KEŞŞÂF TEFSİRİ

Kevser Sûresi — KEŞŞÂF TEFSİRİ

1. Âyetin Tefsiri

linde yer almıştır. Nitekim hadiste; َ َ َ ا ا ُ ْ Zekâtlık mallarınızın orta) وَأkalitede olanını veriniz!) şeklinde geçmektedir.

[3004] Kevser; kesretten alınma olarak fev‘al vezninde olup “çokluğu aşı-rı olan” demektir. Oğlu seferden dönen bir bedevi hanıma: “Oğlun ne ile dönüp geldi?” dendiğinde; “Kevser (pek çok şey) ile dönüp geldi” demişti. (Kümeyt ise şöyle) demiştir:

Ey Mervan’ın oğlu! Sen hayrı çok olan, temiz-hoş birisin!Zaten baban da hayrı çok daha fazla olan biriydi; en seçkin kadınların soyundandı!

Kevser’in cennette bir nehir olduğu da söylenmiştir. Rivayete göre Hz. Peygamber kendisine indirildiğinde bu sûreyi okumuş ve şöyle demiştir: “Kevser nedir bilir misiniz? O, cennette bir nehirdir ki Rabbim onu bana vaat etmiştir. Onda pek çok hayır vardır!” [Müslim, “Salât”, 53] Vasfıyla ilgili rivayete göre bu ırmak; baldan daha tatlı, sütten daha beyaz, kardan daha soğuk ve kaymaktan daha yumuşakmış; kenarları zebercetten, sayısı gökte-ki yıldızlar kadar olan kapları gümüştenmiş. Yine rivayete göre ondan içen ebediyen susamazmış. Onun başına ilk varacak olanlar elbiseleri pejmürde, saçı başı toza belenmiş, varlıklı kadınlarla evlenemeyen, uluların kapısı ken-dilerine açılmayan, hevesi kursağında kalmış hâlde (muradına eremeden) ölen; Allah’a yemin edecek olsalar, Allah’ın, yeminlerini gerçekleştireceği fakir muhacirler olacakmış [Tirmizî, “Kıyamet”, 15; İbn Mâce, “Zühd”, 36]. İbn Abbas’ın; kevseri “çok hayır” diye tefsir ettiği, bunun üzerine Sa‘îd b. Cü-beyr’in (v. 94/713); “Bazı insanlar bunun cennette bir nehir olduğunu söy-lüyorlar.” demesi üzerine, “O da çok hayır kabilindendir.” dediği rivayet edilmiştir.

Bu bölümü tek başına aç →

2. Âyetin Tefsiri

] 3005[ deve kesme tarzıdır. ‘Atıyye’ye (v. 111/730) göre [salât ve nahr], Mina’da sabah namazını cemaatle kılıp kurban kesmektir. Bunların bayram namazı ve kurban kesme olduğu; keza mutlak anlamda “namaz” olup nahrın ise sağ eli (göğüs hizasında) sol elin üzerine koymak anlamına geldiği de söylenmiştir.

[3006] Mâna şöyledir: Sana, senden başkasına verilmeyen; iki cihanın hayrı adına çokluğunun nihayeti olmayan şeyler verilmiştir. Bütün bunları veren de -âlemlerin ilâhı olan- Ben’im. Böylece sana gıpta ile bakılacak ol-duğun iki yüce şey bir arada verilmiş olmaktadır ki onlar vericilerin en cö-merdi ve nimet bahşedenlerin en büyüğü tarafından verilmiş olan; ihsanın en şereflisine ve en fazlasına nâil olmaktır. O hâlde, Allah’tan başkasına kul-luk eden kavmine rağmen, ihsanıyla sana izzet verip şereflendiren ve seni insanların başa kakmalarından koruyan Rabbine kulluk et ve kurban kes-tiğinde, onların putlara kurban kesmelerine aykırı davranarak, sırf O’nun rızası için ve O’nun adıyla “kurban kes!”

Bu bölümü tek başına aç →

3. Âyetin Tefsiri

hınç besleyen var ya “işte asıl nasipsiz” sen değil “odur.”Çünkü kıyamet gününe dek müminlerden doğacak olan herkes (manen) senin evlâdın ve ahfâdındır. Sonsuza dek minber ve minarelerde, her âlim ve zâkirin dilinde senin nâmın yükselecek; ilk sırada Allah’ın, ikinci sırada senin adın anıla-caktır. Ahirette ise senin için vasfa gelmez şeyler vardır. Dolayısıyla, senin gibisine ebter (soysuz) denemez. Asıl soysuz, sana kin güden; dünyada da âhirette de unutulmuş olandır. O anılsa da lânetle anılacaktır. Onlar: “Şüp-hesiz Muhammed sanbûr (yapayalnız, zürriyetsiz) biridir. Öldüğünde adı sanı da ölecektir!” diyorlardı.

[3008] Sûrenin, Hz. Peygamber’i ebter diye isimlendiren Âs b. Vâil hak-kında indiği de söylenmiştir. Ebter arkası (çocuğu ve torunu) olmayan kim-se demektir. Bu anlamda kuyruksuz eşeğe el-hımâru’l-ebter denir.

[3009] Peygamber’den (s.a.) nakledilmiştir ki; “Her kim Kevser sûresini okursa, Allah ona cennetteki her bir nehirden içirir ve kurban günlerinde kulların sundukları -yahut [makbul bulunarak] Allah’a yaklaştıkları- tüm kur-banlar sayısınca kendisine on sevap yazılır.”

Bu bölümü tek başına aç →