KEŞŞÂF TEFSİRİ

Beyyine Sûresi — KEŞŞÂF TEFSİRİ

Rahmân Rahîm Allah’ın adıyla…

1–3. Âyetlerin Tefsiri

kendilerine apaçık kanıt -yani dosdoğru mesajlar içeren birtakım kutsal sahîfeler okuyan bir resûl- gelinceye kadar (güya ittifak ettikleri inkârcılıktan) ayrılacak değillerdi!”

Bu bölümü tek başına aç →

4. Âyetin Tefsiri

[2887] Nankörce inkâr eden iki fırka -yani Ehl-i Kitap ve Müşrikler- Muhammedin (s.a.) peygamber gönderilmesinden önce; “Tevrat ve İncil’de yazılı olan, vaat edilmiş ‘o peygamber’ -yani Muhammed- gönderilinceye kadar, üzerinde bulunduğumuz dinimizden ayrılmayacağız.” diyorlardı. Al-lah onların bu sözünü nakledip, sonrasında: “Oysa kendilerine kitap veri-lenler ancak kendilerine böyle bir kanıt geldikten sonra parçalanmışlardı.” buyurdu; yani ‘o peygamber’ kendilerine geldiğinde hak üzerinde sözbirliği ve ittifak oluşturma vaadinde bulunmuşlardı; ama sonra; onları haktan ko-partan ve inkârda ısrar ettiren tamamen o peygamberin gelişi oldu! Bunun konuşmadaki benzeri şudur: Günahkâr bir fakir, kendisine nasihatte bu-lunan birine; “Allah bana zenginlik nasip etmedikçe içinde bulunduğum durumdan ayrılmayacağım!” der. Müteakiben Allah ona zenginlik nasip edince günahı iyice artırır. Bu sefer ona nasihatte bulunan kişi kınama ve ilzam amaçlı olarak daha önce söylediklerini kendisine hatırlatmak üzere “Sen zenginleşinceye kadar günahkârlıktan ayrılacak değildin; ama zengin olduktan sonra daldın günaha!” der.

[2888] Bir şeyin bir şeyden infikâk etmesi, -bir kemiğin eklem yerinden ayrılması gibi- bitişik oluşunun ardından ayrılmasıdır. Anlam: “Dinlerine iyice yapışmakta oldukları ve onu ancak bir َ ِّ َ ’nin gelmesi hâlinde terkede-cekleri” şeklindedir ki َ ِّ َ “açık hüccet” demektir ve ٌل َ de ر ِّ َ ’den bedeldir. İbn Mes‘ûd kıraatinde ise َ ِّ َ ’den hâl olmak üzere rasûlen şeklindedir.1

[2889] İçerisinde; gerçeği ve adâleti dillendiren dosdoğru “birtakım kitâbların” yani yazılı belgelerin yer aldığı; bâtıldan arınmış “birtakım say-faları yani yazı malzemesini (okuyan bir peygamber).”

1 (i) “Bir kanıt- yani peygamber…” - (ii) “peygamber olmak üzere bir kanıt…” / ed.

[2890] Ayrılmalarından maksat; haktan ayrılıp sıyrılmalarıdır. Yahut bazısı inanan, bazısı ise inkâr ederek “Muhammed, ‘o [beklenen] peygamber’ değil!” diyen; yine bazısı (onu) tanıyıp, bazısı inatla direten kimseler olmak üzere fırka fırka gruplaşmaları demektir.

[2891] Şayet“Neden Ehl-i Kitap ve Müşrikler önce birlikte zikredil-mişken, sonra‘Oysa kendilerine kitap verilenler ancak kendilerine böyle bir kanıt geldikten sonra parçalanmışlardı.’ âyetinde sadece Ehl-i Kitap zik-redilmiştir?” dersen şöyle derim:Çünkü onlar kitaplarında mevcut olması sebebiyle Muhammed (s.a.) hakkında bir bilgiye sahiptiler. Binaenaleyh, onlar ‘o peygamber’den ayrı düşme ile sıfatlanınca, hiçbir kitabı olmayan (müşrik), bu sıfata elbette çok daha dâhil olacaktır.1

Bu bölümü tek başına aç →

5. Âyetin Tefsiri

[2892] Yani Tevrat ve İncil’de hanîf dinden başkasıyla memur değiller-di; ama (bu dini) tahrif ve tebdil ettiler.

[2893] “İşte dosdoğru din budur.” Yani dosdoğru ümmetin dini budur. [ ِ َ ِّ ُ ا כ دِ -millet olarak2 yorumlanarak ve zâlike’d-dînu’l-kayyi د [ifadesi وذmetuşeklinde de okunmuştur.

[2894] Şayet“Oysa onlara emredilen yalnızca Allah’a kulluk etmekten ibaretti.” âyetinin yorumu nedir?” dersen şöyle derim:Bu, “Her iki kitapta mevcut olanla, Allah’a ancak bu sıfat üzere3 kulluk etmek için memur kı-lınmışlardı.” anlamındadır.

[2895] İbn Mes‘ûd … illâ en ya‘budû… şeklinde okumuştur ki; “Al-lah’a kulluk etmekle memur kılınmışlardı.” anlamındadır.

Bu bölümü tek başına aç →

6. Âyetin Tefsiri

İncil’lere bağlanan Hıristiyanlar arasında yaşanan tefarruk [ayrışma] söz konusu edilmektedir. Nor-malde, yeni gelen kutsal kitaba yani İncil’e de inanmaları gerekirdi; ama inanmadılar ve Ehl-i Kitap; “ Yahudi - Hıristiyan” diye iki ana gruba ayrıldı. / ed.

2 Yani müzekker olmak hasebiyle, ِ َ ِّ ِ kelimesinin mevsufu olamasa da, müennes bir kelime olan ا şek-linde tefsir edilerek sıfat - mevsuf oluşturacak şekilde okunmuştur. İlkinde; “…ki dosdoğru ümmetin dini budur” anlamında, bu kıraatte ise “ki dosdoğru din budur.” anlamındadır. / ed.

3 Yani şirksiz, riyasız tam bir ihlâsla… / ed.

Bu bölümü tek başına aç →

8. Âyetin Tefsiri

[2896] Nâfi‘ (v. 169/785) Hemze ile el-berîetu şeklinde okurken, diğer-leri Hemze’siz olarak; lâfzın hafifletilmiş şekliyle ِ ;şeklinde okumuştur اzira ِ ُ ve ا ِ َ lâfızları çokça tekrarlanan kullanımlardan olup bu yüzden اhafifletilip aslı terkedilerek (Hemze’siz) okunurlar. [ ْ ] hayyirin çoğulu ola-rak hıyâru’l-beriyyeti şeklinde okunmuş olup bunun örneği, ceyyid ve tayyib lâfızlarının çoğulu olan ciyâdun ve tıyâbun kelimeleridir.

[2897] Peygamber’den (s.a.) nakledilmiştir ki; “Her kim Lem Yekun sû-resini okursa, kıyamet günü akşam sabah yaratıkların en hayırlısıyla beraber olur.”

Bu bölümü tek başına aç →