KEŞŞÂF TEFSİRİ
Hümeze Sûresi — KEŞŞÂF TEFSİRİ
1. Âyetin Tefsiri
] 2955[ ْ َ tıpkı م ْ َ gibi (anagram olgusu çerçevesinde) kırmak; lemz ise yermek; ayıplamak anlamına gelir. Lemezehû ve lehezehû denir ki, “onu ayıpladı” demektir. Âyette kastedilen, insanların haysiyetlerini paralamak, onları hakir görmek ve onları arkadan çekiştirip yermektir. ( ةٌ َ َ ُ ve ٌة َ َ ُ şek-lindeki) fu‘aletun kalıbı bunun o kişinin, âdet hâline getirdiği bir alışkanlık olduğunu göstermektedir. Bu ikisinin örneği; lu‘anetun (çok lânet okuyan) ve duhaketun (aşırı güleğen) lâfızlarıdır. [Ziyâd el- A‘cem] şöyle demiştir:
[Yüz yüze iken gülücükler atıyorsun!]Ama gözden kayboldum mu, çekiştirip alay eden sensin benimle!..
[2956] Âyet; ِة َ َ ا ةِ َ َ ُ ْ ِ ٌ ْ şeklinde okunduğu gibi Mîm’in sükûnuyla وَةٍ َ ْ ُ ةٍ َ ْ ُ ِ ّ ِכُ ٌ ْ şeklinde de okunmuştur ki bu da tuhaflıklar ve komiklikler وَsergileyen ve bu yüzden kendisine gülünüp sövülen maskara kimse demektir.
[2957] Âyetin Ahnes b. Şerıyk hakkında indiği söylenir. Bunun âdeti gıybet ve dedikodu idi. Âyetin Ümeyye b. Halef; keza Velîd b. Muğîre ve onun Hz. Peygamber’i arkasından çekiştirip küçümsemesi hakkında indiği de söylenmiştir. [İnsanın şahsiyetini zedeleme amaçlı] böylesine çirkin bir işe kal-kışan herkesi içermesi ve bu işe yeltenen hakkında tariz yerine geçmesi için sebebin özel, tehdidin genel olması da caizdir ki şüphesiz o kişi için daha caydırıcı ve onun hakkında daha yaralayıcı olacaktır.
2. Âyetin Tefsiri
gi üzere mansūbtur. Şeddeli olarak cemma‘a (yığdı da yığdı) şeklinde de okunmuştur ki bu kıraat (sonrasında gelen) ُدَه َ (durmadan sayar) ifa-desine de uygundur. “Durmadan sayar!” ifadesinin; “Onu, zamanın sı-kıntılı hâdiseleri için bir hazırlık (tedarik) kılar.” anlamına geldiği de söylenmiştir. Yine (şeddesiz) ve ‘adedehû şeklinde de okunmuş olup bu da “Malı yığıp, sayısını zaptetti vesaydı.” yahut “Malını ve ken-disine yardım eden kavmini bir araya topladı.” anlamına gelir ki bu,
birinin fazla miktarda yardımcıları ve onların işine yarayan şeyleri olduğun-da söylediğin, fulânun zû ‘adedin ve ‘udedin sözünden alınmadır. Ve ‘adedehû kıraatinin, idğâmın çözülmesi (yani şeddeli harfin aslı üzere açıktan telâffuz edilmesi) ile ve ‘addehû (ve onu saydı) anlamına geldiği de söylenmiştir ki bunun örneği, (“cimrilik ettiler” anlamında) (ا َ yerine) ا ُ ِ َ denmesidir.
