir yardımcı bulamadılar.
- Diyanet İşleri
- Onlar, günahları yüzünden suda boğuldular; ateşe sokuldular, kendilerine Allah'tan başka yardımcı bulamadılar.
Tefsirleri karşılaştır26
وَقَالَ نُوحٌۭ رَّبِّ لَا تَذَرْ عَلَى ٱلْأَرْضِ مِنَ ٱلْكَٰفِرِينَ دَيَّارًا
- Diyanet Vakfı
- Nuh: "Rabbim! dedi, yeryüzünde kafirlerden hiç kimseyi bırakma!"
- Elmalılı H. Yazır
- Nûh dedi ki: "Yeryüzünde kafirlerden bir tek kişi bırakma."
- Ali Bulaç
- Nuh "Rabbim, yeryüzünde kafirlerden yurt edinen hiç kimseyi bırakma." dedi.
- Diyanet İşleri
- Nuh dedi ki: "Rabbim! Yeryüzünde hiçbir inkarcı bırakma."
Tefsirleri karşılaştır27
إِنَّكَ إِن تَذَرْهُمْ يُضِلُّوا۟ عِبَادَكَ وَلَا يَلِدُوٓا۟ إِلَّا فَاجِرًۭا كَفَّارًۭا
- Diyanet Vakfı
- "Çünkü sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; yalnız ahlaksız, nankör (insanlar) doğururlar (yetiştirirler)."
- Elmalılı H. Yazır
- "Zira sen onları bırakırsan kullarını yoldan çıkarırlar ve sadece ahlâksız ve kâfir çocuklar doğururlar."
- Ali Bulaç
- "Çünkü Sen onları bırakacak olursan, Senin kullarını şaşırtıp-saptırırlar ve onlar, kötülükten sınırı aşan (facir'den) kafirden başkasını doğurmazlar."
- Diyanet İşleri
- "Doğrusu Sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; sadece ahlaksız ve çok inkarcıdan başkasını doğurup yetiştirmezler."
Tefsirleri karşılaştır28
رَّبِّ ٱغْفِرْ لِى وَلِوَٰلِدَىَّ وَلِمَن دَخَلَ بَيْتِىَ مُؤْمِنًۭا وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ وَلَا تَزِدِ ٱلظَّٰلِمِينَ إِلَّا تَبَارًۢا
- Diyanet Vakfı
- "Rabbim! Beni, ana-babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla, zalimlerin de ancak helakini arttır."
- Elmalılı H. Yazır
- "Ey Rabbim! Bana, babama, anama, mümin olarak evime girene ve bütün inanmış erkek ve kadınlara mağfiret buyur. Zalimlerin de sadece helakini artır."
- Ali Bulaç
- "Rabbim, beni, annemi, babamı, mü'min olarak evime gireni, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlere yıkımdan başkasını arttırma."
- Diyanet İşleri
- "Rabbim! Beni, anamı, babamı, evime inanmış olarak gireni, inanan erkek ve kadınları bağışla; zalimlerin de yalnız helakını artır."
Tefsirleri karşılaştır