EZ-ZÂDU'L-MESÎR TEFSÎRİ
İsrâ Sûresi — EZ-ZÂDU'L-MESÎR TEFSÎRİ — Sayfa 2
110. Âyetin Tefsiri
De ki: İster Allah deyin yakarın yahut ister Rahman deyin. Hangisini derseniz, en güzel isimler O’nundur. Namazında sesini yükseltme, onu kısma da. Bunun arasında bir yol ara.
"De ki: İster Allah deyin yakarın yahut ister Rahman deyin":
Bu âyet iki sebep üzerine inmiştir:
Birincisi:
"En güzel isimler O’nundur” cümlesine kadar ki, bir sebep üzerine inmiştir, bunda da üç görüş vardır:
Birincisi: Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem bir gece Mekke’de teheccüt kıldı, secdesinde:
"Ya Rahman, ya Rahim” demeye başladı. Müşrikler de: Muhammed bir tek İlâha dua ederdi, şimdi ise iki İlâha dua ediyor: Allah ve Rahman. Biz, Yemame’nin Rahman’ı Müseyleme’den başka Rahman bilmiyoruz, dediler. Allah da bunun üzerine bu âyeti indirdi. Bunu da İbn Abbâs, demiştir.
İkincisi: Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem ilk inen vahiylerde: Bismikallahümme diye yazdırırdı;
"Innehu min süleymane ve innehu bismillahirrahmanirrahim” (Neml: 30) âyeti inince:
Bismillahirrahmanirrahim yazdırdı. Bunun üzerine Arap müşrikleri: "Şu Rahîm’i biliyoruz, Rahman nedir?” dediler. Bunun üzerine bu âyet indi. Bunu da Meymun b. Mihran, demiştir.
Üçüncüsü: Kitap ehli, Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem’e: Sen Rahman’ı az zikrediyorsun, Allahü teâlâ Tevrat’ta bu ismi çok zikretmiştir, dediler. Bunun üzerine bu âyet indi. Bunu da Dahhâk, demiştir.
İkincisi:
"Namazında sesini yükseltme":
Bu da bir sebep üzerine indi; bunda da üç görüş vardır:
Birincisi: Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem Mekke’de Kur’ân okurken sesini yükseltirdi, müşrikler de Kur’ân’a ve onu getirene söverlerdi. Bunun üzerine Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem sesini kıstı, öyle ki, ashabı duymadı. Allahü teâlâ da:
"Namazında sesini yükseltme” âyetini indirdi; müşrikler duyarlar da Kur’ân’a söverler, demek istedi.
"Onu çok kısma da": Ashabın duymayacak kadar kısma, o zaman duyamazlar, dedi. Bunu da İbn Abbâs, demiştir.
İkincisi: Bir bedevi ettehiyyatü okurken sesini yükseltirdi; bunun üzerine bu âyet indi. Bu da Hazret-i Âişe’nin görüşüdür.
Üçüncüsü: Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem Mekke’de Safa tepesinin yanında namaz kılar, sabah namazında yüksek sesle okurdu. Ebû Cehil: Allah’a iftira etme, dedi; Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de sesini kıstı. Ebû Cehil, müşriklere: İbn Ebi Kebşe’ye (Muhammed’e) ne yaptığımı görmüyor musunuz? Onun okumasına mani oldum, dedi. Bunun üzerine bu âyet indi.
Tefsir:
"De ki: İster Allah deyin yakarın yahut ister rahman deyin":
Mana şöyledir: İsterseniz: Ya Allah, deyin, isterseniz: Ya Rahman, deyin; ikisi de birdir.
"Eyyemma ted'u (hangisini derseniz)": Yani Allah’ın isimlerinden hangisini söylerseniz, demektir.
