KEŞŞÂF TEFSİRİ

Nasr Sûresi — KEŞŞÂF TEFSİRİ

Son nazil olan sûredir; 3 âyettir.Rahmân Rahîm Allah’ın adıyla…

1. Âyetin Tefsiri

] 3018[ ْ (ileride gelecek olan) اذا ِّ َ (“Tespih et!”) emir fiiliyle mansūb olup ileride gelecek olana mahsustur. -Bunun, vukuundan önce bildirilme-si de nübüvvet alâmetlerindendir.- [Ancak] rivayete göre; bu sûre Mina’da veda haccı esnasında ve teşrik günlerinde inmiştir.

[3019] Şayet“Yardımla fetih arasında ne fark var ki fetih yardımın üze-rine atfedilmiş?” dersen şöyle derim:Yardım, düşmana karşı (birilerine) medet ve galibiyet kazandırmaktır. Bu anlamda nasara’llāhu’l-arda (Allah yere yardım etti.) denir ki “Allah yeryüzüne yağmur yağdırdı.” demektir. Fetih ise memleketlerin fethedilmesidir. İfade; “Araplara yahut Kureyş’e karşı Peygamber’e (s.a.) yardım ve Mekke’nin fethi vakti geldiğinde…” an-lamındadır. Âyette (herhangi bir belirleme söz konusu olmaksızın) Allah’ın müminlere olan her tür yardımının ve şirk memleketlerinin onlara her tür-den fethettirilmesinin kastedildiği de söylenmiştir.

[3020] Mekke’nin fethi sekizinci yıl, Ramazan ayının ‘on’unda gerçek-leşmiş olup Peygamber’in (s.a.) maiyetinde Muhacirlerden, Ensarîlerden ve Arap kabilelerinden oluşan on bin kişi bulunuyordu. Hz. Peygamber Mek-ke’de on beş gün kaldıktan sonra Hevâzin’e çekildi. Mekke’ye girdiğinde Kâbe’nin kapısında dikilip şöyle dedi: ه و ق و כ ه ا ا ا وه و اب ا م و ه (Allah’tan başka ilâh yoktur! O tektir, ortağı yoktur! Sözünü tutmuştur! Kuluna yardım etmiştir! Tek başına düşman birliklerini dağıtmıştır O!) Daha sonra: “Ey Mekkeliler! Benim size ne muamelede bu-lunacağımı öngörüyorsunuz?” diye seslendi. Onlar: “Hayır (muamele bek-liyoruz)! Cömert bir kardeşin oğlu, cömert bir kardeş(sin sen)!” dediler. Hz. Peygamber: “Gidin! Hepiniz özgürsünüz (tulekā)!” dedi ve onları serbest bıraktı. Oysa Allah Teâlâ, Peygamber’e (s.a.) onlara galebe çalıp, kendilerini köle etme gücünü bahşetmişti ve onlar onun için bir ganimet malıydı. İşte bu yüzden Mekkelilere “Özgürler” ismi verilmiştir. Daha sonra onlar İslâm üzere Hz. Peygambere biat etmişlerdir.

Bu bölümü tek başına aç →

2. Âyetin Tefsiri

pet edilecek hiçbir dinin bulunmadığı İslâm milletine... (demektir ki, bu-nun delili de:) “Kim bu teslimiyetten (yani, İslâm’dan) başka din ararsa, ondan asla kabul olunmaz...” [Âl-i İmrân 3/85] âyetidir.

[3022] “Dalga dalga...”(Yani) yoğun gruplar hâlinde, demektir. Onlar (önceden) İslâm’a birerli ve ikişerli giriyorlarken, sonradan bütün bir kabile İslâm’a giriyordu. Rivayete göre Câbir b. Abdullah (r.a.) bir gün ağlamış; kendisine bunun sebebi sorulunca da “Peygamber’in (s.a.) ‘İnsanlar dalga dalga Allah’ın dinine girdiler; gelecekte de dalga dalga o dinden çıkacaklar’ dediğini işittim” demiş. [ Ahmed b. Hanbel, XXIII, 47]

