KEŞŞÂF TEFSİRİ
Kâfirûn Sûresi — KEŞŞÂF TEFSİRİ
Kâfirûn ve İhlâs sûrelerine “Kışkışlayan ikiler” yani nifaktan uzak tutan iki sûre denmektedir.
Rahmân Rahîm Allah’ın adıyla…
1. Âyetin Tefsiri
lerini bildiği belli inkârcılardır.1 Rivayete göre bir grup Kureyşlinin, “Mu-hammed! Gel, sen bizim dinimize tâbi ol; biz de senin dinine tâbi olalım! Bir sene sen bizim ilâhlarımıza tap; bir sene de biz senin İlâh’ına tapalım, ne dersin?” demesi üzerine Hz. Peygamber: “Allah’a başkalarını ortak koş-maktan Allah’a sığınırım!” buyurmuştu. Bunun üzerine onlar; “Bari ilâh-larımızdan bazısına yüz sür ki seni tasdik edip, İlâh’ına kulluk edelim!” de-mişlerdi. İşte sûre bunun üzerine inmiştir. Bunun üzerine Hz. Peygamber sabahleyin Mescid-i Harâm’a varıp, orada Kureyş’in elebaşları bulunduğu hâlde onların başına dikilmiş ve bu sûreyi kendilerine okumuştu da ümit-lerini kesmişlerdi.
2. Âyetin Tefsiri
3. Âyetin Tefsiri
4. Âyetin Tefsiri
5. Âyetin Tefsiri
çünkü - א , sadece şimdiki zaman anlamındaki muzâri‘ fiilin başına geldiği gibi- edatı da ancak gelecek zaman anlamındaki muzâri‘ fiilin başına gelir. Dikkat edersen, ْ َ edatı da ’nın verdiği olumsuzluğu pekiştirmektedir. Halil (b. Ahmed) (v. 175/791) ْ َ hakkında; “Bunun aslı ْان ’dir” demiştir. Anlam; “Sizin ilâhlarınıza tapma adına benden talep ettiğiniz şeyi gelecekte yapacak değilim! Siz de benim İlâh’ıma tapma adına sizden talep ettiğim şeyi yapacak değilsiniz [anlaşıldı]!” şeklindedir.1 Yani o günkü inkârcı nankörlerin -yani kâfirlerin- tamamını kapsamaz; zira bunların tamamına yakını
daha sonraki süreçte imana gelmiştir. Oysa âyette “iman etmeyeceksiniz” buyrulmaktadır. el-Kâfirûn isim sîgası olduğundan azılı, halis kâfirleri ifade eder. Bunlar Peygamber ile giriştikleri silahlı mücadele-de katledilen -ve kendilerine iman nasip olmayan- yaklaşık yüz kişidir. Bunlar ‘inkârcı’dan öte inkârının felsefesini yapan, şirke dayalı siyasî statükonun bekçisi niteliğindeki gâvurlardır! Aynı şey el-mu’minûn tabiri için de geçerlidir; o da iman imtihanlarında sürekli başarılı çıkan, ‘iman ağaçları’ çok tatlı ve faydalı meyveler veren, halis - muhlis, daimî müminleri ifade eder. / ed.
[3012] “Ben sizin taptıklarınıza tapmam, hiç tapmamışımdır!” Yani ben geçmişte de sizin taptıklarınıza tapan biri olmadım; yani Cahiliye dev-rinde bile benden herhangi bir puta tapma alışkanlığı sâdır olmamışken, İslâm döneminde böyle bir şey benden nasıl beklenebilir? “Siz de benim tapmakta olduğuma tapmış ve tapmakta değilsiniz!” Yanisiz de hiçbir vakit benim tapmakta olduğuma tapmış değilsiniz.
[3013] Şayet“(Karşı tarafa) א dendiği gibi (Peygamber tarafından da ُت ْ َ َ א َ (taptığıma) denmesi gerekmez miydi?” dersen şöyle derim:[Ge-rekmez;]çünkü onlar peygamberlikten önce putlara tapmaktaydılar; Hz. Peygamber ise henüz o vakitte (bilinen İslâmî anlamda) Allah’a kulluk et-miyordu.
[3014] “Peki, neden (akıl sahiplerini betimleyen) ْ َ değil de (akılsız varlıkları betimleyen) א َ şeklinde gelmiştir?”1 dersen şöyle derim:Çünkü burada kastedilen, sıfat olup buna göre âdeta; “Ne ben bâtıla taparım ne de siz hakka taparsınız.” buyrulmuştur.
] 3015[ א َ ’nın mastar edatı olduğu da söylenmiştir; yani ben sizin ibade-tinizi yapmam, siz de benim ibadetimi yapmazsınız!
6. Âyetin Tefsiri
sizi hakka ve kurtuluşa davet etmek için size gönderilmiş bir nebîyim. Şim-di, mademki beni kabullenmediniz ve bana uymadınız, bari yakamdan dü-şün de ödeşmiş olalım; beni şirke çağırmayın artık!..
[3017] Peygamber’den (s.a.) nakledilmiştir ki; “Her kim Kâfirûn sû-resini okursa, Kur’ân’ın dörtte birini okumuş gibi olur; idmanlı şeytanlar ondan uzak durur, şirkten kurtulur ve (kıyamet günü) o büyük korkudan muaf tutulur.”
1 Yani Allah Teâlâ’dan neden “kişi” olarak değil de “şey” olarak bahsedilmiştir. / ed.