KEŞŞÂF TEFSİRİ

Tekâsür Sûresi — KEŞŞÂF TEFSİRİ

1. Âyetin Tefsiri

1. Sizi oyalamakta bu çoğaltma yarışı!
Bu bölümü tek başına aç →

2. Âyetin Tefsiri

nir. Tekâsür çoklukta çekişip, bunu övünme konusu yapma ve birilerinin “Biz daha fazlayız!”, diğerlerinin de “(Hayır!) Biz daha fazlayız!” demesidir. Rivayete göre Abdimenâfoğulları ile Sehmoğulları sayıca hangisinin daha fazla olduğu hususunda birbirlerine karşı övünmüşlerdi. Abdimenâf ’ın di-ğerlerinden fazla çıkması üzerine Sehmoğulları; “Cahiliye döneminde aşırı-lıklar bizi mahvetti; gelin hem dirilerimizi hem de ölülerimizi sayalım (var mısınız?)” demiş ve bu sefer de Sehmoğulları onlara karşı fazla çıkmıştı. Mâna: “Sizler dirileri çokluk yarışına soktunuz. Nihayet onların tamamını sayınca, bu sefer kabirlere varıp ölüleri çokluk yarışına katıverdiniz!” şek-lindedir. Onların, işi ölüleri konu etmeye vardırmalarının “kabirleri ziyaret etme” olarak ifade edilmesi kendileriyle alay etmek içindir. Denilmiştir ki; onlar karşılıklı övünmeleri esnasında kabirleri ziyaret eder ve “Şu falan-canın kabri, şu da falancanın...” derlermiş. (Buna göre) mâna: “Bu iş sizi meşgul etti. Oysa bu size yaramaz; dünyanız ve âhiretiniz hususunda size hiçbir katkısı olmaz; size yarayacak olan, her önemli işten daha önemli ve daha amaçlı olan din işlerinizle alâkalı olarak” şeklindedir. Yahut Allah Teâlâ: “Mal ve evlâtlarla çokluk yarışına girmeniz, ömrünüzü dünya talebi-ne, dünyalık yarışına ve ölüm size gelinceye kadar şu dünya uğruna birbiri-nizi tüketmeye harcamış olarak ölüp de kabre konuncaya kadar sizi meşgul etti! Öyle ki akıbetiniz için çabalama ve âhiretiniz için amel etme adına size daha fazla yaraşacak şeylerden hiçbiri bu dünya kadar ilginizi çekmedi!” anlamını kastetmiştir.

[2939] “Mezarlığa gitmek” ölümden ibarettir. Nitekim şair şöyle de-miştir:

[Kocası dışında bir başka] dostu olan hiçbir ‘dost’ on gün bile kalamazkocasıyla tüm yıl boyunca… Ya da kabrin dibini boylar [bu namusuzluğuyla]!..

Bir başkası da şöyle demiştir:

Ebû Mâlik kabrin dibini boyladı da (yaşayanların en âdisi olduğu gibi)kabri boylayanların da en âdisi oluverdi!

[2940] İbn Abbas soru sorma tarzı üzere e-elhâküm (Sizi oyalıyor hâ bu çoğaltma yarışı!?) şeklinde okumuş olup bu da takrir anlamı ifade eder.

Bu bölümü tek başına aç →

3. Âyetin Tefsiri

3. Ama! İleride öğreneceksiniz.
Bu bölümü tek başına aç →

4. Âyetin Tefsiri

] 2941[ ,kelimesi kendini bilen kimsenin dinini ihmal edip (ama) כَdünyayı yegâne gaye edinmesi hususunda bir tersleme ve uyarıdır.“İleride öğreneceksiniz!” Bu da onların korkup gafletlerinden uyanmaları için bir uyarıdır. Bu tekrarlanarak menedilme ve uyarılmaları pekiştirilmektedir. ُ (Evet!) ifadesi ise ikinci uyarının birincisinden daha mübalağalı ve şiddet-li olduğuna delâlet eder. Tıpkı nasihat edilen birine: “Sana söylüyorum!.. Bak bir daha söylüyorum sana, Yapma!” demen gibi. Mâna şöyledir: İleride (mutlaka gerçekleşecek olan) ‘Allah’la karşılaşma’nın dehşetini ayan beyan gördüğünüz vakit, içinde bulunduğunuz şeyin yanlışlığını öğreneceksiniz! Bu uyarı sizin için bir nasihat ve acımadır.

