Rahmân SûresiCelâleyn Tefsîri

55- RAHMÂN SÛRESİ

Mekke devrinde nâzil olup, 78 âyettir.

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismi ile başlarım.

1

Rahmân (olan Allah),

2

Dilediğine Kur’ân’ı öğretti.

3

İnsanı, insan cinsini yarattı

4

Ona beyanı, konuşmayı öğretti.

5

Güneş ve Ay bir hesap içinde hareket etmektedirler, (yörüngelerinde) akıp gitmektedirler.

6

Nebat da, gövdesiz bitkiler de ağaç da, gövdeli bitkiler de secde ederler, onlardan beklenene boyun eğerler.

7

Göğü yükseltti ve mizanı koydu, adaleti meşru ve me'mur kıldı.

8

Ki, mizanda, kendisi ile tartılan alette haddi aşmayın, haksızlık etmeyesiniz diye

9

Ve tartıyı adaletle doğru yapın. Terazide eksiklik yapmayın, tartılanı noksan etmeyin.

10

Yeryüzünü de bütün canlılar için, mahlûkat için, insanlar, cinler ve diğer yaratıklar için koydu, döşedi.

11

Orada çeşit çeşit meyveler salkımlı yemişleri kablarla (kabuklarla) örtülü, bilinen hurma ağaçları vardır.

12

Buğday ve arpa gibi samanlı hububat ve Reyhan yaprak yahut koklanan şey vardır.

13

O hâlde ey insanlar ve cinler! Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz? Bu âyet (sûre içerisinde) 31 defa zikredilmiştir. Buradaki istifham, takrîr içindir. Çünkü Hâkim’in Hazret-iCâbir'den rivâyetine göre Câbir (radıyallahü anh) şöyle anlatmıştır: “Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bizlere Rahmân sûresini okudu. Nihayet onu hatmettikten sonra şöyle buyurdu: “Ne oluyor? Görüyorum ki, cinlerden daha suskunsunuz. Onlar sizden daha güzel karşılık verdiler. Ben onlara hangi kez “Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ” ayetini okudumsa illâ ki, “Rabbimiz! Nimetlerinden hiç birini yalanlamıyoruz. Hamd sana mahsustur“ dediler. “

14

İnsanı Âdem'i fahhâr gibi -fahhâr; pişirilmiş çamur demektir- bir salsalden yarattı. Salsal; çıtçıtı işitilen, tıklatılınca ses çıkaran çamur demektir.

15

Cânnı, cinlerin atasını -ki, o da İblis'tir- da ateşin mâricinden yarattı. Mâric; dumandan temizlenmiş; ateşin lâvı demektir.

16

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

17

O, iki doğunun, yaz ve kış doğularının ve iki batının, yaz ve kış batılarının Rabbidir.

18

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

19

Tatlı ve tuzlu olmak üzere iki deryayı salıvermiş. Görünürde birbirlerine kavuşurlar.

20

Fakat aralarında bir berzah, 'kudret-i ilâhiden kaynaklanan bir perde vardır; birbirine geçmezler, onlardan herhangi biri, diğerine geçip de onunla karışmaz.

21

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

22

Onlardan, onların bir tanesine şamil ikisinin toplamından - ki, Mercan kırmızı renkli bir çeşit mücevher yahut küçük çapta inciler demektir - çıkartılır.

Âyet-i kerîme’de geçen “yuhracü “ lâfzı, meçhûl ve malûm sigaları ile okunmuştur.

23

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

24

Denizde inşa edilen, icad edilen koca dağlar gibi, büyük ve yükseklik bakımından dağları andıran akıp gidiciler gemiler O’nundur.

25

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

26

Orada bulunan herkes yeryüzünde bulunan her canlı fanidir, yok olmaya mahkûmdur.

Âyet-i kerîme’de akıllılar tağlib edilerek ” men“ ile tabir edilmiştir.

27

Yalnız Celâl, azamet ve türlü türlü nimetleri ile mü'minlere ikram sâhibi olan Rabbinin vechi O’nun zâtı bakidir.