3. Âyetin Tefsiri
sinin emelini uzun ömürlü kılıp âtîye dönük arzularını besledi; nihayet aşırı gafleti ve uzun emelli oluşu sebebiyle malın kendisini dünyada ebedî hâle getirip, ölmeyeceğini zanneder hâle geliverdi” anlamına gelir. Yahut “Taş ve kiremitlerle sağlamlaştırılmış muhkem binalar yapma, ağaç dikme ve dünyayı mamur etme adına malının kendisini (daim) yaşatacağını zanneden kimse gibi hareket etti.” demektir. Yahut da bu, asıl sâlih amelin sahibini nimetler içerisinde ebedî kılacak olduğunu; mala gelince, onun hiç kimseyi o nimetler içerisinde ebedî kılmayacağını anlatan bir tarizdir. Rivayete göre Ahnes’in (b. Şerıyk) dört bin -bir söylentiye göre de on bin- dinarı varmış. Rivayete göre Hasan-ı Basrî, zenginin birine hasta ziyaretinde bulunmuştu. Adam: “Her-hangi bir alçağa fidye vermediğim ve herhangi bir değerli insana da ikram etmediğim binlerce altın hakkında ne buyurursunuz?” demiş. Hasan: “Peki niçin (biriktirdin)?” diye sorunca, adam: “Devrin musibetleri, sultanın cefası, zamanın afetleri ve fakirlik korkusu yüzünden!..” demiş. Bunun üzerine Ha-san şöyle demiş: “Demek ki; bu malı seni övmeyecek olana [vârislerine] bırakı-yor; seni mâzur görmeyecek olana [Allah’a] varıyorsun!”
4. Âyetin Tefsiri
5. Âyetin Tefsiri
6. Âyetin Tefsiri
7. Âyetin Tefsiri
] 2960[ -ifadesi zannından ötürü o kişi için bir ters (!Ne münasebet) כlemedir.
[2961] (Tesniye sîgasıyla) le-yunbezânni yani “O ve malı (cehenne-me) atılacak!”; Zâl’ın zammesiyle le-yunbezunne yani “O ve yardımcı-ları (cehenneme) atılacak!” ve le-yenbizennehû şeklinde de okunmuş-tur, yani [O mal onu]içerisine atılan her şeyi yeme alışkanlığı olan bir ateşe, “Kırıp Geçirene”[atacak!]. Çok fazla yiyen (obur) kişi için in-nehû le-hutametun (Kırıp geçiriyor [önüne geleni süpürüyor]!) denir. İfa-de fi’l-hâtımeti şeklinde de okunmuştur; yani ateş onların içine işleyip,
ta sinelerine var[makla kalmay]acak, tâ gönüllerine işleyecektir. Gönüller kalplerin merkezî bölgeleridir. İnsan bedeninde gönülden daha şeffaf ve kendisine dokunacak en ufak incitme sebebiyle ondan daha şiddetli acı du-yan hiçbir şey yoktur. Durum buysa, cehennem ateşi ona nüfuz edip kap-ladığında hâl nice olur! (Âyette Allah Teâlâ’nın) gönülleri, inkârın, bozuk inançların ve habis niyetlerin mekânları olmaları sebebiyle zikretmiş olması da caizdir. O zaman, “ateşin gönüllere nüfuz etmesi”, onların üzerine tır-manması, onlara galebe çalıp bütünüyle kaplaması yahut mecazen, kendisi-ni gerekli kılan kaynakları (iman-amel) yoklayıp incelemesi anlamına gelir.1
8. Âyetin Tefsiri
9. Âyetin Tefsiri
Devem (uzak düştüğü) Mekke dağlarına doğru inleyip iştiyak arz ediyor!San‘a’nın (kasabası) kapılarıysa onun önünü kapatmış (geçit vermiyor)!
[2963] İki zamme ile fî ‘umudin; Mîm’in sükûnuyla fî ‘umdin ve iki fetha ile ٍ َ َ ِ şeklinde okunmuştur. Âyetin anlamı şudur: Onların (ce-hennemden) çıkmaya ilişkin ümitsizlikleri ve ebedî alıkonmaya dair kesin inançları pekiştirilmiş olup kapılar üzerlerine kapatılmış ve devâsa sütun-lar son derece sağlam bir şekilde kapıların üzerine uzatılıp bağlanmış-tır. Anlam: “Hırsızlara takılan kelepçeler misali uzun direklere sağlamca bağlanmış oldukları hâlde ateş onların üzerini kaplayacaktır!” şeklinde de olabilir. Allah’ım! Ey kendisinden aman dilenilenlerin en hayırlısı! Bize ateşten aman ver!
[2964] Peygamber’den (s.a.) nakledilmiştir ki; “Her kim Humeze sûre-sini okursa, Allah ona Muhammed ve ashabıyla alay edenler sayısınca onar sevap verir.”
1 Bu yoruma göre mecazî bir anlatım söz konusudur; sanki cehennem ateşi azap çeken gönülleri teftiş edip, bu sonucu doğuran bozuk akide ve amelleri o gönüllerde aramaktadır. / çev.