[3023] “İnsanlar” derken, Yemenlilerin kastedildiği de söylenmiştir. Ebû Hureyre’nin dediğine göre bu sûre inince Peygamber (s.a.): “Allãhu Ekber! Allah’ın yardımı ve fethi geldi! Kalpleri rikkatli bir kavim olan Ye-menliler geldi! İman Yemenlidir, dinî kavrayış Yemenlidir, hikmet Yemen-lidir!” demiştir [Hadisin son kısmı için bk. Buhārî, “Megâzî”, 74; Müslim, “Îmân”, 82-84]. Yine Hz. Peygamber: “Rabbinizin nefesini Yemen tarafından hisse-diyorum” demiştir.

[3024] Hasan-ı Basrî’den gelen rivayete göre Peygamber (s.a.)Mekke’yi fethedince bazı Araplar birbirine dönüp şöyle demişti: “O, Harem halkına galip geldi ya; artık bizim ona gücümüz yetmez! Zira Allah onları fil ordu-larından ve onlara her kastedenden kurtarıp, emin kılmıştır.” Böylece onlar hiçbir çarpışma söz konusu olmaksızın bölük bölük İslâm’a girmişlerdir.

[3025] İbn Abbas: ُ ْ وا ِ ا ُ ْ َ ... (Allah’ın fethi ve yardımı geldiğinde) şeklinde okumuştur. Yine mef‘ûl çatısı üzere (edilgen sîgayla) ... َن ُ َ ْ ُ ... (Al-lah’ın dinine girdirildiklerini gördüğünde) şeklinde de okunmuştur.

[3026] Şayet“ن ’nin i‘râb konumu nedir?” dersen şöyle derim:Bu ya را’nin: “gördüğünde” veya “anladığında” anlamına gelmesine binaen hâl tümleci olduğu ya da “bildiğinde” anlamına gelmesine binaen ikinci mef‘ûl olduğu için mansūb kılınmadır.

Bu bölümü tek başına aç →

3. Âyetin Tefsiri

[3027] “Rabbine hamdederek O’nu tenzih ve takdis et!”O’na hamde-derek sübhânallāh de; yani birinin çıkıp Harem halkına galip gelebileceğine dair ne senin ne de hiç kimsenin hatırına gelmeyecek şeyleri Allah sana müyesser kıldığı için şaşır (da, fe-sübhânallāh de) ve bunu gerçekleştirdiği için O’na hamdet! Yahut sana nice nimetler bahşettiği için O’na kulluğu ve övgüyü artırmak üzere tespih ederek ve hamdederek O’nu an!

[3028] Veya O’nun için namaz kıl! Ümmü Hânî’nin rivayetine göre Hz. Peygamber Kâbe’nin kapısı açıldığında sekiz rekât kuşluk namazı kıl-mıştı. Âişe’den gelen rivayete göre ise Peygamber (s.a.) vefatından önce sü-rekli َכ ْ َ بُ ا ُ كَ وا ُ

ِ ْ َ ْ كَ ا ِ ْ َ ِ ُ وَ َכَ ا א َ ْ ُ (Allah’ım! Sen her tür eksik ve kusur-dan uzaksın! Sana hamdederim; senden bağışlanma diler, sana yönelirim!) dermiş [Müslim, “Salât”, 218].

[3029] Tesbihin yanı sıra istiğfarın da emredilmesiyle, din işinin kıvama erdiği ‘itaat etmekle günahtan sakınma’yı birleştirilmiş ve buyruk kâmilen verilmiş olmaktadır. Yine, Peygamber’in günahsız olmasına rağmen ona bu emrin verilişi ümmeti adına bir lütuftur. Nitekim istiğfar Allah için tevazu ve (kulluğu) nefse iyice hazmettirme adınadır ve böylece bizatihi ibadettir. Rivayete göre Hz. Peygamber (s.a.): “Ben bir gün ve bir gecede yüz kere istiğfarda bulunurum.” demiştir [Müslim, “Zikir”, 41].