28

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

29

Göklerde ve yerde kim varsa konuşarak yahut lisanı hâli ile muhtaç oldukları; ibâdete kuvvet, rızık, günahlarının bağışlanması ve diğer ihtiyaçlarını O'ndan ister. O her gün her an bir iştedir. Ezelde takdir ettiğine uygun olarak ortaya koyduğu bir iştedir. Meselâ diriltmek, öldürmek, yükseltmek, alçaltmak, zenginleştirmek, yoksullaştırmak, dua edenin duasına icabet etmek, isteyene vermek vs. şeyler.

30

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

31

Ey Sekaleyn insan ve cin! Yakında sizin için işe başlayacağız, sizin hesabınıza bakacağız.

32

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

33

Ey cinler ve insanlar cemâati! Eğer göklerin ve yerin çevrelerinden geçmeye çıkmaya gücünüz yetiyorsa yapın. Bu bir taciz emridir. Ama Allah'ın verdiği bir güç bir kuvvet olmadan geçemezsiniz. Hâlbuki bunun için kuvvetiniz de yoktur.

34

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

35

Üzerinize ateşten bir şuvâz -Şuvâz; ateşin dumandan süzülmüş sâde lâvı yahut dumanlı ateş demektir- ve bir nühâs lâvsız duman gönderilir de kurtulamazsınız bundan kaçamazsınız. Aksine o sizi mahşer yerine kadar itip götürür.

36

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

37

Gök yarılıp da, meleklerin inişi için kapı açılıp da dihan gibi, alışılmışın tersine kızıl bir ten gibi, bir gül bir gül gibi kıpkızıl olduğu zaman ne dehşetli olacaktır.

Âyet-i kerîme’de geçen “ İza “ nın cevabı ” femâ a'zame'l Hevle “ cümlesidir.

38

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

39

O gün ne bir insana günahından sorulacak, ne de bir cinniye günahından sorulacak. Başka bir zaman sorulacaklar. “Rabbine yemin olsun, biz onların tamamını sorguya çekeceğiz. “ gerek burada zikredilen ve gerekse daha sonra gelecek olan ”el-Canne ” lâfzı, cinnî mânâsındadır. Bu iki noktada zikredilen“ El-insü “ lâfzı da insan mânâsındadır.

40

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

41

Mücrimler simalarından, yüzlerinin siyahlığından ve gözlerinin maviliğinden tanınır, alın saçlarından ve ayaklarından yakalanırlar, onlardan her birinin perçemi arkasından yahut önünden ayakları ile bağlanır ve böylece ateşe atılır.

42

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

43

Ve onlara şöyle denilir: İşte bu, mücrimlerin yalan saydıkları cehennemdir!

44

Onlar bununla kaynar su arasında dolaşıp koşup dururlar. Ateşin harareti karşısında imdad talebinde bulundukları zamanbu sudan içirilirler.

Âyet-i kerîme’de geçen “ Ân”in lâfzi “ kadın“ gibi ism-i mankûstur.

45

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

46

Rabbinin makamından, O’nun huzurunda hesap vermek için dikilmekten korkanlar ve bu sebeple O'na karşı gelmeyi terk edenler için onlardan her biri için yahut onların yekûnu için iki cennet vardır.

47

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

48

İki cennet de dallı ağaçlarla doludur.

Âyet-i kerîme’de geçen “ zevata” lâfzı, asıl sığası üzere bina edilmiş olarak ” zevat” kelimesinin tesniyesidir. Lâmel fiilî aslında ya'dır. Ayrıca âyetin devamındaki “ efnan” lâfzı da, “ Talel”Vezninde olan ” fenen” kelimesinin çoğulu olup ağaçlar demektir.

49

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

50

O iki cennette iki akar kaynak var.

51

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

52

O iki cennette dünyadaki her meyveden -yahut kendisi ile lezzetlenilen her çeşit nimetten- çifter çifter, yaş ve kuru olmak üzere iki çeşit vardır. Bu iki meyveden meselâ Ebû Cehil karpuzu gibi dünyada acı olan, âhirette tatlıdır.