Bu bölümü tek başına aç →

5. Âyetin Tefsiri

5. Hayır hayır! Kesin bir bilgi ile bilseydiniz (diyorum)!..
Bu bölümü tek başına aç →

6. Âyetin Tefsiri

bilseydiniz (diyorum)...” buyurmuştur. Bu, cevabı hazfedilmiş (bir şart cümlesi)dir; yani eğer siz önünüzde olanı; kesin bir bilgiye dayanarak -yani vargücünüzle öğrenmeye çalıştığınız şeyleri kesin bilgiyle bildiğiniz gibi- bilseydiniz, elbette vasfa gelmez, künhüne varılamaz şeyler yapardınız; fa-kat siz şaşkın ve cahil kimselersiniz!..

[2943] Sonra da “Çaresi yok! Cayır cayır yanan Ateş’i mutlaka görecek-siniz!” buyurarak, onlara kendilerini uyardığı ve tehdit ettiği şeyi açıklamış-tır. Bir şeyi (önce) müphem kılıp, sonra açıkça söyleme üslubunun heybet ve tazim içeridiği daha önce1 geçmişti. Bu, hazfedilmiş bir yeminin cevabı olup o yemin de tehdidin pekiştirilmesine ve tehdit edildikleri şeyde şüp-heye mahal olmadığına dairdir.2 1 Örnek olarak bkz. İnşirâh 94/1’in tefsiri. / çev. ون ا 2 ِ .Vallahi o cayır cayır yanan ateşi kesinlikle göreceksiniz!” / çev“ وا

Bu bölümü tek başına aç →

7. Âyetin Tefsiri

tehdidi yoğunlaştırmak ve korkutmayı arttırmak içindir.

[2945] Hemze ile le-teraunne şeklinde de okunmuş; ama bu çirkin gö-rülmüştür. Şayet“Zammeli Vav’ın Hemze’ye kalp edilmesi sık rastlanan normal bir şey iken bu kıraat neden çirkin olsun ki?” dersen şöyle derim:O dediğin, zammesi değişmez olan Vav için geçerlidir. Bu ise iki sakinin bir araya gelmesi sebebiyle arızî bir zammedir.

[2946] İfade; edilgen sîga ile le-turavunne (Size kesin bir şekilde göste-rilecek!) ve le-turavunnehâ (O size kesin bir şekilde gösterilecek!) şeklinde de okunmuştur.

[2947] ‘Ayne’l-yakîn yani kesinliğin ta kendisi olan katışıksız bir görmey-le. Bu “görme” ile ‘bilme’nin ve normal görmenin kastedilmesi de caizdir.

Bu bölümü tek başına aç →

8. Âyetin Tefsiri

sorumluluklardan alıkoyduğu eğlence ve nimetler (sorulacak size…). Şa-yet“İnsanın hesaba çekileceği ve bu yüzden azarlanacağı nimetler nelerdir? Zira hiç kimse yoktur ki onun nimeti olmasın!” dersen şöyle derim:Bu, bütün bir amacını lezzetleri doyasıya yaşamaya bağlayan, sadece nefis şeyler yiyip kaliteli elbiseler giymek için yaşayan, vakitlerini sırf eğlence ve şenliğe tahsis eden; bilgi ve ameli önemsemeyip bunların zorluklarına katlanmayan kimselerin sahip olduğu nimetlerdir. Fakat Allah’ın nimetlerinden; O’nun tamamen kulları için yarattığı rızıklardan yararlanan ve bunlar sayesinde ilim öğrenip, bununla amel etmeye muktedir olan ve bunun şükrünü yeri-ne getiren kimseye gelince, o bundan uzaktır. Nitekim Peygamber’in (s.a.); kendisi ve ashabı bir miktar hurma yiyip, üzerine su içmelerini müteakip; “Bizi yedirip içiren ve Müslüman kılan Allah’a hamdolsun!” [ Ebû Dâvûd; “Et‘ıme”, 53; Tirmizî; “De‘avât”, 16] dediğine dair rivayet de buna işaret eder.

[2949] Peygamber’den (s.a.) nakledilmiştir ki; “Her kim Elhâku-mu’t-Tekâsur’u okursa, Allah onu dünyada kendisine ihsan ettiği nimetler-den hesaba çekmeyecek ve ona bin âyet okumuş gibi sevap verilecektir.”

Bu bölümü tek başına aç →