[3030] Yine rivayete göre Peygamber (s.a.),bu sûreyi ashabına oku-duğu vakit onlar sevinmişler; fakat Abbas ağlamıştı. (s.a.): “Seni ağlatan ne amca?” diye sorunca, “Sana kendi ölümün haber veriliyor!” demiş; Hz. Peygamber de: “Aynen dediğin gibi!” buyurmuştu. Nitekim Hz. Peygam-ber bu sûreden sonra iki sene yaşamış ve bu iki sene zarfında güldüğü de sevindiği de görülmemiştir. Bu sözü söyleyenin İbn Abbas olduğu da söy-lenmiştir ki, Peygamber (s.a.)(onun için): “Bu delikanlıya çok ilim ve-rildi.” buyurmuştur. Yine rivayete göre bu sûre inince Peygamber (s.a.),hutbe irat etmiş ve: “Allah bir kulu dünya ile kendisine kavuşma arasın-da muhayyer kıldı. O kul da Allah’a kavuşmayı seçti.” buyurmuş, bunun üzerine Ebû Bekr (r.a.) işi anlayıp: “Canlarımız, mallarımız, babalarımız ve evlâtlarımız sana feda olsun!” demişti [Buhārî, “Menâkıbu’l-Ensâr”, 45; Müs-lim, “Fedāilu’s-Sahâbe”, 2]. İbn Abbas’tan rivayet edildiğine göre Ömer (r.a.) kendisini öne alır, Bedir’e iştirak edenlerle birlikte olmasına izin verirmiş.

[3031] Abdurrahman (b. Avf ): “Oğullarımız içerisinde bunun dengi varken sen bu gencin bizimle beraber olmasına izin mi veriyorsun?!” de-yince, Ömer: “O, sizin iyi bildiğiniz kimselerdendir!”1 demişti. İbn Abbas (devamla) şöyle demiştir: “Derken, bir gün Ömer Bedir ashabını huzuruna kabul etmiş ve benim onlarla beraber olmama da müsaade etmişti. Onlara izâ câe nasru’lllāhi sûresini sormuştu ki -bence- bunu onlara sırf benimle ilgili olarak sormuştu. Bunun üzerine bazıları: “Allah Peygamber’ine, ken-disine fetih nasip ettiği için (şükür olmak üzere) kendisinden bağışlanma dilemesini ve kendisine yönelmesini emretmiştir.” diye cevap verdi. Bense: “Öyle değil; aksine, Peygamber’e kendi ölümü haber verilmiştir.” dedim. Bunun üzerine Ömer: “Bu sûreyle ilgili ben de tamamen senin bildiğini biliyorum.” deyip, sonra da; “Bu gördüklerinizden sonra artık beni nasıl eleştireceksiniz?” dedi [Buhārî, “Tefsir”, 110].

[3032] Rivayete göre Hz. Peygamber, Fâtıma’yı (r.a.) çağırıp: “Kızcağı-zım! Bana kendi ölümüm haber verildi.” deyince Fâtıma ağlamıştı. Bunun üzerine: “Ağlama! Bana ailemden ilk kavuşan sen olacaksın.” buyurdu [Dâ-rimî, “Mukaddime; Vefâtu’n-Nebî”, 14].

[3033] İbn Mes‘ûd’dan gelen rivayete göre bu sûreye “Uğurlama / Al-lah’a ısmarladık! sûresi” de denir.

[3034] “O, tövbeleri kabul etmiştir hep.” Yani geçmiş zamanlarda mü-kellefleri yarattığından beri istiğfar ettiklerinde onların tövbelerini hep ka-bul etmiştir. Binaenaleyh, istiğfar edecek herkesin bunun aynısını umması lâzım gelir.

[3035] Peygamber’den (s.a.) nakledilmiştir ki; “Her kim İzâ câe nasru’llāh sûresini okursa kendisine, Muhammed’le birlikte Mekke’nin fethinde hazır bulunan kimseninki gibi ecir verilir.”

1 Yani Peygamber sülâlesi olan Hâşimîlerden… / ed.

Bu bölümü tek başına aç →