53

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

54

Hepsi de astarları istebraktan, kalın ve haşin ipekten döşekler üzerinde yaslandıkları hâlde zevk ederler. Döşeklerin dış kısımları ince ipekten ma’mûldür. Her iki cennetin meyvalarının erişilmesi de yakındır. Ayakta olan da, oturan da, yaslanan da rahatça onlara uzanabilir.

Âyet-i kerîme’de geçen “ müttekiîne ” lâfzıhâl olup âmili mahzûftur. Takdiri, “yeteneaamûne “ şeklindedir.

55

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

56

Oralarda, o iki cennette ve o iki cennetin kapsamı dahilinde bulunan saray ve köşklerde gözlerini insanlardan ve cinlerden yaslanmakta olan kocaları üzerinden ayırmayan kadınlar vardır ki, onlara o cennet hurilerine yahut orada yaratılan dünya kadınlarına kocalarından önce ne bir insan dokunmuştur, cinsî ilişkide bulunmuştur, ne de cinnî.

57

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

58

O kadınlar berraklıkları itibariyle sanki yakutve beyaz tenli olmaları itibariyle de mercan incidirler.

59

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

60

İtâat etmek suretiyle yapılan iyiliğin karşılığı ancak nimet bahşederek yapılan iyiliktir.

61

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

62

Bu ikisinden sözü geçen bu iki cennetten başka aynı şekilde Rabbinin huzurunda durmaktan korkan kimseler için iki cennet daha vardır.

63

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

64

Her ikisi koyu yeşildir yeşilliklerinin şiddetinden siyaha çalmaktadır onlar.

65

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

66

Her iki cennette fışkıran, suyla dolup taşan ve hiç tükenmek bilmeyen iki pınar var.

67

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

68

O iki cennette çeşitli meyveler hurmalar ve nar var. Hurmalar ile nar “meyveler” mefhumuna dâhildirler. Dâhil olmadıkları da söylenmiştir.

69

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

70

Oralarda o iki cennette ve o iki cennette yer alan şeylerde (saray ve köşklerde) ahlâk bakımından hayırlı ve yüzleri güzel kadınlar vardır.

71

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

72

İçioyulmuş inciden ma’mûl, köşklere bitişik, köşkler içindeki kabinlere benzer çadırlarda kasredilmiş örtülmüş huriler, gözlerinin siyahı çok siyah, beyazı çok beyaz kadınlar var.

73

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

74

Onlara, onlardan önce, kocalarından önce ne bir insan dokunmuştur, ne de bir cinnî.

75

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

76

Onlar kocaları yeşil yaygılara yahut yastıklara ve güzel halılara yaslanarak zevk ederler.

Âyet-i kerîme’de geçen “ müttekiine ” lâfzının İ’rabı yukarıda geçmişti. (54. âyet) Ayrıca âyetin devamındaki “Raf raf “ lâfzı, “Rafrafetün” kelimesinin, “ abkariyyin” lâfzıda “ Abkariyyetün” kelimesinin çoğuludur.

77

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

78

Azamet ve ikram sâhibi olan Rabbinin ismi ne yücedir!

İzahı yukarıda geçmiştir. “ İsim” lâfzı zaitdir.

1. Âyetin Tefsiri

Rahmân (olan Allah),

2. Âyetin Tefsiri

Dilediğine Kur’ân’ı öğretti.

3. Âyetin Tefsiri

İnsanı, insan cinsini yarattı

4. Âyetin Tefsiri

Ona beyanı, konuşmayı öğretti.

5. Âyetin Tefsiri

Güneş ve Ay bir hesap içinde hareket etmektedirler, (yörüngelerinde) akıp gitmektedirler.

6. Âyetin Tefsiri

Nebat da, gövdesiz bitkiler de ağaç da, gövdeli bitkiler de secde ederler, onlardan beklenene boyun eğerler.

7. Âyetin Tefsiri

Göğü yükseltti ve mizanı koydu, adaleti meşru ve me'mur kıldı.

8. Âyetin Tefsiri

Ki, mizanda, kendisi ile tartılan alette haddi aşmayın, haksızlık etmeyesiniz diye

9. Âyetin Tefsiri

Ve tartıyı adaletle doğru yapın. Terazide eksiklik yapmayın, tartılanı noksan etmeyin.