Ferrâ’ şöyle demiştir:
"Ma” edatı zait de olabilir, meselâ:
"Amma kalilin leyusbihünne nadimin” (Mü’minun: 40) kavlinde olduğu gibi,
"eyyü” manasına da olabilir ki, o zaman lâfızları farklı olduğu için tekrar edilmiş olur.
"Vela techer bi-salatike” (namazını yükseltme)":
Bunda da iki görüş vardır:
Birincisi: O, bilinen namazdır, sonra kelâmdan murat edilen şey hususunda da altı görüş vardır:
Birincisi: Okumanı yükseltme ve onu kısma; sanki aşırı yükseltmeyi ve aşırı kısmayı yasak etmiş gibidir. Bunu İbn Abbâs, demiştir.
Buna göre namaza kıraat demede iki görüş vardır ki, bunları İbn Enbari zikretmiştir:
Birincisi: Mananın şöyle olmasıdır: Namazda okuyuşunu fazla yükseltme.
İkincisi: Okuma namazın bir parçasıdır, onun yerine geçmiştir, tıpkı Hazret-i İsa’ya: Kelimetullah, denilmesi gibi. Çünkü o, Allah’ın kelimesi (emri) ile olmuştur.
İkincisi: İnsanlara gösteriş için namaz kılma, insanların korkusundan da onu bırakma. Bunu da yine İbn Abbâs, demiştir.
Üçüncüsü: Namazda teşehhütte çok bağırma, bu da Hazret-i Âişe rivâyetinde geçmiştir, İbn Sîrin de böyle demiştir.
Dördüncüsü: Namaz işini çok açıkta yapma, onu çok da gizleme, bunu da İkrime, demiştir.
Beşincisi: Onun dışını güzel yapıp da içini kötü yapma, bunu da Hasen, demiştir.
Altıncısı: Namazın tamamında açıktan okuma, onun tamamında da sessiz okuma; sana emrettiğim gibi gece namazında açık oku, gündüz namazında da sessiz oku. Bunu da Kadı Ebû Ya’lâ zikretmiştir.
İkinci görüş: Namazdan maksat: Duadır; bu da Hazret-i Âişe, Ebû Hureyre ve Mücâhid’in görüşüdür.
"Velatühafit biha": Muhafete: Gizlemektir, savtün hafiyetün denir ki, gizli sestir.
"Bunun arasında bir yol ara": Yani açıklıkla gizlilik arasında bir yol tut, demektir.
İbn Abbâs’tan şöyle dediği rivayet edilmiştir: Bu âyet:
"vezkür rabbeke fi nefsike tadarruan ve hifeten ve dunelcehri minel kavi (Rabbini içinden yalvararak, korkarak ve çok yüksek olmayan bir sesle sabah akşam zikret” (A'raf: 105) kavli ile neshedilmiştir. İbn Saib de:
"Sana emredileni açıkla” (Hicr: 94) kavli ile neshedildi, demiştir. İyice incelendiği takdirde burada neshin bulunması uzak bir ihtimaldir.
111. Âyetin Tefsiri
De ki: O Allah’a hamdolsun ki, çocuk edinmedi. O’nun mülkte ortağı olmadı ve zilletten dolayı bir yardımcısı da olmadı. O’nu bir tekbirle tekbir et.
"Velem yekûn lehu şerikün filmülki": Ebû’l - Mütevekkil, Ebû’l - Cevza ve Talha b. Mûsarrif, mimin kesri ile: "Filmilki” okumuşlardır.
"Ve zilletten dolayı bir yardımcısı da olmadı":
Mücâhid şöyle demiştir: Kimse ile ittifak kurmadı, kimsenin yardımını istemedi.
Mana şöyledir: Şüphesiz O, acizlik dolayısıyla kimsenin dostluğuna muhtaç değildir. O’nun dosta da yardımcıya da ihtiyacı yoktur.
"O’nu bir tekbirle tekbir et (büyüttükçe büyüt)": Yani O’nu eksiksiz bir şekilde tazim et, ulula, demektir.