10. Âyetin Tefsiri

Yeryüzünü de bütün canlılar için, mahlûkat için, insanlar, cinler ve diğer yaratıklar için koydu, döşedi.

11. Âyetin Tefsiri

Orada çeşit çeşit meyveler salkımlı yemişleri kablarla (kabuklarla) örtülü, bilinen hurma ağaçları vardır.

12. Âyetin Tefsiri

12

Buğday ve arpa gibi samanlı hububat ve Reyhan yaprak yahut koklanan şey vardır.

13. Âyetin Tefsiri

O hâlde ey insanlar ve cinler! Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz? Bu âyet (sûre içerisinde) 31 defa zikredilmiştir. Buradaki istifham, takrîr içindir. Çünkü Hâkim’in Hazret-iCâbir'den rivâyetine göre Câbir (radıyallahü anh) şöyle anlatmıştır: “Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bizlere Rahmân sûresini okudu. Nihayet onu hatmettikten sonra şöyle buyurdu: “Ne oluyor? Görüyorum ki, cinlerden daha suskunsunuz. Onlar sizden daha güzel karşılık verdiler. Ben onlara hangi kez “Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? ” ayetini okudumsa illâ ki, “Rabbimiz! Nimetlerinden hiç birini yalanlamıyoruz. Hamd sana mahsustur“ dediler. “

14. Âyetin Tefsiri

İnsanı Âdem'i fahhâr gibi -fahhâr; pişirilmiş çamur demektir- bir salsalden yarattı. Salsal; çıtçıtı işitilen, tıklatılınca ses çıkaran çamur demektir.

15. Âyetin Tefsiri

Cânnı, cinlerin atasını -ki, o da İblis'tir- da ateşin mâricinden yarattı. Mâric; dumandan temizlenmiş; ateşin lâvı demektir.

16. Âyetin Tefsiri

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

17. Âyetin Tefsiri

O, iki doğunun, yaz ve kış doğularının ve iki batının, yaz ve kış batılarının Rabbidir.

18. Âyetin Tefsiri

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

19. Âyetin Tefsiri

Tatlı ve tuzlu olmak üzere iki deryayı salıvermiş. Görünürde birbirlerine kavuşurlar.

20. Âyetin Tefsiri

20

Fakat aralarında bir berzah, 'kudret-i ilâhiden kaynaklanan bir perde vardır; birbirine geçmezler, onlardan herhangi biri, diğerine geçip de onunla karışmaz.

21. Âyetin Tefsiri

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

22. Âyetin Tefsiri

Onlardan, onların bir tanesine şamil ikisinin toplamından - ki, Mercan kırmızı renkli bir çeşit mücevher yahut küçük çapta inciler demektir - çıkartılır.

Âyet-i kerîme’de geçen “yuhracü “ lâfzı, meçhûl ve malûm sigaları ile okunmuştur.

23. Âyetin Tefsiri

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

24. Âyetin Tefsiri

24

Denizde inşa edilen, icad edilen koca dağlar gibi, büyük ve yükseklik bakımından dağları andıran akıp gidiciler gemiler O’nundur.

25. Âyetin Tefsiri

25

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

26. Âyetin Tefsiri

26

Orada bulunan herkes yeryüzünde bulunan her canlı fanidir, yok olmaya mahkûmdur.

Âyet-i kerîme’de akıllılar tağlib edilerek ” men“ ile tabir edilmiştir.

27. Âyetin Tefsiri

Yalnız Celâl, azamet ve türlü türlü nimetleri ile mü'minlere ikram sâhibi olan Rabbinin vechi O’nun zâtı bakidir.

28. Âyetin Tefsiri

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

29. Âyetin Tefsiri

Göklerde ve yerde kim varsa konuşarak yahut lisanı hâli ile muhtaç oldukları; ibâdete kuvvet, rızık, günahlarının bağışlanması ve diğer ihtiyaçlarını O'ndan ister. O her gün her an bir iştedir. Ezelde takdir ettiğine uygun olarak ortaya koyduğu bir iştedir. Meselâ diriltmek, öldürmek, yükseltmek, alçaltmak, zenginleştirmek, yoksullaştırmak, dua edenin duasına icabet etmek, isteyene vermek vs. şeyler.

30. Âyetin Tefsiri

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

31. Âyetin Tefsiri

Ey Sekaleyn insan ve cin! Yakında sizin için işe başlayacağız, sizin hesabınıza bakacağız.

32. Âyetin Tefsiri

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

33. Âyetin Tefsiri

Ey cinler ve insanlar cemâati! Eğer göklerin ve yerin çevrelerinden geçmeye çıkmaya gücünüz yetiyorsa yapın. Bu bir taciz emridir. Ama Allah'ın verdiği bir güç bir kuvvet olmadan geçemezsiniz. Hâlbuki bunun için kuvvetiniz de yoktur.

34. Âyetin Tefsiri

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

35. Âyetin Tefsiri

Üzerinize ateşten bir şuvâz -Şuvâz; ateşin dumandan süzülmüş sâde lâvı yahut dumanlı ateş demektir- ve bir nühâs lâvsız duman gönderilir de kurtulamazsınız bundan kaçamazsınız. Aksine o sizi mahşer yerine kadar itip götürür.

36. Âyetin Tefsiri

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

37. Âyetin Tefsiri

Gök yarılıp da, meleklerin inişi için kapı açılıp da dihan gibi, alışılmışın tersine kızıl bir ten gibi, bir gül bir gül gibi kıpkızıl olduğu zaman ne dehşetli olacaktır.

Âyet-i kerîme’de geçen “ İza “ nın cevabı ” femâ a'zame'l Hevle “ cümlesidir.

38. Âyetin Tefsiri

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

39. Âyetin Tefsiri

O gün ne bir insana günahından sorulacak, ne de bir cinniye günahından sorulacak. Başka bir zaman sorulacaklar. “Rabbine yemin olsun, biz onların tamamını sorguya çekeceğiz. “ gerek burada zikredilen ve gerekse daha sonra gelecek olan ”el-Canne ” lâfzı, cinnî mânâsındadır. Bu iki noktada zikredilen“ El-insü “ lâfzı da insan mânâsındadır.

40. Âyetin Tefsiri

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

41. Âyetin Tefsiri

Mücrimler simalarından, yüzlerinin siyahlığından ve gözlerinin maviliğinden tanınır, alın saçlarından ve ayaklarından yakalanırlar, onlardan her birinin perçemi arkasından yahut önünden ayakları ile bağlanır ve böylece ateşe atılır.

42. Âyetin Tefsiri

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

43. Âyetin Tefsiri

Ve onlara şöyle denilir: İşte bu, mücrimlerin yalan saydıkları cehennemdir!

44. Âyetin Tefsiri

Onlar bununla kaynar su arasında dolaşıp koşup dururlar. Ateşin harareti karşısında imdad talebinde bulundukları zamanbu sudan içirilirler.

Âyet-i kerîme’de geçen “ Ân”in lâfzi “ kadın“ gibi ism-i mankûstur.

45. Âyetin Tefsiri

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

46. Âyetin Tefsiri

Rabbinin makamından, O’nun huzurunda hesap vermek için dikilmekten korkanlar ve bu sebeple O'na karşı gelmeyi terk edenler için onlardan her biri için yahut onların yekûnu için iki cennet vardır.

47. Âyetin Tefsiri

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

48. Âyetin Tefsiri

İki cennet de dallı ağaçlarla doludur.

Âyet-i kerîme’de geçen “ zevata” lâfzı, asıl sığası üzere bina edilmiş olarak ” zevat” kelimesinin tesniyesidir. Lâmel fiilî aslında ya'dır. Ayrıca âyetin devamındaki “ efnan” lâfzı da, “ Talel”Vezninde olan ” fenen” kelimesinin çoğulu olup ağaçlar demektir.

49. Âyetin Tefsiri

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

50. Âyetin Tefsiri

O iki cennette iki akar kaynak var.

51. Âyetin Tefsiri

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

52. Âyetin Tefsiri

O iki cennette dünyadaki her meyveden -yahut kendisi ile lezzetlenilen her çeşit nimetten- çifter çifter, yaş ve kuru olmak üzere iki çeşit vardır. Bu iki meyveden meselâ Ebû Cehil karpuzu gibi dünyada acı olan, âhirette tatlıdır.

53. Âyetin Tefsiri

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

54. Âyetin Tefsiri

Hepsi de astarları istebraktan, kalın ve haşin ipekten döşekler üzerinde yaslandıkları hâlde zevk ederler. Döşeklerin dış kısımları ince ipekten ma’mûldür. Her iki cennetin meyvalarının erişilmesi de yakındır. Ayakta olan da, oturan da, yaslanan da rahatça onlara uzanabilir.

Âyet-i kerîme’de geçen “ müttekiîne ” lâfzıhâl olup âmili mahzûftur. Takdiri, “yeteneaamûne “ şeklindedir.

55. Âyetin Tefsiri

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

56. Âyetin Tefsiri

Oralarda, o iki cennette ve o iki cennetin kapsamı dahilinde bulunan saray ve köşklerde gözlerini insanlardan ve cinlerden yaslanmakta olan kocaları üzerinden ayırmayan kadınlar vardır ki, onlara o cennet hurilerine yahut orada yaratılan dünya kadınlarına kocalarından önce ne bir insan dokunmuştur, cinsî ilişkide bulunmuştur, ne de cinnî.

57. Âyetin Tefsiri

57

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

58. Âyetin Tefsiri

58

O kadınlar berraklıkları itibariyle sanki yakutve beyaz tenli olmaları itibariyle de mercan incidirler.

59. Âyetin Tefsiri

59

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

60. Âyetin Tefsiri

60

İtâat etmek suretiyle yapılan iyiliğin karşılığı ancak nimet bahşederek yapılan iyiliktir.

61. Âyetin Tefsiri

61

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

62. Âyetin Tefsiri

62

Bu ikisinden sözü geçen bu iki cennetten başka aynı şekilde Rabbinin huzurunda durmaktan korkan kimseler için iki cennet daha vardır.

63. Âyetin Tefsiri

63

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

64. Âyetin Tefsiri

64

Her ikisi koyu yeşildir yeşilliklerinin şiddetinden siyaha çalmaktadır onlar.

65. Âyetin Tefsiri

65

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

66. Âyetin Tefsiri

66

Her iki cennette fışkıran, suyla dolup taşan ve hiç tükenmek bilmeyen iki pınar var.

67. Âyetin Tefsiri

67

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

68. Âyetin Tefsiri

68

O iki cennette çeşitli meyveler hurmalar ve nar var. Hurmalar ile nar “meyveler” mefhumuna dâhildirler. Dâhil olmadıkları da söylenmiştir.

69. Âyetin Tefsiri

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

70. Âyetin Tefsiri

70

Oralarda o iki cennette ve o iki cennette yer alan şeylerde (saray ve köşklerde) ahlâk bakımından hayırlı ve yüzleri güzel kadınlar vardır.

71. Âyetin Tefsiri

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

72. Âyetin Tefsiri

72

İçioyulmuş inciden ma’mûl, köşklere bitişik, köşkler içindeki kabinlere benzer çadırlarda kasredilmiş örtülmüş huriler, gözlerinin siyahı çok siyah, beyazı çok beyaz kadınlar var.

73. Âyetin Tefsiri

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

74. Âyetin Tefsiri

74

Onlara, onlardan önce, kocalarından önce ne bir insan dokunmuştur, ne de bir cinnî.

75. Âyetin Tefsiri

75

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

76. Âyetin Tefsiri

76

Onlar kocaları yeşil yaygılara yahut yastıklara ve güzel halılara yaslanarak zevk ederler.

Âyet-i kerîme’de geçen “ müttekiine ” lâfzının İ’rabı yukarıda geçmişti. (54. âyet) Ayrıca âyetin devamındaki “Raf raf “ lâfzı, “Rafrafetün” kelimesinin, “ abkariyyin” lâfzıda “ Abkariyyetün” kelimesinin çoğuludur.

77. Âyetin Tefsiri

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?

78. Âyetin Tefsiri

78

Azamet ve ikram sâhibi olan Rabbinin ismi ne yücedir!

İzahı yukarıda geçmiştir. “ İsim” lâfzı zaitdir.